SURİYE VE BİZ

Suriye ile yaklaşık iki yıldır ipler gergin durumda. Daha önceleri can ciğer, kuzu sarması olduğumuz Suriye ve lideri Beşşar Esad nasıl bir anda cani oldu ve biz nasıl düşman olduk anlamış değilim. Her ne ise biz üzerimize düşen insanlık görevimizi yerine getirme adına (!) bir takım önlemler aldık ,bu önlemler kısaca:

Suriye’de halen olaylar başlamadan önce büyük öngörümüz ile olayların olacağını önceden bilerek bir çadır kent ve mega konteynır kentler kurduk ki; tam da o tarihte bizim terörist (!) depremzedeler dışarıda -20 derece soğukta veya çadırda yanarak can vermekte idiler.

Takip eden zaman da suriye’de Beşşar zulmü başladı tüm basınımız bir anda olaya kilitlendi (nasıl da bilmiştik olacakları) el-cezire, el arabiya, bbc gibi televizyon kanallarından alıntı haberleri, sonradan uydurma olduğu kesinleşse de alarak halkımıza verdik ve Suriye artık bizim için İsrail’den daha kötü idi.

Uzatmayayım Sonraki süreçte biz özgür Suriye ordusunu kurduk, finanse ettik, toplantılarına ev sahipliği yaptık.. bu da yetmedi 80 ülkeyi ülkemize davet ederek nasıl işgal edeceğimizi hesap ettik.

Gerek Dış işleri bakanımız ve gerekse Başbakanımızın ağzından suriye’ye müdahele hiç eksik olmadı. Sonra bilnen katliamlar yaşandı, çocuklar doğrandı, insanlar parçalandı vs.vs biz hemen suçluyu tesbit ettik Beşşar Esad! Her ne kadar gerek kendisi ve gerek uluslar arası gözlemciler bu olayı Beşşarın yapmadığını duyursa da biz bir kere suçluyu bulmuştuk. bu bize yeterdi ve yetti de Beşşar suçlu.. öyle ya biz alışıktık zaten işlemediği suçtan dolayı insan yargılamaya, bu ülkede pardon filmi boşuna yapılmamıştı.

Ve şimdi bizim bir uçağımız veya iki uçağımız kalkıyor. Son derece hassas bölgede, Suriye devletinin saldırı beklediği ve özgür ordu denen terör çetelerinin maalesef ülkemize giriş çıkış güzergahı olarak kullandığı bölgede alçak uçuş yapınca düşürülüyor. ve hooop hemen savaş baltaları çekiliyor, kılıçlar bileniyor Suriye'ye savaş ilan edelim, cevabını verelim tarzı yaklaşımlar gırla. Yazar-çizer takımı, Akademisyenler, basınımızın güzide mensupları, İslami veya gayri İslami basın hep bir ağızdan intikam intikam diye nara atıyor.

İyi de kardeşim siz savaşı oyun mu sandınız, (aslında sizin için bir oyun daha doğrusu film) siz kimi kime karşı savaştıracaksınız? bu halk size ne zaman böyle bir yetki verdi? zaten aylardır Suriye ile yatıp Suriye ile kalktınız, halk gene size inanmadı. şimdi bu halkı hangi mantıkla savşa ikna etmeye çalışıyorsunuz?

Eminim savaş çıksa sizin gibi soysuzlar soluğu Amerika veya avrupa’da alırsınız. sizin ölmeye yüzünüz yook siz bu halkın ölmesini izlemeyi seversiniz,siz açlık çekmezsiniz her birinizin avrupadaki malikhanesi hazırdır şimdi, siz savaş halinde bu halkın açlığını bastırması için tavsiye niteliğinde yazılar yazacaksınız o zaman, sizin 30 bin liranız var ya gençleriniz askere bile gitmez ama bizim gençlerimizin vurulması sizin için iyi bir yazı ve konuşma malzemesidir.

sahi sizden birinin şehit çocuğu var mı; zannetmiyorum, sizden birinin evine hiç iki asker gelip oğlunuzun şehit olduğunu söyle di mi; ben duymadım, yani özetle yazar-çizerler, akademisyenler, sayın siyasilerimiz bizim ağlamaklığımızın üstüne kurulu dünyanız yalanlarla doludur.. biz size inanmıyor ve itimat etmiyoruz. Suriye ve İran'la savaşacaksanız önden buyurun görelim sonra gerekirse biz geliriz ama sizin gibi haklarla savaşmaya değil kanserin kaynağı, paşa babanız, tüm insanlığın düşmanı, şehitlerimizin katili, hamanın, hula’nın gerçek katili büyük şeytan ve onun küçük piçi ile savaşmaya geliriz.


islamaktüel