En baştan, “Marksist-Leninist bir Kürdistan” diyorlar, ülkeyi bölmeye çalışıyorlardı. Bu süreç, tam 21 yıl sürdü, kan aktı.

Öcalan’ın yakalandığı 99’da, ani bir taktik değişikliği ile söylem ve amaçlarda değişim gözlendi ve bu sefer “Barış, kardeşlik, anadil, kültürel haklar” gibi ılımlı ve desteklenebilecek söylemlere yöneldiler. Sağ olsunlar, ülkeyi bölmekten vazgeçtiklerini de açıklayıverdiler.

Devlet yönetmenin zor ve meşakkatli bir iş olduğunu belirten ve bu nedenle artık, Türkiye’yi bölerek ayrı bir “Kürdistan” devleti kurmaktan vazgeçtiğini söyleyen Öcalan, bunun yerine “Demokratik Özerklik” dediği projesini öne sürdü. Bu proje, kendi kendini yönetmek anl***** gelen “Özerklik” istiyordu.

Hasan Cemal, Kandil’e gitti ve dönüşünde müjdeyi (!) verdi; “PKK, artık Türkiye’yi bölmekten vazgeçmiş”. Oysa bu müjdeli haber, Öcalan’ın ağzından daha önce üç-beş kez çıkmıştı zaten. Demek ki, Öcalan’ın bu açıklaması yeterince kamuoyunda yankı bulmamış, yankı bulması için Hasan Cemal bunu kendine vazife bilmişti.

Hemen arkasından, Hükümet açılım sürecini başlattı. Akil adamlar toplandı ve karar verdiler; “Sorun, ancak böyle çözülür”.

Kandil’den, Mahmur’dan PKK’lar şehre indiler, “Bizi Apo gönderdi” dediler. Kamera karşısında, “Apo’ya özgürlük, kendilerine özerklik” istediler.

İzmir, faşist oldu, “Siz de Diyarbakır’a gelemezsiniz” denildi.

5 milyon dolar harcandı, yanına arkadaş verildi, yine yaranılamadı. Öcalan, “Beni 10 metre kareden, 6 metre kareye soktular, daraldım” dedi, PKK’lı basın, halkı sokaklara çağırdı, Güneydoğu’nun birçok yeri ile İstanbul, İzmir, Mersin ve Adana’da olaylar yaşandı, havai fişekler atıldı, araçlar yakıldı, işyerleri harap edildi, yollar kesildi, barikatlar kuruldu.




Ahmet Türk, tüm DTP’li milletvekilleri ile birlikte basın açıklaması yaptı. “Sayın Öcalan, sıradan bir tutuklu değildir. O’na yapılan, halkımıza yapılmış demektir. Halkımız tepki göstermiştir ve haklıdır” dedi ve ilave etti; “Öcalan’ın özgürlüğü sağlanmadan açılımdan bahsedilemez. Artık, bizim için açılım bitmiştir”.

Gelinen bu noktada, başlatılan bu açılım sürecinin devamını düşünmek ve bunda ısrar etmek, açıkçası pek de mümkün gözükmüyor.

DTP, son dönemde artık, düşünüleni, istenileni, amaç edinileni açıkça söylemekten hiç geri durmuyor, hiç çekinmiyor. Son açıklama ile bayrak açılmış, nokta konulmuş oldu. İstek; Öcalan’a özgürlük, amaç ise “Özerklik”, aynen Öcalan’ın söylediği, Kandil’in belirttiği, elçi PKK’lı grubun da basına açıkladığı gibi.

Mümkün gözüken ne ve şimdi ne olacak?

PKK’lı basından anlaşılacağı üzere, Öcalan’ın özgürlüğü amacı ile PKK’lı taraftar kitlesinin olabildiğince sokaklara dökülmesi, direniş anlamında gösteri ve eylemler yapılması, göstericilerin güvenlik güçleri ile karşı karşıya getirilmesi ve çıkması muhtemel istenmeyen olayların boyutlandırılarak, sonuçta amaca yönelik bir infial ortamı yaratılmasının hedeflendiği, maalesef ki görülüyor.


Sabahattin Talu
sabahattintalu@gmail.com