ÇOCUKLARDAN MEDET UMAN ÖRGÜT
Sorunların demokratik kanallardan aktarılabilmesine paralel olarak istismar edebileceği konuların azalması sonucunda şiddet ekseninde hareket etmekte ısrar eden PKK, önemli ölçüde toplumsal desteğini kaybetmiştir. Kitlelerin demokratik kurallar içerisinde taleplerini gerçekleştirmeleri demokratik siyasetin en doğal unsurudur. PKK bu doğal gelişmeyi de terör yoluyla önlemeye çalışmaktadır. Mevcut sorunlara çoğulcu demokrasi çerçevesinde çözüm bulunmasını engellemek, PKK’nın en temel uğraşlarından biridir. Kürtleri temsil ettiğini ileri süren PKK, eylemleriyle kadın-erkek, genç-yaşlı, Kürt-Türk ayırt etmeksizin binlerce masum sivilin ölümüne neden olarak toplumda büyük tepki toplamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti, her türlü sorunun karşılıklı diyalog, işbirliği ve açıklık politikası ile çözümlenebileceğine inanmaktadır. Devlet, gençleri PKK teröründen korumak ve kurtarmak için her türlü yolu denemekte, örgüt üyelerinin tekrar kazanılması için çaba göstermektedir. Önemli olan şiddeti sonuna kadar reddetmek ve örgütsel baskılara rağmen devletçe gösterilen hoşgörüye karşı sorumlu bir birey olarak davranmaktır.
“Kürt-Türk ayrımı demeden yurttaşlar üzerinden propaganda yaptığı, “kitle psikolojisi” ile hareket ederek çocukları istismar ettiği, hoşgörüyü ve insan ilişkilerini yok ettiği, kadın ve çocuk ayrımı yapmadan terörist eylemleri için insanları kullandığı, birtakım kutlamalarda propaganda malzemesi haline dönüştürdüğü, yürüyüş, miting gibi eylemler sırasında iyiyi kötüyü ayırt etmesini henüz bilmeyen çocukların duygularını, psikolojisini anlamadan, şiddet uyguladığı ya da kandırdığı ve bu karakterini anlamsızca sürdürdüğü” şeklindeki özellikleriyle tanımlayabileceğimiz PKK’nın, vazgeçemediği şiddet olayları Abdullah Öcalan’ın yakalanma yıldönümünde de yurdun çeşitli yörelerinde yine kendini gösterdi. Yaralılar arasında çok sayıda kadın ve çocuk bulunurken, çocukların gösterilerde yine ön saflarda bulunmaları dikkat çekti. Çok sayıda kişi göz altına alınırken olaylar sırasında çevredeki işyerleri de zarar gördü.
Bu arada Van’da geçen yıl Nevruz bahanesiyle terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen eylemlerde yaşamını yitiren Zeki Erinç’in oğlu Aziz Erinç, polis olmak istediğini söyledi. Van Emniyet Md.lüğü ekipleri çevre il ve ilçelerden terör nedeniyle kente göç eden ailelerin yaşadığı Hacıbekir Mahallesi’ni ziyaret ettikleri sırada Aziz Erinç’le sohbet ettiler. Aziz Erinç, “Bazıları bana ‘Polisler senin babanı vurdu ve arkalarına bakmadan gitti.’ diyor. ‘Siz şimdi buradasınız, gittikten sonra dedikodu yapacaklar. Babasını polisler vurdu, kendisi de gitmiş polislerle işbirliği yapıyor’ diyecekler. Ben ne yapayım, siz de insansınız, ben de insanım” şeklinde konuştu. Geçen yıl Nevruz olaylarına kendisinin de katıldığını ve göz altına alındığını belirten Erinç, “Bizi kullandılar ve sonra ortada kaldık, sahip çıkmadıkları için 7.sınıftan sonra okulu bırakmak zorunda kaldım. Şimdi işsiz güçsüz dolaşıyorum. Tüm bunları gördükten sonra ben de polis olmak istiyorum” diyerek, PKK’nın insanları bir hiç uğruna kullandıktan sonra kenara atarak, provokasyon yaratmaktan başka bir amacı bulunmadığını vurguladı. Aziz Erinç’in ailenin büyük çocuğu olduğu için tüm yükün omuzlarında olduğunu, iş bulamadığından çaresiz kaldığını söylemesi üzerine emniyet yetkilileri, kendisine her türlü desteğin verileceğini ve polis olabilmesi için ellerinden ne geliyorsa esirgemeyeceklerini belirtti.

Özgürlükten, demokrasiden, insan haklarından yana olan herkesin, kardeşliğimizi bozmak isteyen, yalnızlık içinde bunalıma giren ve provokasyondan başka bir niyeti olmayan PKK’ya karşı duyarlı olması ve terörü engellemek için elinden geleni yapması gerekmektedir. Bu, bir insanlık görevidir. Türk ya da Kürt fark etmez, yaşanacak güzel ve huzurlu günler hepimizindir.

Helin Demir
helindem@mynet.com