+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2005
    Nerden
    Uzay:))
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    42
    Mesaj
    11.463
    Blog Mesajları
    33
    Rep Gücü
    93742

    çözümde ön şart; "ev hapsi

    Yıl 1999...
    Öcalan'ın, Kenya-İmralı uçak seyahatindeki yüzünün halini gözlerinizin
    önüne getirin ve o anı yeniden hafızalarınızda canlandırın.
    Canlandırdınız...
    İlk sözü olan "Hizmetiniz deyim"i tekrar hatırlayın. Hatırladınız...
    Ne gördünüz? Nasıl bir resim canlandı göz ve beyinlerinizde?
    Korkmuş, sinmiş, ürkmüş, tamamen teslim olmuş, hayatından endişe eden,
    sonu geldiğini düşünen bir Öcalan. "Öc" alan değil, adeta "Af"
    dileyen, yalvaran...
    Tamamı Kürtçü şahıslardan oluşturulmuş olan ve kendilerine "Asrın
    Hukuk Bürosu" adını verdikleri avukat grubu, hadlerine düşmediği halde
    (!) ve biraz da korkarak "Sayın Başkan" dedikleri Öcalan'ı yumuşakça
    uyardılar; "Aman başkan, biraz dik dur, silkin ve kendine gel"
    dediler.
    Öcalan, zaman içerisinde biraz silkindi, aldı sazı eline; "Yalnızım,
    canım sıkılıyor" dedi, "Yerim dar" dedi, "Bana psikolojik baskı
    uyguluyorlar, kendimi ölüm çukurunda hissediyorum" dedi. Avukatları,
    kendi basınları vasıtasıyla bunları hemen taraftarlarına duyurdular ve
    sokaklara döktüler, çatışmalı kanlı olaylar yaşandı.
    Sonuç olarak Öcalan, yaptığı "Gücümü görmek istedim" açıklamasıyla
    böylece gücünü görmüş ve artık, "Kürt halkı" dediği kendi taraftar
    kitlesini "kullanabileceğini" anlamış oldu.
    Öcalan, talimatlarını hem nicelik ve hem de daha önemlisi nitelik
    anlamında giderek artırdı, bugünkü BDP hemen progr***** aldı ve
    uygulamaya geçti, açıklamalarda bulundu, sözüm ona çözümde projeler
    üretti(!)
    Kandil'deki PKK da bütün bu gelişen süreç içerisinde hiç boş durmadı;
    "Ya olacak, ya olacak" dedi. Öcalan'ın da tehdit ettiği gibi O da;
    aksi taktirde "Cıs" dedi.
    Öcalan'ın, var olabilmesi için tehdit unsuru olarak PKK'ya, sosyal
    baskı unsuru olarak "taraftar Kürt kitlesi"ne, demokratik siyaseten de
    BDP'ye ihtiyacı vardı.
    PKK'nın, sürekli dayatan, muhatap gösterilen Öcalan'a ve siyasi destek
    anlamında "taraftar Kürt kitlesi"ne ihtiyacı vardı.
    BDP'nin de, ayakta durabilmesi için, "oy" anlamında önce "taraftar
    Kürt kitlesi"ne, bilâhare "Sayın Başkan" dedikleri Öcalan'a ve silahlı
    sigorta olarak gördükleri PKK'ya ihtiyacı vardı.
    Dolayısıyla, Öcalan, PKK ve BDP'nin tümünün de birbirine ihtiyacı
    vardı, ama görüldüğü üzere üçünün de olmazsa olmaz tek ihtiyacı
    "taraftar Kürt kitlesi" idi.
    İşte bu noktada sorulması gerek soru şu olmalı;
    Kilit nokta "taraftar Kürt kitlesi" ise, ki öyle olduğu kesin, bu
    kitle daha çok, en çok, daha doğrusu sadece ve sadece kimi, neyi
    muhatap alıyor ve sadece O'nu dinliyor?
    ÖCalan...
    Bu durumda sorulması gereken ikinci soru da şu olmalı;
    Sorunun çözümü konusunda muhatap Öcalan ne diyor?
    "Ben muhatap alınırsam sorunu çözerim, sorunu sadece ben çözerim,
    muhatap sadece benim" diye sözlerine başlayan Öcalan; "Demokratik
    Özerklik projem uygulanırsa, anadilde eğitim sağlanırsa, sa..., sa..., sa"
    diye devam ediyor, "İşte o zaman sorunu çözerim" diyor.
    "Amaaaa" diye devam ediyor ve sadede geliyor Öcalan; "Önce benim
    önümün açılması, cezaevi koşullarımın iyileştirilmesi şartıyla" diyor.
    Öcalan, bunu yeni mi söylüyor? Koca bir "HAYIR". O "bakla" ağzından
    ilk defa çıkmadı ki! Çünkü, son dönemdeki tüm avukat görüşmelerinde
    Öcalan özellikle ve altını çizerek bu ön şartı koşuyor; "Önce
    BEN"diyor.
    Öcalan'ın asıl ve son baklası ise "Ev hapsi". Aslına bakılırsa bu
    talep son 3-5 aydır zaten var. Bundan sonraki dayatma, ön şart "Ev
    hapsi" gibi görünüyor.
    Eğer bugün, gelinen bu noktada birileri hala bir çözümden
    bahsediyorsa, ki uzun bir süredir ve yoğun bir şekilde ve neredeyse
    her kesimce bahsediliyor, o halde siz, bu şart koşma durumunda çözüm
    için ve en başta, ilk önce ya bakla mahiyetindeki bu "Ev hapsi"
    isteğini kabul edeceksiniz/ettiniz, ya da bu baklayı hazmedebilme
    anlamında kabul edeceksiniz/ettiniz ki, size göre çözüm için ilk adımı
    böylelikle atmış olacaksınız.
    Aksi taktirde?
    Aksi taktirde; "CIS".
    Hadi gelin bakalım "Akil adamlar", şimdi çıkın işin içinden de bir
    çözüverin bu dayatılan, ön şart koşulan, aksi durumda "kan" ile tehdit
    edilen ve bu aşamada sadece ve sadece Apo'ya endekslenmiş olan bu
    sorunu.
    Hepimizin size, engin ve dahiyâne fikirlerinize ihtiyacımız var(!)
    Asıl şimdi biraz "Akil" yürütün de hepimiz faydalanalım...
    Sabahattin Talu
    sabahattintalu@gmail.com

  2. #2
    Aktif Üye tntcool - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nerden
    Antalya
    Mesaj
    2.191
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    54809
    Öcalan her zaman ''hep ben'' demiştir. Onun bütün pisliklerini görmezden geliyor marabaları. Öte yandan marabadan da millet olmaz...

Benzer Konular

  1. Ev hapsi mi, villa hapsi mi?
    YukseLL Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-01-2013, 01:03 PM
  2. çözümde, ya herro ya merro dönemi
    YukseLL Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 21-02-2011, 02:11 AM
  3. Dün "canım" olan yarın "düşmanım" olmaz benim...
    Venhar Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 17-09-2010, 09:02 PM
  4. "Hayır demesini bilmeyenin "evet"inin de bir anlamı yoktur."
    İnci Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 26-06-2009, 11:48 AM
  5. "Evin"siz ("oikos"suz) Ekoloji"= "Sözde çevrecilik!"
    kalemsör Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-04-2009, 04:04 PM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık