12 Hakkâri'de, iki Siirt'te, son iki günde toplam 14 şehit...

Son 45 günde toplam 50 şehit...

Artık alıştık son dönemde giderek artan şehit haberlerine, kanıksadık.
"Şehitler Ölmez" diyoruz ama, neredeyse her gün ne yazık ki gencecik
askerlerimiz ölüyor.

Kim öldürüyor gençlerimizi; PKK...

PKK kim; eli silahlı ayrılıkçı bir örgüt...

Legal siyasi partisi var mı; var, BDP...

Ne istiyorlar, neleri şart koşuyorlar; öncelikle "Apo'ya özgürlük",
bilâhare "Demokratik Özerklik"...

Vermezseniz, kabul etmezseniz ne olur diyorlar; sonuna kadar savaş, kan...

Başbakan Erdoğan; "Bıçak kemiğe dayandı, sözün bittiği yerdeyiz"
dedikten sonra uçaklar havalandı, Kandil'i bombaladı.

Başbakan Erdoğan'ın bu sözleri sonrasında bazı malum yazar-çizerler,
ne yazık ki anlamında; "Görünüşe göre açılımlar son bulacak,
demokratik çözüm girişimleri sona erecek ve barışa darbe vurulacak"
babından dahiyâne görüşlerini belirterek, "hal bu ki ne güzel çözüme
yaklaşmıştık" diyorlar.

İnsaf, insaf kere insaf!

Hangi çözümden, hangi barıştan, nasıl bir çözüm ve barıştan bahsedebiliyorsunuz!
Bahsetmekle, Apo'nun dayattığı, şart koştuğu, öncelikle kendisine
özgürlüğü ve bilahare bölgeye özerkliği kabul etmiş olmuyor musunuz?

Heyyy, malum zevat, size söylüyorum; "Gidenler, yitirilenler leblebi
değil, can. Ateş düştüğü yeri yakıyor, düştüğü yerde ocaklar
sönüyor"...

PKK'nın ne olduğunu, Apo'nun ne istediğini bunca yıla rağmen halâ
göremediyseniz eğer, gördüyseniz bile yazıp söyleyemediyseniz eğer,
suç sizlerde değil, suç; ne yazık ki sizin gibi taşeron ve kiralık
kalemleri bir şekilde doğurmuş olan o analarda...

Size tek ve son önerim şu; lütfen o çatlamış ar damarlarınızda
taşıdığınız kanlarınızı esaslıca bir tahlil ettiriniz ve hemen
arkasından o malum kafalarınızda taşımak zorunda kaldığınız
beyin(cik)lerinizin acilen bir tomografisini çektiriniz!

Sabahattin Talu
sabahattintalu@gmail.com