Merhaba

Zen, burada, şimdide olan bir yaşam yoludur. Zen ustaları çok sıradan yaşarlar, herkes gibi. Fakat sıra dışı bir yoldadırlar. Tamamen yeni bir bakışla, büyük bir incelikle, muazzam bir hassaslıkla, uyanıklıkla, gözlem dolu olarak, aşkın ve saf bir bilinçlilik halinde ve o anda yaşarlar.



Zen, bilincin çok sıradan bir halidir. Aslında sıradan zihinler sıra dışı olmayı ister; sıra dışı zihinler ise sıradanlığın içinde rahat eder. Yalnızca sıra dışı insanlar rahatlamaya hazırdır ve sıradanlığın içinde dingin durumdadırlar. Sıradan olanlar ise aşağılık kompleksi hissederler ve bu aşağılık kompleksi nedeniyle özel olmaya çalışırlar. Özel olan kişi ise özel olmak için çaba harcamaz. O herhangi bir boşluktan dolayı acı da duymaz; o tamamen doludur, taşar ve neyse odur. Kendisinin üstün olduğunu kanıtlamaya çalışan kimse ise sıradandır. Her şeyi olduğu gibi kabul eden insan yaşamında mutludur.

Zen, burada, şimdide olan bir yaşam yoludur. Zen ustaları çok sıradan yaşarlar, herkes gibi. Fakat sıra dışı bir yoldadırlar. Tamamen yeni bir bakışla, büyük bir incelikle, muazzam bir hassaslıkla, uyanıklıkla, gözlem dolu olarak, aşkın ve saf bir bilinçlilik halinde ve o anda yaşarlar. Zen'de hiçbir şey ne kutsal, ne de dünyevidir. Her şey Birdir, ayrılamaz Birdir. Zen, şöyle der: 'Hayatın içinde ol çünkü hayatta yanlış bir şey yoktur. Eğer bir şey yanlışsa, o sizin bakış açınızdan dolayıdır. Gözleriniz bulutlu, bilincinizin aynası tozlu. Onu temizleyin, daha fazla berraklık yaratın.’’ Bir Zen öğrencisi ustasına sormuş; ''Usta Zen'e nasıl girebilirim?'' Yani Zen olan bilinç durumuna… Usta sessiz kalmış fakat öğrenci sabırsızlıkla bir cevap bekleyip, tam bir soru daha soracakken Usta aniden şöyle demiş; ''Dağdaki derenin sesini duyabiliyor musun? ''Öğrenci böyle bir derenin farkında bile değildi çünkü Zen'in anlamını düşünmekle meşguldü. Derenin sesini uymak için dikkat kesildiğinde, gürültücü zihni yatışmaya başlamıştı. Önce hiç bir şey duymadı. Sonra, düşünceleri yerini yüksek farkındalığa bırakırken, küçük bir derenin uzaklardan gelen şırıltısını belli belirsiz duyabildi.''Evet şimdi duyabiliyorum.''Usta nazik bir şekilde açıkladı:''Zen'e oradan gir!'’ Öğrenci çok şaşırmıştı ve bu onun ilk Satorisiydi. İlk aydınlanma anı. Zen’in, bildiği bir şey olduğunu ve bilmeden bildiğini anlamıştı. Bir süre sonra öğrenci tekrar bir soru sormuş; ''Usta düşünüyordum. Dağdaki derenin sesini duymadığımı söyleseydim ne diyecektin? Usta; ''Zen'e oradan gir.''

Zen, günlük yaşamda mevcut kalmaya ve insanın kendi içinde derin bir biçimde kök salmasına yardımcı olur. Aksi halde inanılmaz bir hıza sahip olan zihin, insanı sürükleyip bilinmezliğe götürecektir. Zen, insanın kendi iç varlığını ve içyapısının derinliğini görebilme sanatıdır ve bağımlılıktan özgürlüğe götüren yoldur. ZEN Satori’ye giden sessiz öğretidir. Gövde, bilgelik ağacıdır; zihin ise parlak bir ayna, onu hep temiz tutmalı ki; üzeri toz tutmasın."Zen, kişinin aklının bağımsızlığını ve engellenmemiş olmasını ister. Zen yalnızca, derin bir ahenk içinde, gece gündüz ile ahenk içindedir. Mevcudiyet, yokluk ile ahenk içindedir. Bu engin ahenk, Zen’in doğasıdır. Sevgi, saygı içeren ve hiçbir şeyi kınamayan bir yaşam biçimidir.

Zen: Bir Yaşam Yolu