Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2005
    Nerden
    Uzay:))
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    42
    Mesaj
    11.460
    Blog Mesajları
    33
    Rep Gücü
    93742

    Falaka-yalaka muhabbeti

    Bilmeyenler için söze falakanın sözlük anlamından girelim:

    Birinci anlamı: Ceza olarak ayak tabanlarına vurmakta kullanılan, ayakları uygun bir durumda sıkıştırıp tutan kalınca bir sopa ile bunun iki ucuna bağlı ipi olan işkence aracı.

    Karakolların ve okulların baş köşesine saklanırdı.

    Dayak cezası genellikle bu aletle uygulanırdı.

    Dayak, eskiden sadece cezalandırma değil, aynı zamanda bir eğitim metoduydu.

    Söz ile uslanmayanlar bazen “kötek”le, bazen de bunun en etkili yolu olan falaka ile uslandırılırdı.

    Cezaya müstahak kişinin önce ayak tabanları çıplak hale getirilir,

    Sonra, ayaklarını hareket ettirememesi için, lâstik veya kayıştan yapılmış bir düzenekle sıkıca bağlanırdı.

    Yere sırt üstü yatırılır, ayakları, yukarı kaldırılarak iki kişi tarafından tutulurdu.

    Üçüncü kişi ise sopa ile ayak tabanlarına vururdu.

    Bundan sonra yürüme mucizesi gösterenlere “amma da sağlam adammış” diye iltifat edilirdi.

    Falakaya yatırılan kişi, vurulan sopa sayına göre bir-iki gün, ya da günlerce “sünnet çocuğu” gibi dolaşırdı.

    Karşıdan gelenler onun falakaya yatırıldığını şıp diye anlarlardı.

    Geçen gün bir televizyon kanalında bizim yalaka erbabıyla falakacının muhabbetini seyredince bu aklıma geldi.

    Yalakalar sıra sıra dizilmiş, falakacı da karşılarına oturmuş.

    Onlar çanak sorularını soruyor, o da bilmiş edasıyla daha sorularını tamamlamadan kendince uygun cevaplarını veriyordu.

    Falakacı muhalefete atıp tutunca yalakalardan “hihi” şeklinde kişneme gülüşleri geliyordu.

    Bazıları da soru sorarken dudaklarını “müeddep” (edepli) bir şekilde büzerek soruyorlardı.

    Terörü sordular,

    Suriyeyi sordular,

    Kendinden sonra durumun ne olacağını sordular.

    Falakacı ile yalakaların muhabbeti tamı t***** 1 saat 45 dakika sürmüş.

    Falakayı göstererek şunu da tenbihledi:

    “Terörü görmezden gelin kardeşim, vermeyin bu tür haberleri.”

    Yalakalar hep bir ağızdan, “efendim öyle de, onlar verip biz vermeyince baskı altında kalıyoruz. Bize niçin bu olayları görmezden geliyorsunuz diye soruyorlar.”

    Diye cevap verip şikayette bulundular.

    Yani, onları hizaya getirmezsen bizim gayretimiz nafile demeye getirdiler.

    Stokholm sendromu bir kere daha gözlerimizin önünde canlandı.

    Stokholm sendromu, rehinenin kendisini rehin alan kişiye duygusal anlamda bağlanması olarak özetlenebilecek psikolojik bir durum.

    Pskiyatr Nils Bejerot tarafından adlandırılan sendrom, ismini 1973 yılında İsveç’in başkenti Stokholm’de yaşanan bir olaydan almaktadır. Banka soyguncusu tarafından altı gün boyunca rehin tutulan bir kadın, soyguncuya duygusal olarak bağlanır. Serbest kaldığında soyguncuyu savunmakla kalmaz, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler.

    Stokholm sendromu birçok rehine olayında yaşanmıştır.

    Bizim yalaka erbabı da falakacı tarafından rehin alınmış durumda.

    Aykırı soru kimin haddine.

    Yalaka kendisini falakanın altında bulmaktansa falakacının altına yatmakla özgür hissediyor.

    Bir falaka-yalaka muhabbeti de böylece sona eriyor.

    Soran memnun, cevaplayan memnun.

    Seyirciler ise her zamanki gibi suskun…

    mehmet necati güngör
    mnecatigungor@gmail.com

  2. #2
    Süper Aktif Üye kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesaj
    3.148
    Blog Mesajları
    22
    Rep Gücü
    18820
    herkes bir falaka oyunu dur tutturmus gidiyor yalakar durmadam alkis tutuyor.

Benzer Konular

  1. Canlı yayında belaltı muhabbeti
    YukseLL Tarafından Tv Dizileri, Tv Programları Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 09-07-2009, 11:16 AM
Yukarı Çık