Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesaj
    17
    Rep Gücü
    145

    Böyle BUyurdu Nesli...

    Aslında bu yazının orjinalinde erkekle kadının karakter özellikleri hayata bakışları göz önüne alındığında ve herşeyin tam anlamıyla anlaşılması metinlerin karişmamasi açısından biçimsel olarak erkek için siyah font kadın için kırmızı font kullanmak gerekiyor ama; forum kurallarına aykırı olduğundan bu şekilde bir düzenleme yaptım.Dileyen orjinal halini buraya tıklayarak okuyabilir.Bu arada umarım burdaki yaptığım biçimlendirme silinmez.Diğer türlü anlamı olmaz çünkü..



    2007 yılında yazılmış bir yazı.Hikayeye isimini veren yaşanmış bir aşk hikayesinin kahramanıdır.——-

    Hava ağarmak üzereydi ya da öyle sanıyordum..Öyle fecre doğru bir vakitti işte.Bunu da nerden biliyorum bilmiyorum.Boğazım kurumuştu konuşmaktan.Yutkanamıyordum..
    Birden birşeyler olmaya başladı.Ordaydı tam karşımda.Takım elbise giymiş adamlar gibi resmi, kapı,duvar ve üzerindeki bozuk saat gibi hareketsiz.. sanki sadece olması gerektiği için ordaymış ve hemen alelacele bir şey söyleyip kaybolacakmış gibi telaşlıydı.Somurtkan ve soğuktu…O her zaman içi gülen gözlerinde bu kez ürpertici boşluk vardı.Bakamadım gözlerine.Bakarsam,kapılıp dalarsam düşerim diye korktum o boşluktan sonsuzluğa..Konuşmadı.. Sessizliği bozmadı.Öylece bakıyordu…Dayanamadım…


    Yoksa pişman olup beni öldürülüp öldürülmeyeceği bile kendisine söylenmeyen bağırmasın diye de ağzı kapatılarak boğazlanan bir çocuk gibi can çekişen şu kahır dolu halimden kurtarıp bana yeniden özgürlüğümü vermeye mi geldin?

    ..Dedim

    -Hayır! Seni acılarından kurtaracağımı söylemeye geldim..

    Dedi

    -Beni acılarımdan kurtaracağını söylerek mi?

    Dedim

    -Şu an ve bundan sonra burada olmam senin fikrince benim senin derdine derman olabilmem için tek yol.Ama hayır ben buraya senin yanında son kez bulunarak bir daha bunların tekrarlanamayacağını,ve artık burada olmayacağımı söylemeye geldim.

    Dedi

    -Her tarafı yara bere içinde yürüyemeyen yol ortasında yüz üstü yatmakta olan birini kenara çekmek onun acılarını dindirmez.Yalnızca ezilme korkusunu ortadan kaldırır.

    Dedim..

    -Ben sana yaralarını geçici bir süre için iyileştirmek yerine yol ortasında yüz üstü ümitsizceyatan bedenini kenara çekip
    kulağına bundan sonra kimsenin sana acı veremeyeceğini,seni yıkmayan şeyin güçlendireceğini fısıldamaya geldim..


    Dedi

    -Yalnızca ufak tefek acılar beni yıkmazsa güçlendirir..Oysa bu büyük içinden çıkılmaz derin ızdırap beni henüz öldürmediğine göre bedenimi yıkmayan bu acı beni güçlendirmiyor beni süründürüyor ve süründürür

    Dedim..

    -Ben sana hayatında hiç damdan düşmemiş birinin damdan düşene yaklaştığı gibi alaycı ve samimiyetsiz bir şekilde değil; defalarca damdan düşüp her defasında bir yerlerini kırmış en sonunda düşmemeyi öğrenmiş,öğretmeye de ahdetmiş, yadsıdığın acıların en karmaşıklarıyla boğuşmuş hem yaşadığın acıların sorumlusu hem yaşattıklarının bedelini ödemiş biri olarak geldim.Ben sana şimdi senin şu an istediğin gibi bir mutluluk değil;bundan sonra isteyeceğin huzuru vermeye geldim.Ben seni farkında olmadan esiri olduğun aşkından, toz kondurmadığın ve putlaşdırğın bedenimden, özgürlüğe düşkün hürriyete hasret ruhunun pençeleştiği esaretten kurtarmaya geldim..

    Dedi…

    -Bir daha dönmemek üzere gitmeye karar verirsen pençeleştiğim ecelime karşı koymak için kullandığım ümit silahım kendi kendini yok ederek beni zehirleyecek ve kaybedeceğim

    Dedim…

    -Ümit ederek ızdırabını uzatma.Yalnızlığın ululuğunda göğe yüksel,böylece daha iyisini aramak ya da yardım dilenmek yerine yukarıya değil ulu bir insan olarak aşağıya doğru bakacaksın.Ve en çok şeye sahip olmayı değil en az şeye ihtiyaç duymayı öğreneceksin.Devamlı uçuruma bakarsan,uçurumda sana bakar. Biriyle ilişki kurabilmek için önce kendinle ilişki kurabilmelisin. Ben sana beni severek yok ettiğin özgürlüğünü sana geri vermeye geldim..

    Dedi…

    -Yokluğun özgürlüğüm değil yokluğun sensizliğin derin ve sessiz bir boşluğu..Hiçbir şeye takılı kalmayan insanlar özgür olabilirler.Oysa ben yokluğunda sensizliğe takılıyım.Sensizlik dışında bir şey düşünememek sen kollarımdayken seni düşünmekten daha özgür kılmıyor beni.Ben sensizliğin sözde özgürlüğünü değil; boynuma sarılınca yerinden kıpırdatamadığım bedenimin esaretini istiyorum..

    Dedim..

    -Yaşadığımız şeyleri düşüncelerimizle biz yaratırız. Bunları yarattığımız gibi ortadan kaldırabiliriz.Ben sana bunu öğretmeye geldim.

    Dedi…

    -Benim için nefes alıp vermek yaşam demek değildir.Beni şu aptal maymunlardan farklı kılan düşüncelerimdir düşünmemdir.Sen bana düşüncelerimle oluşturduğum gerçeğime “gerçek yaşam” dememeyi öğretmeye geldiysen bu nafile bir çaba olur.Ben karanlık devirlerde sürekli beslenip çiftleşen –insanoğlunu kastederek- iki ayaklı bir hayvandım.Düşünmeyi öğrendim ben.Keşfetmeyi..Bir kere mağaradan çıktım ben.; geri dönüşü yok Yuva kurmayı öğrendim insan olmayı utanmayı öğrendim,adaleti özgürlüğü,sevmeyi,sevilmeyi aşık olmayı öğrendim ben.Paylaşmayı ve sevdiğimi sahiplenmeyi,.İşte ben yaşamı böyle seviyorum..

    Dedim…

    -Sen beni sahiplenerek yaşamdan nefret ediyorsun aslında.Çünkü birine kör körüne bağlanmak yaşamdaki diğer her şeyden vazgeçmek,yaşamdan nefret etmek demektir..

    Dedi…

    -Ben içinde senin olmadığın yaşamdan seni sevdiğimi ve sevildiğimi içimde hissedemediğim hayattan nefret ediyorum.Ben senin pencerenden dünyaya bakarak hayatı öyle seviyorum.Ben seni severek geri kalan her şeyden vazgeçmedim.Ben seni onlarla beraber sevmeyi sevdim.Ben seni severek yalnızca hiçbirisi sana benzemeyen ve hiçbir zaman arzulamadığım kadınları bıraktım ardımda.Ve söylemek istiyorum ki ben seni severken yalnızca seni mutlak olarak sevdiğimi iddia ederek kendimi yüce soylu bir aşık yerine koymuyorum ben senin bana yaşattıklarını senin benim içimde var olan duyguları tatmin ettiğin için seviyorum.Ben seni severken aynı zamanda kendimi seviyorum.O halde senin yokluğun kendimi ve açıkladığım nedenlerle yaşamı sevmemek yaşamdan nefret eder hale gelmek dolayısıyla sonu gelmez büyük bir işkence demek..

    Dedim…

    Düşüncelerin özgür değil. Etrafı kuşatılmış yoğun baskı altında Sana bu şekilde mutlu olacağını söylüyorlar.Ama yalan söylüyorlar.Sende sana söyleneni bana haykırıyorsun fakat bunların hiçbirisi sana ait değil.Ben sana doğruları anlatmaya, sana bende sandığın mutluluğun sende olduğunu göstermeye geldim.

    Dedi…

    -Mutlu olmanın yolu tek ve kati değildir.Hiç kimse kendisinin ve başkalarının nasıl mutlu olabileceğini kesin ve bilebileceğini söyleyemez.Bütün insanların aynı anda yürüyüp de kimsenin şikayet etmeyeceği bir yol yoktur.Benim sana sevgi sefaleti yaşıyor izlenimi veren gönlümün apaçık sana sunduğu yalın gerçek budur..

    Dedim…

    -Ben beni sevmediğini değil beni sevmemin tek çare olmadığını ,gerçek aşkın fetişleştirdiğin bedenimle sınırlı olmadığını sana söylemeye geldim.Ben senin şu sözlerinin üzerine ahmakça sorgulamadan sırf kendini ve o anı düşünerek “evet” diyen kadının basit bir frengili fahişenin vücudunu sunmasından daha değerli olmadığını söylemeye geldim.

    Dedi…

    -Aşkım seni bir bütün olarak fetişleştirmiyor..Bu ancak seni bütün hücrelerine varıncaya kadar seven ruhumun, duygularımı taçlandırdığı bir sonuç olabilir. Fedakarlık,özveri,vefa sistematik bir duygudur.Bir insan herhangi bir insan için ölebilir mi?Mutlak ve katidir ki her yapılan eylemin mazide onu tetikleyen bir bilinci vardır.Bu bilinç, sevdiği olmadığında, o ruhun acılarla dolacağını,bu acıların asla bitmeyeceğini,eğer bir kere sevdiği için ölmekten korkarsa, bu azaptan her gün öleceğini, sevdası için ölebilecek kadar aşkla dolu bir hissiyata sahip insana asıl büyük ızdırabın ölenin acısını çekmek olduğunu bildirir,ona her an ölmeye hazır olmayı emreder.

    Dedim…

    -Yaşamındaki her hareketini birine ve bir şeye göre ayarlamak köleliktir.Kölelikte birey olmayı engeller.Neden birisi ya da bir şey için ölesin? Bu yaşam yalnızca senindir.Ben sana yaşamın ne kadar değerli ve yalnızca senin olduğunu, aşkınla ördüğün esaret zincirlerini özgürlük kılıcıyla kopartmaya geldim.

    Dedi…

    -Kendi seçimim olmayan özgürlük,özgürlük değildir.Özgürlük kişi eğer özgür olmak istiyorsa özgürlük olabilir.

    Dedim…

    -Yanılıyosun..Esaret altında kendi başına hareket edemeyen kendi kendine karar vermesini ve hareket etmesini engelleyen zincirlerle bir yere bağlı olan insan eğer ordan kurtulmak istemiyor bile olsa esaret altındadır.Ve ordan kurtarıldığında gerçek anlamda özgür olabilecektir.Çünkü özgürlük eylemin kendisi ve karşıtınıda aynı anda yapabilme hakkına sahip olmaktır.Zincirlerle esaret altında bulunan adam ordan kurtarıldığında özgürdür.Çünkü özgür adamın hem esaret altına girmeye hem özgür olmaya hakkı vardır.İstediği zaman hücresine dönebilir.Oysa senin kollarındaki zincirler benim.. ve bu senin iraden dışında..

    Dedi…

    -Senin bana vaat ettiğin özgürlük sonsuz ama bomboş bir dünyanın içinde yalnız başına istediğini yapabilme hakkı kadar aldatıcı,sığ ve anlamsız…Oysa benim istediğim özgürlük evrenin özgürce dolaşabilmek yerine sevdiğimle küçük bir odada tıkılabilmek..Çünkü benim özgürlüğüm istediğim zaman dışarı çıkabileceğimi bildiğim halde sevdiğimin yüreğinde kalabilmek…

    Dedim…

    -Ben sana acılarını bertaraf edip yalnız başına yaşamını sürdürmenin yollarını öğretmeye geldim…Bambaşka şeyler düşünmeyi hayatı keşfetmeyi öğütlemeye geldim.Beni dinle sözlerime kulak ver!Okyanusda bir damla üzerinde takılı kaldığını göreceksin.Karanlıktan uzak dur.Çünkü her türlü pisliği örter karanlık.Karanlıkları seyretme.Ortalık kararınca yalnızca uyu..Uyku ruhu temizler kötülüklerden arındırır.Uyunca bütün gerçek sandığın ve hararetle savunduğun düşüncelerin alevi sönecek,bizim bildiğimiz gerçek bilmediğimiz gerçekle yer değiştirecektir.

    Dedi…

    -Kolay mı sanıyorsun uyumak? Ölüm için söylediklerimi hatırla.Uyumak yarı ölümdür.Senin için ölmek, seni başkalarına bırakmak kaygısı ile mümkün değilse,
    Uyumakta, seni düşünmemek mümkün olmadığından zordur.Uyumak için bedenimin seni bütün gün düşünmekten harap bitkin,zayıf düşmesi gerekir.Evet öyle kolay değil uyumak onun uğruna bütün gün uyanık kalmak gerekir..


    Dedim…

    Ben sana bir zaman öncesine kadar bütün tabiat uyurken sessizliğin sesini dinleyip uyuyamayan,karanlığın uyku getirdiği diyarlara bana korku ve işkence getirdiği yatağımdan,ay ışığıyla konuşan, yıldızları sayarak geçirdiği zamana,güneşi karşılamak tesellisiyle katlanan,senin ruhunu yaralayan acıların çok daha kötüsünü yaşamış sonra bundan kurtulmayı başarınca da bulduğu hazineyi kendi için yerin altına gömen bencil biri gibi değil ben senin uğruna ruhum yana yana elde ettiğim servetimi paylaşmaya geldim.


    Dedi…

    -Sana boyun eğmeyeceğim…Aynı hayatı tekrar yaşayacakmışım gibi yaşayacağım.Çünkü biliyorumki şimdi senin dediklerini kabul edersem tüm yaşamlarımda yine senin dediğin olacak.Ve boyun eğen hep ben olacağım.Bende bu kısır döngüyü kırmak için geldim şimdi yanına.Başaramazsam kaybedersem seninle olamayacağım için kendimi kendimi sevemeyeceğim için yaşamı sevmeyeceğim.Ve sessizce ölümü seçeceğim.Çünkü ben varken ölüm yok, ölüm varken ben yokum.Oysa sen ben yokken de olacaksın ben varken olmak istemediğin gibi…

    Dedim…

    -En büyük acımasızlık bir insana merhamet etmek uğruna ona umut vermek ondan gerçekleri saklamaktır.Ben sana gerçekleri söylemek uğruna gaddar olarak anılmayı,sanılanın aksine sevmenin sevilmekten daha bencil bir duygu olduğunu,sevdiğinle değil seni sevenle mutlu olman gerektiğini sana anlatmaya geldim..

    Dedi…

    -O halde karşılıksız aşkı yok etmek gerek.Çünkü insan karşılıksız aşkı kabul ederse de pişman olur etmezse de…

    Dedim…

    -Öğrenmeye başlıyorsun…

    Dedi…

    -Hayır kabul etmiyorum dediklerini..sen de edemezsin..Eğer kabul ettiğinde samimiysen beni öldürmen gerek..

    Dedim…


    -Susss!!!

    Dedi…

    -Sustum…

    Dedim…

    -Bak beni dinle! (Onuuur) Bir insana aşk kırıntısı vaat etmek ona sadaka vermek demektir.Ve sadakalar yalnızca iyi bir insan olarak kendimizi hissetmemiz için verilir.

    Dedi…

    -Ben sadaka değil seni istiyorum.Ve bu isteğimin dışında hiçbir şey ve hiç kimse bu isteğimin yerini tutamayacak.İhtirasım hiç kimseyi olmasa kendi bedenimi yakacak.

    Dedim…

    -Kendi alevlerinle yanmaya hazırlamalısın kendini.Kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsin?Nasıl yeniden başlarsın hayata?

    Dedi…

    -Yenilenmek istemiyorum.Ben baştan aşağı seninle beraber yenilenmedin mi?Her defasında yenileneceksem bu kahrolası dünya her seferinde her bir zerremi ayıracak ve beni baştan yaratacaksa….Şimdi bir daha birleştirilmesi mümkün olmamak üzere parçalayacağım bedenimi..

    Dedim…

    -Offf dinle beni keçiiiiiii

    Dedi…

    Bana hararetle hiç olmadığın kadar büyük bir inatçılıkla, neden beni uçuruma itmen gerektiğini bıkmadan usanmadan anlatıyorsun..Oysa mazide uysallıkla olmadık tembihlerimi dahi dinler sözümü tutardın..Öğretmenini can kulağıyla dinleyen minik öğrenciler gibiydi halin..

    Dedim…

    -Eğer hep öğrenci olarak kalırsam öğretmenime borcumu kötü ödüyorum demektir..

    Dedi…

    -Öğrendiğin için mi gidiyorsun?Bana ihtiyacın kalmadığı için..

    Dedim…

    -Mecbur olduğum için..İkimiz için..

    Dedi…

    -Hayır kendin için.Sen benim adıma da iyi bir şey yaptığına kendini inandırarak vicdanını rahatlatıyorsun.

    Dedim…

    -Ben yara bere içinde yolun ortasında yüzüstü yatan adamın kulağına ayağa kalkmasını eğer isterse kendi başına kimsenin yardımı olmadan buradan kurtulabileceğini fısıldamaya geldim.Tekmelemeye değil..

    Dedi…

    -Şu halde İstemiyorum öyle bir yardımı…Bu senin kendini rahatlamana yardım etmeyeceğim..

    Dedim…

    -Anlamıyorsun.. Şu durumda umurumda değil iyi bir insan olmak ya da buna seni inandırmak.Benim sevgim karşılıksız ve geri dönüşümünü beklemeksizin düşünce ve kanaatlerden bağımsız bugün şiddetle taşlanacak yarın şükranlıkla hatırlanacak bir sevgidir.

    Dedi…

    -Eşyalara konuşur gibi hiç kimseye her şeyi söyler gibi bir boşluğa konuşmak ne kadar acı.Sen acılarıma son vermek,ruhumu özgürleştirmek,esaretime son vermek için değil, sen taşlaşmış yüreğin körelmiş duygularınla
    Artık beni sevmediğini söylemeye GELDİN..Çünkü eylemlerimiz ve yaptıklarımız hissettiklerimizdir.


    Dedim…

    Sen aslında beni değil kendi yarattığın gerçeğini özlüyorsun.Senin sevdiğin ben, senin elinde biçimlenen kendi kendine yarattığın bir aşktı.Aslında yoktu o ben değildim..Şimdi olmadığım gibi…Beni sen yarattın ve bende sana söz hakkı vermeden kendimi yok ediyorum şimdi.

    Dedi…

    -Nesliiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii

    Diye bağırdım….

    Elimi uzattım…Görüntüsü gittikçe silikleşiyor ve gözlerim ağırlaşıyordu…


    İki saat sonra…


    -Ayaklarından tutun.Kollarını bağlayın..

    -Neredeyim ben burası neresi?

    dedim

    -Sakin olun klinikdesiniz…

    Dediler..

    Boş gözlerle duvara baktım…Ama Onu artık göremiyordum..Kendimi zorlamam umutsuzca çabalarım hiçbir işe yaramadı.

    Beynimin içinde bir ses yankılandı sonra…

    Affet…

    Affetmeyi beceremediğim için bir türlü,
    saatleri saymakta bu denli sabırsız olduğum için,
    çocukluğuma kıyıp da oyuncaklarımı çöpe atmayıp; en olmadık zamanlarda ortalığa saçtığım için,
    en sevdiğin yemeği pişirmeyi öğrenmemekte inat ettiğim için…

    Af dilediğim için affet.

    Affedilmeyi hak etmediğim için belki de.

    Bencilliklerimi affet, bencillerin en başında yer alırken; bencilliği inkâr ettiğim için,
    özür dilemeyi bir türlü beceremediğim için
    affet…

    Yalnızlığı çektiğinde canın, yalnız bırakmadığım için;
    soğuk odada sıcaklığı istediğinde seni yalnız bıraktığım için;

    Cezalarım için, sebepsiz cezalandırmalarım için affet…

    Öldüğüm için bağışla yok olan varlığımı,
    toprağıma su serp ki anlayayım
    bağışladığını…

    Sevdiğin şarkıların en sevdiğin nakaratına gelince sesimle bastırdığım için melodilerini,

    En olmadık zamanda yıldığım için,
    yıldırdığım için,

    Kaybetmiş rolü yapan “kazanan” olduğum için kimi zaman,

    Devrik, çarpık, imlası bozuk cümlelerim için

    affet…

    Vazgeçişimi affet.

    Vazgeçemediğim için affet…

    Öldüğüm için bağışla,
    toprak serp avuçlarınla erimekte olan varlığıma…

    Cümlelerimi sana değil de şu çarpık çurpuk yeşil sayfalara döktüğüm için;

    Şimdiye kadar söylediğim gerçekler için;

    söylemediğim yalanlar için;

    öldüğüm için;

    affet…

    “Affet” dediğim için AFFETME .



    OnuR

    --------Yeni Postalandı 01:26 PM ---------- Önce gonderilen mesaj at 12:59 PM ----------

    Açıklama:

    Özel mesaj yollama hakkım olmadığından buraya yazıyorum.

    Paylaştığım yazı ve Atıfta bulunulan site de bana aittir.

  2. #2
    güney
    Misafir..

    Cevap: Böyle BUyurdu Nesli...

    Çok teşekkür ederiz...Verdiğiniz bilgi için.

    Paylaşımlarınızın devamı dileğiyle...

Benzer Konular

  1. Zerdüst Böyle Buyurdu
    mopsy Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-06-2010, 09:02 PM
  2. Balinaların Nesli Tehlikede!
    mopsy Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-06-2010, 11:22 AM
  3. Erkeklerin nesli tükeniyor
    dogangunes Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 8
    Son mesaj: 22-05-2009, 11:51 AM
  4. Piç Nesli!
    Mustad'af Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 11
    Son mesaj: 20-05-2009, 10:34 AM
  5. nesli tükenen hayvanlar
    Eftelya Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-10-2008, 03:00 AM
Yukarı Çık