Kürtçü kesimden olmadığı bilinen, ancak hangi kesimden olduğu da kestirilemeyen bazı şahsiyetlerin, yazılı ve görsel basında yerlerini alarak; “Kürtçe TV açıldı, bir şey mi oldu? Kürtçe konuşmak eskiden yasaktı, şimdi serbest oldu, dünya mı yıkıldı, ülke mi bölündü?” mealinden, “nasıl haklı çıktık ama” anlamında, bilirkişi edasında, gerile gerile, keyifle ve böbürlenerek yaptıkları açıklamalarını bugünlerde sıkça duymaya başladık.

İşi daha da ileri safça götüren bu malumlar; “Anadillerini öğrenmek, konuşmak en doğal hakları. Siz, onları baskılamışsınız, özgürlüklerini kısıtlamışsınız, onlar da dağa çıkmışlar. Siz, en baştan bu isteklerini yerine getirseydiniz, bunca kan boşuna akmayacak, bugünlere gelinmeyecekti” gibi söylemlerle, bu konuda ne kadar engin bilgi (!), tecrübe (!) ve derin öngörüye (!) sahip olduklarını gösteriyorlar. Üstelik bu malumların sayıları, zehirli mantar gibi giderek de artıyor.

Anadilini öğrenemediği ve konuşturulmadığı için dağa çıkan bir tane örnek asla yokken, PKK’nın kuruluş amacı ve hedefi de, amiyane tabirle “kabak” gibi ortadayken, safdilli bu söylem sahipleri ile ilgili söylenebilecek iki şey var. Bir; ya gerçekten çok saflar ve bu saflıklarından kaynaklı son derece iyi niyetli at gözlüklüler, iki; ya da diğer akla gelen art niyetli cingözlüler.

Şu andan sonraki naçizane bilgilendirme, hatırlatma, sadece iyi niyetli olup da at gözlüğü takanlar için, çünkü o malum diğerlerine ne anlatsanız nafile.

Öcalan’ın yakalandığı tarih, yani 1999, bir milat.

1999’a kadar, kendinden olmayanı canı ve malı ile tehdit eden bir örgüt var ortada, terör estiren. Apo, “yakın, yıkın, öldürün” diye talimatlar veriyor, sürekli örgütüne. Türkiye Cumhuriyeti Devleti için “TC”, kendilerine karşı kırsalda mücadele eden askeri birliklere de “Düşman güçleri” diyorlar.

Buraya kadar aksini söyleyen var mı?

Eğer, yok diyorsanız, ikinci soru; “Hani anadil, hani temel hak ve özgürlük talepleri”? Var mı böyle bir talep! Yok, adı bile geçmiyor.

İkinci safha; 2000’li yılların başlarında İmralı sakini Öcalan kılık değiştiriyor ve “Bölmekten vazgeçtim” diyor. Aslında, sadece iki kelimelik küçücük bu cümle bile, normal bir zekâya sahip olanlar için her şeyi apaçık anlatıyor. Ancak, yine de malum bu saflar için bir kez daha ve biraz daha etraflıca açıklamak gerekiyor.

Adam “bu güne kadar Türkiye’yi bölmek için mücadele ettim, tüm mücadelem bunun içindi, akan kan bunun içindi” diyor. “Bundan şimdi vazgeçtim” diyor. Sene kaç; 2008. 1985’den 2008’e. Yani, 23 yıldır ülkeyi bölmeye, Kürdistan’ı kurmaya çalıştım” diyor. “Ben buydum, şimdi biraz böyle mecbur oldum” diyor. Anlamıyor musunuz halâ, “Şimdi vazgeçtim” diyor, “2008’de İmralı’dayken vazgeçtim” diyor. “Halâ Suriye’de olsaydım, bölmeye devam edecektim” diyor. Diyor da diyor, ama bir türlü bu malumlara anlatamıyor!!!

Soruyu yineliyorum, daha iyi anlaşılabilmesi için; “Hani anadil, hani temel hak ve özgürlük talepleri”? Var mı böyle bir talep! Yok, adı bile geçmiyor.

Bölmekten vazgeçtiğini söyleyen Öcalan şimdi de, yine bölünmek anl***** gelen “Demokratik Özerklik” diyor. Yani, “Kürtler kendi kendilerini yönetsinler” diyor. “Ama, önce benim özgürlüğüm sağlansın, bu şart” diyor. “Olmazsa olmaz” diyor, özgürlüğünü, serbest bırakılmasını şart koşuyor. “Hani anadil, hani temel hak ve özgürlük talepleri”? Var mı böyle bir talep! Yok, adı bile geçmiyor.

BDP’li muhterem Bengi’nin biri, “Kürtçe, sadece Kürdistan’da değil, Türkiye’nin her yerinde ilköğretimden başlayarak öğretilmeli, resmi dil olmalı” diyor. Açıkça “Kürdistan” diyor, “Kürtçeyi öğrenin” diyor. “Hani anadil, hani temel hak ve özgürlük talepleri”? Var mı böyle bir talep! Yok, adı bile geçmiyor.

Halâ ortadaki net gerçekleri anlayamamış olan bu malum saflar, zaman içerisinde kızı kötü yola düşen bir babaya, “Ne gerek vardı, kızını kontrol ettin, üzerine düştün yıllarca. Baştan izin verseydin, baştan serbest bıraksaydın da bu kadar kendini ve kızını yıpratmasaydın. Ne değişti, a benim canım?” diyebilirler mi?

Bu durumda, diyebilecekleri anlaşılıyor, kendi kızları için bile. Maalesef onların durumları, bakış açıları, hazmedebilme, sindirebilme yetenekleri bu…

Sabahattin Talu
sabahattintalu@gmail.com