PKK KENDİ KUYUSUNU KAZIYOR

Terör örgütü PKK’da, örgütün şiddet eylemleri, despotik uygulamaları ve dağdaki sefil hayattan kaçarak kurtulmak isteyen militanların etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak serbest kalmaları sonucu, yoğun kopuşlar yaşanıyor. Yıllardır bir tas sıcak çorba ve ana kucağına hasret olan örgüt mensupları, her geçen gün yumuşak kucaklayıcı güce sığınmaya devam ediyor.

PKK’ya yönelik Van, Hakkari, Şırnak, Siirt ve Tunceli illerinde kapsamlı operasyonlar gerçekleştiriliyor. Operasyonlar ve kayıplar nedeniyle uzun süredir baskın, pusu gibi eylemleri gerçekleştirmekte zorlanan PKK’nın yeniden mayınlama ve baharın gelmesiyle birlikte dikkatleri başka bölgelere çekme amacına giriştiği dile getiriliyor.

Son haftalardaki hareketliliği değerlendiren terör uzmanı Ercan Çitlioğlu, “Bunlar beklenen şeyler. Bahar geldi, ağaçlar yaprak açtı. Sadece mayın eylemleri gündeme geliyor. Oysa etkisizleştirilen mayınlar çok daha fazla” şeklinde konuşuyor. Tuzaklama eylemlerinin “milis” diye bilinen PKK üyelerince yapıldığını anlatan Çitlioğlu, “Mayın faaliyetlerini yapan milislerin, o bölgede yaşayan, normal vatandaş görüntüsü veren örgüt mensupları olduğunu, bunların arasında köy imamının bile bulunduğunu, gündüz külahlı, gece silahlı dolaşan insanlar şeklinde tabir edilebileceklerini” belirtiyor.

Öte yandan, örgütün firar eden ya da kaçmaya teşebbüs eden teröristler için korkutma ve sindirme amaçlı olarak infaz kararı aldığına dikkat çekiliyor. Örgüt içi infazlar ile kaçma niyetinde olan teröristlere gözdağı verildiği, örgütten ayrılmak isteyen örgüt mensuplarının, güvenlik güçlerine yakınları aracılığıyla, “teslim olacağım” mesajları gönderdikleri bildiriliyor.

Bu arada örgütsel çevrelerde, özellikle yurt içerisindeki bir çok grubun başında sorumlu olarak eski katılım militanların bulunduğu, söz konusu militanların kendisini örgüt yerine koyarak, “ben bilirim” havasında “bana bir şey olmaz” mantığıyla hareket ettikleri, talimatları dinlemedikleri ve örgütün kayıplarına sebep oldukları konusunda sohbetler yapılıyor. Bu durumun önüne geçmek amacıyla gerekirse, talimatlara uyan, söz dinleyen genç ve tecrübesiz militanlara sorumluluk verileceği, örgütte tam bir uyuşmazlık yaşandığı, astların üstleri dinlemediği ve başıboşluk havasının hakim olduğu konuşuluyor. Genç ve tecrübesiz militanların ise, silah kullanmayı dahi bilmedikleri, sırf sayısal olarak örgütü güçlü göstermek amacıyla sözü edilen militanların örgüt içinde tutulmaya çalışıldığı, artık örgütü toparlamanın çok zor olduğu, kısacası, örgütün askeri olarak da ümitsiz bir durumda bulunduğu kaydediliyor.

Türk Ceza Kanunu’nun 221/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması sonucu örgütteki antidemokratik uygulamalardan kurtulmak isteyen ve herhangi bir eyleme katılmadığı halde örgüt içerisinde köle misali oradan oraya sürüklenen militanların kaçışlarının artması ve yeni katılımların olmayışı da, örgütün adeta erimeye başladığı görüntüsünü veriyor.

Ortadoğu Gazetesi’nde Gill Tudor tarafından kaleme alınan, 10 Eylül 2005 tarihinde yayınlanan ve İngiliz Reuters Ajansı’nda yer verilen analizde ise isminin açıklanmasını istemeyen batılı bir diplomatın da; “Kendilerini Türk devletine kabul ettirme stratejisi başarısız oldu. Bu yüzden eski taktiklere geri dönüyorlar. Bu durum aslında kendilerine daha çok zarar veriyor ve yok oluyorlar’ şeklinde yorumda bulunması da, tarihten bir örnek olarak hafızalarımızda yerini koruyor.

Tüm dünyanın ve Türk, Kürt, Çerkes, Boşnak… kim olursa olsun insanlarımızın ezici bir çoğunluğunun üzerinde buluştuğu asgari müşterek bir nokta var. O da; şiddetin, terörün gündemden kesinlikle çıkması.
İçinde yaşadığı kaosu ve erimeyi iyi bilen PKK/Kongra-Gel yönetimindekiler, en küçük bir insani duygu kırıntısına sahip iseler, insanların boş bir amaç uğruna heder olup gitmelerine engel olmalıdırlar.

Helin Demir
helindem@mynet.com