Sevebilmeleri için önce anlamaları gerekir.
Anlayabilmeleri için de önce sevmeleri.
Anlayamadıkları için sevemezler,
Sevemedikleri için anlayamazlar. Anlayacağınız bazı adamlar, bir kadını gerçekten sevebilecek kadar “adam” olamazlar.

Biz onlara kısaca,

Kısaca,
… Ne diyeceğimizi bulamadım.
Neyse bir şey demesek de olur!


Bu ne diyeceğimizi bulamadığımız adamlar, bir kadının hayatından giderken
arkalarında bir toz yığını bırakırlar. Toz, kir, duman ve kötü bir koku…


Geçmişin kötü kokmasından daha kötü bir şey ise, yoktur.
Onlar hayatın herhangi bir anında, bir yerinde ansızın karşınıza çıkabilirler.
Sizin seçiminiz olmasalar ve asla olamayacak olsalar bile; çok sevdiğiniz birilerinin hayatında her nasılsa bir başrol kapmışlardır!


Bir kadın onlardan birini çok sevmiştir nihayetinde, tüm kusurlarına rağmen.
Lakin sevilmek bile iyileştirmeye yetmemiştir sevgisizliklerini.
Ve bu hastalıklı adamlarla yaşanan hastalıklı ilişkiler
Bazen yıllarca, yıllarca, sürebilir. Ve sonunda,
Bir gün gider kadın ne diyemeyeceğimizi bilemediğimiz o adamın hayatından. Bir kadın bir adamdan ayrıldığında, “iyi ki yaşadım” diyemiyorsa eğer dönüp de yaşadığına şöyle bir baktığında,
Sevgiyle hatırlayamıyorsa onu hatırladığında,
Saygı duyamıyorsa -ki en kötüsü,
Gülümseyemiyorsa arkasından,
Sessiz bir teşekkür sallayamıyorsa içinden, O adam başarısız olmuştur bu hayatta!

Bir kadının hayatından giderken asil olmak, adam olmayı gerektirir çünkü.
Ya da asil kalmak hafızada…