Kürtçülük konusunun ne olduğunun, ne olmadığının ve gerçek niyetin
anlaşılması açısından zaman zaman PKK'nın yayın organı ROJ TV'nin
izlenmesinde fayda olduğunu düşünüyor ve bunu da özellikle romantik,
at gözlüklü ve sahibinden kiralık/satılık yazar-çizer tayfasına
şiddetle tavsiye ediyorum.

Diyarbakır'da "Buradayım, İrademe Sahip Çıkıyorum" sloganı ile bir
miting yapıldı. Miting öncesinde BDP milletvekili Emine Ayna, ROJ
TV'ye bazı açıklamalarda bulundu. Ayna'nın bu açıklamaları, almayan
akıllara, görmeyen gözlere sokar mahiyetindeydi.

Ayna, özetle şunları söyledi; "Kürtler, Kürdistan'ın başkentinden,
Suriye, Irak ve İran'daki Kürtler için de aynı şeyi ifade eden
Diyarbakır'dan, tek bir ses çıkaracaklar. Diyecekler ki; 'Eğer
değiştireceğin anayasada benim irademi tanımayacaksan, ben
olmayacaksam, ben de senin anayasanı tanımayacağım. Bu toprağın esas
sahibi Kürdistan halkıdır. Kürdistan halkı, bu topraklarda ilelebet
yaşayacaktır".

Ayna'nın sarf ettiği bu sözlerin altı çizilmesi gerekenleri ise şunlardı;

Bir; "Türkiye, Suriye, Irak ve İran'daki Kürtlerin yaşadığı
coğrafyanın adı Kürdistan ve başkenti de Diyarbakır'dır".

İki; "Bu toprakların sahibi Kürdistan halkıdır".

Geçmiş dönemde milletvekilliği yapan Leyla Zana da yapmış olduğu bir
açıklamada aynen şunu söylemişti; "Kürt sorunu Türkiye, Suriye, Irak
ve İran'dan oluşan dört parçalı bir sorundur. Bu sorun Türkiye'de
çözülse dahi sorun tamamen çözülmüş sayılmaz".

Farklı zamanlarda ve farklı şahıslar tarafından dillendirilen, ancak
birbiri ile tamamen örtüşen bu açıklamaların ortak paydası, görüldüğü
üzere; "Kürdistan"dı. Yani amaç, bugün Kürtçü kesim başta olmak üzere,
gazete köşelerinde yazan bazı yazarların ve televizyon ekranlarını
sürekli işgal eden bazı sözüm ona bilirkişilerin dillendirdikleri
gibi; anadil isteği, kültürel hak talebi gibi süslemeler asla değildi.
Gerçek amaç sadece ve sadece; "Kürdistan"dı.

PKK uzantısı KCK denilen yapının başkanı Murat Karayılan, bakın aynı
yayın organından şöyle seslendi; "Suriye konusu bizim açımızdan
önemlidir, yakından takip ediyoruz. Halkımızın bir kısmı, Kürdistan'ın
bir parçası olan Suriye'de yaşıyor. Mevcut rejimin bizim açımızdan
değişmesi gereken, demokratik bir Suriye'nin kurulması gerekiyor.
Kürtlerin de orada demokratik özerk bir statüye sahip olması gerekir.
Bizim talebimiz, demokratik Suriye, Demokratik Özerk Kürdistan'dır".

Özetleyelim; "Suriye; Kürdistan'ın bir parçası. Kürtler Suriye'de
özerk bir statüye sahip olmalı. Demokratik bir Suriye ve sonuçta;
Demokratik Özerk Kürdistan".

Ne dersiniz? Leyla Zana'nın, Emine Ayna'nın, PKK'nın Apo'dan sonra
gelen ikinci adamı M.Karayılan'ın açıklamalarında en ufak bir fark var
mı? Tam t***** ve bire bir "cuk" diye örtüşmüyor mu?

Ne dersiniz? Bugün Türkiye için dillendirilen "Demokratik Özerklik"
talebinin Suriye için de talep edilmesinin hiç mi anlamı yok!

Oysa çok anlamı var, hele ki içinde bulunduğumuz şu süreçte...

Suriye konusunu bir sonraki yazıda ele almak üzere, "ROJ TV
vasıtasıyla şapka bir kez daha düştü, ve o kel, görmesi gereken bakar
kör/nankörler için bir kez daha göründü" diyorum.

Sabahattin Talu
sabahattintalu@gmail.com