Ağlamak güzeldir.
Gözyaşı; sevgi ve merhametin pınarıdır.
Sevincin gözyaşı da senindir, acıma duygusunun, merhametin gözyaşı da.
İnsansan ağlayacaksın!
Ağlamak sadece insana mahsus bir şey de değildir. Hayvanlar da ağlar. Çünkü onların da duyguları vardır.
Önemli olan, kime ve ne için ağladığındır.

Mesela:
İnsanları katleden katillere acınmaz. Çünkü onların ellerinde masum insanların kanı var.
Hırsızların, soyguncuların, yetim hakkını yiyenlerin akıbetlerine de ağlanmaz. Adı üstünde “tüyü bitmemiş” çocuğun rızkından çalıyorlar.
Hani deriz ya; “Allah düşmanımın dahi başına vermesin!”
Evlat acısı ile kavrulan yüreklere elbet acıyacaksın. Babası şu imiş, anası bu imiş demeden!
Katili değil ama, onun yüreği kavruk anasını, babasını insan olduğumuz için anlarız.
Ben Başbakanın da, Bülent beyin de ağlamasını normal bulanlardanım.
Asıl olan, rol kesmeden ağlamak!
Gerçekten, yüreğinin sesini dinleyerek ağlıyorlarsan mesele yok!

Ancak;
Kime ve ne için ağladığını tasnif ederek ağlıyorsan burada sorun var!
O zaman döktüğün gözyaşlarına kimseyi inandıramazsın.
Evet, geçmişte bu ülkede bir takım insanlara bir takım haksızlıklar yapıldı. Bir takım insanlar, bir takım insanlara merhametsiz duygular beslediler ve bunu işkence aletleriyle de gösterdiler.
Peki, rövanşist duygularla hareket ederek birtakım insanları ağızsız-dilsiz, sorgusuz-sualsiz yatırmak nedir?
Onların da eşleri çocukları yok mu?
Olayları değil takvimleri yargılıyoruz sanki.
Sebep-sonuç ilişkilerine bakmadan.
27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat…
Bunlar da o günkü yöneticilerin takvime kazıdığı süreçlerdi.

Peki,
28 Şubat öyle idi de, 27 Nisan neydi?
Balyoz, Silivri nedir?
Bu ülkenin Genelkurmay Başkanını “terörist” diye suçlayıp içeri atmak nedir?
Bunlara ağlamıyorlar, çünkü kendilerinden saymıyorlar.
Gömleğini çıkardılar ama Erbakan için timsah gözyaşları döküyorlar.
Şiirlere ağlıyorlar ama, o şiirlerde başkalarına ait duygulara, hikayelere de yer olabileceğini düşünmeden, empati yapmadan ağlıyorlar.
Başbakanın, Genelkurmay Başkanının, Bakanların ağlamasına şaşırmam.

Ancak;
Yöneten olduğunu,
Yapılandan da, yapılamayan da
Kendisinin sorumlu olduğunu unutup,
Yönetilenler gibi ağlayıp sızlamayı…
Bana kimse anlatamaz!
İşte bunu anlamam!

Mehmet Necati GÜNGÖR