Tüm ekonomistlerin küresel krizle ilgili ortak görüşü şu: "Bugün yaşadığımız krizin adı finans krizi, bu kriz 2009 yılından itibaren ekonomik krize dönüşecek"



Türkiye; 2001 finans krizinde ağzı yandığı için özellikle bankacılık sektöründe DSP-MHP koalisyon hükümetinin aldığı kararları; AKP hükümetinin de devam ettirmesi neticesinde, batık bankalarla karşılaşmadan atlatmaya muktedirdir. Ancak 2009 yılındaki ekonomik krize karşı henüz açıklanmış bir önlem paketi bulunmamaktadır. Görünen o ki AKP hükümeti; tek başına ekonomik krizle başa çıkabilmek için uygun politika ve paket oluşturma cesaret ve becerisine sahip olmadığı için, IMF ile anlaşmayı ve onun vereceği reçeteyi eksiksiz uygulamayı hedeflemektedir. Bu yüzden IMF ile kesin anlaşma sağlanmadan AKP hükümetinin bir ekonomik önlem paketi açıklamasını beklemeyin.



Ancak IMF'nin önereceği şeyler Türkiye'yi ekonomik hastalıktan kurtarmak için değil; geçmişte olduğu gibi ne öldürüp ne iyileştirmeye yönelik olacaktır. Oysa Türkiye'nin elinde çok önemli ve belki de krize çözüm olabilecek bir argüman var. Bu argüman; sadece krizi değil işsizliği de en aza indirilebilecek kadar önemlidir. Tabi ki konunun uzmanı değilim. Ancak "Türkiye bu çıkmazdan kendi iç dinamikleriyle nasıl kurtulur" sorusunu kendime sorduğumda; aklıma gelen tek yanıt; "Tarım" sektörü oluyor.



Bakınız tüm dünya önümüzdeki yıllarda küresel ısınma ve gıda yokluğu ile karşı karşıya kalacak. Türkiye'de çalışan nüfusun 1/3'ü tarım işçisidir. Yani başta bahsettiğim gibi; doğru tarım politikası ile işsizliğe de çare bulunabilecektir. Ayrıca ülkemizin yaklaşık 1/3'ü yani 25 milyon hektarı tarım alanıdır. Tüm Avrupa'da bitki çeşidi 11.500 iken sadece ülkemizde bu rakam 11.000'dir. İklim şartlarının ve su kaynaklarının da lehimize olduğu bu topraklarda, doğru tarım politikası; Türkiye'nin hem krizden çıkmasını hem de gelecek yıllarda kuraklık ve gıda yokluğu ile karşı karşıya olan dünyamızın, sayılı ülkelerinden biri olması için yeterlidir.



Zeytinyağı, tütün, pamuk, fındık ve çay gibi ürünlerde Türkiye dünya ülkelerine liderlik etmektedir. Tarımda ithalat kotası konulması ve iç üretimin sübvansiyonlarla desteklenmesi sonucu; tahıl ambarı olan Anadolu'nun eski görkemli günlerine kavuşması ve ihracatımızın rekor kırarak ülke kalkınmasına yardımcı olması kaçınılmazdır.



Jeotermal kaynaklarımızın fazlalığı nedeniyle seracılığın daha ucuza mal edilmesi, dört mevsimin bir arada yaşanabiliyor olması, toprağın verimliliği, işgücünün çokluğu nedeniyle dünya piyasalarından çok daha ucuza, tarım ürünlerini üretebilmekte ve bu da bize çok büyük bir avantaj sağlamaktadır.



Tarım sektörünün gıda sanayisine entegrasyonu başarılı bir şekilde sağlanır ve coğrafi konumu nedeniyle de avantajlı olduğu limanlar gibi mevcut ihracat ayakları doğru şekilde kullanılırsa; Türkiye tarım ile kalkınacak belki de tek ülke olabilir.



Tarım sektöründe alınacak küçük ve ucuz önlemler; Türkiye'nin tarıma dayalı büyüme ekonomisi için yeterlidir. Üretimde kullanılan başta mazot olmak üzere tüm girdilerde devlet desteği sağlanmalıdır. Küçük işletmeler için kooperatif ağı genişletilmelidir. Devlet desteğinde kaliteli ürüne daha çok prim verilerek ürün kalitesinin arttırılmasına çalışılmalıdır.

Verimli tarım arazilerinin TOKİ'ye devri yasaklanmalı ve bu araziler üzerinde yapılaşmaya kati suretle izin verilmemelidir. Gübre ve sulama konusunda çiftçi bilinçlendirilmelidir. Özellikle sulama ve gübre konusunda çiftçilerin nasıl tasarruf yapacağıyla ilgili size ilginç bir bilgi vereyim: Halk arasında "topuk taşı" olarak bilinen ve Türkiye'de çok yaygın olarak bulunan "pomza" tarımda kullanıldığında; sulamada %70 tasarruf sağlamakta, toprağın PH seviyesini koruduğu için de gübrenin etkinliğini arttırmaktadır. Hollanda, Amerika, İsrail, Arap ülkeleri gibi bir çok ülke tarımda kullanmak için Türkiye'den "pomza taşı" ithal etmektedirler. "Pomza" su tasarrufu sağladığı gibi tarıma elverişli olmayan toprakların bile tarıma açılmasını sağlayacak bir yapıya sahiptir.



Tüm dünyada tarım konusunda ülkeler yarışır; şirketler ya da çiftçiler değil. Çiftçilerin örgütlenmesine devlet köstek değil; destek olmalı, siyaseti ve particiliği bu örgütlenmeye sokmamalıdır. Bu yüzden tarım ve hayvancılık; hükümet politikası değil; devlet politikası haline getirilmelidir. Türkiye'nin ekonomik kriz batağından çıkması; IMF gibi hastayı komada tutmakla görevli kuruluşlar aracılığıyla değil; çiftçiye ve tarıma verilecek destekle mümkündür.



ŞEBNEM ÖZBEK

16.12.2008


--
Şebnem ÖZBEK