Marksizm Tek Bilimsel Yöntemdir

İlker Belek

Kocaeli Üniversitesi’nde, öğretim üyesi Seydi Çelik’in öğrencilerine Komünist Manifesto okuttuğu için başına gelenler ve 14 Mart’ta (1883) Marks’ın ölümü, Marksizm’in yeniden gazete başlıklarına taşınmasına vesile oldu.

Hatırlanacaktır, benzer bir olay 2008 krizinde de yaşanmış ve burjuva iktisadı Marks’ın haklılığını kabul etmek zorunda kalmıştı.
* * *

Marksizm maddenin ve toplumların hareket yasalarını açıklayan ve toplumsal gelişme açısından çözüm yolu öneren bilimsel bir yöntemdir.
Yöntem olarak felsefe, iktisat, tarih ve siyaset alanlarına sunduğu teoremlerle somutlanır.

* * *

Felsefe alanındaki Marksist yöntem diyalektik materyalizmdir.

Marks’ın diyalektiği Hegel üzerinde gelişir. Hegel’de her şey hareket, değişim halindedir ve değişen koşullarda şeylerin kendilerini yineleme olasılığı yoktur.

Ancak Hegel için değişimin kaynağı mutlak tindir. Hegel’in mutlak tini O’nun idealizmini tanımlarken, bir yandan da tanrının, kilisenin ve Almanya’nın gücünün kutsanmasına yarar. Mutlak tin tanrıdır, kilisedir, Alman burjuvazisidir.

Değişim Alman burjuvazisinin siyasi gücünde tezahür eder.

Marks’ın kendi diyalektik yöntemini Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisi kitabıyla oluşturmaya başlaması tesadüf değildir.

Marksizm diyalektik yöntemi kullanır, ama Marks’ın diyalektiği, Hegel’inkinin tersine materyalisttir: Değişim dışarıdan değil, sınıfın içinden kodlanacaktır.

* * *

Marks’ın materyalizmi Feurbach üzerine yükselir.

Feurbach 19. yy’ın en önemli materyalistlerinden ve kilise karşıtlarından birisiydi. Feurbach’a göre fikirleri yaratan insandı ve tanrı fikri de insan düşüncesinin bir yanılgısıydı.

Ama burada da bir eksiklik söz konusuydu. Feurbach’ın materyalizmi, açıklamaya çalıştığı olay ve olguları değişken değil, durağan, metafizik bir karakterde ele alıyordu.

Feurbach yaradanı değil, insanı ve maddeyi merkeze alırken, insanı ahlaki bir varlık görüyor, O’nu kilise karşısında doğruda durmaya davet ediyordu. Bu haliyle Feurbach materyalizmi toplum ve tarih dışında kuruluyordu. Soyut, tarihsellik ve toplumsallık dışı bir insan varlığı tanımlıyordu.

Marks’ın kendi diyalektiğini materyalizmle sentezlerken yaptığı şey, materyalizmin kökenine insanın ahlaki duruşunu değil, sınıfsal mücadeleyi yerleştirmiş olmasıdır:

Tanrıya ve onun yeryüzündeki iradesini temsil eden kiliseye, egemenlere karşı adil ve eşit bir düzenin kurulabilmesinin tek koşulu insanın kendisini sınıf mücadelesi içinde var etmesidir. Tek başına insan salt kurgusal bir soyutlamadır.

Feurbach’ın felsefesini kurarken, insanın kurtuluşunun toplumsal mücadelesine bağlı olduğu gerçeğini görememiş olması, yaşamının son yıllarını psikolojik bozuklukların hakim olduğu derin bir sefalet içinde geçirmesinin de nedenidir.

Materyalizm toplumsallığa bağlanmadığında tükenir. Felsefeye can veren devrimciliğidir.

* * *
Hegel idealist bir diyalektikçi, Feurbach metafizik bir materyalist iken, Marks diyalektik materyalizmin kurucusudur.

* * *

Marksist yöntemin iktisat alanına yaptığı katkı artı değerin elde ediliş sürecini açıklamasıdır.

Aslında artı değer kavramı Marks öncesi dönemde fizyokratlar ve merkantilistler tarafından da kullanılmıştı.

Ancak artı değerin elde ediliş ve bunun bazı toplumsal sınıfların zenginliğinin kaynağı haline geliş biçimi açıklanmaya muhtaç bir konuydu. Marksizm’in iktisat alanına özgün katkısı bu noktadadır: Artı değerin, yani sınıfsal farklılaşmaların ve sömürünün kaynağında, işçinin karşılığı ödenmemiş emek gücü bulunur. Zenginlik bu haliyle zora dayalı bir el koyuş ilişkisidir ve zora maruz bırakılan da işçi sınıfıdır.

Zenginliğe el koyuş kapitalist üretim ilişkilerinin özündeki eksik talep sorununu ve buna bağlı olarak gelişen kriz olgusunu açıklar. İşte 2008 krizinde yeniden Marks’ın hatırlanmasına neden olan da Marksizm’in bu açıklayıcılığı olmuştu: Burjuva iktisadı arz-talep dengesizliğine pek önem verir.

* * *

Marksist yöntemin tarih ve siyaset alanlarındaki somutluğu ise tarihsel materyalizm olarak bilinir.

Marksizm’in bu noktadaki katkısını en iyi açıklayan cümleler yine Marks’a aittir. Şöyle diyor Marks Weydemeyer’e 1852’de yazdığı mektupta: “Burjuva tarihçileri bu sınıf mücadelesinin tarihsel gelişimini, burjuva iktisatçılar da sınıfların ekonomik anatomisini benden çok önce açıklamışlardır. Benim yeni olarak yaptığım: 1) Sınıfların varlığının ancak üretimin gelişimindeki belirli tarihsel evrelere bağlı olduğunu; 2) Sınıf mücadelesinin zorunlu olarak proletarya diktatörlüğüne vardığını; 3) Bu diktatörlüğün kendisinin bütün sınıfların ortadan kaldırılmasına ve sınıfsız bir topluma geçişten başka bir şey olmadığını tanıtlamak olmuştur.”

Marksizm teoride de pratikte de devrimcidir. Pratikte devrimci olabilmek için teorik devrimcilik şarttır.

http://haber.sol.org.tr