Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    37
    Rep Gücü
    102

    Devlet adamlığı

    Bir baba düşünün; etrafındaki herkes kendisine, çocuklarından birinin sözünü dinlemediğini, otoritesini kabullenmediğini ve saygı duymadığını söylemekte. Üstelik baba da bu durumun farkında. Bir baba için ne kadar acı ve utanç verici bir durum değil mi?
    İşte bugün; Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerimiz için de durum aynı. Bu bölgelerde terörden de öte, devletin değil; yerel güçlerin hakim olduğu bir durum söz konusu. Bu çarpıklık; AKP Hükümetinin ve Başbakan Erdoğan'ın en büyük başarısızlıklarından biridir. Ancak gerek AKP, gerekse Başbakan Erdoğan bu durumu çarpıklık olarak değil; partizan bir görüşle, "fırsat" olarak değerlendirmektedir.

    İşte halkı yönetmekle, devlet yönetmenin farkı burada ortaya çıkmaktadır. Gerçekten de Erdoğan'ın; bir "Devlet Adamı" kimliği olsa idi, bu bölgelerde devletin otorite zaafını içine sindiremezdi. Oysa gerek AKP, gerekse Başbakan Erdoğan için; Doğu ve Güneydoğu, devlet otoritesinin sağlanması gereken yer olarak değil, yerel seçimlerde kazanılması gereken kaleler olarak görülmektedir.

    Eğer Erdoğan gerçek bir devlet adamı olsaydı; 7 yıla yakın süren iktidarı boyunca, hükümet olmanın verdiği sorumlulukla, partizanlıktan öte; bu bölgelerde devlet erkinin halk tarafından kabul edilmesini sağlayacak adımlar atardı.

    Devlet erkini sadece güç olarak görmeyin. Bölge halkına devleti; gerektiğinde sığınacağı bir devlet ana; gerektiğinde de çekineceği bir devlet baba olarak kabul ettirmek gerekmektedir. Devlet otoritesini bu şekilde sağladığınız zaman; bölge halkının teröre pirim vermesinin de cehaletinin de önüne geçmiş olursunuz.

    Bu konuyu biraz daha netleştirmek adına bir soruya cevap vermemiz yeterli olacaktır. Diyarbakır Belediye Başkanının ismini bilmeyeniniz var mı? Peki ya Diyarbakır Valisinin ismini bileniniz var mı? Sorumu biraz daha genişletirsem; DTP'li Belediyelerin cenaze araçlarıyla, PKK'lı teröristlerin taşındığı kaç il, ilçe ya da bucakta; devletin herhangi bir kademesindeki görevlilerinin isimlerini, devlet adına yaptıkları iyi işleri, halkla bütünleşmek adına çabalarını gazetelerde okudunuz?

    Bu bölgede görev yapan ve onlarla bütünleşmeyi başaran, devletin şefkatini de, belli konulardaki ödün vermez tavırlarının neler olduğunu da, gerektiğinde tatlı sert bir şekilde dile getirebilen, halkı dinlemekten ve sorunlarına çözüm aramaya çalışmaktan gocunmayan, çalıştığı yeri geçici süreyle barındığı yer olarak değil; evi gibi görebilen, kısacası; halk tarafından sevilip sayılan, örneğin; Gaffar Okan gibi devlet adamlarının bölgede çalışması demek; illegal güçlerin değil, devlet gücünün bölge tarafından kabul görmesi demektir.

    Ancak başta da belirttiğim gibi; AKP hükümet olduğu süre boyunca, devlet gücünü değil; DTP'ye karşı parti gücünü hissettirme yolunu seçmiştir. Özellikle küçük yerleşim yerlerinde iktidar partisine oy vermek; devlet olanaklarından daha fazla yararlanmak anl***** geldiğinden, AKP; bu kozu iyi değerlendirmiş ve devlet olarak değil, parti olarak bölgede egemenliğini kabul ettirmeye çalışmıştır. Bugün özellikle son 7 yıldır Doğu ve Güneydoğu'da DTP ve AKP dışında başka partilerin var olmamasının ana nedenlerinden biri de budur.

    Kısacası; terör sorununu ortadan kaldırmaya yönelik, hükümetin atacağı en önemli somut adımlardan biri de; bu bölgelerde atanmışların da, en az seçilmişler kadar; halkın sevgisi ve güvenini kazanacak, devlet otoritesini hissettirecek kişiler olmasını sağlamasıdır.
    Genelde belli bir partinin adayı olan Belediye Başkanlarını; halk seçer. Oysa Valileri; Bakanlar Kurulunun belirlediği isimler doğrultusunda, Cumhurbaşkanı, diğer devlet çalışanlarını da Hükümet atar. Başbakanın derdi, bu bölgelerde devletin gücünü etkinleştirmek ve halk tarafından benimsenmesini sağlamak değil, yerel seçimlerde örneğin; Diyarbakır Belediye Başkanlığını, AKP'nin kazanmasıdır. Bu da onun devlet adamı değil; sadece bir parti başkanı olduğunun kanıtıdır.

    Eğer olaya devlet adamı gözüyle baksaydı ve sorunlu bölgede devlet otoritesini tekrar kazanmak isteseydi; Valiler başta olmak üzere bu bölgelerde devleti temsil eden öğretmeninden tutun da im***** kadar tüm kişileri; titizlikle seçer, hatta özel eğitimlere tabi tutarak başarılı olanları atardı.

    ŞEBNEM ÖZBEK
    14-10-2008

  2. #2
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: Devlet adamlığı

    Alıntı ŞEBNEM ÖZBEK´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir baba düşünün; etrafındaki herkes kendisine, çocuklarından birinin sözünü dinlemediğini, otoritesini kabullenmediğini ve saygı duymadığını söylemekte. Üstelik baba da bu durumun farkında. Bir baba için ne kadar acı ve utanç verici bir durum değil mi?
    İşte bugün; Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerimiz için de durum aynı. Bu bölgelerde terörden de öte, devletin değil; yerel güçlerin hakim olduğu bir durum söz konusu. Bu çarpıklık; AKP Hükümetinin ve Başbakan Erdoğan'ın en büyük başarısızlıklarından biridir. Ancak gerek AKP, gerekse Başbakan Erdoğan bu durumu çarpıklık olarak değil; partizan bir görüşle, "fırsat" olarak değerlendirmektedir.

    İşte halkı yönetmekle, devlet yönetmenin farkı burada ortaya çıkmaktadır. Gerçekten de Erdoğan'ın; bir "Devlet Adamı" kimliği olsa idi, bu bölgelerde devletin otorite zaafını içine sindiremezdi. Oysa gerek AKP, gerekse Başbakan Erdoğan için; Doğu ve Güneydoğu, devlet otoritesinin sağlanması gereken yer olarak değil, yerel seçimlerde kazanılması gereken kaleler olarak görülmektedir.

    Eğer Erdoğan gerçek bir devlet adamı olsaydı; 7 yıla yakın süren iktidarı boyunca, hükümet olmanın verdiği sorumlulukla, partizanlıktan öte; bu bölgelerde devlet erkinin halk tarafından kabul edilmesini sağlayacak adımlar atardı.

    Devlet erkini sadece güç olarak görmeyin. Bölge halkına devleti; gerektiğinde sığınacağı bir devlet ana; gerektiğinde de çekineceği bir devlet baba olarak kabul ettirmek gerekmektedir. Devlet otoritesini bu şekilde sağladığınız zaman; bölge halkının teröre pirim vermesinin de cehaletinin de önüne geçmiş olursunuz.

    Bu konuyu biraz daha netleştirmek adına bir soruya cevap vermemiz yeterli olacaktır. Diyarbakır Belediye Başkanının ismini bilmeyeniniz var mı? Peki ya Diyarbakır Valisinin ismini bileniniz var mı? Sorumu biraz daha genişletirsem; DTP'li Belediyelerin cenaze araçlarıyla, PKK'lı teröristlerin taşındığı kaç il, ilçe ya da bucakta; devletin herhangi bir kademesindeki görevlilerinin isimlerini, devlet adına yaptıkları iyi işleri, halkla bütünleşmek adına çabalarını gazetelerde okudunuz?

    Bu bölgede görev yapan ve onlarla bütünleşmeyi başaran, devletin şefkatini de, belli konulardaki ödün vermez tavırlarının neler olduğunu da, gerektiğinde tatlı sert bir şekilde dile getirebilen, halkı dinlemekten ve sorunlarına çözüm aramaya çalışmaktan gocunmayan, çalıştığı yeri geçici süreyle barındığı yer olarak değil; evi gibi görebilen, kısacası; halk tarafından sevilip sayılan, örneğin; Gaffar Okan gibi devlet adamlarının bölgede çalışması demek; illegal güçlerin değil, devlet gücünün bölge tarafından kabul görmesi demektir.

    Ancak başta da belirttiğim gibi; AKP hükümet olduğu süre boyunca, devlet gücünü değil; DTP'ye karşı parti gücünü hissettirme yolunu seçmiştir. Özellikle küçük yerleşim yerlerinde iktidar partisine oy vermek; devlet olanaklarından daha fazla yararlanmak anl***** geldiğinden, AKP; bu kozu iyi değerlendirmiş ve devlet olarak değil, parti olarak bölgede egemenliğini kabul ettirmeye çalışmıştır. Bugün özellikle son 7 yıldır Doğu ve Güneydoğu'da DTP ve AKP dışında başka partilerin var olmamasının ana nedenlerinden biri de budur.

    Kısacası; terör sorununu ortadan kaldırmaya yönelik, hükümetin atacağı en önemli somut adımlardan biri de; bu bölgelerde atanmışların da, en az seçilmişler kadar; halkın sevgisi ve güvenini kazanacak, devlet otoritesini hissettirecek kişiler olmasını sağlamasıdır.
    Genelde belli bir partinin adayı olan Belediye Başkanlarını; halk seçer. Oysa Valileri; Bakanlar Kurulunun belirlediği isimler doğrultusunda, Cumhurbaşkanı, diğer devlet çalışanlarını da Hükümet atar. Başbakanın derdi, bu bölgelerde devletin gücünü etkinleştirmek ve halk tarafından benimsenmesini sağlamak değil, yerel seçimlerde örneğin; Diyarbakır Belediye Başkanlığını, AKP'nin kazanmasıdır. Bu da onun devlet adamı değil; sadece bir parti başkanı olduğunun kanıtıdır.

    Eğer olaya devlet adamı gözüyle baksaydı ve sorunlu bölgede devlet otoritesini tekrar kazanmak isteseydi; Valiler başta olmak üzere bu bölgelerde devleti temsil eden öğretmeninden tutun da im***** kadar tüm kişileri; titizlikle seçer, hatta özel eğitimlere tabi tutarak başarılı olanları atardı.

    ŞEBNEM ÖZBEK
    14-10-2008

    Doğu halkının da bu ülke halkından olduğunun ve buralarda bir DEVLET BABA himayesinin eksikliğinin olduğu doğrudur.

    Fakat bütün yanlışlıkları ve hataları AKP ile ilişkilendirmek ne derece doğrudur...?

    Doğu sürekli olarak bir devlet himayesi eksikliğini hissetmiştir.Bu AKP döneminde olmayan birşey değildir ki...Eğer bir sorunu dile getirmek ve çözüm aramak ise maksadımız daha geniş bir perspektifte bakmak ve daha obfektif düşünmek zorundayız.

    Saygılar.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

Benzer Konular

  1. Devlet Sosyalizmi
    SOSYALİST Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 16-11-2013, 02:02 PM
  2. Devlet
    mopsy Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 19-02-2012, 06:39 PM
  3. Federal devlet mi? , üniter devlet mi?
    YukseLL Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 02-10-2010, 01:21 AM
  4. Devlet......
    mopsy Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 30-09-2009, 05:50 PM
  5. DEVLET ANALARI...
    Mevt Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-01-2008, 10:19 PM
Yukarı Çık