Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 Toplam: 8

Abdülmecit ve inönü

GÜNCEL GÜNDEM Kategorisi Özgün Makaleler Forumunda Abdülmecit ve inönü Konusununun içerigi kısaca ->> 1853'te bizim dostumuz olduğunu söyleyen İngiltere'nin; düşmanımız olan Rusya'yı kışkırtması sonucu, Ruslar; Abdülmecit'ten Boğazları, Kars'ı, Ardahan'ı ve Erzurum'u isteme cüreti ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    37
    Rep Gücü
    102

    Abdülmecit ve inönü

    1853'te bizim dostumuz olduğunu söyleyen İngiltere'nin; düşmanımız olan Rusya'yı kışkırtması sonucu, Ruslar; Abdülmecit'ten Boğazları, Kars'ı, Ardahan'ı ve Erzurum'u isteme cüreti gösterdi. İngiltere bu konuda; Osmanlıya karşı destek söylevlerinden ileri herhangi bir adım atmadı.
    1939'da Rusya Kars ve Ardahan'ın kendi toprakları olduğunu ve Boğazlarda üs istediğini dillendirmeye başladı.

    1853'te Rus Büyükelçisi Mençikof; Abdülmecit'e ülkesinin toprak taleplerini yazılı olarak ilettiğinde, Padişahtan ret cevabı aldı. Reddedilen Ruslar Balkanlarda ve Doğu Anadolu'da Osmanlıya saldırmaya başladı.
    1945 yılında Rus ordusu Balkanları işgal etmişti. Son olarak Bulgaristan'ı da alan Rusya, İstanbul'un Avrupa kıyısına dayanmıştı. Bu arada Türkiye'yi iki taraftan kıskaca almak için Doğu sınırına da asker yığan Rusya; 1939 yılında yarım ağız dile getirdiği toprak talebini ve Boğazlarda üs isteğini, dönemin Rus Dışişleri Bakanı Molotov aracılığıyla, İsmet İnönü'ye sözlü olarak iletti. Türkiye 1853 yılında Rusya'ya ne cevap verdiyse, 1945 yılında da aynı cevabı verdi.

    1853 yılında kışkırttıkları Rusya'nın sonuca ulaşması endişesine kapılan Fransa ve İngiltere; Osmanlının yanında Rusya'ya karşı savaşa girdi. Osmanlı; Silistre'de Rusları tek başına bozguna uğrattı. İngiltere ve Fransa Silistre zaferinden sonra bitmiş olan savaşı; Sivastopol'u kuşatarak yeniden ateşlendirdi.
    1945 yılında İngiltere, Amerika ve Rusya; Yalta'da dünyayı paylaşmak için bir araya geldi. Anlaşamadıkları tek konu; Rusların Boğazlar ve Kars ile Ardahan'ı istiyor olmasıydı. Anlaşmaya varamayan taraflar son olarak; Postdam Konferansında bir araya geldi. Boğazlar ve toprak talepleri konusunda Amerika, Rusya'ya baskı yapmama kararı aldı. Aksine; konunun Rusya ve Türkiye arasında çözülmesi gerektiğini söyleyerek Rusya'yı yüreklendirdi.

    1853 yılında Osmanlı İngiltere'den; Rusya'ya karşı, onu asıl kışkırtanın İngiltere olduğunu bilmeden, kurtarıcı olarak nasıl yardım talep etmişse; 1945 yılında da Türkiye; İngiltere'ye yapmış oldukları "ittifak antlaşması"nı hatırlatıp yardım talebinde bulundu.

    1942 yılında Adana Görüşmelerinde Churchill, Başkan Roosevelt'in de onayını alarak ; İnönü'yü, Almanya'nın Balkanlardaki istilasının Türkiye'yi de vurabileceğini öne sürerek savaşa girmesi için ikna etmeye çalışmıştır. Ancak Türkiye buna yanaşmayınca; İngiltere bu kez de savaştan güçlü bir şekilde çıkacak Rusya kozunu oynamıştır. İşte Türkiye; Adana Görüşmelerinde İngiltere'nin her şart ve koşulda Türkiye'nin yanında olacağı söylemine dayanarak; Churchill'den yardım talep etmişti. Buna karşılık İngiltere; savaştan yeni çıktığını, herhangi bir askeri yardımda bulunmasının şu an için mümkün olmadığını ama; Türkiye'nin Ruslarla savaşması durumunda elinden geleni yapacağını belirterek İnönü'ye, Amerika'yı işaret etti. Amerika ise Türkiye ile aralarında bir "ittifak antlaşması"nın olmadığını; eğer ikili bir anlaşma imzalanırsa, Rusya'ya karşı Türkiye'nin yanında yer alacağını bildirdi. Kendine "dost" saydığı ülkeler, tıpkı 1853 yılında Abdülmecit'e yaptıkları gibi; 1945 yılında da İnönü'yü -Rusya düşmanını kışkırtarak- köşeye sıkıştırmış ve anlaşma imzalamak zorunda bırakmıştır.

    1853 yılında Abdülmecit; İngiltere ve Fransa'nın isteği üzerine Islahat Fermanı imzalamak ve yabancılara toprak satışına onay vermek zorunda kalmıştı. 27 Şubat 1946 yılında ise İnönü; Amerika ile "ittifak anlaşması" imzalamış, ardında da Amerika'nın isteği üzerine, imzalanan ittifak anlaşmasına 6 Aralık 1946 yılında ek protokolle, Amerikalılara Türkiye'de istedikleri yerden toprak satın alma hakkını tanımıştır.

    Amerika toprak satışını isteyen bu ek protokolde ısrarcı olmuştur. Tıpkı İngiltere ve Fransa'nın Osmanlıdan azınlıkların toprak ve mülk satın almasına onay vermediği müddetçe, dönemin Avrupa Birliği olan Avrupa Devletler Konseyine giremeyeceğinde ısrarcı olması gibi.

    Rusya; gerçekten de II. Dünya Savaşından Adana Görüşmelerini yürüten; Cumhurbaşkanı İnönü, Başbakan Saraçoğlu ve Dışişleri Bakanı Menemencioğlu'nun öngördüğü gibi, güçlenmiş bir şekilde çıktı. Başta da belirttiğim gibi; Rusya Türkiye'den 1945 yılında Boğazlarda üs ile Kars ve Ardahan'ı istediğini Büyükelçisi vasıtasıyla bildirmişti. İnönü Kars ve Ardahan'ı Rusya'ya vermedi ama; topraklarının Amerika tarafından satın alınmasına onay verdi. Yani değişen pek bir şey olmadı.

    Her şeye rağmen İnönü; Rusya'nın bu tutumuna karşı Amerika ve İngiltere'den yardım almayıp savaşmayı tercih edebilir miydi? Aslında sorunun cevabı; kendisinin Atatürk'le farklılığının ne olduğuna verdiği yanıtta saklı. "Atatürk bir işte yüzde on başarı şansı görse o işe girerdi. Ben ise bir işte başarısızlık şansı yüzde on ise; o işe girmem."

    Sonuç olarak; 1856 yılında nasıl dönemin dost görünüşlü emperyalist devletleri tarafından yapılan baskı neticesinde, Abdülmecit Islahat Fermanını yayınlamış ve yabancılara toprak satışına onay vermişse; İnönü de aynı baskıya maruz kalmış ve toprak satışına onay vermiştir.

    Her dönem için emperyalist devletlerin ortak bir özelliği vardır. Sabırlı olmaları. Bu devletler on yıllar sonrasını şekillendirmek üzere planlar yapar ve bu planlarının meyve vermesini sabırla bekler. Değişen hükümetler, yöneticiler ya da şartlar; devlet politikası haline getirdikleri bu planlarda büyük sapmalara neden olmaz.

    Avrupa Birliğinin uyum müzakereleri adı altında toprak ve mülk satışı yasasındaki değişiklikte ısrarcı olmasının nedeni de; Islahat Fermanı ile sabırla bekledikleri ve nihayetinde elde ettikleri; Osmanlının parçalanması sonucunda saklıdır.

    AKP Hükümeti bugün çıkardıkları bu yasayı; Bayındırlık ve İskan Bakanı F. Nafiz Özak'ın verdiği; " Rahmetli İnönü satabiliyorsa, rahmetli Ecevit satabiliyorsa; biz neden yasal bir şekilde satamayalım" demeciyle savunmaktadır.

    Koca bir İmparatorluğun yaptığı hata bellidir. Türkiye'nin geçmiş hükümetlerinin yapmış olduğu yanlışlar neticesinde ülkemizin geldiği durum bellidir. Sizden önceki hükümetlerin yapmış olduğu yanlışları örnek göstererek daha da genişletmek. İşte en büyük hata budur.

    ŞEBNEM ÖZBEK
    10-09-2008

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Masterlord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    29
    Mesaj
    2.284
    Rep Gücü
    45818

    Cevap: Abdülmecit ve inönü

    yazının doğru kısımları muhakkakki var
    ancak

    inönü sanki burada hata yapmış gibi gösterilmiş

    yazdıgınız gibi ABD ile anlasmayıp Rusya ile savasa girseydi

    belki bi savas dahisi olarak İNÖNÜ rusyayı yenebilirdi
    ancak 2.ci dünya savasını biliyosanız
    rusyanın yanında ittifakta oldugu ingiltere, Fransa,ABD ve dolayısıyla diger dünya devletleri olacaktı

    tüm dünyayı yenmek imkansızdır

    Atatürk zorunda oldugu için kurtulus savasını yaptı
    ve çanakkalede tüm dünyayı yendigi için savas kuralları geregi kurtulus savasında karsımızda ingiltere yunanistan ve fransa vardı, tüm dünya deil

    gelelim 1940 lara
    aynı olay yok
    güçlü bir rusya, kurtulus savasından yeni çıkmış yorgun bir ordu ve millet
    anadoluda hala gözü olan tüm dünya

    yıl 2008 topraklarımız hala bizimmi
    anadoluda Türk bayragı varmı, varrrrrrrr.
    demekki İNÖNÜ en doğrusunu yapmış

    savasa girmis olsaydık amanlardan beter olurduk

    İNÖNÜ savas dahisi oldugu kadar iyi bi devlet adamı idi
    O yüzden atamız ölmeden önce yerine geçecek kişi olrk İNÖNÜYÜ göstermistir

    1942 de churcill in söledigi ünlü bi söz vardı
    ''kör öldü(Atatürkü kastediyo) ama hala baslarında sağır var(ismet inönüyü kastediyo).. ve sagır ölmedikçe bizim anadolu ve bogazları alma sansımız çok az.... su gibi gerçekki kör yerine en az kendi kadar akıllı ve zeki birini bıraktı''

    Atatürke kör demelerinin sebebi
    isine geleni görüp isine gelmeyeni görmemesi(devlet meselelerinde)

    inönüye sağır demelerinin sebebi
    aynı sekilde sadece işine gelenleri duyması....

    saygılarımla

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    37
    Rep Gücü
    102

    Cevap: Abdülmecit ve inönü

    Sayın Mastertlond;
    Ben keşke İnönü savaşa girseyi demek istememiştim. Öyle anlaşılıyorsa yanlış cümle kullanmışım demektir. Atatürk'ün son günlerinde arası iyi olmasa da güvendiği kişilerin başında gelir İnönü. 2. Dünya Savaşının çıkacağını çok iyi bilen Gazi ikinci bir Damat Ferit Paşa olayı olmamasını garantiye almaya çalışmıştır.
    Yalnız İnönü'nün Kurtuluş Savaşı öncesi Amerikan mandasından yana olduğunu da unutmamak gerek. Savaşı bir kenara bırakırsak Amerika'yı her zaman Rusya'ya tercih etmiştir. Ancak ne yazık ki Menderes tarafından Kominist Rus hayranı yaftasından da kurtulamamıştır.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Masterlord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    29
    Mesaj
    2.284
    Rep Gücü
    45818

    Post Cevap: Abdülmecit ve inönü

    Alıntı ŞEBNEM ÖZBEK´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sayın Mastertlond;
    Ben keşke İnönü savaşa girseyi demek istememiştim. Öyle anlaşılıyorsa yanlış cümle kullanmışım demektir. Atatürk'ün son günlerinde arası iyi olmasa da güvendiği kişilerin başında gelir İnönü. 2. Dünya Savaşının çıkacağını çok iyi bilen Gazi ikinci bir Damat Ferit Paşa olayı olmamasını garantiye almaya çalışmıştır.
    Yalnız İnönü'nün Kurtuluş Savaşı öncesi Amerikan mandasından yana olduğunu da unutmamak gerek. Savaşı bir kenara bırakırsak Amerika'yı her zaman Rusya'ya tercih etmiştir. Ancak ne yazık ki Menderes tarafından Kominist Rus hayranı yaftasından da kurtulamamıştır.


    evt kurdugunuz cümlelerden İsmet İNÖNÜ hata yaptı gibi bi sonuç çıkmış
    o yüzden cevap yazdım


    Mustafa Kemal ATATÜRK ile
    İsmet İNÖNÜ dediginiz gibi küs ölmüslerdir

    çıkan gereksiz bi tartısmada ATATÜRK
    İNÖNÜYÜ tersledigi için , İNÖNÜ onu affetmedi

    ancak yine Mustafa kemal'in en çok güvendigi isimler arasında ilk sırada İNÖNÜ gelir

    Atamız ölürken yaverine
    ''ben gidiyorum ama gözüm arkada değil , biliyorumki ismet bu vatanı canı pahasına koruyacaktır'' demistir

    dediginiz gibi İsmet İNÖNÜ amerikayı rusyaya tercih etti
    peki niyemi????
    iste önemli ayrıntıyı düsünebildigi ve ileriyi görebilidigi için
    Amerikanın dünyanın süper gücü olacagını önceden bildigi için
    süper güç ile anlasmak en doğrusuydu ve doğru bildiginide yaptı

    milli şef(ismet inönü) bastayken
    topraklarımızda gözü olan hainler , ülkemize yaklasamadı
    çünkü iyi biliyorlardı İNÖNÜ'nün bi savas dehası ve mükemmel bir devlet adamı oldugunu

    saygılarımla

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye sebahat35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    39
    Mesaj
    362
    Rep Gücü
    1492

    Cevap: Abdülmecit ve inönü

    bu milletin tek sorunu hala daha gücünün farkında olmaması ve içinde bulundurduğu aşağlık kompleksidir nezaman ki bundan kurtulur ozaman ancak kendine gelir...

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    33
    Mesaj
    861
    Rep Gücü
    0

    Cevap: Abdülmecit ve inönü

    Selamun Aleyküm
    Bu tip tarihi konularda evvela zamanımızda bize ulaşmış olan bilgilerin yanlış olduğunu düşünmek ve de her tip mevzuyu derin bilgilerin birbirine göre doğrulanması ve geniş açıklamaların birleştirilerek tarafsız bir şekilde birleştirilmiş olması nihayetitle konuşmak ve de tartışmak gerekir. Her zaman için yen bilgiye ve de samimiyete taraftar olmak ve de gerektiğinde kabullenmek gerekir.
    Bize uygulanagelen olaylarda açıkça görülüyor ki ;bu olaylar dünya devletlerinin kuvvet baskısı, değişen bir baskı neticesi yok. Benim düşüncelerimde yanlışlar , ve eksiklikler olabilir. Ancak nihayette insan samimi olarak doğruya taraftar olmalıdır.
    Kurtuluş Savaşı, önceki zaman savaşlarımız ve daha icelerinden sonra bariz bir başarı olarak kendimizi ispat edebilmiş olduğumuzu düşünmüyorum. Yunan zannetmem ki o dönemde yaptıklarını izden buldu. Bu Churcill debnen varlık da bize gayet düşman bir birliğin insanı. Bu insan ve İngiliz tarafı da bizden hak ettiğini almış değildir. Ve kimbilir daha niceleri olmuştur. Pakistan dan Gandi Muhammed Ali Cinnah ve bazı başkalarının o dönemdeki bize taraftar hareketleri, İngiltere yi tehdit etmeleri belki yüreğimize su serpmiştir.
    Bize baskıcı olarak birileri kahraman ve de ne olursa olsun her yaptıkları ve düşündükleri mükemmel diye tanıtılmıştır. Ancak bu putperestliğe gidebilecek veya insanın bireyselliğini liderlik anlayışını ve bazı manevi manalarını kaybettirebilecek tavıır gayet yanlış ve de çıkarımları desteksizdir.
    Abdülmecit in ardından daha elli senelik zamanda gerçekleşmiş olan bahsedilen baskılar ise halen ne tip bir devamlılık sahibi zihniyeti düşman edinmiş olduğumuzu işaret etmekte.
    BÜtün dünyayı yenmek imkansızdır??? Bütün dünya neresi? Ezbere konuşmak çok yanlıştır. Türk lerin savaşı cesareti hak davasında tüm dünya ile savaşır ve de gerekirse yenilir. Esası da eğer ki ölürüz; Bize ölü mü denir sanarız? Hak için savaşan Şehitlik makamını hak eden tek kişidir. Bundan başka şehitlik ifadesi anlamsızdır.
    Türk ler çok büyük savaşlar vermişlerdir; Çin seddi denen Ay dan görünen ve de Dünyanın yedi harikasından biris olan yüksek duvarı aşarak Çin i vergiye bağlamışlardır. Daha nice biilimsel ve hakiki değerlerimiz vardır ki ; şu psikolojik olumsuzluk olan atmosferde ilk etapta oluşturulmuş olan kendine güvensizlik neticesi; isminden bahsetmekte bile güçlük hissederiz.,
    İnönü 'nün hata yapması bir tarafa bizim aleyhimizde çalışması bile düşünülmelidir. Bu kişinin savaş dehası olduğu bize faydaları olduğu her şeyden evvel ispatlanılmaya çalışılmalıdır. Bahsettiğiniz Churcill ile olan anlaşma ve baskıların artmış biçimmi; o zaman ve ş u zaman civarlarında devletimizin söz hakkının ne kadar azaltılmış olduğu, milletin liderine uzak durması yönetim için sorumluluk hissetmemesi ggibi ispatları ortaya atar.
    Nihayetinde savaş Yunan ile devaö ederken Türk süvari birliklerinin ani vuruşu ile Yunan Kralının oğlu Yuan Savaş Komutanı ve de Yunan Savaş komutan yardımcısının bulunduğu Yunan Birlikleri çok büyük yaralar almaya başladığında , kendi cephanelerini biizim elimize geçmesin diye patlatarak kaçmaya başlamış yada arabalarını hazırlamaya başlamışlardır. Yunan kamyonları vurularak devam eden ya da başlayan bir vuruş harekkatı olsa gerek. Bu durumda İnönü yanlış bilmiyorsam Savaş meydanındaki mobil telsizi aratarak hemen geri çekilmesini emretmiştir. Başka bir yerde kuvvetsiz kaldığımızı iddia ederek. Bu durumda İnönü nün vurgunu duyarak aradığı muhtemeldir. Gayet izahsız gibi kalınan bu durumda bu kadar üstün hale geldiğimiz veya savaşta vuruş harekatının başladığı durumda geriçağırmak muhtemeldir ki gayet anormal olmakla birlikte art niyet ve de farklı isteklerin ve de esasiyetten sorumsuz olarak farklı tarafların taraftarı olma durumunun göstergesi olsa gerek. Bu sol bir kaynaktan alınmakla birrlikte hakiki bilgi olarak ele alınmıştır.
    İnönü malumdur ki Türk değildir. Ve bulunduğu siyasi zihniyet asla bir millete uymayan devamlı değişim diye; insanlaraşekli belli bir taraf ve biçim gösteren bir dengesizliktir. O zamanlarda ne kadar ele alınmış veya alt yapısı hazırlanılmaya çalışılmıştır bilemem; ki azınlık meselesi olarak bir hayli mevzu olmuş olsa gerek; Kürtlerin benliği, ayrı bir millet olduğu , özelliklerinin kabul edilmesi adı altında bir ispat ve asiliğe benzeyebilecek bir siyasetin taraftarlarındandır. Nitekim Osmanlı 30 Türkiye büyüklüğünden son annına düşmüştür ki; daha nice kurtarılamamış öz e öz ve de Şu anki Topraklarımızın bazı yerlerinden daha çok Türk içeren Türk diyarları vardır ki ; maalsefe Türk lerin eziyet görmesine pek ses çıkaramamış gibi görünüyoruz.O zamanki temel atma ve fikri ele alma eticesişu anda devamı düşünülürse; birçok kötülüğün ve de haksızlığın ilk hamleleri olarak göze çarpar. Nitekim Pkk nın devamı esasen Kürt lerin sorumsuzluğu değil ; bizzat temel aldığı fikri ya da destek ayrılığının açıkça savunulabilmesidir. Bu memleket kimler tarafından fethedilmiş ise ve de devlet kurma n***** gerekli harekatları yapılmışsa o millet tarafından himayededir. Bunda ortaklık çok farklı bir durumdur. Evvela mantıki samimi ve de adalet değerlerinde birleştiğiniz insanlar dahi bunun hak yönünü ikinci plana atmazlar.
    Ne mutlu Türk üm diyene. Açıkçası ben böyle düşünmüyorum İnsanların samimiyet ve adalet ve de harekat anlamlarında birleşebilmesi için aynı ırktan olmaları şart olmaz. Ancak bu tip insanları Türk ila etme hem farklı bir oluşum için temel hem de yanlış olarak Türk lerin sermayelerinde ortaklar ortaya çıkarmaya sebep olabilir. İnsanların ırkı değişmez. Bu ırk gerek genetik ve de manevi olarak bir aktarımdır. Bu bir tip globalleşme cinsi bir harekattır ki; kesinlikle sınırların artması ile alakalı olmayan ve de ; esasta olan maneviyatın direk söylenmemesi ve de belki siyasi belki de belirli bir fayda sağlayabilmek için ortaya atıılmış bir fikirdir
    Nitekim bazı zihniyet oluyor ki Ata şurada hata yapmış ama olailir. Bunun ardından Mustafa Kemal e yüklemeye çalıştığı birçok düşüncenin ise kesinlikle hata içeremeyeceği ve de ona bizzat ait olduğunu iddia ediyor. Bu gösteriyor ki ; Mustafa Kemal bazı zihniyet tarafından kullanılmaya çalışıyor olsa gerek.

    Türklere savaş açanların esas tutanağı Türklerin liderinin olmaması yönetilememesi ve de kontrpiye veya; miskin kalmalarıdır. Zaten Osmanlı nın hiçbirşeyi yoktu ne varsa biz yaptık gibi iddialar; samimi düşüncelerde etkisini yitiren; insanlara ayrıca psikolojik baskılar oluşturan bir sebeptir.
    ÇANAKkale Savaşı:: Bu savaşta MMustafa Kemal biliğim kadarıyla bir Yüzbaşı ve de savaşta etkin bir rol sahibi değil. Yalnız bazı komutanlar tarafından farkedildiği öne sürülen bir insan. Türklerin yeni örgütlenmesi için o dönem Osmanlı Komutanları tarafından seçilmesi nedeni olarak da bir sebep olarak gösteriliyor üya üzerinde ilana gerek duyulmayacak bir olaydır sanırım. Bu savaşta denizi sarmış düşman filoları azimli bi düşman ile savaşmış ve kaybetmiştir. Biz onları Hamd-ü senalar olsun ki yendik. Bu durum da belki birçok sahiplenmekte güçlük çektiğimiz değerlerimizdendir. Bu savaş bizim açıktan bir destek almadığımız ender savaşlardandır die düşünüyorum ve de şöyle denilebilir dir belki ki; Bütün Dünya bize yenilmiştir.
    Savaşlarda zulüm ve de ölüm değil bbirçok zaman hayat vardır. Ölen isanlar adalet ve hak gibi hakikatler için ölüyorsa zaten kötülük değil iyilik oluyordur.; eğer ki delikanlı ve adalet hakikat hak gibi manevi döeğerler için savaşan insanların kazanması için uğraşırlarsa. Biz birçok svaşata geri durduk ve hala duruyoruz. Hiçbir şekilde başkalarının yardımıyla , kendi kendie bir kazanım için uğraşmamak gerekir. Tehditler bizi korkutmak değil Haydi Bismİllah dedirtmek için olmalı eğer hak yolunda isek.
    Mustafa Kemal ile İnönü muhtemeldir ki hiçbir yerde anlaşamamışlardır. Ölürken ardından İnönü yü seçmesi vesairesi kesinlikle ispatlanabileceğini düşündüğüm bir bilgi olmadığı gibi ; Mustafa Kemal in paralardan ismiini kitaplardan(muhtemeldir ki) ismini kaldırması belki onu ezme ve şöhret kazanma duygusunun nihayetidir. Bunun İnönü tarafından ezilmemek için yapıldığı iddiası asla savunma kabul edilemez. İnsanlar siyasetin dışında adalet tarafında olmalıdır.
    Mecliste Mustafa Kemal lider olma gibi bir gaye gütmekten vaz geçtiği ya da gütmediği sıralarda birisiİnönü yü övgüleye durmuştur. Ve de ".. ordumuzun başına.." İnönü geçmelidir diye sonuçlanabilecek bu cümleyi duyan ve de muhtemeldir ki İnönü yü sevmeyen birisi " Mustafa Kemal geçmelidir" diye bitirmiştir. Mustafa Kemal in öne çıkışı da böyle olmuştur.
    Düşüncelerimde yanlışlıklar düzeltilmesi gereken yerler olabilir ama ; öz olarak taraf ve mana olarak açık bir anlatıma sahiptir. Ezbere kabulu reddedip devamlı araştırmacı ve de doğruluğuna emin olduğumuzu düşündüğümüz hitaplarda da araştırmaya öve delillendireye engel olmamamız gerekir. Sözlerimde birçok aratırma mevzusu ortaya atılmıştır ki genelde siyas, tarafı belli ya da bir siyaset kabul ettiğini düşünebileceiğimiz insanlar tarafından araştırıldığı iddia edilmektedir. Bu duumların araştırması bu tip baskılar ve düşman etkileşimi altında çokzor ve gerekirse kuvvet ile yapılmalı, uzakta duranları dahi çağırarak doğrunun ortaya çıkması için sporumlu ve sert durarak yapılmalıdır.
    İsanların birbiri ile iletişiminde birçok veri vardı r ve söze belki dökülememiş elektriksel manyetik ve belki ismi tam belirlenmemi ş etkilerdir ki çok iyi incelenmeli ve de diğer insalar da samimi olarak kabul etmeye çalışarak sorumluluğunu yerine getirmelidir.
    Blki bazı karşıt ve sinirli bakışımdan dolayı hatalı itham yada farklı sözler söylemiş olabilirim bu bir eksiklik olabilir.
    Hayırlı günler dilerim....

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Masterlord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    29
    Mesaj
    2.284
    Rep Gücü
    45818

    Post Cevap: Abdülmecit ve inönü

    Alıntı karafetva´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamun Aleyküm
    Bu tip tarihi konularda evvela zamanımızda bize ulaşmış olan bilgilerin yanlış olduğunu düşünmek ve de her tip mevzuyu derin bilgilerin birbirine göre doğrulanması ve geniş açıklamaların birleştirilerek tarafsız bir şekilde birleştirilmiş olması nihayetitle konuşmak ve de tartışmak gerekir. Her zaman için yen bilgiye ve de samimiyete taraftar olmak ve de gerektiğinde kabullenmek gerekir.
    Bize uygulanagelen olaylarda açıkça görülüyor ki ;bu olaylar dünya devletlerinin kuvvet baskısı, değişen bir baskı neticesi yok. Benim düşüncelerimde yanlışlar , ve eksiklikler olabilir. Ancak nihayette insan samimi olarak doğruya taraftar olmalıdır.
    Kurtuluş Savaşı, önceki zaman savaşlarımız ve daha icelerinden sonra bariz bir başarı olarak kendimizi ispat edebilmiş olduğumuzu düşünmüyorum. Yunan zannetmem ki o dönemde yaptıklarını izden buldu. Bu Churcill debnen varlık da bize gayet düşman bir birliğin insanı. Bu insan ve İngiliz tarafı da bizden hak ettiğini almış değildir. Ve kimbilir daha niceleri olmuştur. Pakistan dan Gandi Muhammed Ali Cinnah ve bazı başkalarının o dönemdeki bize taraftar hareketleri, İngiltere yi tehdit etmeleri belki yüreğimize su serpmiştir.
    Bize baskıcı olarak birileri kahraman ve de ne olursa olsun her yaptıkları ve düşündükleri mükemmel diye tanıtılmıştır. Ancak bu putperestliğe gidebilecek veya insanın bireyselliğini liderlik anlayışını ve bazı manevi manalarını kaybettirebilecek tavıır gayet yanlış ve de çıkarımları desteksizdir.
    Abdülmecit in ardından daha elli senelik zamanda gerçekleşmiş olan bahsedilen baskılar ise halen ne tip bir devamlılık sahibi zihniyeti düşman edinmiş olduğumuzu işaret etmekte.
    BÜtün dünyayı yenmek imkansızdır??? Bütün dünya neresi? Ezbere konuşmak çok yanlıştır. Türk lerin savaşı cesareti hak davasında tüm dünya ile savaşır ve de gerekirse yenilir. Esası da eğer ki ölürüz; Bize ölü mü denir sanarız? Hak için savaşan Şehitlik makamını hak eden tek kişidir. Bundan başka şehitlik ifadesi anlamsızdır.
    Türk ler çok büyük savaşlar vermişlerdir; Çin seddi denen Ay dan görünen ve de Dünyanın yedi harikasından biris olan yüksek duvarı aşarak Çin i vergiye bağlamışlardır. Daha nice biilimsel ve hakiki değerlerimiz vardır ki ; şu psikolojik olumsuzluk olan atmosferde ilk etapta oluşturulmuş olan kendine güvensizlik neticesi; isminden bahsetmekte bile güçlük hissederiz.,
    İnönü 'nün hata yapması bir tarafa bizim aleyhimizde çalışması bile düşünülmelidir. Bu kişinin savaş dehası olduğu bize faydaları olduğu her şeyden evvel ispatlanılmaya çalışılmalıdır. Bahsettiğiniz Churcill ile olan anlaşma ve baskıların artmış biçimmi; o zaman ve ş u zaman civarlarında devletimizin söz hakkının ne kadar azaltılmış olduğu, milletin liderine uzak durması yönetim için sorumluluk hissetmemesi ggibi ispatları ortaya atar.
    Nihayetinde savaş Yunan ile devaö ederken Türk süvari birliklerinin ani vuruşu ile Yunan Kralının oğlu Yuan Savaş Komutanı ve de Yunan Savaş komutan yardımcısının bulunduğu Yunan Birlikleri çok büyük yaralar almaya başladığında , kendi cephanelerini biizim elimize geçmesin diye patlatarak kaçmaya başlamış yada arabalarını hazırlamaya başlamışlardır. Yunan kamyonları vurularak devam eden ya da başlayan bir vuruş harekkatı olsa gerek. Bu durumda İnönü yanlış bilmiyorsam Savaş meydanındaki mobil telsizi aratarak hemen geri çekilmesini emretmiştir. Başka bir yerde kuvvetsiz kaldığımızı iddia ederek. Bu durumda İnönü nün vurgunu duyarak aradığı muhtemeldir. Gayet izahsız gibi kalınan bu durumda bu kadar üstün hale geldiğimiz veya savaşta vuruş harekatının başladığı durumda geriçağırmak muhtemeldir ki gayet anormal olmakla birlikte art niyet ve de farklı isteklerin ve de esasiyetten sorumsuz olarak farklı tarafların taraftarı olma durumunun göstergesi olsa gerek. Bu sol bir kaynaktan alınmakla birrlikte hakiki bilgi olarak ele alınmıştır.
    İnönü malumdur ki Türk değildir. Ve bulunduğu siyasi zihniyet asla bir millete uymayan devamlı değişim diye; insanlaraşekli belli bir taraf ve biçim gösteren bir dengesizliktir. O zamanlarda ne kadar ele alınmış veya alt yapısı hazırlanılmaya çalışılmıştır bilemem; ki azınlık meselesi olarak bir hayli mevzu olmuş olsa gerek; Kürtlerin benliği, ayrı bir millet olduğu , özelliklerinin kabul edilmesi adı altında bir ispat ve asiliğe benzeyebilecek bir siyasetin taraftarlarındandır. Nitekim Osmanlı 30 Türkiye büyüklüğünden son annına düşmüştür ki; daha nice kurtarılamamış öz e öz ve de Şu anki Topraklarımızın bazı yerlerinden daha çok Türk içeren Türk diyarları vardır ki ; maalsefe Türk lerin eziyet görmesine pek ses çıkaramamış gibi görünüyoruz.O zamanki temel atma ve fikri ele alma eticesişu anda devamı düşünülürse; birçok kötülüğün ve de haksızlığın ilk hamleleri olarak göze çarpar. Nitekim Pkk nın devamı esasen Kürt lerin sorumsuzluğu değil ; bizzat temel aldığı fikri ya da destek ayrılığının açıkça savunulabilmesidir. Bu memleket kimler tarafından fethedilmiş ise ve de devlet kurma n***** gerekli harekatları yapılmışsa o millet tarafından himayededir. Bunda ortaklık çok farklı bir durumdur. Evvela mantıki samimi ve de adalet değerlerinde birleştiğiniz insanlar dahi bunun hak yönünü ikinci plana atmazlar.
    Ne mutlu Türk üm diyene. Açıkçası ben böyle düşünmüyorum İnsanların samimiyet ve adalet ve de harekat anlamlarında birleşebilmesi için aynı ırktan olmaları şart olmaz. Ancak bu tip insanları Türk ila etme hem farklı bir oluşum için temel hem de yanlış olarak Türk lerin sermayelerinde ortaklar ortaya çıkarmaya sebep olabilir. İnsanların ırkı değişmez. Bu ırk gerek genetik ve de manevi olarak bir aktarımdır. Bu bir tip globalleşme cinsi bir harekattır ki; kesinlikle sınırların artması ile alakalı olmayan ve de ; esasta olan maneviyatın direk söylenmemesi ve de belki siyasi belki de belirli bir fayda sağlayabilmek için ortaya atıılmış bir fikirdir
    Nitekim bazı zihniyet oluyor ki Ata şurada hata yapmış ama olailir. Bunun ardından Mustafa Kemal e yüklemeye çalıştığı birçok düşüncenin ise kesinlikle hata içeremeyeceği ve de ona bizzat ait olduğunu iddia ediyor. Bu gösteriyor ki ; Mustafa Kemal bazı zihniyet tarafından kullanılmaya çalışıyor olsa gerek.

    Türklere savaş açanların esas tutanağı Türklerin liderinin olmaması yönetilememesi ve de kontrpiye veya; miskin kalmalarıdır. Zaten Osmanlı nın hiçbirşeyi yoktu ne varsa biz yaptık gibi iddialar; samimi düşüncelerde etkisini yitiren; insanlara ayrıca psikolojik baskılar oluşturan bir sebeptir.
    ÇANAKkale Savaşı:: Bu savaşta MMustafa Kemal biliğim kadarıyla bir Yüzbaşı ve de savaşta etkin bir rol sahibi değil. Yalnız bazı komutanlar tarafından farkedildiği öne sürülen bir insan. Türklerin yeni örgütlenmesi için o dönem Osmanlı Komutanları tarafından seçilmesi nedeni olarak da bir sebep olarak gösteriliyor üya üzerinde ilana gerek duyulmayacak bir olaydır sanırım. Bu savaşta denizi sarmış düşman filoları azimli bi düşman ile savaşmış ve kaybetmiştir. Biz onları Hamd-ü senalar olsun ki yendik. Bu durum da belki birçok sahiplenmekte güçlük çektiğimiz değerlerimizdendir. Bu savaş bizim açıktan bir destek almadığımız ender savaşlardandır die düşünüyorum ve de şöyle denilebilir dir belki ki; Bütün Dünya bize yenilmiştir.
    Savaşlarda zulüm ve de ölüm değil bbirçok zaman hayat vardır. Ölen isanlar adalet ve hak gibi hakikatler için ölüyorsa zaten kötülük değil iyilik oluyordur.; eğer ki delikanlı ve adalet hakikat hak gibi manevi döeğerler için savaşan insanların kazanması için uğraşırlarsa. Biz birçok svaşata geri durduk ve hala duruyoruz. Hiçbir şekilde başkalarının yardımıyla , kendi kendie bir kazanım için uğraşmamak gerekir. Tehditler bizi korkutmak değil Haydi Bismİllah dedirtmek için olmalı eğer hak yolunda isek.
    Mustafa Kemal ile İnönü muhtemeldir ki hiçbir yerde anlaşamamışlardır. Ölürken ardından İnönü yü seçmesi vesairesi kesinlikle ispatlanabileceğini düşündüğüm bir bilgi olmadığı gibi ; Mustafa Kemal in paralardan ismiini kitaplardan(muhtemeldir ki) ismini kaldırması belki onu ezme ve şöhret kazanma duygusunun nihayetidir. Bunun İnönü tarafından ezilmemek için yapıldığı iddiası asla savunma kabul edilemez. İnsanlar siyasetin dışında adalet tarafında olmalıdır.
    Mecliste Mustafa Kemal lider olma gibi bir gaye gütmekten vaz geçtiği ya da gütmediği sıralarda birisiİnönü yü övgüleye durmuştur. Ve de ".. ordumuzun başına.." İnönü geçmelidir diye sonuçlanabilecek bu cümleyi duyan ve de muhtemeldir ki İnönü yü sevmeyen birisi " Mustafa Kemal geçmelidir" diye bitirmiştir. Mustafa Kemal in öne çıkışı da böyle olmuştur.
    Düşüncelerimde yanlışlıklar düzeltilmesi gereken yerler olabilir ama ; öz olarak taraf ve mana olarak açık bir anlatıma sahiptir. Ezbere kabulu reddedip devamlı araştırmacı ve de doğruluğuna emin olduğumuzu düşündüğümüz hitaplarda da araştırmaya öve delillendireye engel olmamamız gerekir. Sözlerimde birçok aratırma mevzusu ortaya atılmıştır ki genelde siyas, tarafı belli ya da bir siyaset kabul ettiğini düşünebileceiğimiz insanlar tarafından araştırıldığı iddia edilmektedir. Bu duumların araştırması bu tip baskılar ve düşman etkileşimi altında çokzor ve gerekirse kuvvet ile yapılmalı, uzakta duranları dahi çağırarak doğrunun ortaya çıkması için sporumlu ve sert durarak yapılmalıdır.
    İsanların birbiri ile iletişiminde birçok veri vardı r ve söze belki dökülememiş elektriksel manyetik ve belki ismi tam belirlenmemi ş etkilerdir ki çok iyi incelenmeli ve de diğer insalar da samimi olarak kabul etmeye çalışarak sorumluluğunu yerine getirmelidir.
    Blki bazı karşıt ve sinirli bakışımdan dolayı hatalı itham yada farklı sözler söylemiş olabilirim bu bir eksiklik olabilir.
    Hayırlı günler dilerim....


    senin bu hakiki bilgi diye yazdıkların yalan yanlış bilgiler

    Atatürk çanakkale cephesindeyken tüm generaldi....
    yüzbası değildi...
    önce doğrusunu arastır sonra yaz

    demissinki süvari birliklerinin baskınıyla yunan baskomutan ve kurmayı esir alınacaktı...
    evet doğru ama niye kafadan uydurma ekleme yapıyosun
    orduyu çeken İsmet paşaydı ancak, o sıralarda düsman ordusu ilerlemekte
    ve süvari birliklerinin sol kanada yetismesi ve takviye etmesi gerekirdi

    süvari birlliğinin telsizi bozulmamakla ünlüydü
    gelen emir üzerine savasta sol kanada yetismislerdir,

    hangi baskomutan biz surda plan yapıyoruz gelin bize taaruz edin der
    İnönünün tabiki haberi yoktu, yunan kumayının orada oldugundan
    ayrıca hiç bir tarihi kaynaktada haberi vardı diye bi bilgi yoktur
    zira inönü dehaydı ama müneccim değildi...

    İnönüye alenen hain demissin
    aynı İnönü değilmiydi
    kurtulus savasının basında 1.ci ve 2.ci inönü zaferlerini kazandıran ve yunan ordusunun ilerleyisini durdurup Türk ordusuna zaman kazandıran

    aynı İnönü değilmiydi Lozanda bizi temsil edip, boğazları geri alan, kapitülasyonları kaldırtan, edirneye kadar tüm trakyayı geri alan, kelle koltukta lozanda görüsmeler yapan
    sence Atatürk hain birini TÜRK TARİHİNİN en önemli hayati toplantısına gönderirmiydi

    aynı İnönü değilmiydi
    1945 te meclis tarafından Milli sef ilan edilen, ve ülkemizi büyük felaketten kurtarıp 2 ci dünya savasına sokmayan

    aynı İnönü değilmi hem kurtulus savasında hemde inkılaplarda atamıza en büyük destegi veren

    aynı İnönü değilmi bugün anıtkabirde yatan
    onun kabrini oraya koydurtan meclisin ta kendisi deilmiydi, kimin ne zorunluluğu vardı , anıtkabirde yatıyor olması demek ATATÜRK kadar degerli olması ve hizmetlerinin yaptıklarının bi sükranı bi tesekkürü olsa gerek.....

    yok neymis efendim paralardan atamızın resmini niye kaldırtmışmış
    sonradan aynı paralara Atamızın resmini yeniden bastırtan kimdi acaba???

    paralardan atamızın resminin kaldırtmasının ne önemi var
    2.ci dünya savası tüm hızıyla sürüyor, hem halk hemde ordu üzerinde tam bir hakimiyet kurabilmek için böle bisey yaptı ve gayette zekice
    çünkü nihayetinde o savasa sokmadı bizi(2.ci dünya savası), eger girseydik çok fazla darbe alırdık zaten bitik olan ordu ve ekonomi çökerdi ve Türkiye diye bi ülke kalmazdı, yok olurdukkkk

    amerikalılarla anlasmışmış
    nerde ispatı kardesim
    yok öyle bisey, saglam kaynaklardada öle bi bilgi yok,

    İnönü gerçekten hain olsaydı bugün Türkiye diye bi ülke olmazdı
    gerek atamız döneminde gerek atamızdan sonra ülkedeki en yetkili kişiydi
    atamız döneminde hem ordu komutanı hem basbakan, atamızdan sonra cumhurbaskanı ve milli sef olmustur

    aldığı rütbeler
    ordu komutanı(kurmay baskanı)
    Türkiyenin ilk Basbakanı
    Türkiyenin 2.ci cumhurbaşkanı
    Türkyenin ilk ve tek milli şefi
    CHP'nin Degismez genel başkanı unvanını aldı, ölene kadarda başkan olarak kaldı,
    bunu kendi değil hep seçimle yaptı.....
    Ayrıca SOYADIDA başarılarıyla efsane olan savaslarından yani 1 VE 2ci İNÖNÜ muharebelerinden gelmekte

    burda atamız için kullanılıyor demissin
    zaten bi onada hain demedigin kalmış, biraz daha yazsaymısın onada kesin hain dermişin

    yazdıklarının büyük çoğunluğu doğru değil, hiç bi tarihi kaynaktada olaylar bu sekilde yazmıyor

    kurtulus savasını 26 farklı kaynaktan okudum, 1 tanesinde bile yunan baskomutan ve kurmayının orda oldugunu bildigi halde inönü orduları geri çekti gibi ifade yoktu
    bu zaten açıkça hain demektirki
    Türkiye cumhuriyetinin 2 ci kurucusuna hain denilemez

    Mustafa Kemalle İnönü hiç bi zaman anlasamadılar diyosun
    tüm davetlere tüm toplantılara giderken atamız yanında İNÖNÜYÜ götürmüstür
    çok kez saatlerce oturup sohbet ettikleride anılarında yer alıyor

    küs ölmüsler çünkü gereksiz bi sebepten dolayı tartıstıkları için

    önemli bi konuda görüsmek ve fikir almak için ATATÜRK inönüyü yanına çagırır
    inönü gittiğinde ATATÜRK masada oturmuş rakı içerek inönüyü beklemektedir
    buna sinirlenen inönü atamızın yanına giderek
    ''Paşam ne zamandan beri devlet meseleleri içki masalarına meze oldu'' demistir
    bunun üzerine Atatürk inönüye süresiz tatile çıkmasını sölemistir
    yaklasık 1.5 yıl kadarda bu yüzden küs kalmışlardır
    olayın aslı budur

    ancak bu küslük hiç bi zaman nefret değildir
    ve birbirlerine çok güvendikleride bilinen bir gerçek
    atamız ölürken yaverine ,'' içim rahat gözlerim açık gitmicem çünkü biliyorumki gerimde ismet var, ve canı pahasına bu ülkeyi koruyacaktır''
    nitekim anıtkabiride yaptıran İNÖNÜYDÜ zaten

    biseyler yazacagın zaman özelliklede tarih hakkında , en doğruları bulmadan yazma...

    en doğrular nası oluyor dersen
    yüzlerce kaynakta aynı bilgiler yer alıyorda o bilgi kesin doğru olan bilgidir

    en güvenilir tarihi kaynak ve belgeler dünya üzerinde sadece biz Türklerde vardır
    diger ulusların çoğu bu bilgiler üzerinde oynama ve hile yapıyorlar

    İNÖNÜ HAİN DEĞİLDİR
    eger hain olsaydı bugün ANITKABİRE layık görülmezdi

    saygılarımla

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    33
    Mesaj
    861
    Rep Gücü
    0

    Cevap: Abdülmecit ve inönü

    Selamun aleyküm
    Evvela yazdığınız tüm yazılar mantıki bir açıklama içermeden başkalarının görüşüne dayandırılıp , o görüşlerdeki izahlar dahi ele alınmadan yazılmış. Ezbere konuşmanıın temelde bir anlamı yoktur. Bugüne kadar yapılmış olan reklamların ve de yazılımların etkisiyle yazmışsın diye görünebilir.
    Benim yazdıklarıma hakiki bilgi demedim. İnönü nün genel aleyhteki siyasetine esas gibi görünebilcek noktada hakiki olarak ele alınmıştır dedim ama ben bilmediğim zamanlarda oldu diyemem. Tabi dediklerimden vazgeçmiş anlamında değil; kesin bilgi yalnız Allah(c.c.) a aittir.
    Sizin verdğiniz yazı benim ileri attıklarımı ya da yazdıklarımı etkisiz hale getirmek bir tarafa alaka bile kurmuş sayılmayabiilecek durumda. Zaten yazdıklarımın devamında alakalı koular olmasına rağmen; siz sadece cümlelerinizi buraya taşıyarak yazmışsınız.
    Hiçbir şekilde araştırmaya ve değişime kapalı olmamak gerekir. Hz.Muhammed(s.a.v.) dahi kien üst seviyedeki insandır; konuşurken kalp göüzümüz açık , tam olarak belirtebiliyor muyum bilmiyorum ; eleştirel ve düzeltmeci sorgulayıcı bakmak lazım. Kesinlikle baştan kabul etmi olmamak lazım. Bu Hz. Muhammed gibi alçak gönüllü bir insana uygulandığında her yaptığını güzeelliğini görnmüş ve de kendisini kabul etmiş olarak sonuçlanır.
    Acak kabullere dayanarak, bugüne kadar yapılmış olan kötünün reklamını iyi varsayarak sorgulamayı bitirmiş oluruz.
    İnönü Mustafa Kemal ile fikirdaş ve de yoldaş olduğunu ispatlayabilecek hiçbir nitelik yoktur. O tip makamlarda samimiyet zor anlaşılıyordur. Bizim bu ve bu tip muallak veya ispatı olmayan durumlarda kesinlikle sorgulamaya ve de esas bilginin temelleri olan insanlar arası iletişime veya bu gibi esasi noktalara yönelmemiz lazım.
    Mustafa Kemal Çanakkale Savaşında etkin vbir rol oynamamıştır. Sadece kendisini göstermiştir diyye üşünyorum. Bunlardan ziyade bu memleketi Asla Kişiler kurtarmamıştır. Bu memleket savaşmıştır; o ana kadar sorumsuzluğuıundan ileri gelen boşluklardaki problemlerini belki çok az da olsa biraz çözüm bulmuştur. İnönü için ise askeri hiçbir başarı mevzu bile ddeğil. Diplomatide ise bir başarısı değil birçok engellemesi ve zararı mevzudur. Türk ün töresine uyamayanlar zaten Türk ün davasını yarıda bırakabilirler. İnönü nün İnönü savaşlarında bulunup bulunmadığı dahi ispatsızdır. O savaşları başka önemli bir komutan vermiştir ki; savaşların başarılı olup olmadığı ayrı mevzudur; o komutanın tahliye çabasında veya tahliye sonrasında bu savaşlar belki İnönü ye belki başkasını hibe edilmek istenmiştir.
    Yunan ı vurma hadisesinde de yine bir açıklamanız mevzu değil.O tip savunmaların pek bir anlamı olacağını zannetmem. İnönü nün sadece o zamanlar için bahsedilen değil devam eden zamanlarda bulunduğu şekli ve hareket tarzı da İnönü nün açıklamasında yeterli olabilir.Lozan ın da bir hezimet olması durumu açıklanmaya çalışılmalıdır. " Türk tarafı adaarını istemeyi unuttu galiba.." sözü ile soruşturmayı derinleştirmemiz gereki. Bu tip tarihin bşarısızlık la ya da karanlığıyla görğünen taraflarında şiddetle veya devam ile kötünün reklamı yapılarak ispata çalışılması çok muhtemel ya da mevzudur.
    Kurtuluş Savaşında ne Yunan ne ecnebiler ne de eski topraklarımız hak ettiğini bulamamıştır diye düşünüyorum. Burada kahraman gibi gösterilen kişi lerin çok bastırılmaya çalışılması Türk lerde oluşturulmaya çalışılan bastırma ve geri durma; veya miskinlik etkisinin arttırılması veya devam ettirilmesi meselesidir. Biz bırakın o zamanları şu zamanlarda da ; geçtiğimiz yakın zamanlarda da İnönü kaç yılında öldü bilmiyorum yaşarken de birçokmesele ile başbaşaydık. Mustafa Kemal için de bu böyle. Anlatılan tarihte ve de yapılan kötü reklamlarda eğer kaul yaparsanız;; samimi ve taraftar olma dışında bakan insanlar için olay mantıksız olarak görnür.
    Bir fikir veya kahramanlık ortaya atılırken şiir okunmaz; marş da yazılmaz. Bunlar vesvese tarzı ; baskınlık oluşturmak veya reklam yapmak için yapılan olaylardır.
    Bir lider ya da o pozisyonda bulunan insanların bastırılmaya çalışılması hakikate ikinci plana atabileceği gibi ; bastırılan yereki değerleri de ikinci oplana atabilir. Yazımda siyasi taraf olan kitlelerden de bahsederek bir açıklamalar yapmıştım. Abdülhamit in Vahdettin in ve daha nicelerinin eksikliğini kabul edebilecekken vatan haini muamelesinin yapılabilmesi bu kişileri sevmeyen ecnebilerin houşuna gitmez miydi? Bizim zamanımızın reklamlarında ; bastırılmalarında ; ve Türk lük oalylarındaki bastırma kötüleme ve de reklm yaparak inandırma çabalarında hep esasiyetin Türk lerin dışın da Türkiye ni duışında ima olması önemli bir durumdur.
    Mustafa Kemal in başarılı birsi olduğunu araştırabilirsiniz. Ancak en baarılı en iyi ve herşeyimizi borçlu olmamız mevzu olamaz. Bu tarihteb gelen mirasıız; başarılarımız ve liderlerimiz ve Atalarımız için hem dengesiz hem haksız ve hem de sınırlamaya çalışan biir sebep olabilir. Bu da bir önceki yazdığım cümlelerde olduğ gibi üzerimizde oluşturulmaya çalışılan reklam bastırılma faaliyetinin imalarının göründüğü tarafların sebeplenmeleri etki etmeleri gibi faaliyetlerini düşündürür. Hele ki Osmanlıdan uzaklaşma ve ayrışma durumlarında onunla ilgimizin olması o zamana kadarki mirasımızın da biizden uzaklaşması an***** gelmekte. Bu da yiine farklı yerlerde görünen imaların sşiyasi hareketleri olsa gerek. Osmanlı veya Türkiye Cumhuriyeti veya Selçuklu kötüyse yıkıp yenisini kurmak kimin üzerine vazife ve kimin yapması gereken ?

    ---------- Postalandı 01:48 PM ---------- Önce gonderilen mesaj at 01:42 PM ----------

    Sözlerimde eksiklikler ve düzeltilmesi gerekenler olabilir.
    Hayırlı günler dilerim

Yukarı Çık