Haham Tuncay’ı dün gece Ulusal Kanal’da Ümit Zileli’nin programında konuşturdular.

Adam, belli ki çok şeyler biliyor. Ancak, vermek istediği kadarını veriyor. Çok şeyi de kendine saklıyor. Belki de, bazı bilinmeyenleri açıklarsa öldürülmekten falan korkuyor. İpini çeken birileri var yani.

Dünkü programda ilginç şeyler söyledi. O’nun iddiasına göre Ergenekon sanıklarının cezası mahkemeden önce kesilmiş. On yıl yatacaklarmış. Beşi gitmiş, beşi kalmış! Zekeriya Öz alınmasaymış, bu dava daha çok derinlere gidecekmiş. Orada durdurmuşlar!

“Türkiye’de hukuk yok, güç var!” diyor. (Zaten buna itiraz eden de yok!)

Dışarıdan tezgahlanan bu proje, aynı zamanda “Ümmeti çökertme projesi” imiş. Bunda da başarıya ulaşılmış. Türkiye’de halkın yüzde 5’i İslamı biliyor, 95’i bilmiyormuş.

“Ümmet çöküyor! Uyusunlar İslamcılar!”

“Aslında teori 30 yıl önceye ait. Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek için. Şimdi o yapılıyor.” diyor Haham Tuncay. Ve şu sözleri de altını çözerek adeta haykırıyor:

“Elhamdülillah Müslüman değilim.”

Bir Yahudi tarikatında maaşlı olarak çalışıyor, Tevrat üzerine çalışma yapıyormuş. Kipası da başındaydı çakma haham’ın. Yahudiler tepe tepe kullansınlar.

“Seni CIA’mı, MOSSAD mı, yoksa her ikisi birden mi kullanıyor?” sorularını “geç onu” dercesine savuşturdu.

Söylediği önemli sözlerden birisi de şuydu: “Ergenekon, Türkiye’nin Arap Baharı’dır. Türkiye’de rejim dönüştürülüyor. Başkanlık sistemine geçilecek, bu iş bitecek. Daha zaman var.”

“Otorite beni maçtan çıkardı, su yatağına aktı. Türkiye’deki mahkeme benim ne tanıklığımı, ne sanıklığımı kabul eder. Evet, 2008’de Ergenekon süreci başladığında maçtan çıkarıldım ben.!”

“O mülakatta söylediklerimin hepsini işkence altında söyledim. Hiçbir geçerliliği yoktur.” (Bu sözler Ergenekon davasını çökertmez mi?)

“Türkiye’nin en iyi ihraç malı askeridir. Onu kullanıyorlar, kullanacaklar!”

“Suyun yatağını değiştirdiler. Önlemek istediniz, buna gücünüz yetmedi.”

Bir de felsefe yaptı kendince:

“Ulus devlette halk devletin demirbaşıdır. Başkanlık sisteminde bu olmaz.!

Bana öyle geliyor ki belli mihraklar haham bozuntusunu halâ kullanıyorlar. Türkiye’de başkanlık sisteminin yerleşmesini hevesle ve ısrarla savunduğuna göre…

Konuşmada bir de İlhan Kesici anekdotu verdi.

“Kesici İstanbul belediye başkanı adayı idi. Karşısında da Tayyip Erdoğan vardı. ANAP iktidarda idi. Belli başlı tarikatlar, Nurcusu Süleymancısı ile Kesici’yi destekliyor diye bir hava estirdiler. Sonuçta Tayyip Erdoğan Kazandı.”

Demek istedi ki, tarikatlar Kesici’yi değil, Erdoğan’ı desteklediler. Yani ya ANAP’ı, ya KESİCİ’yi kandırmış oldular.

Bir de itham var sözlerinde:

“İşkence altında beni mülakata aldıran, dönemin içişleri bakanı Sadettin Tantan’dır.”

Sanırım, Tantan, bu merakı giderecektir.

Haham’ı sorgulayan Ahmet İhtiyaroğlu adındaki polis şefi, bakın yıllar sonra neler söylemiş:

“Tuncay Güney bize özel olarak gönderilmiştir. Lanet olsun! Oyuna geldik. Bu ifadeyi alarak bu kadar insanın hapislerde yatmasına alet olduk. Büyük acı çekiyorum. Keşke ‘yalan söylüyorsun’ deyip, kafasına sandalyeyi geçirseydim.”

Mehmet Necati GÜNGÖR