İtalya'da haftalık yayımlanan ve marjinal olarak bilinen komünizm yanlısı “İl Manifesto” adlı dergi, Abdullah Öcalan'ın “Kürtler İçin Adil Bir Barış” başlıklı bir yazısını yayınlamış.

Anlaşıldığı kadarıyla dergi, Apo’nun avukatları aracılığıyla bir yıl önce Öcalan’a köşe yazarlığı teklifinde bulunmuş. Bir başka söyleme göre, Avrupa’da PKK’ya yakın bazı şahısların girişimleriyle köşe yazarlığı işi ayarlanmış.

“İl Manifesto” adlı dergi, başta da belirtildiği gibi “marjinal” bir dergi. Yani dergi, toplumda genel kabul gören görüşlerden farklı, hatta son derece zıt fikirlere ve bu fikirlere sahip yazarlara yer veriyor. Dolayısıyla, dergide kim bilir ne yönde görüşlere yer verilmiştir bugüne kadar. Bu nedenle Öcalan’a yer vermiş, vermemiş çok da önemli değil aslında. Önemli olan, Öcalan’a ait olduğu iddia edilen bu yazının nasıl dergiye ulaştırıldığı konusudur.

Oysa, biliyoruz ki, avukatlarının Öcalan ile yaptığı haftalık görüşmelerinde herhangi bir doküman alış-verişi kesinlikle yasak ve çok sıkı denetleniyor. Bu durumda, ortaya iki sonuç çıkıyor. Bir; demek ki çok sıkı bir denetleme yok, iki; ya da yazı Öcalan’a ait değil.

Yazı, Öcalan’a aitse ve avukatları vasıtasıyla İtalya’ya ulaştırılmışsa, bundan da tek sonuç çıkıyor; avukatların hafızaları son derece kuvvetli (!), ki her söyleneni harfi harfine akıllarında tutup, yazıya dönüştürebiliyorlar.

Avukatlarına bravo (!) doğrusu, ama ben bu varsayıma pek katılamıyorum açıkçası. Çünkü, yazı 4 paragraflık uzunca bir yazı ve akılda tutulacak gibi değil.

Buradan tek sonuç çıkıyor; Apo söylüyor, o’nu dikkatle dinleyen avukatları, daha sonra bir araya gelerek söylediklerini bir kez daha gözden geçirip, kâğıda döküyorlar. Zaten Apo’yu iyi tanıyorlar, o’nun ne diyebileceğini, görüşlerini az çok tahmin edebiliyorlar ve daha önemlisi örgüt diline son derece hakimler, çünkü, en başından beri bu konuda eğitimliler.

Ancak buna rağmen, Öcalan’ın avukatlarının birçok gelişmeyi, Öcalan’ın bilgisi ve talimatı dışında inisiyatif kullanarak yönlendirdikleri, hatta Apo’yu ve Kandil’i dahi kendi görüşleri doğrultusunda düşünmeye ve hareket etmeye kanalize ettikleri yönündeki, uzunca bir süredir dile getirdiğim iddialarımı, bu vesileyle buradan bir kez daha yineliyorum.

Apo’nun, Kandil ve DTP ile olan irtibatında tek ve etkin rolü kamuoyunda pek öne çıkmayan/çıkartılmayan avukatları oynuyorlar. Ve bu, kurye ve elçi anlamındaki rol içerisinde kullandıkları inisiyatif de oldukça yüksek görünüyor.

Yakalandığında “Hizmetinizdeyim” diyerek tir tir titreyen Öcalan, nasıl oldu da daha sonra birden bire kaplan kesilip, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tehdit eder duruma gelebildi ki sizce!

Bana göre; “Böyle yapma başkan, kendine gel” diye o’nu uyardılar.

“Dik dur, biz yandaşlarımızı ayaklandırır, seni tekrar ön plana çıkartırız” diyerek, o’na moral, ümit ve güç verdiler.

“Sen buradan Devlet’i sıkıştır, biz Kandil’i, DTP’yi ve taraftar kitlemizi harekete geçiririz” diyerek, Apo’yu yönlendirdiler.

Bu itibarla, Apo’nun avukatlarının, gelinen ve yaşanan süreçteki avukatlığın çok ötesindeki rolleri, oldukça yüksek ve belirleyici.

Bunu anlamak veya görmek için, ne “Apo’nun avukatı” olmaya, ne de “Şeytanın avukatlığı”nı yapmaya hiç gerek olmadığı ortada.

Öte yandan, ne köşe olmuş, o’ndan çok daha zararlı köşe yazarları, çığırtkanlar var ki yerli basında, Apo köşe yazarı olmuş-olmamış, ha bir eksik, ha bir fazla, çok da önemli değil aslında.

Sabahattin Talu
sabahattintalu@gmail.com