“Gerekirse zehir içerim” dediğine göre, anlaşılan, zehirli bir konuya el attığının yeni farkına varabilmiş bizimki.

BDP ile ittifak halinde Anayasa yapmak,

Bu Anayasayı halkın oyuna sunmak,

Bu sunuştan hayırlı sonuç beklemek…

Toplum resmen ikiye bölünecek, hala farkında değiller.

Gerekirse zehir içermiş!

İçtin bile be usta. Hem sen içtin, hem bu milletin birliğine, beraberliğine kezzap döktün.

Bu kadim milletin kimliğiyle oynuyorsun, ahengiyle oynuyorsun, rejimiyle oynuyorsun.

Ne adına?

Atatürk’ün mirası üzerine kondurmakta olduğun sarayda bir birkaç yıl da başkanlık sefası sürmek için!

Savcısı olduğun davanın suçlayıcısı kesildin birdenbire.

Sanki olup bitenleri aydan gelenler yaptı; “olur mu kardeşim, bu kadar da olmaz ki” dönüşleriyle, hasta ziyaretleriyle gaz almaya çalışıyorsun ama, bunu kimse yutmuyor.

Bir elinle Basra’yı harap et, ötekiyle onarıma geç!

Bari milleti salak yerine koyma be usta!

“””

Bir “ada” telaşıdır, gidiyor.

Sen ona “ada” diyerek ağzında gevelemeye çalışırken…

O ada ile senin aranda peydahlanan hukukun zehir etkisi yarattığını; gören gözler, uyanık dimağlar seziyor.

Nihayet, bakanımız açıklamış: “Demirtaş-Ata formülü”.

Artık formüller bile üstü kapalı geçiliyor.

Biz açalım:

İmralı’ya eş başkan Selahattin ile vekil Ayla’nın gitmesi kararlaştırılmış.

Adadaki “Kışanak kalsın, Ayla gelsin” demiş anlaşılan.

Zehir iç be usta!

Oraya kimin gideceğini bile hükümet işi yaptın ya,

Zehir iç, bundan iyi!

Mehmet Necati GÜNGÖR