Günümüzün konusu, bedelli askerlik. Tüm dertlerimizi unuttuk, bu konuyu tartışıyoruz. Parasını verip, vatandaşlık görevinden, sorumluluğundan kurtulmanın adaletsizliğini, adaletli göstermenin çabasını üzülerek yanlı, taraflı basında izlemekteyiz.

Aynı ülkede yaşayan vatandaşların, eğer eşit haklara sahip olduğunu söylüyor ve bu adaleti savunuyorsak, bu görev ve sorumlulukların bir kısmını para karşılığı yapmaktan kurtulamayız. Tabi eşit haklardan bahseden devleti yönetenler, bu sözlerinde samimi ise, vatandaşları arasında ayrım asla yapmayacaklardır. Ayrım yapanlar eğer zerre kadar inançlı ise, bunun kul hakkına girdiğini bilmelidirler.

Elbette bu satırları okuduğunuzda, nefsinizdeki isyanı duyar gibiyim. Eşitsizlik adaletsizliklerle dolu, yaşamınızdaki örnekler geldi aklınıza. Çok haklısınız. Peki, tüm bunların suçunu kimin üzerine atmalıyız diye, bir soru sorduk mu kendimize? Hiç sanmıyorum, çünkü kabahati hiç kendimizde aramayız. Allah sizleri yönetecek insanları, ehil insanlardan seçin diye uyardığı halde, hatırlayalım isterseniz, bizler bu kriteri göz önünde tuttuk mu hiç?

Babadan oğula geçen parti liderlerini, bol kepçe dağıtıp devletin kasasını boşaltanları, parti yönetiminde kendilerini öne çıkaran, ben olmazsam bu iş olmaz zihniyetini yaratan liderleri, bu dindar adamdır diyerek, bizleri Allah ile aldatanları seçmedik mi bugüne kadar?

Bizlerin yöneticilerimizi seçerken ölçümüz eğer, karizma(büyüleyici özellik) sahibi ağzı laf yapan, güzeli çirkin, çirkini güzel gösterecek kadar beceri sahibi olan insanlar ise, Kusura bakmayın ama, bu hataları yapıyorsak, bunların sunacağı adaletinde, eşit olmasını beklemeyelim lütfen.

Daha dün bizleri yönetenler, ben halkıma nasıl anlatırım bedelli askerliği, bu ortamda böyle bir konu gündeme gelmez, diyerek muhalefet partinin önerisine, cevap vermemiş miydi? Dün dündür, bugün bugündür zihniyetine bizler, sanırım çok alıştırılmışız ki, hiç yadırgamıyoruz söylenenleri. İşte muhalefetiyle, hükümetiyle, al birinden vur ötekine. Hiç farkları yok birbirinden. Hiç sızlanmayalım, onları bu koltuklara bizler getirdik. Sonucuna da katlanacağız. Ektiğimizi biçiyoruz.

Askerlik toplumun ortak sorumluluğudur. Çünkü birlikte yaşadıkları bir ülkenin korunması, savunulması konusunda ayrıcalık yapılamaz. Ben bu görevi yapmak istemiyorum, ya da benim param var, paramı vereyim, ben yapmayayım siz yapın diyemez. Hak eşitse, sorumluluklarda eşittir. Neyse parası verelim zihniyetine hiçbir düşünce izin vermeyeceği gibi, toplum kurallarına, adalet anlayışına da aykırıdır. İşte bizleri yönetenlerin ısrarla bu yola başvurmaları, onların adaletten, toplum değer yargılarından ne kadar uzak, hakkın adaleti yerine, beşerin adaletini seçerek yaşadıklarını göstermektedir.

Artık ne yazık ki her şey, maddiyata döküldü. Dinden imandan bahsedenler, İslam ın adeta havarileri kesilenler, birilerinin deyimiyle dindarlık önderliğini yapanlar, ortaya çıkmış parayla askerlik yapmanın, doğruluğunu savunmak adına, ne diller döküyorlar. İşin düşündürücü yanı, muhalefetinde aynı yanlışa, çanak tutmasıdır. Yazık çok yazık.

Ülkemiz de kan dökülmesi, ne yazık ki durdurulamıyor. Kardeşi kardeşe düşürenler, tüm bu acıları kullanıp rant sağlayanlar, elbette çok memnun görünüyorlar, bizlerin bu halinden.

Ülkesinin bölünmemesi adına canlarını çekinmeden verenler, acaba parası olmadığı için mi öldüler? Bundan sonra vatanı için, şehit olacak kardeşlerimizin ailelerine, siz fakir olmasaydınız da, bekleyip evladınızı paranızla askerlik yaptırsaydınız mı diyecek, bizleri yönetenler?

Bu yaptıklarından sonra, şehit cenazelerine katılacak bizleri yönetenler, o ana babanın yüzüne nasıl bakacaklar, nasıl vatan sağ olsun, başınız sağ olsun diyeceklerini düşünüyorlar mı? Cevabınız duyar gibiyim, ama utancımdan yazamıyorum.

İşte bizim ülkemiz, işte bulduğumuz çareler. Yaşadığımız bugünkü aynı ortamda, asla hiçbir ülkenin devlet yöneticileri, halkına ne böyle bir kanun hazırlığında olur, nede böyle bir konu tartışılır. Bizler artık aklımızı bir kenara koymuşuz, çünkü aklın ve mantığın onay vermediği şeylerin peşine düşüyoruz da ondan. Bizleri oyalamaya çalışanlar, asıl gerçeklerin üstünü örterek, toplumu gereksiz şeylerle meşgul edip, asıl amaçlarına ulaşmanın çabası içindeler.

Aklını kullanmadan yaşayan toplumların sonlarının, Yaratan bakın nasıl olacağını söylüyordu, tekrar hatırlayalım.

Yunus 100: Allah'ın izni olmadıkça hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Akıllarını güzelce kullanmayanları Allah pislik içinde bırakır.

İşte bizlerde aklımızı kullanmadan yaşamaya devam edersek, varacağımız nokta PİSLİKTEN, acıdan, üzüntüden başka ne olabilir?
Rabbim yardımcımız olsun. Dilerim çok geçmeden halkımız, bazı gerçeklerin farkında olur.

İşte bizleri yönetenlerin adaleti. Bastır parayı, yapma askerliği. Ya bastıracak parası olmayanlar? Ya parası olmadığından, şehit ya da gazi olanlar? Onlarda elbette susturulacaklar bu adaletsiz düzen içinde. Neyle biliyor musunuz? Yine parayla. Hükümet açıkladı bile, toplanan paraların bir kısmı, şehit ailelerine ve gazilerimize gidecekmiş. Ne güzel adalet (!)

Evet, bizlerde yaptıklarımızın karşılığını görüyoruz ve görmeye de devam edeceğiz. Bedelli askere gideceklere müjdeler olsun, beklediklerine değdi doğrusu. Yaşı tutmayanlarda bir dahaki baharı beklesin. Onca parayı rüyasında bile göremeyenlerde, dişini sıksın askerlik yapsın mı demeliyiz? Bu sorunun doğru cevabını, bu akılla gidersek doğru vereceğimizi sanmıyorum.

Eeeee bizde bir söz vardır, parası olan düdüğü çalar diye. Yapacak bir şey yok, bu düzeni kuran bizleriz. Böyle atasözleri olan toplumlarda da, ancak böyle kanunlar ve böyle çifte standart kanunlar olur. Eğer memnunsak bu adalet anlayışından, bedelli askerlik hepimize hayırlı olsun demekten başka, ne gelir elden.

Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
Dünyagündemi.net