Seçmen sayısı; 49 milyon.
Kullanılan oy sayısı; 38 milyon, kullanılmayan oy 11 milyon.
Geçerli oy; 37.5 milyon, geçersiz 500 bin.
Evet; 21.8 milyon, % 58.
Hayır; 15.8 milyon, % 42.
Fark; 6 milyon.

Bölgesel bazda bakıldığında; Ege ve Akdeniz bölgelerinin tamamı blok halinde “Hayır”ken, muhafazakâr yapıdaki İç Anadolu ve Karadeniz’in tamamı ile Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin % 60’ı “Evet” olarak gerçekleşti.
BDP’nin boykot çağrısı % 40 oranında etkili olurken, çağrıya uymayan % 60’ın tamamının tercihi ise “Evet” oldu.
Referandumun rakamsal özeti bu.

Hükümet; referandum öncesi propagandasını; “Daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi ve insan hakları” üzerinden yaparken, yeni anayasanın, 82 Anayasası’nın darbe anayasası olduğunu ileri sürerek, “Kenan Evren ve arkadaşlarının yargılanmalarına olanak tanıyacağı” söylemini dillendirdi.

Muhalefet kanadı ise; “Yeni anayasa ile yargının AKP tarafından ele geçirilerek, yargılanmalarının engellenmesinin hedeflendiğini” dile getirirken, MHP buna ilaveten; “Anayasa Mahkemesi’nin etkisinin kırılarak Apo’nun Demokratik Özerklik talebinin önünün açılmasının sağlanacağı ve ülkenin bölünmeye sürükleneceği” iddiasında bulundu.

Boykot kararı alan BDP; “AKP Hükümeti’nin samimiyetine asla inanmadıklarını, bu yeni anayasanın R.T.Erdoğan anayasası olduğunu ve sadece kendilerine hizmet edeceğini, bu nedenle protesto ederek oyuna katılmayacaklarını” açıkladı.
Yeni Anayasada yer verilecek olan; “çocukların istismarını engellenmesi, yaşlılara ve engellilere saygı, kadınlara imtiyaz” gibi, herkesin, her kesimin gözü kapalı onay vereceği maddelerin, ne sürdürülen propagandalarda, ne mitinglerde, ne televizyonlardaki tartışmalarda, ne köşe yazılarında bir kez olsun ele alınmamasının tek sebebi, yeni anayasanın gerçek amacının, Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın yapısının değiştirilmesi ile ilgili maddeler olduğunun herkes tarafından net olarak bilindiğiydi.

Buna rağmen, bugün halen, 12 Eylül Anayasası’nın tartışılması, daha demokratik bir anayasa, Kenan Evren ve diğer ordu komutanlarının yargılanması gibi konuların, yazılı ve görsel basında gündemde olması, uzun uzun ve ciddi ciddi tartışılması, özellikle gündemde tutulmaya çalışılması, son derece anlamsız ve hatta oldukça da komik kaçıyor.

Akıllara takılan, referandumun anlattığı başka bir husus var, BDP ile ilgili!
BDP, boykotun sonucunu başarı olarak niteledi ve “halkımız aldığımız karara uydu” dedi. Oysa rakamlara göre bu oran % 40 idi. Bu durumda eğer % 40 başarı ise, karşıtı % 60 neyin nesiydi ve neyi ifade ediyordu?

İlk soru; doğru olmadığı halde neden böyle bir açıklama yaptılar veya yapmak ihtiyacı duydular ki!

İkinci soru; AKP’ye inanmadığını, bunun R.T.Erdoğan anayasası olduğunu söyleyen bir parti, nasıl olur da böyle düşündüğü bir partinin “ekmeğine yağ sürmek” anlamında boykot kararı alabilir ki!

BDP’nin oyu, bugüne kadarki tüm seçimlerde görüldüğü üzere, en fazla 2 milyona ulaşmıştı. Gerçi, bu oyların tümünün referandumda “Hayır” dediğini düşünseniz de, referandumun sonucunu değiştiremeyeceğini şimdi görmüş olduk. Niye şimdi gördük? Çünkü, “Evet” ile “Hayır” arasındaki fark 6 milyon çıktı.

Yapılan birçok anket sonucuna göre, arada çok az bir fark olduğu, hatta az sayıda da olsa bazılarına göre “Hayır”ların önde olduğu kamuoyuna açıklanmıştı.
Son soru; tamam sonucu değiştirmeyeceği anlaşıldı da, aradaki fark 6 değil de, örneğin 2 milyon olsaydı, ne olacaktı!
Anlayamayanlar için soruları birleştirmelerini ve bir kez daha gözden geçirmelerini öneririm.

Sabahattin Talu
sabahattintalu@gmail.com