ISTANBULA COKME HAYALI
Bin yillardir Istanbulun muhtesem, essiz parlakliktaki zenginligi guclu ordularin komutanlarinin Istanbula Cokme hayallerini hep tahrik etmistir. Bu yuzden bir komutanin Istanbula cokme hayalini fazlaca yadirgamiyorum.
Fakat bu sefer kurulan hayalde ciddi bir anormallik var bu kez bizim canimizi, irzimizi, namusumuzu, malimizi emanet ettigimiz ve bunun icin maas odedigimiz bir komutan bu hayali kuruyor.
Uzun zamandir bu ulkede askerlerin neden darbe yapmak icin bu kadar istekli ve hirs dolu olduklarini anlamaya calisiyorum.
Normal sartlar altinda askerler; hayati maddi, manevi her acidan garanti altinda olan, ulkemiz ortalamalarinin epey uzerinde bir gelire sahip, toplumun buyuk bir kesiminden saygi goren itibarli insanlar. Bu olcude bir rahat ve konfora sahip insanlari sehvete varan buyuk bir hirs ile siyasi iktidar pesinde kosturan, darbe arayislarina sokan gerekce ne olabilir diye dusunuyorum.
Sonuc itibari ile darbe pesinde kosmak oldukca riskli bir is, darbecilik sonunda sahip oldugu refah ve konforu kaybetmek bir yana hapislerde surunmek, askerlikten atilmak hatta idam edilmek gibi ciddi riskler tasiyan anayasal bir suc ustelik kim vurduya gitmek de var. Hangi pisIkolojik durtu bu insanlari boyle buyuk riskler almaya sevkedebilir diye anlamaya calisiyorum.
Uzun bir sure inanclar ya da ideolojik sartlanmalar bu radikal ve yaygin davranis biciminde etkili olabilirmi diye dusundum. Inanclar ideolojiler insan davranislarinda elbette etkilidir ama bu durumda bu olcude etkili olamayacagina kanaat getirdim.
Ideoloji ve inanclarin ezilen, haksizliga ugrayan, somurulen, baska cikisi olmayan kitleleri cilginca riskli isler yapmaya surukledigi tarihi gozlemlerde gorulmektedir. Ulkemizdeki asker sinifinin ezilen, somurulen, haksizliga ugrayan bir kitle oldugunu iddia etmek sosyolojik gercekler ile bagdasmaz ustelik tam tersine bizde askerlerin oldukca imtiyazli bir sinifa mensup olduklarini dahi soyleyebiliriz. Bu yuzden ulkemizdeki askerler kadar egemen ve konforlu bir hayat seviyesine sahip olan insanlarin cilginliga varan davranislarini ideoloji ve inanclar ile aciklamak mumkun degildir diye dusunuyorum.
Iki uc gun once gundeme bomba gibi dusen Balyoz eylem planinda gordugum ekonomik politikalarin icerigi farkli bir pisIkolojik durumun farkina varmami sagladi KISKANCLIK.
Hepimizin bildigi gibi kiskanclik kardesi kardese olumune dusman edebilen bir duygudur, insanin gozunu karartip, son derecede riskli ve cilginca isler yapmasina sebep olabilir. Kiskanclik duygusu bir insanin tum mantigini bloke edebilir. Kiskanclik duygusu insan ruhunun derinliklerinde gizlenmis butun karanlik gucleri harekete gecirebilir. Akil, vicdan ve sevgi gibi tum insani duygular kiskanclik yuzunden ortadan kalkabilir.
Bunun uzerine biraz bizim asker sinifinin pisIkolojik yapisi uzerine yogunlastim. Goruklerim sunlar:
Bu meslegi tercih edenler nerede ise cocuk yastan askerlik meslegine giriyorlar. Meslege girdikleri andan itibaren hep ayni mahallede komun halinde yasiyorlar ve toplumun diger kesimleri ile pek direkt temas kurmuyorlar. Buyuk cogunlugu zengin oldugu soylenemeyecek orta alt gelir seviyesindeki ailelerin zorlu bir sinav surecini basarabilecek hirs, zeka ve yeteneklere sahip cocuklari. Asker olarak garanti bir cikis bulmak ve hayatlarini kurtarmak pesindeler.
Askerlik meslegi fiiliyatta bu insanlara cok buyuk bir guc ve iktidar sunuyor. Milyon dolarlik silahlara, binlerce insana komuta ediyorsunuz onlar uzerinde mutlak bir egemenlik kurabiliyorsunuz. Elinizin altinda size buyuk bir iktidar saglayan muazzam bir olum mekanizmasi var. Bir emriniz ile binlerce insani olume bile gonderebiliyorsunuz.
Butun bunlara ragmen bir askerin sahip oldugu gelir oldukca mutevazi; tum yasami boyunca calisip (eger illegal bir ise bulasmamissa) emekli oldugunda siradan bir eve ve siradan bir arabaya ancak sahip olabilir. Bir servet edinmesi ise asla mumkun degil. Emekli oldugunda ise gecimini ancak vasat, orta halli sartlarda surdurebilir. Emekli bir askerin elinde kalan tek iktidar ise orduevlerinde garsonluk yapan erlere firca atmaktir.
Bu durumda askerlik meslegine adim atan biri orta seviyede geliri ve hayat tarzini garanti eden bir hayat karsiliginda bir gun zengin olma hayallerini tamami ile rafa kaldirmak zorundadir.
Askerler yetistirildikleri ideoloji yuzunden kendilerini ustun gordukleri, begenmedikleri hatta asagiladiklari burjuvalarin kolaylikla sahip olabildigi luks bir arabaya, eve ya da tekneye legal yollardan sahip olmayi hayal dahi edemezler.
Pek cok burjuvanin sahip oldugu luks bir daire, bogazda bir yali, pahalli restaurantlarda yemek yemek, luks marka giyinmek, bes yildizli tatil koylerinde dinlenmek eglenmek, ailecek yurt disi seyahatler bir askerin hayallerinin bile cok otesindedir.
Hirsli ve zeki insanlarin ellerinde gucde varken bu durumu kabullenebilmeleri cok da kolay degil.
Medyadan her gun izledikleri burjuvanin, sosyatenin yasam tarzini, sahip olduklarini gorunce elbette cildiriyorlar buyuk bir kiskanclik dalgasi tum ruhlarini kapliyor kanisindayim.
Askerlerin genellikle lojmanlarda, belirli mahallerde ailecek hep birlikte yasadiklari, cogunlukla birbirleri ile gorustukleri, mahallelerinden disariya pek cikmadiklari da goz onune alinirsa bu kiskanclik hissinin dalga dalga yayilmasini kolaylikla anlariz. Hatta asker eslerinin bu pisIkolojinin derinlesmesi ve yayilmasinda etkili oldugunu da dusunebiliriz.
Onlarin var benim neden yok duygusu olaganustu bir hizla yayilabilir
Zaten pek temas etmedikleri, mahallelerinin disinda yasayan ustelik siddetle kiskandiklari toplumun zenginliklere sahip kesimlerini kolaylikla otekilestirip dusman olarak gorebilirler bu durumda.
Hatirlarsiniz 12 Eylul darbesinin bas aktoru Evren bu konuyu su veciz sozler ile dile getirmisti “bir garson bile benden fazla kazaniyor”
Bence askerlerin ellerindeki guc ve imtiyazlar ile sahip olduklari maddi seyler ortusmeyince kiskanclik duygusu butun benliklerini sariyor. Hele hele birde emekli olduklarinda ellerindeki guc ve imtiyaz da ortadan kalkinca daha buyuk bir pisIkolojik bosluga dusuyorlar.
Kiskanclik duygusu sahip olamadiklari seylere sahip olanlara karsi buyuk bir nefret dalgasini korukluyor. Bu noktadan sonra her turlu cilginlik, her turlu delilik, her turlu riski almak mumkun.
Bu olcude buyuk, olumcul bir fiili guc ile kisitli maddi imkanlar ve kiskanclik duygusu bir araya geldigi andan itibaren ates ile barutu yanyana getirmissiniz demektir.
Iste Balyoz Eylem plani butun bu cilgin ve hastalikli ruh halinin izlerini tasiyor
Ozel yerli ve yabanci sermayelere, banka hesaplarina, sirket hisselerine el koyma....
Azinliklarin paralarina, mallarina, servetlerine el koyma...
Kendisi gibi olmayan toplumun diger kesimlerinin malina, mulkune el koyma.....
Madem ben sahip olamiyorum onlarda olamasin zihniyeti ile devletlestirme...
Devlete borc para veren insanlarin paralarinin ustune yatma hayalleri.......
Hep Balyoz eylem planinin ekonomi basliklari
Bu plani hazirlayan generallerden birinin pisIkolojisini “Istanbula cokerim” sozu ne guzel anlatiyor.
Peki bunlar hep hayal mi?
Ne yazik ki yakin tarihimizin Ermeni tehciri, mubadele, varlik vergisi, 6-7 Eylul olaylari gibi kirli sayfalari benzer uygulamalar ile dolu. Bu yuzden birilerinin gecmiste uzerine cokulen servetlerin hayali ile yanip tutusuyor olmasina da sasirmamak gerek.
Eh nede olsa ordumuz Osmanlinin yagma ve cokmeye dayanan duzeninden bu gune kalan bir miras bu gun itibari ile disaridaki zenginliklere cokemeyen hic degilse icerideki zenginliklere cokebilsin degilmi ama.
Murat Sururi Ozbulbul
23/Ocak/2010