ROJ TV’NİN KAPATILMASINA DOĞRU HIZLANAN ADIMLAR

Faaliyetleriyle PKK’nın birliğini ve devamlılığını kuvvetli bir şekilde destekleyen, PKK’nın otonomi çabalarını başarılı kılmak için şiddeti yöntem olarak teşvik eden ROJ TV, 01 Mart 2004 tarihinden itibaren, Danimarka'dan alınan yayın lisansı ile terör örgütü PKK'nın ideolojisi paralelinde yayınlarını sürdürüyor. Her gün ekranlarından şiddeti teşvik edici yayınların yanı sıra terör örgütü ve mensuplarını övücü ifadeler, tartışma programları yapılıyor. Abdullah Öcalan’ın görüşme notları, BDP’li yöneticilerin söylemleri, örgüt üst yöneticilerinin dağda yaptıkları tele röportajlar vb ROJ TV’nin bölücü ve terörü övücü yayınlarını oluşturuyor. Avrupa’da çeşitli ülkelerde PKK ile bağlantılı şirketlere, ROJ TV’ye yapılan operasyonlar, yöneticilerin gözaltına alınmaları ve Berlingske Tidende gazetesinde yayımlanan ROJ TV-PKK ilişkisini konu alan haberler serisiyle faaliyetleri son derece deşifre olan TV kanalının yargılanması yönündeki adımların hızlandığı bildiriliyor.

Danimarka’da ilk kez bir medya kuruluşunun Ceza Yasası kurallarıyla yargılanacağı belirtilirken, ROJ TV’nin yanı sıra Mesopotamia Broadcast A.Ş hakkında da kapatma davasının açıldığı vurgulanıyor.

Kopenhag Savcısı Lise-Lotte Nilas’ın PKK’nın yayın organı olarak faaliyetlerini sürdüren ROJ TV’nin kapatılması için Kopenhag İstinaf Mahkemesi’nde dava açtığı, 6 yıl süren uzun soruşturma döneminden sonra Ceza Yasası’nın 114. Maddesini ihlalden dolayı kapatılmasını istediği bildiriliyor. Nilas bu maddede yer alan, “Bir kişi, grup veya organizasyon, hedefi terör eylemleri olan icraatlarından dolayı cezalandırılır” maddesini gerekçe olarak gösterirken, PKK’nın bir terör örgütü olduğuna atıfta bulunuyor. Savcı Nilas, ROJ TV’nin defalarca PKK militanları ve elebaşlarıyla programlar ve röportajlar yaptığına, PKK ile Türk Ordusu arasındaki çatışmaları PKK’nın etkinliğini arttıracak şekilde yayınladığına, ROJ TV’nin ekonomisi soruşturulduğunda PKK ile bağlantısının iyice ortaya çıktığına dikkat çekerek, “Savcılık makamı ROJ TV’de yayınlanan bir çok program ve haberin PKK’nın propagandasını yapmaya yönelik olduğunu tespit etmiştir” görüşüne yer veriyor. Bu arada ROJ TV’ye açılan kapatma davasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesi olan ifade ve enformasyon özgürlüğüyle de çelişmediğine işaret ediliyor.

ROJ TV’ye açılan kapatma davasının henüz ne zaman görülmeye başlanacağı belli olmazken, davanın ne kadar süreceği konusunda da bir tahminde bulunulamıyor.

Danimarka basınında polisin elinde ROJ TV ile PKK arasında bağlantı olduğuna dair belgeler bulunduğu ancak bunun hasıraltı edildiğine yönelik haberler çıkarken, ROJ TV’de yayınlanan haber bültenlerinde de bu kutsal ilişkinin kanıtlarına sık sık rastlanıyor. Örneğin ROJ TV’de 28 Ağustos 2010 tarihinde yayınlanan haber bülteninde yer alan “HPG’nin Van’ın Başkale ilçesindeki köylerde askerleri taşıyan Revo tipi askeri araçları hedef aldığı, eylemde 3 askerin öldüğü, 2'sinin de yaralandığı, eylemin, yaşamını yitiren gerillalar anısına düzenlendiği” yönündeki açıklamalar, hem de örgütün eylemsizlik kararına rağmen övücü ifadelerle ifşa ediliyor. ROJ TV, savcı Nilas’ın da dediği gibi, PKK’yı her zaman gündemde tutmak için elinden gelen gayreti gösteriyor. Haberleri sunan spikerlerin yüz ifadelerinde bile, çatışmalarda kaybedilen ve sayıları her zaman abartılarak belirtilen Türk askerlerinin haberlerini sunarken alaycı ve küstah ifadeler yer alıyor.

Sonuç olarak terörizmin çözümünde her zaman ve her ortamda uluslar arası işbirliğinden yana olan Türkiye, terörün öncüsü ROJ TV’ye açılan kapatma davasını memnuniyetle karşılarken, diğer Avrupa Birliği üyesi devletlerin de terör konusunda aynı duyarlılığı göstermesini bekliyor.

Helin Demir
helindem@mynet.com