“Kim olduğumu biliyor musun?”

Olay, basit gibi görülebilir. Ancak, ülke yönetiminin ne hale geldiğini anlamak için üzerinde durup düşünülmesi gereken bir aymazlık.
Son zamanlarda bu tür tehditlere sık rastlanır oldu.
Bakan çocukları, vekil yakınları, il ve ilçe başkanlarının afraları-tafraları derken, şimdi de “danışman hanımları” çıktı karşımıza.

Ankara Hoşdere caddesinde yaşandı.
S.Y. isimli vatandaş, arabasını kaldırım kenarına park edip, koltuk döşemecisiyle bir şeyler konuşmak istiyordu ki, karşısına esmer bir hanım dikildi. “Çek arabanı!”
“Ama, buraya herkes park eder, bir şeyler konuşup gideceğim” derse de dinletemez. Kadın “Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?” diye bağırarak aracın plakasını alır. S.D., işi bitince üç-beş dakika sonra aracına binip gider.
Günler sonra adresine bir ceza tebliği gelir. Gıyabında kendisine usulsüz parktan dolayı 72 lira ceza kesilmiştir. Kuzu kuzu gider cezasını öder, makbuzunu da alıp cebine koyar.
Meğer, aracı şikayet eden hanım, Abdülkadir Aksu’nun danışmanının eşiymiş.
S.D. soruyor: “Orada bir trafik polisi görmedim. Benim park cezamı nasıl kesti, anlayabilmiş değilim.”
Mağdur vatandaşın anlamadığı şu, artık her şey sipariş üzerine yapılıyor bu ülkede.
Demek ki sipariş üzerine de ceza kesilebiliyormuş!
Baksanıza, hanımefendi önceden uyarmış ve kimliğini de açıklamaktan çekinmemiş: “Ben, Abdulkadir Aksu’nun danışmanının eşiyim!”

Polis de gereğini (!) yapmış.
Abdulkadir Aksu’yu yakından tanırım. Kendisi eski bir vali, eski bir İçişleri Bakanı olarak Devlet yönetiminde böyle aymazlıklara yer olamayacağını en iyi bilenlerdir. Danışmanının eşinin bu davranışından kendisinin de rahatsızlık duyacağından eminim. Belki de bu satırları okuduktan sonra olayı araştıracak ve gereğini yapacaktır.
Bizi ve dolayısıyla mağdur vatandaşımızı da şaşırtan nokta şudur:
Polis, bir vatandaşa gıyabında nasıl yanlış park cezası verebilir?
Olay yerinde değilsin, arabanın nasıl park ettiğini görmemişsin, plakasını dahi bilmiyorsun. (Plakayı danışman beyefendinin hanımefendisi vermiş.) Böyle bir ceza nasıl uygulanabilir, vatandaştan nasıl tahsil edilebilir?
Bütün bu soruların cevabını verebilecek bir ciddi yönetici arıyoruz. Mesela Emniyet Genel Müdürlüğü bu işe ne der, merak ediyoruz.

“Sipariş üzerine hukuk.”
“Sipariş üzerine ceza.”
“Sipariş üzerine uygulama.”
Bunların hepsi bizim ülkemizde oluyor.
Bütün bunlardan sorumlu olan Bakan da vatandaşa takla attırmanın keyfini sürüyor.

Bu ne biçim devlet anlayışıdır?
Birileri, aldıkları görevler nedeniyle üstün imtiyazlara kavuştu da haberimiz mi yok?
Bakan hanımlarını, milletvekili çocuklarını geçtik, şimdi de danışman hanımları mı ceza kesmeye başladılar?
“Hiç kimse kendisine yasayla tanınmış bir hakkı ve yetkiyi kullanamaz.”
Bu bir hukuk prensibidir.

Bir sipariş de bizden:
Ey İçişleri Bakanı, Ey Emniyet Genel Müdürü; bu polise bu kanunsuz uygulamayı kim yaptırdıysa yakasına yapışın ve Allah rızası için bu mağdur vatandaşı tatmin edecek bir karara imza atın!
Cevap ve uygulama bekliyoruz.

Mehmet Necati GÜNGÖR