Geçen hafta yazımda Prens Sebahattin’den ve onun savunduğu Adem-i Merkeziyetçilikten bahsetmiştim.Öcalan’ın önceki yıllarda sözünü ettiği “demokratik konfedaralizm” sözünün de aslında aynı düşünceye hizmet ettiğini söylemek olanaklıdır!
Ya bize dayatılan “Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı” için ne demeli? O da bir bakıma aynı amaca hizmet etmez mi?
Elbette eder!
“Açılım” ile başlayan süreç ve atılan kimi adımlar ile atılması gereken adımlarda aynı kapıya çıkar.
Ya son Dersim tartışmaları ile ulaşılmak istenen hedef nedir? O da AB’nin “Aleviler azınlıktır” tezine hizmet edecek bir sürece doğru yol almaktadır.
Aslına TBMM tutanakları incelendiğinde söylenen söz başkadır. Medya bombardımanı ile kamuoyuna söylenen başkadır.
Birileri mal bulmuş mağribi gibi davranmışlardır.Ve bir taşla çok kuş vurmaya çalışmaktadırlar.
Korkarım yakında başımıza bir de “Dersim soykırımı” sorunu getirilecektir! Şimdiden ufaktan bu konu dillendirilmeye başladı bile!
Siz bakmayın Onur Öymen ve Kemal Kılıçdaroğlu üzerinde yoğunlaştırılan tartışmalara... Amaç daha başkadır. Kimileri de o değirmene su taşımaktadır.
Yugoslavya’nın parçalanışı konusu dikkatlice bir kez daha incelenmelidir. Şimdi birileri Türkiye için kafa yormaya başlamıştır.
Önce siyaset etnik ve dinsel temel kaydırılarak Türk ve Kürt ayrılığı yaratıldı.

Şimdi de bu ayrılığın derinleşmesi için çaba harcanıyor.
Şimdi de 10 Kasım gününden beri Aleviler üzerinden kimi planlar devreye sokulmak isteniyor.
Ulus kimliğimizin dokusu sarsılmak isteniyor.
Kuzey Irak’ta ki terör örgütü kamplarına yönelik hava harekatı sırasında, dönemin Genel Kurmay Başkanı “Kuzey Irak BBG evi gibi” demişti.
Kuzey Irak’ı bilmem ama telekulak olayı gösterdi ki ülkemizi her yanı BBG evi olmuş! Dinlenen dinlenene...
Öte yandan bilinmeyen bir zat, e-posta yolu ile “ihbar mektupları” gönderiyor.

Bu yolla da TSK yıpratılmaya çalışılıyor.
Bu e-postaları acaba bir merkezden yönlendiriliyor olmasın?
Aslında küresel merkezlerin sahneye koyduğu plan ülkemizde tıkır tıkır işlemektedir.
Ulusal kimliğimizin dokusu zedelenmiştir.
Artık toplumumuz “kaynaşmış bir kitle” olmaktan büyük ölçüde uzaklaştırılmıştır.
Etnik ve mezhepsel bir ayrışma planı sahnelenmektedir.
Kurumlar arasında ciddi güven bunalımları oluşturulmuştur.
Yugoslavyalaştırılmamız için ilk perde neredeyse tamamlanmak üzeredir.

İkinci perde de ise derinleştirilen ayrılıkların bir iç çatışmaya dönüşmesi planlanmaktadır.
Planın içerdeki mühendisleri son hızla çalışıyor.
Kimileri de o mühendislik çalışması yapanların ekmeğine yağ sürüyor. Yeni Sevr planı da tıkır tıkır işliyor.


Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “en büyük eserim” dediği Türkiye Cumhuriyeti’nden hesap soruluyor!
İkinci cumhuriyetçiler ise ellerini oğuşturuyor.
Sadece onlar mı?
Pek çok kişi ellerini oğuşturmaktadır...

GÖRÜŞ
HİLMİ TAŞKIN
hilmi.taskin@mynet.com