Reenkarnasyon Yanılgısı

Sabah Gazetesi’nin günlük eki olan Günaydın Gazetesi 10 Ocak 2003 tarihinde yeni bir yazı dizisine başladı. Sezen Başaran imzası ile yayınlanan “Yeniden doğuş ile ilgili bilmek isteyeceğiniz her şey; REENKARNASYON” başlıklı yazı dizisinde, İslam Dini açısından mahsurlu birçok nokta bulunmaktadır.

Günümüzde insanlar dünya üzerinde yaşanan kaoslardan, kavgalardan, sıkıntılardan, çekişmelerden, samimiyetsizliklerden, bencilliklerden ve yalanlardan uzaklaşmayı, bunların yerine huzur, güven ve barış içinde bir hayat yaşamanın yollarını aramaktadırlar.

Bu amaçla arayış içine giren bazı kişiler, özledikleri huzuru ve mutluluğu, Hinduizm ve Budizm gibi dinlerde bulabileceklerini zannetmekteler. Doğu dinlerinin mistik havası, meditasyon benzeri uygulamaları ve bu dine mensup olan kişilerin tavırlarındaki, giyimlerindeki, konuşmalarındaki ve ibadet şekillerindeki farklılık, bazı insanların ilk bakışta bu dinlerden etkilenmelerine sebep olmaktadır.

Ancak, Hinduizm ve Budizm gibi dünyanın bilinen en eski dinleri olarak kabul edilen inançların, her ne kadar bazı güzel ahlak mesajları içerdikleri iddia edilse de, bunlar hak din değildirler, çünkü bu dinlerin akıl ve mantıkla çelişen birçok düşünce ve uygulamaları bulunmaktadır. Reeankarnasyon inancı da bunlardan biridir. Uzakdoğu dinlerinin temeli olan Karma felsefesinin bir sonucu olarak reenkarnasyon, -yani bir insanın öldükten sonra başka bir bedenle dünyaya tekrar geldiği- inancı Hint dinlerinde çok köklü olarak yerleşmiştir. Karma felsefesi ve reenkarnasyon arasındaki ilişki “Dinler Tarihi” isimli kitapta şöyle açıklanmaktadır:

“Karma doktrinine bağlı olarak tenasuh, yani ruhun bir bedenden ötekine geçtiği inancı doğdu. Böylece ölümden sonra devamlı var olma, ruhun bedenden ayrı olduğu fikri gelişmiş oldu. Bu inanışa göre, ruh kendi derecesi içinde yüksek veya alçak olarak doğar. İnsan yaptıklarına göre hayvan, bitki, insan veya tanrı şeklinde doğar. (Buna göre insan kendi kaderinin mimarıdır.) Bu doğuş, bir sebep sonuç ilişkisi içinde gerçekleşir. Manevi ve ahlaki karşılık, yani yapılanların sonucu ruhun tenasuhu ile mümkün olur. Sonraki hayatta mutlu olmak, doğru harekete bağlıdır. Her şahıs, işlerinden sorumludur. Ölümden korkmaya gerek yoktur. Devamlı yeniden doğuşlarla insan, arzularına ulaşır, devamlı bir tatmin elde eder. O, tanrı Brahma'da yaşar. Bu inanışın Hintliyi kuvvetli bir iyimserliğe ulaştırdığı ileri sürülmektedir.”

“Yeniden doğuş ile ilgili bilmek isteyeceğiniz her şey; REENKARNASYON” başlıklı yazı dizisinde, İslam Dini açısından mahsurlu birçok nokta bulunmaktadır. Yazı dizisinde reenkarnasyon konusunda altı çizilen hususları teker teker bahsetmek yerine, birkaç cümle ile İslam dini açısından reenkarnasyon inancını açıklamakta fayda görüyoruz:

Reenkarnasyon hiçbir ilahi kaynağa dayanmayan batıl bir inançtır. Ancak sadece Hint dinlerinde değil, dünyanın her yerinde reenkarnasyona inanan, daha doğrusu reenkarnasyonun doğru olmasını isteyen insanlar bulunmaktadır. Bunun nedeni, dine inanmayıp ahiretin varlığını inkar eden, ölümden sonra yok olmaktan veya sonsuza kadar cehennemde kalmaktan korkan insanların, reenkarnasyonu bu korkularını yenmek için bir çıkar yol olarak görmeleridir. Çünkü reenkarnasyon inancının temelinde de ölümden korkmamak gerektiği ve insanın yapacağı yeniden doğuşlarla arzularına ulaşabileceği yönünde gerçek dışı bir telkin yatmaktadır.

Oysa Kuran'da, Dünya hayatındaki ölümden sonra ahiret dirilişinin olacağı ve bunun da bir kez olduğu bildirilmektedir. Her insan dünyada sadece tek bir hayat yaşar, bu hayatından sonra ölür ve ölümünden sonra tekrar diriltilerek, dünyada tüm yapıp ettiklerine göre sonsuza kadar cennette veya cehennemde kalmayı hak eder. Yani insanın sonu olan bir dünya hayatı, bir de sonsuza kadar yaşayacağı ahiret hayatı vardır. İnsanların öldükten sonra dünya hayatına asla geri dönemeyecekleri Kuran'da çok açık olarak bildirilmektedir:

“Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkansız (haram)dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler.” (Enbiya Suresi, 95)

“Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin. Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır.” (Müminun Suresi, 99-100)

Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi, insanların bir bölümü ölüm ile karşılaşınca, tekrar dirilme ümidi içinde olacaklardır. Ancak, kendilerine bunun kesinlikle mümkün olmadığı o an açıklanacaktır. Allah bir başka ayetinde insanların ölümü ve diriltilmesi ile ilgili şunları bildirir:

“Nasıl oluyor da Allah'ı inkar ediyorsunuz? Oysa ölü iken sizi O diriltti; sonra sizi yine öldürecek, yine diriltecektir ve sonra O'na döndürüleceksiniz.” (Bakara Suresi, 28)

Yukarıdaki ayette açıkça buyurulduğu gibi insan başlangıçta ölüdür, yani yaratılışının temeli başlangıçta, toprak, su, çamur gibi cansız maddelerden oluşmaktadır. Allah bu cansız yığına "bir düzen içinde şekil verip" diriltir. Bu dirilişten belli bir süre sonra insan, yaşamı sona erince tekrar öldürülür ve toprağa geri döner, çürüyüp-ufalanıp toz haline gelir. Bu da insanın ikinci defa ölü haline geçişidir. Geriye ise son kez diriltilmesi kalmıştır. Bu da ahiretteki diriltilmesidir. Her insan ahirette diriltilecek ve bir daha geri dönüşün mümkün olmadığını anlayarak, dünyada yaptığı herşeyin hesabını tek tek verecektir. (En doğrusunu Allah bilir)

Bu konu ile ilgili diğer bir ayet de ise, insanın dünyaya geldikten sonra tek bir ölümden başka ölüm tadmayacağı şöyle bildirilir:

“Orda, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur. Senin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur.” (Duhan Suresi, 56- 57)

Yukarıdaki ayetler, ölümün sadece bir kez olduğunun görülmesi açısından son derece açık ve kesindir. İnsanlar her ne kadar ölüm ve ahiret korkularını yenmek ve kendilerini teselli etmek için reenkarnasyon gibi batıl inançları kabul etmek isteseler de, gerçek olan, öldükten sonra bir daha dünyaya asla gelmeyecekleridir. Her insan sadece bir kez ölecektir ve bu ölümünden sonra, Allah'ın takdiri olarak sonsuza kadar yaşayacağı ahiret hayatı başlayacaktır. Allah her insanı dünyada yaptığı iyilik veya kötülüklere göre, cennetle ödüllendirecek veya cehennemle cezalandıracaktır. Allah, sonsuz adalet sahibi, sonsuz merhametli ve şefkatli olandır ve herkese yaptığının karşılığını eksiksiz olarak verendir.

Ölümden veya cehenneme gitme ihtimalinden korkarak batıl inançlarda teselli aramak ise, hiç şüphesiz insana çok büyük bir yıkım getirir. Akıl ve vicdan sahibi bir insan, bu yönde bir korkusu varsa, cehennem azabından kurtulup cenneti umabilmek için samimi bir kalple Allah'a yönelmeli ve insanlar için tek ve son hidayet rehberi olan Kuran'a uymalıdır.

Sabah Gazetesi’nin Yayın Kurulu’nun ve “reenkarnasyon” yazı dizisini kaleme alan Sayın Sezen Başaran’ın yayınlarında Kuran’ın bu gerçeklerini mutlaka göz önünde bulundurmalarını temenni ediyoruz. (makale harun yahya)