TRAFİK VE SÜREÇ HIZLANDI
Anayasa referandumunun hemen arkasından “Başkanlık Sistemi” gündeme geldi.
Anti parantez; Başkanlık sistemi bir tek ABD’de var günümüzde, Fransa’da da “Yarı Başkanlık” ve ciddi ciddi tartışılıyor.
Başkanlık Sistemi’ne ilişkin gündem tartışılmadan ABD seyahatleri gerçekleşti. Hemen sonra Irak’ın kuzeyine gidilerek, Barzani ile görüşmeler yapıldı.
Barzani, PKK’ya fırça atar gibi göründü ilk defa ve “Silah bırak” dedi, Türkiye’ye de “açılımlarınızı sürdürün” önerisinde bulundu, adeta talimat verir gibi.
PKK, hemen cevap verdi ve aynen daha önce dediklerini tekrarlayarak, önşartlarını yine koştu; “Kürt kimliği anayasal güvenceye alınır, anadilde eğitim sağlanır, demokratik özerklik talebimiz karşılanırsa silah bırakırız”. “Ama size değil” diye devam etti, Birleşmiş Milletler’e.
Aysel Tuğluk, İmralı’ya giderek Öcalan ile görüştü. Basınımız, özellikle şu, NTV’den Can’ım dün darken bugün oldukça genişleyen, çakma, uydurma ve saptırma “Mustafa”nın yapımcısı, bu görüşme olayını ekranda sürekli olarak canlı tuttu, “az sonra, az sonra” diye diye reklam verdi. Öyle ya, hem Apo’nun mümtaz şahsı(!) ve hem de görüşülen konunun içeriği açısından bu görüşme, özellikle bu aşamada çok önemliydi. Apo’nun ağzına bakılıyordu ya!
Aysel Tuğluk, kısaca; “barışa yakınız” diyerek çıktı görüşmeden umutla ve Apo’nun görüşlerini sundu, koca Türkiye ve malum dış kamuoyuna; “Eylemsizlik uzatılabilir. Operasyonlar durdurulmalıdır. Sorun Türkiye’nin bütünlüğü içerisinde çözülmelidir. Silah bırakma uzun bir sürece yayılabilir. Bunlar için Hükümet’in tavrı önemlidir”.
Apo’nun son cümlesi, her defasında olduğu gibi yine kendisiyle ilgiliydi. Apo, “İyi, siz barışacaksınız. Peki, ben ne olacağım?” anlamında önkoşulunu, öncekiler gibi yine özellikle belirtmeden edemedi; “Tabii ki öncelikle benim önüm açılırsa” dedi.
Bu arada, kibarca (!) Türkiye’ye önerilerde bulunan, yol gösteren Barzani’nin bir cümlesi oldukça ilginçti. Barzani, çözüm konusunda Türkiye’yi kendince uyardı. Barzani’nin; “Kürt sorunu, sadece Türkiye’nin değil, aynı zamanda İran ve Suriye’yi de ilgilendirir, olaya bu boyutuyla bakılmalıdır. Aksi taktirde çözüm olmaz” mealindeki sözü, uzaktan pek anlaşılamadı. Ancak, olaya yakın ve olayın tam da içindeki konuyu bilen kaynaklar, bu cümleyi; “Kürt sorunu Irak’ta çözüldü. Uzlaşı ile Türkiye’de çözülmeli ve sıra İran ve Suriye’ye gelmeli” şeklinde tercüme ettiler, ediyorlar.
Yani!!!
Yanisi belli; dört parçada Kürdistan…
Ha, yine bu arada, Başkanlık Sistemi gündeme gelir gelmez ilk değişiklik, ilgili ve yetkili şahsiyetler tarafından, mesela denilerek; “Belediyeler güçlendirilecek, yetkileri arttırılacak” örneği verildi. Apo da ne tesadüftür ki, “Demokratik özerklik” istemi ile ilgili olarak daha önce tam da bu isteğini belirtmişti. Buradan demek oluyor ki; Başkanlık Sistemi bir ölçüde ve ilk olarak Apo’nun isteğini karşılayacak.
Haydi hayırlısı, bekleyip göreceğiz hep birlikte, bu artan trafiğin ve yaşanan son derece çetrefilli sürecin ileriye dönük yansımalarını, yanılsamalarını…

Sabahattin Talu
sabahattintalu@gmail.com