İlk olarak 1995 yılında “MED TV” kanalı kuruldu. İngiltere’den alınan lisans ile yayın hayatına başlayan televizyon kanalı, 4 yılın sonunda 1999’da kapatıldı.

Gerekçe; “PKK propagandası yapmak”tı.

İlkine, hemen “YA” eklendi, bu sefer “MEDYA TV” olarak, Fransa’dan alınan lisans ile yayınlarına devam eden kanal, 5 yılın sonunda 2004 yılında kapatıldı.

Gerekçe; “MED TV’nin devamı olduğu” idi.

Baktılar “YA” ekleyerek bu iş olmuyor, bu kez “ROJ TV” adıyla, 2004’te Danimarka’dan alınan lisans ile yayınlarını sürdürdüler/sürdürüyorlar.

İlki 4 yıl sonra, ikincisi 5 yıl sonra kapatıldı ise; ki öyle, bu düz mantıktan hareketle, halihazırdaki ROJ TV’nin ömrünün de 6 yıl olması ve içerisinde bulunduğumuz 2010 yılında kapatılması gerekmez mi!

Bu düz mantıktan bir başka çıkarımın da; “Her bir Avrupalı, gerçekleri veya olup bitenleri, bir diğerinden ancak 1 yıl sonra anlayabiliyor” tezi öne sürülemez mi!

Bakın, önce “DEP” dendi, sonra, aynen yukarıdaki “YA” da olduğu gibi, bu sefer “HA” eklendi, oldu; “HADEP”, daha sonra harflerin yerleri değişti, oldu; “DEHAP”, hap niyetine, yutarsan!

ROJ TV, PKK’nın yayın organı ya da güdümünde, bu kesin.

PKK’nın şu andaki 1 numaralı adamı Karayılan, hemen hemen her gün bu kanala çıkıp, PKK propagandası yapıyor, Kürt gençlerini dağa çağırıyor, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tehdit ediyor.

Apo’nun bir nevi sekreterliğini yapan avukatları, İmralı görüşmelerinden sonra kaleme aldıkları emirleri, talimatları hem Kandil’e, hem de Avrupa’ya, yani ROJ’a gönderiyorlar. ROJ TV, dizi olarak yayınladığı Apo emirlerini, Kandil’e de canlı bağlanarak teyit ettiriyor.

Apo, İmralı’dan “canım sıkılıyor” diyor, daha cümlesini bitirmeden, ROJ TV vasıtasıyla, genellikle genç ve çocuklar, “Apo’ya uygulanan tecride son” diye sokaklara dökülüp, taş attırılıyor.

Avrupa’da “Fırat Haber Ajansı”, Türkiye’de ise “Dicle Haber Ajansı” ile çalışan, yıllık ortalama 14-15 milyon Euro’luk gideri olan, bazı ülkelerde kablolu yayına girme girişimlerinde dahi bulunan ROJ TV’ye ilişkin, zaman zaman çeşitli soruşturmalar açılıyor. Bu soruşturmaların tümü ise tahmin edersiniz ki, TC.Devleti’nin uyarıları sonucu gerçekleşiyor. Kanunlara, hukuka, uluslar arası hukuka, ülkeler arası anlaşmalara ters düştüğü için, uymadığı, aykırı olduğu, ihlâl ettiği için geçmişte MED TV’ye, günümüzde ise ROJ TV’ye yönelik, bugüne kadar açılmış tek dava dahi maalesef ki hiç yok. Tamamen dürtmeyle… Olsa da, tamamen göstermelik ve tamamen bir parmak bal lezzetinde…

ROJ TV yetkililerinin savunmaları ise hep şu yönde; “Türkiye’de Kürtçe üzerinde yasak ve kısıtlamalar var. Kürt halkı kültürel haklarını kullanamıyor. Kürtçe TV yayınlarına izin verilmiyor. ROJ TV, Kürt toplumu ve bölgeye ilişkin objektif yayın yapan haber ve kültür kanalıdır, örgütsel bağı ise yoktur”(!)

Bu, son derece yeterli savunma (!) bazı Avrupa ülkelerinde önce hemen kabul görüyor, doğal olarak! Ama Allah’tan ki (!), olan bitenin, ortadakinin, meydandakinin öyle veya böyle, bir şekilde görülmesi, görülebilmesi, anlaşılabilmesi 4-5 yılı buluyor.

Son olarak Danimarkalı yetkililerin; “ROJ TV konusundaki incelemeler çok yönlü olarak ve farklı ülkeler ile ilişkili şekilde devam ediyor. Çeşitli ülkelerden yapılan taleplerin bize ulaşması zaman alıyor. Bu nedenle soruşturmanın sonuçlanması da gecikiyor” yönündeki beyanları, “en az 4-5 yıl geçmesi gerektiği” tezimizi doğruluyor.

“En az” diyorum, çünkü açılan bazı davalar, zaman aşımına uğrayıp, geçmişte Belçika’da olduğu gibi bazen de düşebiliyor!

Sabahattin Talu
sabahattintalu@gmail.com