HİKMET FİDAN’I ANMA

PWD’nin Türkiye çalışmalarını yürütmekten sorumlu koordinatörü Hikmet Fidan, 6 Temmuz 2005 tarihinde öğle saatlerinde Diyarbakır’ın Bağlar Semti’nde PKK Cinayet Örgütü’ne mensup iki caninin silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetmişti. Hikmet Fidan cinayeti üzerine şimdiye kadar bir çok defa yazılar yazıldı, çeşitli internet sitelerinde yorumlar yapıldı.
Kürt aydınlarının yorumlarının çoğu “Omerta” yani “Suskunluk Yasası”na göre, onların prangayı söküp atamayacaklarını gösteriyordu. Şimdi ise cinayetin üzerinden tam üç yıl geçti ve katiller halen yeni cinayetler peşinde koşmaya devam ederken, basına yeni açıklamalar yansıyor.

28 Temmuz 2008 günü “Rizgari” adlı internet sitesinde, “Yaşar Karadoğan” imzalı, “3.Yıldönümünde Hikmet Fidan Cinayeti” başlıklı bir yazı yayınlandı. Söz konusu yazıda; “Hikmet Fidan’ın 6 Temmuz 2005 günü Diyarbakır’da PKK tarafından infaz edildiği, cinayetle ilgili olarak şu anda iki tutuklunun bulunduğu, bunların da Fırat Karahan ve Veysi Akgönül oldukları” belirtildi. Hikmet Fidan’ın öldürüldüğü günün sabahı Veysi Akgönül ve Mustafa Kemal Ok’un da Diyarbakır’ın Ofis semtinde saldırıya uğradıklarına işaret edildi. Veysi Akgönül’ün kurduğu “Akgönül Basın Yayın Matbaacılık Şirketi”nin PWD’ye ait olduğu öne sürüldü.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 16 Kasım 2005 tarihli iddianamede Akgönül’ün dövülmesiyle başlayıp Hikmet Fidan’ın katledilmesiyle devam eden süreç;

“PKK/KADEK terör örgütünün 05-22 Ağustos 2001 tarihinde gerçekleştirilen 6. Ulusal Konferans adı verilen konferansta kararlaştırılan “Sivil itaatsizlik” (Serhildan-Başkaldırı) metodu tüm taktik denemelere ve geliştirilen kampanyalara rağmen başarısız kalmış ve bu yeni strateji, örgüt yönetiminde tartışma konusu haline gelmiştir. Yine Marksist-Leninist örgütlenme modelinin terk edilerek daha gevşek bir yapılanmanın hedeflenmesi ve uygulamada bu yönde adımlar atılması çelişkileri daha da derinleştirmiştir.
Örgüt üst yönetiminde somutlaşan fikir ayrılıkları sonucu Ferhat kod Osman Öcalan’ın liderliğinde Botan kod Nizamettin Taş, Ebubekir kod Halil Ataç, Serhat kod Hıdır Yalçın, Dursun kod Dursun Ali Küçük, Kani Yılmaz kod Faysal Dunlayıcı, Berxwedan kod Mehmet Eşiyok, Doğan kod Selahattin Gün gibi örgüt mensuplarının oluşturduğu reformcular ile Cuma kod Cemil Bayık’ın liderliğinde Cemal kod Murat Karayılan, Abbas kod Duran Kalkan gibi örgüt mensuplarının oluşturduğu gelenekçiler isimli iki hizip ortaya çıkmıştır.
Reformcular, silahlı faaliyetleri ön plana çıkartmaya çalışan gelenekçileri örgütün yeni dönem stratejisini sabote etmekle suçlamış, gelenekçiler ise reformcuları, silahlı faaliyetleri tümden engelleyerek legalleşmeyi abartıp son beş yılın başarısızlıklarına neden olmakla suçlamıştır.
16-26 Mayıs 2004 tarihinde Kuzey Irak’ta bulunan Kandil Dağı’nda gerçekleştirilen ve 2. Olağanüstü Kongre olarak adlandırılan 10.Kongrede alınan örgütün silahlı savunma gücü HPG militanlarının pasif durumdan aktif duruma geçirilmesi ve güvenlik güçlerince örgüt mensuplarına yönelik olarak gerçekleştirilen operasyonlarda verilen kayıplara misilleme olarak eylem yapılması kararları üzerine reformcular kanadına mensup Osman Öcalan ve Nizamettin Taş liderliğindeki bir grup örgüt üyesi, örgüt kamplarını terk ederek Musul’a gitmişler ve PKK terör örgütünden ayrı olarak ‘Demokratik Barış İnisiyatifi’ adı altında yeni bir yapılanma içine girdiklerini, 09.08.2004 günü ise, PWD adıyla yeni bir hareket başlattıklarını duyurmuşlardır.
PKK terör örgütü yönetimi, 2005 yılı Mayıs ayında PWD ile diyalog kurma girişiminde bulunmuş ve akabinde Nizamettin Taş ile görüş ayrılığına düşen Osman Öcalan bu hareketten ayrılmıştır.
PWD yönetimi, Kuzey Irak’ta geçekleştirilen ve maktül Hikmet Fidan’ın da katıldığı toplantılar sonunda; Kürt birliğinin sağlanması, Türkiye içerisinde örgütlenme ve PKK’nın yaptıklarının eleştirilmesi konularında kararlar almış ve Türkiye içerisinde örgütlenme konusunda kapatılan HADEP Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş olan Hikmet Fidan görevlendirilmiştir.
Bu toplantılara katılan Veysi Akgönül ile Mustafa Kemal Ok isimli şahıslara, PWD örgütünü finanse etmek üzere merkez Diyarbakır ilinde bulunan “Akgönül Basın Yayın Matbaacılık Turizm ve İnşaat Limited Şirketi” kurdurulup, şirket merkezi PWD örgüt bürosu olarak kullanılmaya başlanmıştır. PWD örgütünü finanse etmek üzere kurulan şirketin ortağı olan Veysi Akgönül, PWD ile ilişkisini kesmesi ve söz konusu şirkete ait büroyu kapatması konusunda iki örgüt mensubu aracılığı ile dövülmüş ve tehdit edilmiştir. 05.07.2005 günü Hikmet Fidan’ın Diyarbakır iline gelip Veysi Akgönül ile görüşmesi üzerine, Veysi Akgönül’ün bürosuna gelen iki PKK terör örgütü mensubu, Veysi Akgönül’den Hikmet Fidan’ı öldürmesini ya da ertesi gün Bağlar Dört Yol Sağlık Ocağı karşısındaki sokağa getirmesini istemişler, aksi takdirde kendisini öldüreceklerini bildirmişlerdir. Veysi Akgönül, bu tehdit karşısında Hikmet Fidan’ı öldürmeyi kabul etmiş ancak bu işi tek başına yapamayacağını düşünerek Fırat Karahan’a olayı anlatmış ve söz konusu olayı birlikte yapmaya karar vermişlerdir. 06.07.2005 günü saat 10:00 sıralarında, Hikmet Fidan kaldığı Miroğlu Otel’den Fırat Karahan tarafından alınarak Bağlar Sağlık Ocağı yanına götürülmüş, burada kendilerini bekleyen Veysi Akgönül ile buluşmuşlar, bu arada Veysi Akgönül’ü telefon ile arayan Serkan Şitilay isimli şahıs Veysi Akgönül’den beklemesini istemiş, ancak Serkan Şitilay’ın kendisine Hikmet Fidan’ı öldürmesi için silah vereceğini düşünen Veysi Akgönül silahı almaya cesaret edememiştir. Bunun üzerine Serkan Şitilay telefon ile Veysi Akgönül’den Hikmet Fidan’ı sağlık ocağı karşısındaki sokağa getirmesini istemiş, Veysi Akgönül de, Hikmet Fidan’ı Fırat Karahan ile birlikte sözkonusu sokağa götürmüştür. Hikmet Fidan, saat 11:45 sıralarında, Diyarbakır Merkez Bağlar ilçesi Kaynartepe mahallesi 43. sokak Rahat-1 Apartmanı merdiven boşluğunda, Fırat Karahan ve Serkan Şitilay tarafından tabanca ile vurulmak suretiyle öldürülmüştür.’ şeklinde özetlendi.
Hikmet Fidan’ın öldürülmesinin, üzerinde durulması gereken, tartışmayı gerektiren trajik bir olay olduğu, bunun, yurtsever her bireyin ve aydının görevi olarak algılanması gerektiği, zira Hikmet Fidan ve Kürt halkının önemli diğer evlatlarının, hastalıklı yapının bir sonucu olarak kaybedildiği ve kaybedileceği, bunu aşmak için de, açık sözlülükle ve medenice tartışmayı öğrenmek, kararlılıkla alternatif yaklaşımlar üretmek durumunda olunduğu, tahrip etmek ve bozmanın kolay, yapmanın, inşa etmenin zor olduğu, hele hele bir halkın geleceğini inşa etmenin ise çok daha zor olduğu ve bu görevin herkesi beklediği, anlaşılmaktadır.
İnsanım diyen vicdan sahibi her Kürt aydınının görüşlerini açıkça ifade etmesi ve örgütün şiddet politikasını reddetmesi en doğal hakkıdır.

Helin Demir
helindem@mynet.com