Milli Genetik Kot...
Prof Dr Ramazan Demir

Cumhuriyetle demokrasiyi uyuşturmak millici siyasetin ön şartı...

“Demokrasi” deyip insanları aldatmak, uygulamada teokrasiye özenmek, belki karanlık amaçları için demokrasiyi “binilen tren” olarak görenler bir süre yol daha alabilir; fakat millet, karanlık niyetleri anladıkça, kendini basamak yapanları gördükçe onlara haddini “seçim” yaparak bildirecektir...

Milletin sırtından “sülük” misali geçinip demokrasi aracını kullanarak hedefe ilerlemek büyük bir aymazlık...

Bunu da takiye yaparak başarmak...

Sonuç da siyaset cambazları ve kalpazanları için büyük marifet...
**

MHP şahlanır...

Türk milletinin kaderini tayine yönelik milli ülküleri ve hedefleri olan millici siyasetçiler hiçbir zaman demokrasi trenini “araç” olarak kullanmazlar, demokrasiyi milli ülkü için ana hedef olarak algılarlar...

Toplumu kandırmaya yönelik bu nevi “kalpazanlıkların” yaşanmadığı bir anlayışla yoluna devam eden, halkıyla bütünleşen, özüyle sözüyle bir olan toplumun kabullendiği anlayıştır MHP’nin kimliği...

MHP işte, bu toplumsal iz-düşümdür...

Onun için MHP her zaman Türk milletinin çekirdek düşünce sistemini temsil eder... Bu düşünceden taviz verdiği takdirde yok olur...

Arada, beyazsinek tarafından bırakılmış “iç kurdu” nedeniyle çürüyerek dibe düşen elmalar misali imalat hatalarını de ayıklamak, bu düşüncenin temsilcilerinin görevidir...

Çünkü MHP, Türk milletinin inanç ve ülkü felsefesine inanan çekirdek kadrolarını yetiştirir...

Bu kadrolar Türk milli ülküsüne inanır, ona hizmet eder...

Bu millici ülkü düşünce sistemi, Kur’anî inanç ve imanla Turanî kültürle yoğrulmuş “mermer” yapı olarak ilelebet var olacaktır...

Bu gün MHP çatısı altında, başka bir zamanda farklı bir çatı altında fakat aynı ülkü etrafında bu ülküye hizmet edecek ve Türk varlığını ilelebet sürdürecek olan bu düşünce sistemini yaşatacaktır... MHP şahlanacaktır...
**

“Burası dar-ül-harptır çalmak mubahtır” diyenler, Türkiye’yi toz-pembe içinde olduğunu söyleyerek bir süre daha idare ediyor gibi vatan toprağında milli zenginlikleri semirebilirler...

Ve alabildiğine devletin kaynakları, milletin serveti birilerin yararına seferber-peşkeş- ediliyor olabilir...

Sonuçta milletin özü olan milli ülküye hizmet eden düşüncenin hizmet kadroları ülkemin demokrasi kaderine sahip olacaklardır...
**

Devleti tartışmaya açmak...

Bir süreden beri Türk Devleti’nin kuruluş felsefesi tartışılmaya açılmış, devletin sorumlu erkin umurunda bile değil...

Büyük bir felaketin eşiğindeyiz...

Önce vatan ve hürriyet, ardından ekmek önceliklerine inanmış kadroların kurtarıp kurdukları milli devlet “kerkenezlere” doğru itilmektedir...

Milli devletin bekası için mücadele veren parti sadece MHP kaldı...

Ordu yıpratıldı...

Yargı siyasallaştırıldı...

Adalet arayışı ilçe parti koridorlarında aranmaya başlandı...

Üniversiteler susturuldu...

İşçi sendikaları bitirildi...

Sivil toplum örgütleri “yok” sayıldı...

Tek ifade ile devleti devlet yapan kurumlar yıprandı...

“Devlet yoksa millet vardır...”

İfadesini kullanmak mecburiyeti hâsıl olmuştur...

Devletin asil sahibi millettir...

Çünkü Devleti kuran millettir...

Demokrasiyi de benimseyip inşa edecek olan yine millettir...

Milletsiz demokrasi olmaz...

**

Milli genetik kot uyanmalı...

Tanrı ile kul arasında bir mutabakat olan inanç sistemine üçüncü bir kişi ya da kuvvet müdahale ederse, bireyin inanç sistemi yozlaşır...

Kulluk görevlerini eksiksiz ve katıksız yerine getiren müteyeddin insanımızın yanı sıra, cumadan cumaya ya da bayramdan bayrama namaza gelenlere “namaz tazeleme” denildiğinde, “alınganlık” olabilir; bundan kaçınmak gerek…

Nasıl ki dindar vatandaşın saf ve samimi sosyal yaş***** “dincilik” sıfatıyla müdahale etmek zararlı ise, “çakma milliyetçilik” tavrı takınan naylon milliyetçiler de milli ülküye zarar vermektedirler...

Milletin milli genetik koduna uymayanlar olacaktır...

Bunu istismar edip bölücülük yapanlar çoğunlukta dahi olabilir...

Tanıyıp ayıklamak gerek...

Bunun için millici kıstasların bilinmesi ve anlatılması gerekir...

Milletin genetik kodunda kayıtlı olan “milli kot” uyandırılmalıdır...

Ana hedef bu olmalıdır...

İçindeki milli ruhu uyandırmak gerek...

Milli bilinci uyandırmak ve geliştirmek gerek...

Eğer bu milli bilinç (şuur) uyandırılmazsa, sonucu bilinmeyen badirelere sürüklenmek sürpriz olmaz...

O tekdirde iki alternatif olacaktır; ya teslimiyetçi, ya da milliyetçi olmak...

Diğer bir ifade ile ya “Torosçu” ya da “Sorosçu” olmak...!!!

Milli marşımızda ifadesinde yer bulun “...Sönmeden yurdumun üstünde en son ocak...” örneğinden hareketle; Toros’lardaki kıl çadırlarda duman tütüyorsa eğer Türk milletine zeval olmaz temel yaklaşımı esas alındığı için “Torosçu” seçeneği de vardır...

İşte MHP’nin farkı burada; “Sorosçu” değil Torosçu düşüncenin temsilcisidir...

2.6.2011
Prof. Dr. Ramazan Demir