Bazı düşünceler, ya fikir sahibi olunmadığı için dillendirilmez ya da tepki çekebileceği riski için. Ertuğrul Özkök bu riski aldı ve birçok insanın düşündüğü halde dillendiremediği, çekindiği “Ayrılığı düşünme” mealindeki bir nevi açılım bağlamındaki tartışmayı başlatmış oldu.

Ne dedi Özkök; “Türkler ve Kürtler ayrılığı konuşmalı”. Gecikmiş ve tam anlamıyla gerçek bir açılım bu söylem. Çünkü bazı insanları şöyle bir titretti.
BDP’li Hasip Kaplan, Özkök ile ilgili eleştirisine, “Türkiye Türklerindir” yazan bir gazetenin Genel Yayın Yönetmeni diye başlıyor, “Ne beklenebilir ki, doğal değil mi?” anlamında.

“Türkiye Türklerindir” sözüne Kaplan ve arkadaşlarının bozuldukları ve karşı geldikleri biliniyor. Bunun sebebi ise; Türkiye’nin Doğu ve G.Doğu’sunun kendilerince “Kürt Coğrafyası” yani “Kuzey Kürdistan” olarak algılanmasından/adlandırılmasından kaynaklanıyor. Çünkü onlar, Doğu ve G.Doğu’ya “Kuzey Kürdistan” dedikleri gibi, Kuzey Irak’a “Güney Kürdistan”, Suriye bölgesine “G.Batı Kürdistan” ve İran bölümüne de “Doğu Kürdistan” diyorlar.

Hiç kıvırmaya gerek yok; “Bu coğrafyanın (Doğu-G.Doğu) adını (Kürdistan) bir gün Türkiye’deki herkes tanıyacak, kabul edecek” denmedi mi? “TC, Kürdistan’dan Defol” pankartı açılmadı mı?

Bundan 3-5 ay önce, eski DTP’li Aysel Tuğluk, ki en ılımlılarından bilinir, “ayrılırız ha” anlamında “İstediğimiz çözüm olmazsa, Kürt halkı da ayrılığı düşünür” demişti. Hasip Kaplan bu açıklamaya tepki vermiş midir bilemeyiz, ancak vermediyse biraz düşünmek gerekir. Çünkü buna göre, H.Kaplan inisiyatif Kürtlerde olduğunda (Kürtler ayrılmak isterse) sessiz kalabiliyor, hatta belki de destekliyor, biraz Türklere geçtiğinde ise (Türkler isterse) rahatsız oluyor, tepki veriyor anlamı çıkıyor.
Bugüne kadar onursuz ve tutsak yaşadığı düşüncesiyle “Biz, onurlu, eşit ve özgür bir yurttaş olarak birlikte yaşamak istiyoruz” diye devam eden ve “Türkler ile Kürtlerin ayrılığını tartışmak kimsenin haddine değildir” diye sözlerini bitiren H.Kaplan ve onun gibi düşünenler eğer gerçekten samimilerse şu tek ve can alıcı son soruya cevap vermek durumundadırlar.

“Bölünmeyi tartışmak kimsenin haddine değildir” tamam da, Apo’nun Türkiye’yi bölme konusundaki itirafına, bırakın tartışmayı, idealine, niyetine ne demeli!!!
Taş atan (son dönemde Molotof ve havai fişek atıyorlar) çocukların, yaşasın başkan Apo anl***** gelen “Biji Serok Apo” dediği, sizlerin de “Sayın Öcalan, Sayın Başkan, Önderlik” dediğiniz, bugüne kadar ne dediyse emir olarak telakki ettiğiniz, bir kez, sadece bir kez olsun, bırakın karşı çıkmayı, katılmadığınızı dahi ifade edemediğiniz Sayın Apo’nuzun, yakalandıktan çok sonra, güya biraz itiraf ve daha çok lütuf babındaki “Eskiden bölmek istiyordum. Ama şimdi bundan vazgeçtim” açıklamasına ne diyorsunuz!!!

1985’ten 2008’e kadar Türkiye’yi bölmeye çalıştığını açıkça söyleyen birine eğer halâ Sayın Öcalan diyebiliyorsanız, bu durumda, ya siz de onun, Önderiniz gibi bu ülkenin bölünmesi için yıllarca mücadele ettiniz ve bugün riyakârlık yapıyorsunuz, ya da Apo’nun 23 yıllık gerçek hevesini, niyetini bugüne kadar hiç bilemeyecek, biraz olsun ucundan da olsa anlamayacak kadar, çok ama çok saftınız!

Tamam, riyakâr değildiniz, ama acayip, çok acayip saftınız, kabul ettik.
Hadi o zaman gelin, bu kez biraz yürekli ve biraz da samimi olun da, kimsenin haddi değil ya, hani siz böyle dediniz ya, “Sayın Öcalan”ınızın Türkiye’yi bölme konusunda hiç olmazsa 1985-2008 yılları arasındaki hevesine ilişkin olarak haddi olmadığını söyleyiverin, yarım ağızla da olsa onu şöyle bir eleştiriverin, biraz tepki gösteriverin!!!
Efendim? Orda kimse var mı?
Öcalan ve müritleri Tuğluk, Ayna, Baydemir, Zana gibiler yıllardır derlerken destek, Özkök gibiler biraz der gibi yapınca ise tepki, hem de titreyerek…

Sabahattin Talu
sabahattintalu@gmail.com