YÜZSÜZLÜĞÜN BU KADARINA PES DOĞRUSU…
TEHDİT ETMEMİŞ!
İmralı canisi Öcalan’ın Kürt aydınları ve yazarları tehdit etmesinin yankıları devam ederken, basında konu ile ilgili tuhaf açıklamalar yer alıyor. Şivan Perver’in Bülent Arınç’la görüşmesinden rahatsız olan, Mehmet Metiner ve Orhan Miroğlu’nun isimlerini bile anmak istemediğinden bahseden Öcalan, bu sefer de Şivan’ın Arınç’la görüşmesinin kendisi için bir sakıncası bulunmadığını söyleyerek, istediği kişiyle görüşebileceğini belirtiyor. Kemal Burkay’ın yıllar sonra Türkiye’ye dönmesinin, bir projesinin var olduğunu düşündürebileceğini savunan Öcalan, ilk kez devletle ciddi mücadele fırsatı yakalamışken, Burkay’ın bunu bozmasını kabul edemeyeceklerini ifade ediyor.
Tehdit etmiyorum derken bile tehdit ettiği açıkça belli olan Öcalan’ın son avukat görüşmesindeki açıklamaları da aynı türden tehditlerden oluşuyor. Kürtlerin statülerine dönük bir gelişme sağlanmazsa, Kürtlerin hakları anayasal güvenceye alınmazsa, artık KCK sisteminin devreye gireceğini söyleyen Öcalan, sözlerinin “tehdit etmek” olarak algılanmamasını istiyor.
Öcalan’ın tehdit ettiği şahıslara BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın sahip çıktığı, "Kimden gelirse gelsin baskıyı ve tehdidi kabul etmeyiz" diyerek fikirlerini beyan eden Demirtaş’ın, tehditlerin merkezinin BDP'ymiş gibi gösterildiğinden yakındığı bilinirken, DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk’ün “Tehdit etmemişler, sadece eleştirmişler” sözleri bardağı taşıran son damla olarak yorumlanıyor. Eleştirilerin tehdit olarak anlaşılmış olabileceği konusunda ısrar eden Türk, devletin bazı tanınmış Kürt şahıslar ile irtibat kurarak, onları kendi yanına çekmeye uğraştığını, bunun için de bazı oyunların organize edildiğini dile getiriyor. Öcalan’ın da Kürtlerin emeklerine ve mücadelelerine sahip çıkmaları için çağrı yaptığını ama yanlış anlaşıldığını vurgulayan Türk, sadece ve sadece kullanılmaya gelinmemesi için çabaladıklarını kaydediyor. Bugüne kadarki beyanatlarından da bilindiği üzere şiddete her zaman karşı olan Ahmet Türk gibi bir şahsın bile Öcalan’ın tehdit etmediğini, yalnızca eleştirdiğini söylemesi abesle iştigal kabul ediliyor.

Öte yandan Öcalan’ın tüm tehditlerine rağmen konuşmayı tercih eden Muhsin Kızılkaya ise, PKK’nın barış sürecine hazırlıksız yakalandığına, bunun için yalpaladığına, PKK’nın ve Öcalan’ın kendisine muhalefet edilmesine, kendi düşüncesinin, eylem biçiminin sorgulanabilir bulunmasına tahammülsüzlüğünün, kendi içinden çıkıp farklı düşünmeye başlayana bunun bedelini canıyla ödetmesinin yeni olmadığına dikkat çekiyor. Kızılkaya, Öcalan dâhil, hiç kimse için hakaret içeren laflar etmediğini, sadece fikirlerini beğenmediğini, bu ülke için sunduğu çözüm önerilerinin, yakın olduğu fikirler olmadığını belirtiyor.

Farklılıklara tahammül edemeyen ve aynı görüşte olmayanları birer birer yok etmeyi planlayan ve geçmiş günlerde de bunu sık sık uygulayan Öcalan ve PKK’nın “tehdit etme” şeklindeki karakteristik özelliğinin, Muhsin Kızılkaya’nın da belirttiği gibi, çaresiz kaldığı zamanlarda gündeme geldiği görülüyor. Kim ne derse desin, aradan yıllar da geçse, Öcalan müebbet hapis cezası almış bir mahkum da olsa, tehdit etmekten vazgeçmeyeceği anlaşılıyor. Ne demişler, can çıkar huy çıkmaz!

Helin Demir
helindem@mynet.com