“Gurur”lu bir milletiz.
Her şeyle gurur duyuyoruz.
İyisiyle de, kötüsüyle de…
Tezahürat cümlemizdir o:
“Türkiye seninle gurur duyuyor!”
Ağzımıza pelesenk olmuş bir kere; biz onu duyuyoruz da, o bizi anlıyor mu bilemem.

“””

Zam üstüne zam yağdırıyor, benim hemşeriler de dahil, “Senin zammın da güzel olur” diyerek alkış tutuyorlar adama.

Yetmiyor;

“Türkiye seninle gurur duyuyor” diye inletiyor meydanı.

Türkiye’mizde en çok böyle bir “gurur” üretiliyor.

Ucuz ve kalitesiz. İhtiyaç fazlası.

Yakında ihraç malımız olursa şaşmayalım.

Bir şehit cenazesi geldiğinde, şehrin öteki yakasına yürüyüşe kalkan halk, elleri şehit kanıyla kanlanmış cani ile pazarlık masasına oturanlarla da gurur duyuyor.

Ne yaman çelişkidir bu!

“””

Misal; fındık üreticisi.

Fındık fiyatları dibe vurduğunda coşku ile karşıladığı bakana “Turçiye senunle kurir duyiyi” demiyor mu, başını nereye vuracaksan vur.

Bizimki de “gurur”u hep “kurur” diye söylediğinden,

“Sizinle kurur duyiram, sizi çok sevirem” diye ruhunu okşadığı adamın “bari bir takla at da görelim” demesinden bile kendine gurur payı çıkarıyorsa…

Vah benim memleketim vah!

Ben bu zavallıya değil de, olayı gülerek karşılayan il protokolüne saydırmak isterim.

“Sayın bakan, benim insanımla böyle dalga geçemezsiniz!” diyemeyen protokole…

“”””

Güneydoğu’daki başka bir alem.

“Seninle ğurur duyirim” dediği ağasının yıllar yılı sömürdüğü yetmemiş, kalan enerjisini de onun nemalandığı partiye veriyor.

Ağa, parti üzerinden voleyi vurdukça, o “ğurur” duyuyor.

Telaffuzunu bile bilmedikleri bu kelimeyle seveni de, döveni de, çalanı da, yiyeni de alkışlıyor.

“””

Sanki vekâletimizi almışlar.

Bizim adımıza da gurur duyuyorlar.

Oysa Türkiye’nin yarısı “gurur” değil, “hicap” duyuyor bu olup bitenlerden.

Ne garip;

Hicap duyanlar da kendi “kifayetsiz muhteris”leriyle gurur duyuyorlar.

Adam başarısız,

Adam partisini de, misyonunu perişan etmiş ama, her şeye rağmen koltuğu bırakmıyor.

Onu orada tutmak için de slogan hazır:

“Türkiye seninle gurur duyuyor.”

Bir başka kifayetsiz, partisinin oylarını da, kasasını da kuruttuktan sonra yanaştığı limanın kaptanına methiyeler diziyor:

“O, Türkiye’nin ebedi kaptanıdır.”

O da siyasi geleceğine “gurur taşları” döşeyerek yağını çekiyor.

“””

Ufukta “gurur”lanacak daha çok şey var.

Anayasa’dan Türklük kavramı çıkarılacak, Türkiye gurur duyacak!

30 bin vatan evladının kanına giren teröristlere af getirilecek, Türkiye gurur duyacak!

Bebek katili önce ev hapsine alınıp, sonra salıverilecek, Türkiye gurur duyacak!

Gazetelere yansıyan haberlerden öğreniyoruz. Pazarlık tamam da,

Toplumu hazırlamaya çalışıyorlarmış.

Bilmiyorlar ki toplum zaten hazır,

O’na “gurur duymak” için sadece bir bahane lazım, o da geliyor işte!

“””

Unutmadan; bir de başkanımız olacak.

Sorumsuz,

Meclisin bile denetleyemeyeceği,

Kimseye hesap vermeyen,

“Astığı astık, kestiği kestik!”…

Türkiye bununla da gurur duyacak!

“””

Hamaset toplumlarının hastalığıdır bu.

Akılla değil, gerdanla ifade edilir.

Bizdeki gibi…

Gerdan kırarak…

Başına gelenleri ve gelecekleri düşünmeden…

Mehmet Necati GÜNGÖR