PKK DEĞERLENDİRMESİ
PKK ne yapmak istiyor, hangi amaca hizmet etmektedir? Gerçekten bir halkın mutluluğu, huzuru ve refahı için mi yola çıkmış? Bağımsızlık, demokrasi, özgürlük ve kardeşlik için mi çabalıyor? Çağdaş ve sağduyu sahibi her insanın belli bir süreden beri yurdumuzun bazı yörelerinde cereyan eden olayları göz önüne aldığında bu sorulara olumlu bir cevap vermesi mümkün değildir.
PKK bölge halkını, kendi benliğine ve sorunlarına yabancılaşmış ve teslimiyetçi, gençliği ulusal inkarcı ve uşak, servet sahibi insanları hain olarak görmektedir. Kısaca bu düşüncesini bir cümle ile şu şekilde izah etmektedir: “Kendisine ihanet etmemiş hemen hemen tek bir fert kalmamıştır. Evet, PKK, toplum hayatında ve düşünce yapısında asırlardan beri kökleşen değer yargılarına, gerici, teslimiyetçi vb suçlamalarla saldırmayı bir ilke olarak benimsemiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere daha başından toplumun tümüne inanmamakta ve güven duymamaktadır. PKK ideolojisini savunanlar dışında kalan toplumun her kesimi düşman ilan edilmiştir. Bu nedenledir ki PKK, ideolojisini yaymak ve benimsetmek için bireysel terörizm yoluna başvurmuştur.
Dünyanın hiçbir yerinde ulusal kurtuluş mücadeleleri bizzat o ulusun fertleri hedef alınarak başlatılmamıştır. Oysa PKK ve benzeri örgütler bunun tam aksi anlayışla hareket ederek ülkede kardeş kanı akıtmaktan öteye gitmemiştir. Bağımsızlık, yurtseverlik sloganlarının da birer aldatmaca olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. PKK, savunduğu dava açısından komşu ülkeleri birinci derecede düşman ilan ettiği halde, bu ülkelerde belirli güç ve odakların denetimindeki kamplarda eğitim yapmıştır. Bu ülkelerin PKK vb örgütlere kucak açması elbette çıkarları içindir.
Mantıklı bireylerin, düşünmesi halinde ortaya çıkan bu tablonun mahiyetini anlamakta zorluk çekmesi mümkün değildir. Stratejik olarak başarı şansı olmayan bir avuç silahlı kadrodan teşekkül eden bir örgütün devletler düzeyinde maddi ve manevi olarak desteklenmesinde tek bir amaç vardır. O da bu örgütün söz konusu devletlerin çıkarlarına hizmet etmesidir. PKK ile bu devletler arasında politik bakımdan bir güç kıyaslaması yapmak sadece bir komedi olabilir.
Bugün PKK’nın kırsal kesimde ellerine silah tutuşturduğu bir avuç insana yaptırmakta olduğu eylemlerin niteliğine baktığımızda gerçekler gün ışığına çıkmaktadır. Kendilerine yardımda bulunmayan köylü vatandaşları, yaş ve cinsiyet ayrımı gözetmeden katledebilmektedir. Özellikle örgüt saflarındaki insanlar, hemen herkesi düşman ilan eden siyasi bir çizginin geleceği olabilir mi sorusunu kendilerine yöneltebilmelidir. Suçsuz ve savunmasız insanlar, hem de yaş ve cinsiyet farkı gözetilmeden niçin öldürülmekte? Örgüt içinde muhalefet eden, eleştirilerde bulunan insanlar, çeşitli suçlamalarla neden katledilmekte? Yine en önemlisi daha düne kadar düşman ilan edilen devletlere niçin sığındılar?
Kendi gücüne güvenmeyen, kitleleri her bakımdan karşısına alan halka inanç ve güveni olmayan bir akımı bekleyen akıbet, geçmişte olduğu gibi bugün de hüsran ve yıkım olabilir. Politik mücadelede en önemli cesaret kaynaklarından biri de inanç gücüdür. PKK bu inançtan yoksundur. Bu nedenledir ki, savunmasız insanları canice katledebilmektedir. PKK’lılar çaresizlik ve acizlik içinde her geçen gün kendi sonlarını hazırlamakta ve hızlandırmaktalar. Siyasal olarak kitlelerle bütünleşmeyen hiçbir akımın çağımızda başarı şansı yoktur. Bireysel terörizmin temelinde yatan esas gerçek de budur. Başından beri gençlik saflarında dar bir kadro hareketi olmanın dışına çıkamayan PKK, günümüzde de kitle desteğinden tamamen yoksun durumdadır.
Helin Demir
helindem@mynet.com