TERÖR İÇİN ÖZEL BİRİMLER
Mehmet Necati GÜNGÖR

Son iki günde 30’a ulaşan şehit sayısı ile Türkiye’nin ciğerleri bir kere daha kavruldu.
Önce polislerimiz, ardından Hakkâri baskınında 24 askerimiz şehit edildi. Bir uzman çavuşumuz da mayına basarak şehit oldu.
Kalleş terör can almaya, kan akıtmaya doymuyor.
İçten ve dıştan destek aldığı belli olan bu örgütün beli ne zaman ve nasıl kırılacak?
Daha hangi yöntemler devreye sokulmalı ki, kesin netice alınabilsin.
Bu konular üzerinde kafa yoranlar çok. Devletin ilgili birimleri üstüste toplantılar yaparak sorunu ve çözümlerini “güncelleme”ye devam ediyor.
Ateş de düştüğü yeri yakıyor.
Tehlikeli girişimlere tanık oluyoruz. Öfke seli istemediğimiz mecralara sürüklenirse işte o zaman içinden çıkılmaz bir hal ile karşı karşıya kalırız! Allah göstermesin!
Terör örgütünün istediği de bu. Halkı galeyana getirip, ülkede kardeş kavgasını başlatmak!
Bu tuzağa basmamalıyız!
İtidali elden bırakmamalıyız!
Sorumluluk içinde hareket etmeliyiz!
Evet, yaşadığımız acılara yürekler dayanmıyor. Acılara her gün bir yenisi ekleniyor.
Terörün kalleş eli artık sadece kırsalda değil, şehirlerimizde kan akıtmaya devam ediyor.
Hükümet, nihayet bir yıldır sümen altında tuttuğu kara harekâtını başlatmış bulunuyor. Umarız, İran’ın yaptığını biz de yapar, Kandil’e bayrak dikerek bu sorunu kökünden hallederiz.
Çok zor olsa da bunu başarmak zorundayız.
Ömür boyu terörle yaşayamayız. Ömür boyu kaybettiğimiz evlatlarımızın ağıtlarıyla yanıp tutuşamayız.
Acılarımızı kökten dindirecek, şehit analarının yüreğini serinletecek ne varsa, ne lâzım geliyorsa, idam cezasının yeniden – terör ve uyuşturucu cezaları için- uygulamaya konulması dahil, her çareye başvurmamız lâzım geldiğini düşünenlerdenim.
Yeni bir Anayasa ile teröre çözüm getirileceğine ne yazık ki inanamıyorum.
Bu, meselenin başka bir yanıdır. Terörün çözümünü Anayasalarda, yasalarda değil; terörün niyetine aklî bakış ve alternatif çözümlerde aramak gerektiği çıplak bir gerçek olarak karşımızdadır. O halde bunun gerekleri yapılmalıdır!
Örgüt, 8 koldan karakollarımıza, askeri birliklerimize saldırmış.
Buralara önceden yığınak yaptıkları belli. Sürüler halinde geldikleri belli. Peki, bu süre zarfında bu hareketler neden görülmemiş, neden haber alınamamış?
İşte, sorunun bam teli burada yatıyor.
Belli ki bir istihbarat zaafiyeti var.
ABD’nin insansız araçları belki olayı görmüşler ama, haber vermeyi geciktirmeşler. Akla başka bir ihtimal gelmiyor. Çünkü, dost bildiğimiz dış güçler bunu hep yapıyorlar!
Elin heronuyla iş tutulmaz!
Bölgede bir an evvel kendi istihbarat ağımızı oluşturmamız lâzım. Bu da bilgiyi parayla satın almaktan geçer.
Teröre 100 milyar dolarlar harcıyoruz. Bunun onda biriyle özel istahbarat ve güvenlik birimlerini devreye soksak, bu kadar acı kayıplar yaşamayacağız.

Nasıl mı?
İşte benim önerim:

“Baskın basanındır” anlayışı ile hareket etmemiz lâzım. Teröristin gelmesini beklemeden, onun üstüne cesaretle yürüyecek küçük dağ birimleri oluşturmamız lâzım. Onlar gibi hareket eden, onlar gibi saklanan, onlar gibi ortaya çıkıp tahrip eden küçük ve hareketli birlikler. Bir zamanlar özel harekât timleri vardı, onlar bu işi gayet güzel yapıyorlardı. Ne olduysa oldu, onlar geri çekilerek meydan yeniden teröristlere bırakıldı.
Bazı hatalar olmuş olabilir. Hataları onarmak yerine, onlara yol açan unsurları toptan geri çekmek doğru muydu?
Terörle mücadele toptan, bütün imkânlar kullanılarak yapılmalıdır.
Her fert, her vatandaş terör konusunda istihbarat elemanı gibi çalışmalı, aldığı duyumları derhal ilgili makamlara bildirerek vatandaşlık görevini yerine getirmelidir. İstahbaratı verenler para ile ödüllendirilmeli, böylece bilgi akışında süreklilik sağlanmalıdır.
Her vatandaşa bir istihbarat kimliği verilmeli, doğru çıkan bilgiler karşılığında bu kimlik numaralarına bankalarda açılacak hesaplar kanalıyla parasal ödüller verilmelidir. Bu vatandaşların gerçek kimlikleri kimse tarafından bilinmemelidir. Bütün işlemler istihbarat kimlik numaraları üzerinden yapılmalıdır.
Ayrıca özel istihbarat ve güvenlik birimlerinin kurulmasına imkân veren yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Devlet, bu özel istihbarat birimlerinden bilgi satın alarak daha güçlü ve efektif bir istihbarat ağının oluşmasına zemin hazırlamalıdır.
Dağda teröristler gibi yaşayacak, onları takip edecek özel güvenlik birlikleri kurulması da, yine yasal mevzuat dahilinde gerçekleştirilmelidir. Böylece, hem devlet, hem özel güvenlik birimleri el ele bu işin üstesinden gelmenin yolları aranmalıdır.
Evet, bir zamanlar ABD’de uygulanan “Wanted!” dönemi gibi uygulamalardan söz ediyorum. Ya da “Özel Avcı Birlikleri”nden. Bunları hayata geçirmenin gerekliliği üzerinde en azından fikir cimnastiği yapılmalı, yarar ve zararları terazinin iki ayrı kefesinde tartılıp değerlendirilmeli, yararlı görülecekse zaman geçirmeden uygulamaya konulmalıdır.
Artık kaybedecek ne zamanımız, ne insanımız var.
Yetti artık!
Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.