Destandır. Adı Ergenekon Destanı! Er meydanında Türkleri yenemeyen düşmanlar hileye başvuruvermişler.

İl Kağan’ın oğlu Kayı (Kayan) ve yeğeni Tokuz Oguz (Dokuz Oğuz) düşmanın elinden kaçıp kalanlarla birlikte geldikleri yoldan başka bir yolu olmayan ve sarp mı sarp devenin, atın dahi yürüyemeyeceği dağların içinde ki yeri yurt bellediler. Bu yurda da Ergenekon dediler.

Aradan dört yüz yıl geçti. Çoğaldılar. Ve oraya sığamaz oldular. Güçlüydüler. Yıkılmazdılar. Korkusuzdular. Her biri cengâver! Her biri savaşçı! Düştüler yola Dağı yaktılar. Geçilmez yerleri geçilir hale getirdiler.

Sonunda Gök Yeleli bir Bozkurt karşılarına çıkıverdi. Bozkurt yürüdü ardından Türk Milleti. Ve Türkler Bozkurdun önderliğinde kutsal zamanda Ergenekon’dan çıktılar. O zamanın Türklerin kağanı olan Börteçine (Bozkurt) Türklerin Ergenekon’dan çıktığını ve buna karşın kimsenin direnmemesini istedi. Öylede oldu.

O günden beri Türk Beyleri, Ergenekon’dan çıkış gününü kızgın demir döğerek kutlamaktadır.

İşte kısa şekliyle tam anlatamamış olsak da Ergenekon’un tarihi bundan ibaret olmaktadır. Yenilemeyen Türkler hileye uğramış. Kalanlar Ergenekon denilen yer de saklanmış güçlenince de çıkıp egemenliklerini ilan etmiş bulunmaktadır. Bozkurt ise bilindiği gibi Türklerin tarihinde bulunan vazgeçilmezler arasında yer almaktadır.

Başlıkta da dediğim gibi benim adım Ergenekon. Soyadım Balyoz. Balyoz ise Taş kırma, kazık çakma vb. işler de kullanılan çok iri iki ucu az keskin ağır çekiç anl***** gelmekte bulunan bir alet olmasına rağmen coğrafyamızda değişik anlamlara geldiğine ilişkin rivayetler de kullanılmaktadır.

Sevgili Kardeşlerim, Kutsal Topraklara hiçbir kimse uzaydan inmedi. Yani her bir yiğit bu toprağın çocuğu olmaktaydı. Siyasilere bir bakının göreceksiniz. Göreceğiniz her birinin nerdeyse 30 yıldır siyasetin içinde bulunduğudur. Kimi yirmi beş yılı aşkın bir süredir Mecliste bulunmaktadır.

Ne demek mi istemekteyim. Basit. Ortada bir yanlış bulunmaktaysa bu yanlışı bize işaret edenler de yanlışın içerinde bulunmaktadır. Yani bunlar uzaylı değildir. Hâşâ uzaylılarsa hâşâ başka memleketin adamlarıysa orasını bilemem.

Demem o ki. Yanlış dün de yanlış olmalı. Bugün de. Aynı şekil de yarında. Ne var ki bugünün yanlışı yarının doğrusu olarak karşımıza dikiliverince şaşırmamak gerekmekte. Dün el öptüler. Şakşakçılık yaptılar. Ona yaranmaya buna yaranmaya kalktılar. Hala Okyanus ötesi deyip durmaktalar. Halk, Millet, Vatan, İnsan diyen yok.

Evet. Evet. Şaşırmayın. Filistin yüzyıldır vurulmakta. Bizler bugün mü Müslüman olduk. Yoksa insan. Çeçenistan Yerle bir edildi. Yanımızda ki Iraklılar insan değil mi. Peki ya Afganistan. Ah ki ne ah! Kime ne anlatacaksın. Kim doğru ki! Yakında Doğu Türkistan için ağıt yakmaya başlarız. Bu böyle gelmiş böyle gidiverecek. Menfaat Gurupları ne denirse yapar. Ne derlerse o olur. Gerisi de hikâye. Koşun. Durmayın. Koşun. Hak Yerine Menfaate koşun. Doğruluk yerine kömüre koşun. Korkmayın hak ettiğimiz gibi itibar görmekteyiz. Korkmayın. Mersin İçel Burak CANLI