PKK KÜRT KÜLTÜRÜNÜN VE SANATININ GELİŞMESİNİ ENGELLİYOR

Sorunların demokratik kanallardan aktarılabilmesi sayesinde istismar edebileceği konuların azalması ve güvenlik kuvvetlerinin teröre karşı sağladığı başarı sayesinde, şiddet ekseninde hareket eden PKK’nın, önemli ölçüde zayıfladığı görülüyor. Kitlelerin demokratik kurallar içerisinde taleplerini gerçekleştirmeleri demokratik siyasetin en doğal unsuru sayılırken, PKK bu doğal gelişmeyi de terör yoluyla önlemeye çalışıyor. Mevcut sorunlara çoğulcu demokrasi çerçevesinde çözüm bulunmasını engellemek, PKK’nın en temel uğraşlarından biri olarak gündeme yansıyor. PKK en büyük zararı, haklarını savunduğunu iddia ettiği Kürt halkına veriyor. Son günlerde Kürt basın organları, adında “Kültür Merkezi” kelimesi geçtiği halde, Kürt kültürünü baltalamaktan başka bir işe yaramayan Mezopotamya Kültür Merkezi’ndeki (MKM) skandallarla çalkalanıyor. Nasname sitesine Kürt sanatçıları tarafından gönderilen ve adeta isyan eden mektuplarda söz konusu merkezdeki dehşet verici uygulamalar bir bir deşifre ediliyor.
Güvenlik nedeniyle mektupları yazanların kimliklerinin açıklanmadığı Nasname sitesinde, onlarla dayanışma içinde olunacağı, onların MKM’nin demokratik bir kurum olması yönünde gösterdikleri saygıdeğer/cesur tavrı destekleyecekleri, Nasname’ye gönderecekleri ve yayınlamalarını isteyecekleri bütün yazıları yayınlayacakları, despotik uygulamaları teşhir edecekleri belirtiliyor.
Mektuplardan birinde MKM’de çalışan bütün sanatçıların yurtsever olduğu, yıllardır emek verdikleri, fakat bunun görmezlikten gelindiği, adeta kültür sanat çalışmalarının bırakılarak, tamamen siyasal argümanların ağırlıkta olduğu kuru bir despotizmin hakim olduğundan bahsediliyor.
Kimin hangi sanatsal üretimi geliştireceği, Kürt halkının kültürünün nasıl korunacağı, insanların nasıl sanatsal olarak geliştirileceğinin belli olmadığı merkezde, kendisine Apocu denilerek sanatçıların başına musallat edilen, deyim yerindeyse sanatın s’sinden anlamayan bir kaç kişinin özellikle son bir yıldır bütün kurum ve sanatçıları sindirmekte olduğu belirtiliyor.
MKM’de daha önce de belirli yetersizlikler yaşandığına, ancak bunların bile son bir yıldır yaşananlar kadar etkili olmadığına işaret ediliyor. Özellikle dağda yapılan ve "Tevcand 3. Konferansı" olarak adlandırılan toplantıdan sonra merkezdeki sanatçılara dayatılan ve kendilerinden istenenlerin sadece “PKK ve Apocu’luk” olduğu aktarılıyor. Bunun da kaba tehdit ve programlara çıkarmama, kurumdan uzaklaştırma tehditleriyle yapıldığı anlatılıyor.
Başta İstanbul MKM olmak üzere Türkiye’deki bütün kültür kurum faaliyetlerinden sorumlu olan, temsil yeteneği bulunmayan ve PKK yanlısı T....,E..... ve A....’nın yılda bir yapılan kültür konferanslarında seçime bile tabi tutulmadan doğrudan ağabeyleri tarafından atandıkları, sanattan anlamayan bu üçlü çete dağının acımasız ve sorumsuzca, yıllarca emek harcayan halkın tanıdığı bir çok değerli sanatçıyı sahnelere çıkarmadığı, çeşitli yaptırımlar uyguladığı vurgulanıyor. Baskılara boyun eğen, uzlaşan, itaat edenlerin kasetlerinin çıkarıldığı, oyunlarının sergilendiği kaydediliyor. Geçen yıl iyi bir ses sanatçısı olan Serap Sönmez’in kendi istemiyle MKM’den ayrılmasına rağmen hiçbir programa çıkarılmadığı, yine tanınan ses sanatçısı Rojda’ya altı ay programlara çıkartılmama cezası verildiği, Tiyatro Jiyana-nu’dan Kemal Orgun’un ilişkilerinin bu ekip tarafından dondurulduğu ve bu sanatçıların neden bu yaptırımlara tabı tutulduğunun açıklanmadığı belirtiliyor.
Söz konusu uygulamaların sadece sanatçılara değil diğer çalışanlara yönelik olarak da yapıldığına, örgütün direktifleri doğrultusunda yıllardır MKM genel sorumluları olan Hasan Şeker, Yakup Soylu, Mehmet Akdoğan ve Kom Müziğin başında olan Zübeyir Perihan’ın da nasibini aldığına, bu arkadaşların her toplantı ve platformlarda üçlü çete tarafından teşhir edildiğine dikkat çekiliyor.
Nasname’de mektupların yayınlanmasının ardından, PKK’lı üçlü çete tarafından, mektupları yazanların ortaya çıkarılacağına, kendilerine biat edilmesi gerektiğine, aksi davranışta bulunanların MKM’den uzaklaştırılacağı hususunda sanatçıların tehdit edildiğine, korku ve sindirme yoluna gidildiğine, yapılan toplantılarda çalışanların azarlanarak, herkesten rapor istendiğine, işaret ediliyor.
Nasname’ye gönderilen mektuplarda ayrıca, tek marifetleri dağla olan ilişkileri ve dağın verdiği yetkiyle hareket etmek olan ve kim oldukları bilinmeyen üçlü çetenin zulümlerine ne zamana kadar boyun eğileceği, bunlara dur demenin ve cesurca bazı gerçeklikleri açıklamanın zamanının geldiği yönünde isyankar cümlelere de yer veriliyor.
MKM sanatçılarının gönderdiği mektuplardan da anlaşılacağı üzere, PKK Kürt halkının kendisini ifade etmesini istemediği gibi, Kürt kültürünün de gelişmesini engelliyor. Kürt halkının haklarını koruduğunu söylese de aslında en büyük engelin kendisi olduğu gerçeğini görmezlikten geliyor.
Helin Demir
helindem@mynet.com