1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 13
  1. #1
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877

    Din devletinin geleceği yoktur

    Arap gazeteci Abdulhamid El Ensari, İran'daki olaylardan yola çıkarak din devletini tartışıyor ve bu devletin hayatı dondurduğunu, toplumu felce uğrattığını, yaratıcılığı katlettiğini, sevinç ve tebessümü öldürdüğünü söylüyor.

    İran seçim sonuçlarına yönelik gösteriler, İranlı otoritelerin gösterilere karşı sert tepkisi, tutuklamalar, medya karartması, gazetecilerin susturulması, Batılı ülkelerin suçlanması ve otoritelerin Tahran’daki İngiliz elçiliğinin 8 çalışanını tutuklaması... Bütün bu protestolar ve İran rejiminin üslubu din alimlerinin siyasi otoritedeki rolü etrafında önemli sorular oluşturuyor. Bu soruların başında şunlar geliyor:
    Bütün otoriteleri elinde bulunduran ve kararına karşı çıkan kalabalıklara baskı uygulayan Veliyülfakihin egemen olduğu dini-siyasi bir rejimin gölgesindeki bir demokrasi gerçekçi midir?
    İran rejiminin, farklı din, mezhep, etnik ve siyasi kökenden 400’ü aşkın cumhurbaşkanı adayını uzaklaştırması, dini ototritelerin başından beri adaylardan birini desteklemesi, devletin bütün kurumlarını bu adaya hizmet için yönlendirmesi göz önüne alındığında fırsat eşitliliği, hak ve özgürlüklerden beslenen bir dini-demokratik rejim kurulması mümkün mü?
    Dini demokrasinin sınırları nelerdir? Halk muhalefetine ve siyasi rakiplere hoşgörüsü hangi boyuttadır?
    En önemlisi, kalkınma alanındaki tüm başarısızlıklar ve boşa harcanan kaynaklar düşünüldüğünde din devletinin geleceği nedir?
    Siyasal İslam teorisyenleri geçmişte ‘İslami çözüm’ söylemini yükselttiler. Bununla kastedilen kendi siyasi bakış açıları ve kendi istedikleri devlet modeliydi. Devletin ve toplumun İslamlaşması hedefini gerçekleştirmek için bu din devletine bel bağladılar. İslamcıların iktidara gelmemesini Batılı süper güçler ve Arap otoritelerinin suçu olarak görüyorlardı. Şiddetlerini ve çatışmacı söylemlerini, Arap zindanlarında kendilerine yapılan işkencenin misillemesi olarak gerekçelendiriyorlardı.

    Birçok İslamcı yazar ve destekçileri, "Baasçıları, Nasırcıları, milliyetçileri ve komünistleri denediniz. İslamcıları denemediğiniz halde, onlar hakkında nasıl hüküm verirsiniz? Siyasi çalışmada ve iktidar pratiğinde uygunluklarını ispatlamak için seçim savaşına girmelerine niçin izin vermiyorsunuz?" fikrini tekrarlayıp duruyorlar.

    Siyasal İslam’ın tezleri ve teorileri hilafet sisteminde temsil edilen Sünni yüzü ve velayeti fakih sistemi içinde somutlaşan Şii yüzüyle Arap kütüphanelerini doldurdu. Şii mezhebinin önde genel aydın düşünürlerinin "Müslüman bir ülkede demokratik değerler" kitabını inceleyenler, demokrasinin dini sistemle ilişkisine dair müthiş sözler bulurlar. Örneğin Dr. Muhsin Kedyur dini demokrasinin özelliklerini şöyle özetliyor:

    “Birincisi İslam demokrasisi, toplumdaki bireylerin çoğunluğu eğilim gösterirse uygulanabilir bir sistemdir. Yani topluma ‘din demokrasisi’ dayatılamaz. İkincisi bu demokraside de toplumun bütün bireyleri, dini ve siyasi kimlikleri ne olursa olsun, eşit fırsat ve haklardan beslenmeli. Yani Şii olan diğer mezheplere göre daha ayrıcalıklı değildir. Zira vatandaşlık herkesi bir araya toplayan ve bütün kimliklerin üstünde bir bağdır. Üçüncüsü, halkın iradesi siyasi iradenin meşruluğunun tek kaynağıdır. Halkın katılmadığı her karar geçersizdir ve itibar edilmez. Dördüncüsü, Şer’i hükümlerin yasama kurumu tarafından hukuk elbisesi giydirildikten sonra kamusal alanda hayata geçirilmesi gerekir. Beşincisi, dini demokrasi ile diğer demokrasiler arasındaki en belirgin fark, toplumun dinin ahlakına ve öğretilerine bağlı olması ve bu öğretinin kanunun temeli olarak kabul edilmesidir. Altıncısı devlet halkın vekili sıfatıyla kamu mallarını idare eder ve bu vekalet genel seçimler kanalıyla yapılır. Hiçbir yetkilinin sınırsız veya halkın denetimine boyun eğmeyen yetkileri yoktur.”

    30 YIL BOYUNCA HİÇBİR BAŞARILI ÖRNEK ÇIKMADI
    Kanımca insaflı her insan dini demokrasiye yönelik bu güzel teorik yaklaşımı olumlu karşılar ve destekler ancak İslamcıların geçen otuz yıl boyunca yaşadıkları tüm siyasi deneyimleri bu teorik tezlerle çelişmektedir. İran, Sudan, Afganistan ve Somali’ de olduğu gibi din devleti deneyimi, Hizbullah ile Hamas gibi devletçik deneyimi, ya da Mısır’da Müslüman Kardeşler, Irak’taki Mukteda Sadr’ın partisi, Yemen’de Havsiler, Pakistan’da ve diğer ülkelerdeki dini cemaatler gibi siyasi parti düzeyindeki oluşumlar... Hepsi için sonuç aynı.

    BÜTÜN MUHALİFLER HAİN Mİ?
    Bu deneyimler ve uygulamalar demokratik pratik kapsamında açık ara başarısız oldu. Sadece bununla da sınırlı değil. Din devleti ve dini partiler, rakiplerine yani aynı sistemin evlatlarına, şiddetli baskı uyguladı. Ayrıca bütün muhaliflere hainlik ve uşaklık suçlamalarında bulunuldu. Milliyetçiler ve komünistlerin altmışlı yıllar boyunca iktidara geldiklerinde yaptıkları da buydu. Fakat milliyetçi yönetim ile dini yönetim arasındaki fark, ilkinin rakiplerini tutuklaması, işkence etmesi ve halk adına idam etmesi, İkincisinin ise bunu Tanrı adına yapıyor olması.

    KALKINMA ALANINDA DA BAŞARISIZ
    Demokrasi alanında böyle. Kalkınma alanında ise dini siyasi modelin bütün deneyimleri yine başarısız oldu. İran devrimi 30 yılını tamamlayan ve hiçbir kalkınma başarısı gösteremeyen en yeni dini siyasi deneyim. İran Allah’ın bütün imkanlar, kaynaklar, enerjiler, maddi ve eğitimli beşeri zenginlikler bahşettiği bir devlet. İran’daki İslam devrimi ise halka verdiği sözlerin hiçbirini gerçekleştiremedi.

    İran halkı devrimden 30 yıl sonra bugün zor ekonomik şartlar altında yaşıyor. Gençlerin çoğunluğu işsiz. Halkı ülkesinin zenginliklerinin, dışarıda devrimi destekleyen örgütler ve partilerin finans edilmesi için tüketildiğini görüyor. Kaynakların propaganda için harcandığı görülüyor. Rejimin övülmesi, olumsuz yönlerinin gizlenmesi için, gazeteler ve medya kuruluşları satın alınıyor. Ülkenin zenginlikleri silah biriktirmek, savaş tersaneleri kurmak ve uranyum zenginleştirmek gibi faydasız projelerde boşa gidiyor.

    İRAN EN BÜYÜK SERVETE SAHİP AMA...
    Bütün bunlar ABD’ye kafa atmak amacıyla yapılıyor!! İran bugüne kadar kalkınma ve üretimin kabul edilebilir minimum düzeyini gerçekleştirmekten aciz kaldı. En zengin petrol devleti olduğu halde, petrolü rafine etmek için tesis kurmaktan aciz. Hala petrolü dışarıdan satın alıyor, kupon sistemiyle dağıtıyor. İran halkı dünyanın en büyük servetine sahip olmasına rağmen umutsuz şartlar yaşıyor. Saygın ve köklü bir medeniyetin sahipleri olmalarıyla birlikte, İranlıların yaşam şartları kötü. Zulme hiç boyun eğmemiş bir halk olmasına rağmen, İran halkının özgürlüğü kelepçeli. İran gençliği rejimlerini uluslararası tecrit içinde görüyor. Kendileri ise açılımcı ve dünya gençleriyle bağlantı içinde. İnternet ve cep telefonu ağını kullanan, dünya olaylarıyla had safhada ikircikli bir konumda etkileşim kuruyorlar.

    Peki İran ve diğerlerindeki din devleti deneyiminden alınacak dersler nelerdir?

    30 YILIN BİLANÇOSU: BAŞARISIZLIK
    İslamcılara otuz yıldır iktidar olma ve iktidara katılma imkanı verildi. Bu deneyimlerin nihai sonucu bütün kalkınma alanlarında açık ara başarısızlık oldu. İslamcılar gerek yapılanma, kalkınma, üretim ve demokrasi, gerekse vatandaşlığı gerçekleştirme, birlikte yaşama, aynı toplumun evlatları arasındaki siyasi renkler, akımlar ve ideolojileri kaynaştırmada başarısız oldular. Dini ve mezhepçi bölünmeleri derinleştirdiler, İslam toplumlarının yapısındaki taassup eğilimlerini kökleştirdiler. Bütün silahlı dini gruplar kendi toplumlarının sırtında kanlı bir diken oluşturuyor. Ayrıca ulusal devletten sıyrılmış özel oluşumlar yaratmak isteyen ayrılıkçı projeleri temsil ediyorlar. Bunun örnekleri çok: Gazze’de Hamas, Yemen’de Havsiler, Afganistan ve Pakistan’da Taliban, Lübnan’da Hizbullah, Somali’de isyancılar, Irak’ta dini cemaatler. Ayrıca bu cemaatlerden bazıları kendi vatanlarında felaketlere yol açtılar.

    İslamcıların iktidardaki bu başarısız deneyimleri sonrası ve İran’daki siyasi rejimin gerçeğinin ortaya çıkmasıyla, şüpheye yer olmaksızın din devletinin geleceğinin olmadığını kabul edebiliriz. Çünkü bu devlet hayatı donduruyor, toplumu felce uğratıyor, yaratıcılığı katlediyor, sevinç ve tebessümü öldürüyor, toplumun bireyleri için sıkıntı ve keder bırakıyor. Çünkü din devleti Komünist rejim, Nazi ve faşist rejim gibi kendi içinde bitişinin tohumlarını taşıyan totaliter yönetimin bir formatıdır. Son olarak din devleti insanlar arasında bağlantı kurmaya ve aralarındaki engelleri kaldırmaya çalışan çağın ruhuna aykırıdır.

    * Katar’da yayımlanan El Vatan gazetesi, 7 Temmuz 2009 Arapçadan çeviri: HALİL ÇELİK
    ABDULHAMİD EL ENSARİ - Katar Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, İslam Şeriatı öğretim üyesi

    Kaynak: NTVMSNBC

  2. #2
    Kıdemli Üye onuc13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Yaş
    46
    Mesaj
    559
    Rep Gücü
    2430
    İran'daki rejim tartışılabilir buna kimsenin birşey dediği yok !
    Hem oradaki özellikle seçim sonrası karışıklığın ana sebebinin din'le alakası yok !
    Haberin kaynağına baktığımız zaman siyonizm finansıyla ayakta durmaya çalışan bir kurumu görüyoruz.
    Bölgede katil İsrail için en büyük tehlikenin İran olduğunu da biliyoruz.
    Bazı arapların (konumu ne olursa olsun) kendilerini çok iyi para karşılığı pazarladığındanda haberimiz var.
    Durum böyle olunca kemik kapmak için sıraya girenleri normal karşılamak gerekir.
    Şunu da unutmamak gerekir.
    İran tarihte hiçbir zaman din devleti olmadı...

  3. #3
    Aktif Üye orkuorkun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
    Yaş
    48
    Mesaj
    1.942
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    37781
    Komunizm sistemi de Uygulanirken hayal edilirken cok buyuk emeller icinde yapilmisti,sadece Utopya olmaktan ileri gitmedi.
    Insan hırsı istekleri bencilligi sistemin kurallarini bozdu. Calarken sadece kendi caldıgını sandi caldıgı malzeme baskasinindi.
    Iran devrim yaparken eminim ki Islam devleti kurmaya calistı , islam devleti kurdu ama istenildigi gibi olmadi. Bundan sonra da kimsenin Istenildigi gibi bir sistem olmayacak. Turkiyedeki komunistler de rusya icin komunizmi tam uygulamiyor demisti.
    Biz onlardan daha iyi yapariz. Onlar aslinda uygulamiyor gibi kelimeler. sadece Utopya. Uygulamak ile hayal arasinda fark var. Once kendisinin durust olmasi gerekir insanin bu cok zor,
    -Super beyinli bir (tarafsiz olmasi icin) robot sistemi adil olarak uygulamaya kalksa Robotun fisini cekmeye kalkacak olan ilk olarak isteyenler olacaktir. Adalet insanlarin cikarlari dogrultusuna hareket eder.
    Cig sut emmisiz. icimiz kotu. bu yuzden en guzel sisemler Utopya olmaktan ileri gitmeyecek.
    Konu orkuorkun tarafından (19-07-2009 Saat 11:17 AM ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Gerçek İslam hükümleri ile yönetilmeyen hiçbir rejim baki kalmayacak yıkılacaktır.İran rejiminin İslam ile uzaktan yakından bağı yoktur.Çoğu Şii'dir ve Eshabı kirama dil uzatan bu sapkın Şii'lerin tamamı kafirdir.Bu itikadın hakim olduğu ülke için İslam devleti , din devleti demek veya yazmak Yüce ve mukaddes dinimiz İslam'a atılan bir iftiradır.

    Bu fitnenin altında kimlerin parmağı olduğu da ehline malumdur.

  5. #5
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    844
    Rep Gücü
    2992
    Yaşam maddidir.Ve yaşam Maddi olduğu içinde değişkendir. Yaşam Kurallarıda hem değişken hemde katıdır.Atalarımız İslama göre devlet yönetmedi.Yönetmiş olsaydı şayet Kardeş katli olmazdı. Hiç bir Din Günahsız kardeşin öldürülmesine asla cevaz vermez.
    Din Maddi yaşamdaki insanın Gönlüyle ve aklıyla ilgilidir.Hayvaniyetin zaafı insaniyetin ta kendisidir.Yani hayvanın kuyruğunun kopması gerekir mecazi anlamda.Gerçek Aşkla ilgilidir din.O zaman Dinin naslarına göre Devlet yönetimi olamaz.Ve böyle bir yönetim sonuçta Din adamlarınıda töhmete sokar.Onları halkın gözünde bühtan eder.Çünkü Yönetim Maddi refahı temin ve Devlet bekası açısından İnsani kuralları çiğneyebilir.Buna göz yuman Din adamıda bu yüzden töhmet altına girer. İnsanlar Mensubu bulundukları dine saygı ve hürmetlerinden dolayı Dine göre devlet yönetiyoruz derler.Kanaatimce bu Koca bir tatlı yalandan öteye geçemez,geçmemelidirde.Yine Kanaatimce Dinin kaynağı olan Tasavvufta GELME GELME.GELENİN MALI GİDENİN CANI VARDIR.Halbuki beşeri yaşamda GEL GEL vardır.(Mevlananın Kafirde olsan Bin kere tövbenide bozsan yine gel sözü tamamen farklıdır.Orada Gelinen yer Konya olmayıp.Kendi özbenliğindir.)Gelenin malı gider yoktur aksine sosyal refah vardır. Gelenin malı olur vardır.Maddi yaşamda Demokrasi yani söz hakkı vardır. Dinde ise GÖNÜL SALTANATI vardır. Sevgili vardır yar vardır,BeyEfendi hazretleri vardır. Demokrasi yoktur.:)Dini Liderlerse Beşeri liderlerinde insani açıdan lideridirler.Dolayısıyla onlarla onlar arasında kıyaslamalarda yapmakta hatalıdır.Beşeri bir lideride Dini kurallara uymadın diye suçlamakta Beşeri açıdan hatadır.Osmanlı Padişahları Halife dahi olsalar Hacca gitmezlerdi.Her yıl temsilen Sürrü alayları gönderirlerdi.O yüzden Maddi kalkınma için gerekenleri Dinde değil Maddi yaşamın içinde aramak gerekir şeklinde naçizane düşünürüm. Selamlar.

  6. #6
    Aktif Üye orkuorkun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
    Yaş
    48
    Mesaj
    1.942
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    37781
    yavuz bey yaziniz gayet mantiklidir.Osmanli nin gercek yonunu ele almissiniz,Dunya ruhanii olarak yonetilmiyor
    Turkiyedeki Komunizm sevenler de bir zamanlar eger rusyada ters bir haber karisisnda, Rusya komunist degil ki orda komunizm uygulanmiyor diyorlardi, Bu kivirmak icin kullanilan bir kelime. Uygulamak ile dusumek arasinda fark var.
    Zamaninda turk gemisi ile Rusyaya kacan Komunizm sempatizani personel ukraynada komunizmi yasamak icin gitmis dusndugu gibi olmadigini anlayinca ,: gemiye geri kacmis bunu anlatirlardi. zaten onlar gercegi uygulamiyor ki kelimesi ilk degildir.
    Yasi buyuk olan eskiden gazete okumus insanlar az cok bu lafi duymustur.
    Utopyalar gerceklesmez Ise tek olacak birsey var IDEA dir yani ulasilmak istenen ama becerilemeyen yol. Insan cikarlari utopyalari idea yapar. IDEA da sadece belli seyleri yapabilirsiniz yani Iran gibi. Eger yanlis konusuyorsam bana dunyadaki Insanlarin Mukemmel oldugunu soylemeniz gerekir. Ne yazik ki hicbirimiz mukemmel beyine sahip degiliz. ve herkes farklidir

    ne o ne de bu ,Keske daha iyi yasayabilsek te sikayet etmesek hayattan.
    Konu orkuorkun tarafından (20-07-2009 Saat 05:09 PM ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Nerden
    ŞİMDİLİK DÜNYADA İKAMET ETMEKTEYİM ÇOK YAKINDA EBEDİYETE GÖÇECEM
    Mesaj
    51
    Rep Gücü
    0
    Dinsiz bir devletin geleceği yok aslında

  8. #8
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877
    Devletlerin dini olmaz. Devletin dini olursa yanlışlar başlar; tıpkı Türkiye'deki gibi. Bugün alevi vatandaşlar şikayetçidir, oturup bunu bir düşünün... Devlet bütün vatandaşlarına eşit ve adil davranmak zorundadır.

  9. #9
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Nerden
    ŞİMDİLİK DÜNYADA İKAMET ETMEKTEYİM ÇOK YAKINDA EBEDİYETE GÖÇECEM
    Mesaj
    51
    Rep Gücü
    0
    Alıntı carloss´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    devletlerin dini olmaz. Devletin dini olursa yanlışlar başlar; tıpkı türkiye'deki gibi. Bugün alevi vatandaşlar şikayetçidir, oturup bunu bir düşünün... Devlet bütün vatandaşlarına eşit ve adil davranmak zorundadır.
    t.c. Anayasada resmi bir dini yoktur

  10. #10
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877
    Oldurmaya çalışılmaktadır , ki bir çoğunuz olsun diye dua etmektesiniz.

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. İnternetin Geleceği!
    mopsy Tarafından Teknoloji ve Bilişim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-06-2010, 05:57 PM
  2. Derin Dünya Devletinin Adamları
    tntcool Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-03-2010, 12:12 AM
  3. Cengiz Han-Moğol Devletinin kurucusu
    beklenen Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-12-2009, 02:15 PM
  4. İsrail Devletinin Kuruluşu
    mopsy Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-10-2009, 08:46 AM
  5. Osmanlı Devletinin Askeri Teşkilatı
    dogangunes Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 29-06-2007, 03:54 PM
Yukarı Çık