Ortadoğu, insanlığın en eski devirlerinden biri pek çok sorunun, pek çok çekişmenin yaşandığı bir coğrafya. Aynı zamanda kavimlerin, dinlerin ve peygamberlerin buluştuğu bir kavşak.

İlahi vahyin indiği bir coğrafya.
Pek çok felâkete, isyana, inkâra, mucizeye tanıklık etti bu topraklar.
Şaşıracaksınız ama, Buhari’nin rivayetine göre Azrail de bu coğrafyada tokatlandı.

"Ölüm meleği geldiğinde, Musa (a.s) onun yüzüne dikkatle baktı. Canını almaya gelen Azrail (a.s) korktu ve gözü karardı. Sonra: ‘Yarabbi, beni bir kuluna gönderdin ki, ölmek istemiyor’ diye tazarru eyledi. Allah Teâlâ, o hali üzerinden kaldırarak, tekrar Musa'ya gönderdi: ‘Söyle, sayılı olmak şartıyla istediği kadar yaşasın’. Hz. Musa: ‘Yarabbi, sonra ne olacak?’dedi. ‘Öleceksin’ buyuruldu. ‘Öyle ise ölüm şimdi gelsin’ niyazında bulundu. Sonra Allah Teâlâ'dan, kendisini bir taş atımı Beyti Makdis'e yaklaştırmasını, orada ölmesini ve oraya gömülmesini istedi.”
İsa Peygamber bu coğrafyada çarmıha gerildi.
Son Peygamber Hz. Muhammed’in soyu bu coğrafyada kurutuldu.
Allah’lık iddia eden Firavunlar, Nemrutlar bu coğrafyanın ifritleridir.
Deniz, bu coğrafyada yarılıp yol oldu..
Bu yoldan yürüyüp kurtuluşa erenlerin nankörlükleri de bu topraklarda yaşandı.
Erkek çocuklar bu coğrafyada güneşi göremeden katledildiler.
Kız cocukları bu coğrafyada diri diri toprağa gömüldüler.
Kıskançlıklar. Kardeşin kardeşe ihaneti bu coğrafyada yaşandı.
Ortadoğu dediğimiz bu coğrafya zulümlere, isyanlara, inkârlara zemin olmuş bir coğrafyadır.
Putlara bu coğrafyada tapınıldı.
Bu topraklarda “cahiliye”nin en karanlık dönemleri yaşandı.
Onun içindir ki, bütün ilahi dinlerin adı olan İslam bu coğrafyada hayat buldu ve ışık saçtı.
Buna karşın, akıl ve vicdan zaman zaman bu coğrafyada dumura uğradı ve uğratıldı.
Bu coğrafya, büyük çelişkilerin yaşandığı bir coğrafyadır.
Dün öyle idi, bu gün de böyledir.
“Beddualı coğrafya” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi bu coğrafya lanetli bir coğrafyadır.
Muaviye’ler, Yezitler bu topraklarda tarihin en büyük zulmünü, utancını ve günahını işlediler. Peygamber soyunu kuruttular!
Lânet bu yüzden!

Bu coğrafya her şeye rağmen bereketli bir coğrafyadır.
Petrol bu coğrafyadan çıkar.
Önemli su yolları, su kaynakları, verimli topraklar bu coğrafyadadır.
Onun içindir ki başı beladan kurtulmaz.
Firavunlar, Nemrutlar, Yezitler, tarihten hortlamışçasına yeniden aramızdalar.
İsyanlar çıkarıp, kanlı elleri silahlandırıp sınırları değiştiriyorlar.
Aramızdan ortaklar satın alıp, bizi de bu ateşin içine çekiyorlar.
Bizim tarihin hortlakları da aramızda. Damat Ferit’ler, Ali Kemal’ler, Sait Molla’lar…
Ne yazık ki aynı tarih bize yeniden bir Mustafa Kemal armağan etmiyor.
Bizi kaderimizle baş başa bırakıyor.
Kaderimiz ise asrın Firavunlarının, saltanat özentilerinin elinde.
Ne hazin bir durum!

Mehmet Necati GÜNGÖR