+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 20
  1. #1
    bursali68
    Misafir..

    Murat karayılan daha önce gündeme gelen iddiayı böyle açıkladı:

    Hasan Cemal
    h.cemal@milliyet.com.tr


    MURAT KARAYILAN DAHA ÖNCE GÜNDEME GELEN İDDİAYI BÖYLE AÇIKLADI:
    Devlet Kandil’le temas kurdu kestik
    Karayılan sorumuz üzerine “Devlet, Kandil’le de temas aradı, kurdu. Ama doğru olmaz dedik, kestik. Bizim için adres İmralı’dır çünkü...”
    “Birinci açılım başarısız oldu, çünkü Erdoğan kendi çalıp kendi oynamak istedi. AKP ile BDP birbirine sırtını dönerse barış yolu açılmaz.”

    ERBİL

    Kandil Dağı’nda bir yer. Cumartesi, 25 Haziran 2011. Bir ceviz ağacının gölgesinde Murat Karayılan‘la konuşuyoruz “barış”ı getirecek, “savaş”ı bitirecek bir yol haritasının koşullarını...

    Karayılan şöyle diyor:

    “Türkiye artık barış istiyor, çözüm istiyor. Toplum Kürt sorununa öcü gibi bakmıyor. Toplum gittikçe daha çok çözüm arıyor, istiyor çözümü... Türkiye bu noktaya geldi.”

    Sohbet sırasında bir ara Zagros’un barışa ilişkin sorusu aklıma takılıyor, içimden gülüyorum.
    Zagros, Namık’la beni kamyonetiyle Erbil’den Kandil’e getiren PKK’lı.
    Doğu Beyazıd’ın Beşo Köyü‘nden. 33 yaşında. 13 yaşında Erbil yakınlarındaki Mahmur Kampı‘na gelmiş.
    Babasını köyde jandarma öldürmüş. “İki kardeşim dağda şehit oldu, biri hâlâ dağda” diyor.

    Dağların arasından kıvrılan Ali Beg Vadisi’nin güzellikleri arasından büyülenmiş halde geçerken soruyor bana:
    “Hasan abi, çözüme mi çalışıyorsun, gazeteye mi?..”
    Duraksadığımı görünce gülüyor.
    “Her ikisine de Zagros, her ikisine de!”


    Gazeteci milletinin işi bazen zorlaşır. Bir yandan tarihe tanıklık etmek ister gazeteci. Ama bu arada çizgiyi iyi çizmesi, doğru yerden çekmesi gerekir.
    Hassastır bu çizgi.
    Eğer şaşarsa, başka sulara da açılabilir. Kandil’e çıkarken gazetecinin kendini korumasıyla ilgili bir meseleyi aklıma getiriyor Zagros’un zekice sorusu...

    ‘Devlet, isyanın lideriyle anlaşmalı’

    O kadar çok soru var ki.
    Murat Karayılan’ın her yanıtıyla yenileri aklıma takılıyor, araya giriyorum:
    “Bir yanda Ak Parti, bir yanda BDP... Bu iki parti 12 Haziran‘da Kürtlerin oylarını yarı yarıya paylaştılar denebilir kabaca. Bu iki parti şimdi birbirlerine sırtını dönerse, birbirlerine giderek düşmanlaşırsa, barış yolu açılabilir mi?”

    Murat Karayılan:
    “Doğrudur, AKP ile BDP, bu iki siyasi hareket birbirine sırtını dönerse barış yolu açılamaz. Bu konuda ilk girişim Başbakan’dan gelmeli...”
    Halkın yüzde 50 oyunu almış bir lidere, Tayyip Erdoğan‘a barış konusunda büyük rol ve sorumluluk düştüğünü her seferinde belirtiyor Kandil’in lideri.

    Şu sözler Karayılan’ın:
    “Cumhuriyet devleti geçmişteki Kürt isyanlarının liderlerinin hepsini idam etti. Şimdi en son, en büyük Kürt isyanının lideri hayatta. Kürtlerle Cumhuriyet’in barışması için, kalıcı ve adil bir barış için isyanın önderiyle anlaşmalıdır devlet... Bunun için de isyanın önderinin rahat çalışması sağlanmalıdır.”
    Devam ediyor Karayılan:
    “Şimdi biliyorum deniyor ki, o 35 bin kişinin ölümünden sorumludur. Bu doğru değil. Peki o zaman 17 bin faili meçhulün sorumlusu kimdir? Çiller mi, Demirel mi? Silahsız bu kadar insan öldürüldü. Dersim‘de 70 bin kişi... Zilan’da, Ağrı İsyanı‘nda 30 bin civarında insan... Şeyh Said İsyanı‘ndaki katliamlar... Bütün bunların sorumlusu kim, kimler peki?..”

    ‘Biz piknik yapmaya çıkmadık ki dağa’

    Sözü Erdoğan‘a getiriyor:
    “Şimdi Başbakan diyor ki, biz inkârı aştık! Peki, bütün bunları açığa çıkarmadan nasıl aştı? Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesi lazım.

    Şimdi Başbakan şöyle diyebilmeli:
    ‘Evet, Türk-Kürt kardeşliği bin yıl öncesine gider. Çanakkale‘de, Kurtuluş Savaşı‘nda ortak mücadele ettik. Fakat 1924 sonrası Kürt inkârı gelişmiş, benimsenmiş... Böylece isyanları bastırma süreçleri yaşandı. Büyük trajedilere neden olan bu inkâr politikası yanlıştı. Ve PKK, Öcalan, bu inkâr siyasetinin sonucu olarak ortaya çıktı. Şimdi biz bu tarihsel yanlışı telafi ediyoruz.’
    Başbakan böyle derse, kimse Öcalan’dı, PKK’ydi demez ki... PKK durup dururken ortaya çıkmadı ki... İki yıl önce size yine Kandil’de dediğim gibi, biz piknik yapmaya çıkmadık ki dağa...“

    Erdoğan’ı eleştiriyor Karayılan:
    “Şimdi Başbakan bunları söyleyeceğine, kalkıp seçim zamanı, Ben olsam Öcalan’ı idam ederdim derse, o zaman bir hâkim de çıkar Hatip Dicle‘nin milletvekilliğini düşürür, diğerleri KCK operasyonları, davaları için düğmeye basar. Böyle toplumsal barış olur mu?”

    ‘Habur talebi Başbakan’dan geldi!’

    2009’daki “birinci açılım”ın neden çıkmaza saplandığını soruyorum Karayılan’a.

    İlk tepkisi ilginç:
    “Erdoğan kendi çalıp kendi oynamak istediği için başarısız oldu birinci açılım.”

    Sonra gülerek devam ediyor:
    “AKP dedi ki, ben yapacağım bu işi. Başkasını muhatap almayacağım. Halbuki tango yapmak için iki kişi gerekmez mi? Kısacası birinci açılım tek ayaklı olduğu için başarısız kaldı. Erdoğan’ın elinde bir yol haritası var mı, yok mu, o da belli değildi birinci açılımda...”

    Karayılan, 2009 yılı Ekim ayında birinci açılımı sona erdiren “Habur olayı”nda kendilerinin bir kabahati olmadığı kanısında.
    Söyledikleri şöyle özetlenebilir:
    “Habur talebi Başbakan’ın kendisinden geldi. Barış adına somut bir adım diye, bir grup gelsin dedi. Bunu kendi partisine siyasi bir destek olarak da görüyordu sanıyorum. İşte bakın artık dağdan iniyorlar havası... Biz de özenle seçtik Habur’a gidecek olanları... Herhangi bir hukuki problem çıkmasın diye özen gösterdim. Önder Apo’nun bu konuda acaba ters teper mi diye bazı kuşkuları olduğunu da söyleyebilirim. Yaşananlardan sonra Başbakan’ın kendisi kararını değiştirdi, birinci açılım da bitti.”

    Devletle Kandil görüşmeleri...
    Kandil’e gelirken kafamdaki sorulardan biri de şuydu:
    Devlet, Kandil’le de görüşüyor mu? Görüştü mü?
    Seçim kampanyası sırasında BDP’nin eski Genel Başkanı ve Hakkâri milletvekili Selahattin Demirtaş, Namık Durukan’a geçen 19 Mayıs’ta Milliyet’te çıkan bir demeç vermiş, “Başbakan, Kandil’le yapılan görüşmeleri de açıklasın“ demişti.
    Namık bu soruyu sorunca, Karayılan bir an durdu. Bakışlarını bize çevirip üzerimizde şöyle bir dolaştırdı ve sözcüklerini dikkatle seçmeye çalışarak özetle şunları söyledi:
    “Devlet Kandil’le temas aradı ve kurdu. Ufak ufak başlatmıştı teması... Ama biz olmaz, doğru olmaz dedik. Kapadık, kestik bu yolu... Bizim için tek adres İmralı’ydı, önder Apo’ydu çünkü... “
    Karayılan’dan edindiğim izlenim şu:
    Devletin Kandil’le temas araması, Kandil’e bir kanal açmak istemesi, anlaşılan, devlet tarafından bölücü bir faaliyet olarak değerlendirilmiş Kandil’de...
    Şöyle dedi Karayılan:
    “İki yıl önceki Kandil görüşmemizde diyalog için dört seçenek sıralamıştım: Önderlik makamı, Kandil, BDP ve Akil Adamlar... Devlet artık önderlikle, yani İmralı’yla görüşüyor. Muhataplık meselesi yok bugün, bir tek Başkan Apo bizim tarafımızda...”
    Karayılan böyle deyince, Cengiz Çandar’ın geçen hafta sonu yayımlanan TESEV raporundaki o bölümü anımsatıyorum Karayılan’a.
    “Üst düzeydeki bir devlet şahsiyeti” diyor ki Cengiz’e:
    “Sorun Apo değil, sorun bizde. Biz hâlâ tek devlet olamadık.”
    Ankara açısından meselenin püf noktası bu olmaya devam ediyor.
    Karayılan’ın yanıtı ise şöyle:
    “Kürt hareketi bugün tek başlı... Önder Apo İmralı’da... Ve eğer devlet bu sorunu çözecekse her şey, tüm koşullar hazır... Erdoğan da yüzde 50 oyu almış durumda... Daha ne bekliyoruz.”
    Evet, daha ne bekliyoruz?

    Kaynak : Devlet Kandil

  2. # ADS
    İlginizi Çekebilir
     

  3. #2
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Sonuna kadar başbakanın arkasındayım. Kimseye düşman gözüyle bakamayız. Demokraside bunlar suçludur. Yaptıkları kalleşliği bırakalımda Allah'a hesap versinler. Biz peygamberlerin yolundayız. Peygmberimiz(s.a.v) canına kastedeni dahi affetmiştir.

    Şehit aileleri affetmese bunları, bu kanın durması için daha fazla kanın dökülmesi taraftarı değilim.Şehit ailelerinin affedip affetmediği konusunda ben sözcü değilim. Birileride çıkıp sözcüsü olmasın. Onlar kendi adına herşeyi daha iyi bilir.

    Pkk ergenekonla birleşmiş ve ergenekon sözcüleriyle akın akın ülkenin bekasına kastedmektedir. Başbakan en doğru hamleyi yapmaktadır.

    Çarpıtılan haberleri ve iftiraları ayıklarsak Devlet pkk ya dağdan inin çağrısı yapmaktadır. Dağdan inmelerini ve suçlarının cezasını vermelerini söylemektedir. Bende bunun sonuna kadar arkasındayım.

  4. #3
    Aktif Üye tntcool - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nerden
    Antalya
    Mesaj
    2.191
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    54810
    Alıntı ashenarşi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sonuna kadar başbakanın arkasındayım. Kimseye düşman gözüyle bakamayız. Demokraside bunlar suçludur. Yaptıkları kalleşliği bırakalımda Allah'a hesap versinler. Biz peygamberlerin yolundayız. Peygmberimiz(s.a.v) canına kastedeni dahi affetmiştir.

    Şehit aileleri affetmese bunları, bu kanın durması için daha fazla kanın dökülmesi taraftarı değilim.Şehit ailelerinin affedip affetmediği konusunda ben sözcü değilim. Birileride çıkıp sözcüsü olmasın. Onlar kendi adına herşeyi daha iyi bilir.

    Pkk ergenekonla birleşmiş ve ergenekon sözcüleriyle akın akın ülkenin bekasına kastedmektedir. Başbakan en doğru hamleyi yapmaktadır.

    Çarpıtılan haberleri ve iftiraları ayıklarsak Devlet pkk ya dağdan inin çağrısı yapmaktadır. Dağdan inmelerini ve suçlarının cezasını vermelerini söylemektedir. Bende bunun sonuna kadar arkasındayım.
    Sizin gibiler 'padişahım çok yaşa' dedikçe güneydoğu elden çıkıyor maalesef...

  5. #4
    Aktif Üye consume - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    1.078
    Rep Gücü
    18411
    Alıntı ashenarşi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sonuna kadar başbakanın arkasındayım. Kimseye düşman gözüyle bakamayız. Demokraside bunlar suçludur. Yaptıkları kalleşliği bırakalımda Allah'a hesap versinler. Biz peygamberlerin yolundayız. Peygmberimiz(s.a.v) canına kastedeni dahi affetmiştir.

    Şehit aileleri affetmese bunları, bu kanın durması için daha fazla kanın dökülmesi taraftarı değilim.Şehit ailelerinin affedip affetmediği konusunda ben sözcü değilim. Birileride çıkıp sözcüsü olmasın. Onlar kendi adına herşeyi daha iyi bilir.

    Pkk ergenekonla birleşmiş ve ergenekon sözcüleriyle akın akın ülkenin bekasına kastedmektedir. Başbakan en doğru hamleyi yapmaktadır.

    Çarpıtılan haberleri ve iftiraları ayıklarsak Devlet pkk ya dağdan inin çağrısı yapmaktadır. Dağdan inmelerini ve suçlarının cezasını vermelerini söylemektedir. Bende bunun sonuna kadar arkasındayım.
    Gözününüzn içine baka baka sayın dedi . ama siz hala nerelerdesiniz . ?!
    Kendi ağzıyla söylediği şeyleri çarpıtabilmek ne mümkün.Dağdan inenleri kucaklayan kimdi ? La havle :O

  6. #5
    bursali68
    Misafir..
    Hasan Cemal
    h.cemal@milliyet.com.tr

    Her şey konuşuldu şimdi adım atma zamanı
    KANDİL’DE GÖRÜŞTÜĞÜMÜZ MURAT KARAYILAN BARIŞ KONUSUNDA UMUTSUZ DEĞİL:


    Cep telefonlarımızı evde bırakıp yola koyuluyoruz. Bir yerde telaş
    havası kendini ele verince, ağaçların arasından Murat Karayılan çıkıyor, arkasında komutanlarıyla birlikte...

    Karayılan’dan Ankara’ya: “Tartışılacak her şey tartışıldı. Devletle Önder Apo her şeyi ama her şeyi konuştular. Şimdi adım atma zamanı! Önder Apo’nun devlete verdiği üç protokolde atılabilecek adımların çerçevesi var”
    “Başbakan’a, siyaset kurumuna, devlete seslenmek istiyorum: Biz Türkiye’nin gönüllü birlikteliği temeli üstünde barış yapmak istiyoruz”

    ERBİL
    Kandil Dağı’na doğru yol alıyoruz, gün yeni aydınlanıyor. Cumartesi, 25 Haziran 2011. Bizi dağa götüren kamyonetin sürücüsü Zagros her şeyden haberdar, soruyor: “Duyduk ki Mehmet Ali Birand ameliyat olmuş, nasıldır?.. O neden gelmiyor buralara?.. Ben onun için dua ettim.”
    “Hasan abi, bunlar Hatip Dicle‘nin milletvekilliğini düşüreceklerdi de, adaylığına niçin daha önce ses çıkarmadılar ki?..”
    “Bejan Matur’u da ben götürdüm Kandil’e. Geldi, sonra kitap yazdı. Ben de varım kitapta, Azeri eşi de PKK’li diye...”
    Heriz‘den, güneş altında parıldayan sapsarı kesmiş uçsuz bucaksız tarlaların arasından giderken Ahmet Kaya söylüyor yanık sesiyle:
    “Ben yandım
    Siz yanmayın
    Allah aşkına...”


    ‘Devletle Önder Apo her şeyi konuştular’
    Zagros’un evinde mola.
    Bahçeden taze koparılmış mis kokan salatalık, domates, acur, beyaz peynir ve tavşan kanı çaydan oluşan kahvaltımızı yer sofrasında ettikten sonra, salonun bir köşesinde halının üstüne kıvrılıp bir süre kestiriyoruz.
    Kandil’in medya sorumlusu Ahmet Deniz, Namık’la beni uyandırıyor, Murat Karayılan‘ın bizi beklediğini söylüyor. Cep telefonlarımızı iki yıl önceki gibi evde bırakıp yola koyuluyoruz.
    Bir süre sonra asfalt yolu bırakıp araziye vuruyoruz, güzel güzel akan bir suyu geçtikten sonra yürüyüş faslı başlıyor.
    Bir yerde telaş havası kendini ele verince, ağaçların arasından Murat Karayılan çıkıyor, arkasında komutanlarıyla birlikte...
    Zagros’un sözü kulağımda:
    “Umutlu musun, barış olacak mı?”
    Murat Karayılan umutsuz değil.
    O muhteşem ceviz ağacının gölgeliğinde “barış”ı konuşurken bir ara şöyle diyor:
    “Tartışılacak her şey tartışıldı. Devletle Önder Apo her şeyi ama her şeyi konuştular. Şimdi adım atma zamanı...”
    “Ama nasıl?..”
    “Önder Apo’nun bir ay önce devlete verdiği üç protokolde atılabilecek adımların çerçevesi var. Aslında bu üç protokol, Başkan Apo’nun devlete 15 Ağustos 2009 tarihinde vermiş olduğu yol haritasının kısa bir özetidir. Uzun lafı kısası, ikinci açılım olacaksa çerçevesi hazır...”
    Karayılan top Ankara’da diyor.
    Bu kanıda olan yalnız Karayılan değil. Örneğin dün sabah burada, Selahattin’de görüştüğüm Necirvan Barzani de farklı düşünmüyor.
    Irak Kürdistan Yönetimi’nin eski Başbakanı ve “Kürt dosyası”nın hâkimi olan Necirvan Bey de ilk adım konusunda topun Ankara’da olduğunu belirtiyor, (Daha sonraki yazılarımda anlatacağım ayrıntılı olarak).


    ‘İmralı koşullarının düzeltilmesi hayati’
    Edindiğim izlenim o ki, Tayyip Erdoğan’ın seçim kampanyası sürecindeki aşırı milliyetçi söylemi Karayılan’ı pek öyle etkilememiş. “Geçmişte de böyle şeyler söylemişti” demekle yetiniyor, seçim zamanı olur böyle şeyler demeye getiriyor.
    Sohbet sırasında, Öcalan’ın “İmralı koşulları”nın PKK için ne kadar önemli olduğu bir kez daha dikkatimi çekiyor.
    Şu sözler Karayılan’ın:
    “Bizim liderimiz tutukludur, irademiz tutukludur. İmralı’daki koşulların düzeltilmesine ilişkin çalışma çok hayati...”
    Ve Karayılan bir gerçeğin altını çiziyor:
    “Bizi dağdan indirecek tek otorite vardır, o da Başkan Apo’dur, unutmayın.”


    CHP bu seçim sürecinde yumuşak mesajlar verdi
    Bir ara söz Kemal Kılıçdaroğlu’ndan açılıyor. Baykal‘ın sahneden çekilmesini olumlu bir gelişme olarak gördükleri söylenebilir.
    “CHP bu seçim sürecinde Kürt sorununun çözümüne ilişkin yumuşak mesajlar verdi” demekle yetiniyor Karayılan.
    Kılıçdaroğlu’nun Apo-devlet görüşmesine yeşil ışık yakmasını ya da “Çözüm için her türlü fedakârlığa hazırım” demiş olmasını önemsemekle birlikte, CHP ile ilgili olarak ihtiyatlı tavır içinde Karayılan...


    Ergenekon, Yeşil Ergenekon, Ötüken...
    Öğlen yemeği mükellef. Kebap, çayda tutulmuş taze balık, tandır, beyaz pilav, kaburga dolması, et kavurma, ciğer, yoğurtlu yaprak sarma...
    Ergenekon’la Balyoz‘u konuşuyoruz.
    “Askeri vesayet”in çözülmesi açısından her iki davayı da önemsiyor. Askerin demokrasi içinde olması gereken yere oturmasının barışa olabilecek katkısının farkında...
    Ama bu konu açıldığında, iki yıl önceki gibi, gündeme “Fethullahçılar” geliyor. Gülen cemaatinin devlet içindeki gücünün abartıldığı kanısında Karayılan.
    Ama şunun da altını çiziyor:
    “KCK operasyonları bir proje olarak Gülen cemaatinin polis ve yargıdaki uzantıları tarafından hükümete sunuldu, hükümet de bunu uyguladı.”
    Ekliyor Karayılan:
    “Gülen cemaatinin devlet içindeki bu uzantılarına yeşil Ergenekon denebilir. Ama şu sıralar bize gelen bir istihbarata göre, ‘yeşil Ergenekon’ yerine, adı Ötüken olan yeni bir örgütlenme sahnede görülebilir yakında.”
    Murat Karayılan’ın bu sözlerinden öyle anlaşılıyor ki, iki yıl önceki Kandil görüşmemizde olduğu gibi PKK Gülen cemaatinden rahatsız.
    Nedeni malum:
    Fethullahçılar, Ak Parti ile birlik olup PKK’nın altını oymaya çalışıyor.
    Böyle düşünüyor Karayılan.

    ‘Birliktelik temelinde barış yapmak istiyoruz’
    Karayılan bunları söyledikten sonra sözü tekrar barışa getiriyor:
    “Başbakan’a, siyaset kurumuna, devlete sizin aracılığınızla seslenmek istiyorum: Biz Türkiye’nin gönüllü birlikteliği temeli üstünde barış yapmak istiyoruz.”


    ‘Eylemsizlikten sonra devrimci halk savaşı...’

    Murat Karayılan’a soruyorum:
    “Türkiye’nin önünde sizin deyişinizle demokratik anayasal çözüm süreci ya da barış süreci açılmazsa ne olur?”
    Yanıt kısa:
    “Devrimci halk savaşı olur.”
    Devam ediyor:
    “Bu bir tehdit olarak algılanmasın. Kürt halkı seçimlerde demokratik anayasa için, demokratik özerklik için oyunu kullanmıştır. Ama karşımızda herhangi bir kıpırdama olmazsa, tam tersine karşı saldırılar başlarsa, ne yapabiliriz ki, direnmekten başka?..”
    Böylece “ateşkes”in sona ereceğini şöyle anlatıyor:
    “Bu da eylemsizliğin sonudur. Eğer bu son gelirse, devrimci halk savaşı başlar. Bu da bugüne kadarkinden daha kapsamlı olacak. Hem kitlesel açıdan şehirlerde, hem dağda...”
    Bu arada bir “hedef değişikliği”nden, bir “konsept değişikliği”nden söz ediyor Karayılan:
    “Eğer saldırmazsa, hedefimiz milli ordu değildir. Öncelikle orduyu hedef almayız. Ordu sınırları bekler. Demokratik özerklik eğer fiiliyata geçerse, geçtiğinde kim saldırırsa hedef olur, polisse polis... Özerklik örneğin Hakkâri’de uygulanıyorsa ve polis saldırırsa, bizim açımızdan savunma olur. Demokratik özerklik kurumları var, halk meclisleri var. Kim onları hedef yaparsa, saldırırsa yanıtını alır. Uzun lafın kısası, bir konsept değişikliği var eylem hedefinde...”

    Kaynak : Her şey konuşuldu şimdi adım atma zamanı - Milliyet.com.tr

  7. #6
    Aktif Üye consume - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    1.078
    Rep Gücü
    18411
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hasan Cemal
    h.cemal@milliyet.com.tr

    Her şey konuşuldu şimdi adım atma zamanı
    KANDİL’DE GÖRÜŞTÜĞÜMÜZ MURAT KARAYILAN BARIŞ KONUSUNDA UMUTSUZ DEĞİL:


    Cep telefonlarımızı evde bırakıp yola koyuluyoruz. Bir yerde telaş
    havası kendini ele verince, ağaçların arasından Murat Karayılan çıkıyor, arkasında komutanlarıyla birlikte...

    Karayılan’dan Ankara’ya: “Tartışılacak her şey tartışıldı. Devletle Önder Apo her şeyi ama her şeyi konuştular. Şimdi adım atma zamanı! Önder Apo’nun devlete verdiği üç protokolde atılabilecek adımların çerçevesi var”
    “Başbakan’a, siyaset kurumuna, devlete seslenmek istiyorum: Biz Türkiye’nin gönüllü birlikteliği temeli üstünde barış yapmak istiyoruz”

    ERBİL
    Kandil Dağı’na doğru yol alıyoruz, gün yeni aydınlanıyor. Cumartesi, 25 Haziran 2011. Bizi dağa götüren kamyonetin sürücüsü Zagros her şeyden haberdar, soruyor: “Duyduk ki Mehmet Ali Birand ameliyat olmuş, nasıldır?.. O neden gelmiyor buralara?.. Ben onun için dua ettim.”
    “Hasan abi, bunlar Hatip Dicle‘nin milletvekilliğini düşüreceklerdi de, adaylığına niçin daha önce ses çıkarmadılar ki?..”
    “Bejan Matur’u da ben götürdüm Kandil’e. Geldi, sonra kitap yazdı. Ben de varım kitapta, Azeri eşi de PKK’li diye...”
    Heriz‘den, güneş altında parıldayan sapsarı kesmiş uçsuz bucaksız tarlaların arasından giderken Ahmet Kaya söylüyor yanık sesiyle:
    “Ben yandım
    Siz yanmayın
    Allah aşkına...”


    ‘Devletle Önder Apo her şeyi konuştular’
    Zagros’un evinde mola.
    Bahçeden taze koparılmış mis kokan salatalık, domates, acur, beyaz peynir ve tavşan kanı çaydan oluşan kahvaltımızı yer sofrasında ettikten sonra, salonun bir köşesinde halının üstüne kıvrılıp bir süre kestiriyoruz.
    Kandil’in medya sorumlusu Ahmet Deniz, Namık’la beni uyandırıyor, Murat Karayılan‘ın bizi beklediğini söylüyor. Cep telefonlarımızı iki yıl önceki gibi evde bırakıp yola koyuluyoruz.
    Bir süre sonra asfalt yolu bırakıp araziye vuruyoruz, güzel güzel akan bir suyu geçtikten sonra yürüyüş faslı başlıyor.
    Bir yerde telaş havası kendini ele verince, ağaçların arasından Murat Karayılan çıkıyor, arkasında komutanlarıyla birlikte...
    Zagros’un sözü kulağımda:
    “Umutlu musun, barış olacak mı?”
    Murat Karayılan umutsuz değil.
    O muhteşem ceviz ağacının gölgeliğinde “barış”ı konuşurken bir ara şöyle diyor:
    “Tartışılacak her şey tartışıldı. Devletle Önder Apo her şeyi ama her şeyi konuştular. Şimdi adım atma zamanı...”
    “Ama nasıl?..”
    “Önder Apo’nun bir ay önce devlete verdiği üç protokolde atılabilecek adımların çerçevesi var. Aslında bu üç protokol, Başkan Apo’nun devlete 15 Ağustos 2009 tarihinde vermiş olduğu yol haritasının kısa bir özetidir. Uzun lafı kısası, ikinci açılım olacaksa çerçevesi hazır...”
    Karayılan top Ankara’da diyor.
    Bu kanıda olan yalnız Karayılan değil. Örneğin dün sabah burada, Selahattin’de görüştüğüm Necirvan Barzani de farklı düşünmüyor.
    Irak Kürdistan Yönetimi’nin eski Başbakanı ve “Kürt dosyası”nın hâkimi olan Necirvan Bey de ilk adım konusunda topun Ankara’da olduğunu belirtiyor, (Daha sonraki yazılarımda anlatacağım ayrıntılı olarak).


    ‘İmralı koşullarının düzeltilmesi hayati’
    Edindiğim izlenim o ki, Tayyip Erdoğan’ın seçim kampanyası sürecindeki aşırı milliyetçi söylemi Karayılan’ı pek öyle etkilememiş. “Geçmişte de böyle şeyler söylemişti” demekle yetiniyor, seçim zamanı olur böyle şeyler demeye getiriyor.
    Sohbet sırasında, Öcalan’ın “İmralı koşulları”nın PKK için ne kadar önemli olduğu bir kez daha dikkatimi çekiyor.
    Şu sözler Karayılan’ın:
    “Bizim liderimiz tutukludur, irademiz tutukludur. İmralı’daki koşulların düzeltilmesine ilişkin çalışma çok hayati...”
    Ve Karayılan bir gerçeğin altını çiziyor:
    “Bizi dağdan indirecek tek otorite vardır, o da Başkan Apo’dur, unutmayın.”


    CHP bu seçim sürecinde yumuşak mesajlar verdi
    Bir ara söz Kemal Kılıçdaroğlu’ndan açılıyor. Baykal‘ın sahneden çekilmesini olumlu bir gelişme olarak gördükleri söylenebilir.
    “CHP bu seçim sürecinde Kürt sorununun çözümüne ilişkin yumuşak mesajlar verdi” demekle yetiniyor Karayılan.
    Kılıçdaroğlu’nun Apo-devlet görüşmesine yeşil ışık yakmasını ya da “Çözüm için her türlü fedakârlığa hazırım” demiş olmasını önemsemekle birlikte, CHP ile ilgili olarak ihtiyatlı tavır içinde Karayılan...


    Ergenekon, Yeşil Ergenekon, Ötüken...
    Öğlen yemeği mükellef. Kebap, çayda tutulmuş taze balık, tandır, beyaz pilav, kaburga dolması, et kavurma, ciğer, yoğurtlu yaprak sarma...
    Ergenekon’la Balyoz‘u konuşuyoruz.
    “Askeri vesayet”in çözülmesi açısından her iki davayı da önemsiyor. Askerin demokrasi içinde olması gereken yere oturmasının barışa olabilecek katkısının farkında...
    Ama bu konu açıldığında, iki yıl önceki gibi, gündeme “Fethullahçılar” geliyor. Gülen cemaatinin devlet içindeki gücünün abartıldığı kanısında Karayılan.
    Ama şunun da altını çiziyor:
    “KCK operasyonları bir proje olarak Gülen cemaatinin polis ve yargıdaki uzantıları tarafından hükümete sunuldu, hükümet de bunu uyguladı.”
    Ekliyor Karayılan:
    “Gülen cemaatinin devlet içindeki bu uzantılarına yeşil Ergenekon denebilir. Ama şu sıralar bize gelen bir istihbarata göre, ‘yeşil Ergenekon’ yerine, adı Ötüken olan yeni bir örgütlenme sahnede görülebilir yakında.”
    Murat Karayılan’ın bu sözlerinden öyle anlaşılıyor ki, iki yıl önceki Kandil görüşmemizde olduğu gibi PKK Gülen cemaatinden rahatsız.
    Nedeni malum:
    Fethullahçılar, Ak Parti ile birlik olup PKK’nın altını oymaya çalışıyor.
    Böyle düşünüyor Karayılan.

    ‘Birliktelik temelinde barış yapmak istiyoruz’
    Karayılan bunları söyledikten sonra sözü tekrar barışa getiriyor:
    “Başbakan’a, siyaset kurumuna, devlete sizin aracılığınızla seslenmek istiyorum: Biz Türkiye’nin gönüllü birlikteliği temeli üstünde barış yapmak istiyoruz.”


    ‘Eylemsizlikten sonra devrimci halk savaşı...’

    Murat Karayılan’a soruyorum:
    “Türkiye’nin önünde sizin deyişinizle demokratik anayasal çözüm süreci ya da barış süreci açılmazsa ne olur?”
    Yanıt kısa:
    “Devrimci halk savaşı olur.”
    Devam ediyor:
    “Bu bir tehdit olarak algılanmasın. Kürt halkı seçimlerde demokratik anayasa için, demokratik özerklik için oyunu kullanmıştır. Ama karşımızda herhangi bir kıpırdama olmazsa, tam tersine karşı saldırılar başlarsa, ne yapabiliriz ki, direnmekten başka?..”
    Böylece “ateşkes”in sona ereceğini şöyle anlatıyor:
    “Bu da eylemsizliğin sonudur. Eğer bu son gelirse, devrimci halk savaşı başlar. Bu da bugüne kadarkinden daha kapsamlı olacak. Hem kitlesel açıdan şehirlerde, hem dağda...”
    Bu arada bir “hedef değişikliği”nden, bir “konsept değişikliği”nden söz ediyor Karayılan:
    “Eğer saldırmazsa, hedefimiz milli ordu değildir. Öncelikle orduyu hedef almayız. Ordu sınırları bekler. Demokratik özerklik eğer fiiliyata geçerse, geçtiğinde kim saldırırsa hedef olur, polisse polis... Özerklik örneğin Hakkâri’de uygulanıyorsa ve polis saldırırsa, bizim açımızdan savunma olur. Demokratik özerklik kurumları var, halk meclisleri var. Kim onları hedef yaparsa, saldırırsa yanıtını alır. Uzun lafın kısası, bir konsept değişikliği var eylem hedefinde...”

    Kaynak : Her şey konuşuldu şimdi adım atma zamanı - Milliyet.com.tr
    Eh konuşmuşlar işte biz daha neyi tartışıyoruz ?

  8. #7
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Alıntı consume´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Gözününüzn içine baka baka sayın dedi . ama siz hala nerelerdesiniz . ?!
    Kendi ağzıyla söylediği şeyleri çarpıtabilmek ne mümkün.Dağdan inenleri kucaklayan kimdi ? La havle :O
    Ben daha önce sayın demesinin ne anlama geldiğini söylemiştim. Terkar sölüyorum. Mübağala yapmıştı. Ama anlamak istemeyecek kadar samimiyetsiz kaldınız olaya bence. Peki Kılıçtaroğluna neden arka çıkıyorsun. Kılıçtaroğlu mikrofonların karşısında Yalçın Küçüke arka çıktı. Bütün konuşmalarında ergenekon çeteletini savunuyor. Bunu neden görmüyorsunuz. Bence diyorum haliyle.. Samimi davranmıyorsunuz.

    Alın tekrar izleteyim videoyu ama bu sefer izleyin ve samimi yorumunuzu yapın. Tabii samimiyseniz.


  9. #8
    Aktif Üye consume - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    1.078
    Rep Gücü
    18411
    Alıntı ashenarşi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben daha önce sayın demesinin ne anlama geldiğini söylemiştim. Terkar sölüyorum. Mübağala yapmıştı. Ama anlamak istemeyecek kadar samimiyetsiz kaldınız olaya bence. Peki Kılıçtaroğluna neden arka çıkıyorsun. Kılıçtaroğlu mikrofonların karşısında Yalçın Küçüke arka çıktı. Bütün konuşmalarında ergenekon çeteletini savunuyor. Bunu neden görmüyorsunuz. Bence diyorum haliyle.. Samimi davranmıyorsunuz.

    Alın tekrar izleteyim videoyu ama bu sefer izleyin ve samimi yorumunuzu yapın. Tabii samimiyseniz.

    Aha bu dilim bu da tüyü :)
    Ben kılıçdaroğlunu savunmuyorum :) (artık allahın adını veriyorum bak bana kılıçdaroğlu demeyim kurban olayım ) :)
    Banane ondan sadece benim için kötünün iyisidir
    Mübalağa yaptığını söylediğiniz adam şehitlerinize kelle derken ne demek istemiştir ? Mübalağa demeyin şak diye bayılır kalırım :(
    Ayrıca sizin samimiyetinizle ilgili en ufak bir şüpheye düşmemiş ve yorum yapmamışken samimiyetimle işiniz nedir anlayamadım ? Konuyu saptırmasanız karakter tahlili yerine fikirlerinizi görsek? Onca video ekledim önce onlar dururken bunlar olmuyor ama :)

  10. #9
    Aktif Üye ashenarşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesaj
    1.511
    Rep Gücü
    33423
    Mübalağa yaptığını söylediğiniz adam şehitlerinize kelle derken ne demek istemiştir ? Mübalağa demeyin şak diye bayılır kalırım :(
    Başbakan karşısındakine sinirlenip karşısındakinin düşüncelerini kendi düşüncesiymiş gibi söylemek.

    Hİç düşünemiyorsanız icraatlerine yaptıklarına bakın.



    Tek bayrak kabul etmeyen buyursun beğendiği yere gitsin



    birde Chpnin söylemine bak. Kılıçtaoğlu diyorki Aponun kardeşi Yalçın Küçükü hiç bir şekilde zan altında suçlu bulundırmazsınız....

    İkisi arasındaki fark.....

  11. #10
    Aktif Üye consume - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    1.078
    Rep Gücü
    18411
    Alıntı ashenarşi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Başbakan karşısındakine sinirlenip karşısındakinin düşüncelerini kendi düşüncesiymiş gibi söylemek.

    Hİç düşünemiyorsanız icraatlerine yaptıklarına bakın.



    Tek bayrak kabul etmeyen buyursun beğendiği yere gitsin



    birde Chpnin söylemine bak. Kılıçtaoğlu diyorki Aponun kardeşi Yalçın Küçükü hiç bir şekilde zan altında suçlu bulundırmazsınız....

    İkisi arasındaki fark.....
    Hala kılıçdaroğlu diyorsunuz ? Sebep ? :)
    Öncelikle benim eklediğim videolara bakın.Bir dediğini 2 ay sonra nasıl çeviriyor izleyin.Sonrasında bana eklediğiniz videolarla karşılaştırıp düşünün

Benzer Konular

  1. Son Dakika Murat Karayılan İran Tarafında Yakalandı!!
    redyellow Tarafından Güncel Haber ve Manşetler Foruma
    Yorum: 24
    Son mesaj: 12-10-2011, 12:06 PM
  2. Bu buza dokunmadan önce bir daha düşünün!
    RABİA Tarafından Bilim ve Astronomi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-12-2009, 10:58 AM
  3. Eleştirmeden önce,bir daha düşün!
    KİRMİZİELMA.05 Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-12-2009, 10:36 PM
  4. Depremlerden önce meydana gelen sıradışı olaylar
    YukseLL Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-03-2008, 07:45 PM
  5. jerome murat ( böyle degisik bi gosteri izlememistim)
    çitlembik Tarafından Opera Bale Dans Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 08-06-2007, 10:02 AM
Yukarı Çık