Geçtiğimiz hafta içerisinde bir dost grubuyla eski Başbakanlardan Yıldırım Akbulut’u ziyaret ettik.

Umreden dönmüştü. Yorgunluğu üzerinden atamadığı belliydi ama, bütün nezaketiyle bizleri karşılayıp uzun bir süre sohbet etti.

Ziyaretin asıl amacı şuydu:

Sözcülüğünü TÜSİAV Başkanı Veli Sarıtoprak’ın yaptığı ve İcra Kurulunda TÜGİAD Ankara Şube Başkanı Barış Aydın’ın, Genç Girişim ve Yönetişim Derneği Başkanı Nezih Allıoğlu’nun, Ankara Fenerbahçeli İşadamları ve Yöneticiler Derneği Başkanı Selçuk Karakaya ile Koordinatör üye Altan Palabıyıkoğlu’nun bulunduğu ANKARA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI PLATFORMU; 6 Mart’ta Türkiye’ye üstün hizmetlerde bulunan Devlet adamı, bürokrat, yerel yönetici ve ilim adamlarına düzenlenecek bir yemekle ŞÜKRAN ŞİLTİ verecek. Yıldırım Akbulut, bu yemeğin hem onur konuğu olacak, hem de kendisine böyle bir şilt taktim edilecek.

Akbulut’u ziyarete Sarıtoprak’la birlikte Diyanet eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz ve ben katıldık. Gittiğimizde Yankı Dergisi sahibi Yavuz Kaya ile orada karşılaştık. Böylece beşli bir sohbetin içinde yer almış olduk.

Önce, Akbulut’a bu şilt neden veriliyor; ona bakalım: Hemen belirtelim ki, Yıldırım Akbulut, -bazı çevrelerce yerleştirilmeye çalışılan kanaatin aksine- son yılların en başarılı başbakanlarından birisidir. Bunu biz değil, hem Ankara Ticaret Odasının çalışması, hem de o döneme tanıklık eden ekonomik göstergeler kanıtlıyor.

Bakıyoruz; Türkiye en yüksek kalkınma hızını Yıldırım Akbulut’un başbakan olduğu dönemde yakalamış. Yüzde 9.4. Böyle bir kalkınma hızına başka hiçbir dönemde ulaşılamamış olduğunu yine rakamlar bize söylüyor.

Ankara Ticaret Odası (ATO), 1983 Aralık ayı ile 9 Kasım 2002 tarihleri arasında geçen yaklaşık 18 yıllık süre içerisinde iktidara gelen 8 hükümeti, 11 konuda performans değerlendirmesine tabi tutarak karne vermiş. ATO'nun, DİE ve Merkez Bankası kaynaklarından yararlanarak hazırladığı Hükümetlerin Performansı konulu kitapta, hükümetlerin icraatları birden 9'a kadar verilen rakamlarla notlandırılmış, değerlendirmede en iyi performansı Yıldırım Akbulut yakalamış.

Buna göre, toplam 591 gün iktidarda kalan Yıldırım Akbulut yönetimindeki 47. hükümet, 4 konuda en iyi performansı gösteren en başarılı hükümet olmuş.

Akbulut döneminde Türkiye'nin dış, iç, kamu borç yükü ile faiz yükündeki artış oranı en düşük seviyede gerçekleşmiş. Son 18 yıl içerisinde Türkiye'yi yöneten 8 hükümet arasında dış borç yükü yüzde 15 azalma ile en fazla 47. Akbulut hükümeti döneminde gerçekleşmiş.

Yine Akbulut hükümeti döneminde kamunun dış borç yükünde en iyi performansı 47. Akbulut hükümeti gerçekleştirmiş. Akbulut döneminde kamu borç stokunun milli gelire oranı ortalama olarak yılda yüzde 18 azalma gösterirken, iç borç yükü de yüzde 19 azalarak en iyi performans sıralamasında ilk sırada yer almış. Akbulut hükümeti döneminde yüzde 8.7 düşüş ile faiz yükünde en iyi performans sergilenmiş. Bu konuda ikinci en iyi performansı faiz yükünde yüzde 3.5 azalma sağlayan 49. Süleyman Demirel hükümeti olmuş.

Yıldırım Akbulut’u başarılı kılan en büyük etkenlerden birisi, emaneti ehline vermek olmuş. İşi teslim ettiği insanlara inisiyatif tanımak, fazlaca müdahil olmamak. Akbulut ekonomist değildi ama, ekonomideki bu başarısı anlattığımız duruşuyla ilgilidir diye düşünüyoruz.

Akbulut’un bir siyasetçi ve başbakan olarak başka meziyetleri de var. Son derece dürüst ve hoşgörülü bir insan. O’nun başbakan olduğu dönemi hatırlayalım. Basında Akbulut fıkraları cirit atıyor, hemen herkes merhum Özal’a onun üzerinden yükleniyor.

Buna rağmen, bir tek gazeteci hakkında dava açmıyor, bir tek gazeteciyi hapse attırmıyor, hakkında bir tek yolsuzluk ve usulsüzlük iması yapılamıyor. Gerçekten, son derece dürüst bir politikacı. Tevazu sahibi, tipik bir Anadolu insanı. Aşırılığa ve gösterişe kaçmayan ölçülü bir hayat tarzı var.

Aile kökeninin Erzurum’a dayandığını öğreniyoruz. Aile Erzincan’a yerleşmiş, ilkokulu, ortaokulu, liseyi Erzincan’da okumuş. Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra önce polis, sonra kaymakam olmayı aklından geçirmiş, ancak olamamış. Ve iyi ki de olamamış. Zira, Türk siyaseti böylesine güzel, örnek bir şahsiyeti kazanmış. Kader, onun önüne önce il başkanlığını, sonra milletvekilliğini, sonra İçişleri Bakanlığını, sonra Meclis Başkanlığını, en sonunda da Başbakanlığı çıkarmış.

“Akbulut formülü”, siyasette yedekleme anlamında kullanılmış ama, o merhum Özal’ın sadık, vefalı bir siyaset arkadaşı olarak kalmayı yeğlemiş. Asla mutlak bir itaat içinde olmamış. Özal gibi dominant bir şahsiyet karşısında kendi şahsiyetini korumasını da bilmiş. Bazen dinlememiş, bazen karşı çıkmış, kendince doğru olanı yapmış.

Sohbetimizin konusu mukaddes mekânlar oldu. Günlük siyasetten hiç söz edilmedi. O umreyi anlattı, biz aklımızdan bu güzel insana yapılan haksızlıkları geçirdik.

Siyasetin merhameti yoktur ama, asaleti dimdik ayakta kalabiliyor. Akbulut örneğinde olduğu gibi. Allah sağlıklı ve uzun ömür versin. Yanından bu dileklerle ayrıldık

Mehmet Necati GÜNGÖR