Merhaba!

Transandantal meditasyon tekniğinin uygulanmasında zihnin faal yüzeyinden sakin derinliklerine doğru dalınır. Düşünceler zihnin derinliğinde fark edilmez empülsler (dürtü) olarak doğarlar ve şuurlu düşünme düzeyine doğru yükselirken açıklık kazanırlar. TM (Transandandal Meditasyon) tekniği, zihnin, bir düşüncenin gelişimindeki daha önceki aşamaları şuurlu olarak deneyimlemesini mümkün kılar, ta ki zihin düşünme sürecini aşsın ve düşüncenin kaynağına erişsin. Peki düşüncenin kaynağı nedir? Düşünceler sinema görüntüleri gibi canlanabilmek için şuura, yani zihnin ekranına ihtiyaç duyarlar. Bir insan düşünebilmek için şuurlu olmalıdır. Eğer kendimizi uyanık tutarak bir düşüncenin sistemli ve tedrici bir şekilde sönüp gitmesini sağlarsak, en sonunda bu şuur ekranını saf bir halde deneyimleriz. İşte düşüncenin kaynağı budur.

Saf şuur ekranı, düşüncenin bulunmadığı basit içsel uyanıklık halidir. Maharishi Mahesh Yogi düşüncenin kaynağı için, “şuurun en az uyarılmış hali” tanımını kullanmaktadır. Bir düşünce zihin yüzeyine çıktığı zaman, tıpkı okyanusun yüzeyini uyaran dalga gibi kişinin şuurunu uyandırır. Düşüncenin bulunmadığı şuuru deneyimlemek, şuurun en az uyarılmış halini deneyimlemek demektir. TM tekniğinin zihnin en az uyarılma haline ağırlık vermesi bu yüzden doğaldır. TM tekniği düşünce sürecinin ötesine geçme ve onu aşma aracıdır. Zihni kendi haline bıraktığımızda düşünme çabasız bir süreçtir, zihin ardı ardına düşünceler üretir. Düşünmek için hiçbir çaba gerekmediğinden, doğal olan düşünce süreci de zihnin düşüncenin ötesine geçmesine direnç göstermez. Böylece TM tekniği, zihnin düşünmeyi aşmaya karşı doğal eğilimini kullanmış olur. TM tekniğini uygulayan kişi, zihni yavaşça içeriye doğru yönelterek onu doğal eğilimini izlemeye bırakır. Böylece zihin karanlık bir odada loş ışığa doğru yürüyen bir insan gibi düşüncenin kaynağına akacak, atılan her adım bu ışığın şiddetini artıracaktır.

TM tekniğiyle düşüncenin kaynağına varıp orada 20 dakika süreyle zihnin en sakin düzeyinde kalınabileceğini düşünmek yanıltıcıdır. Meditasyon süresince birkaç dalış yapmak gerekir. Zihni düşüncenin kaynağına çektikten birkaç dakika sonra zihin tekrar faal düşüncenin yer aldığı yüzeye doğru yükselecektir. Yapılacak iş, kolayca ve rahatça düşüncenin kaynağına tekrar dalmaktır. TM tekniği bir trans hali değildir, aksine kişiyi çevreye karşı daha uyanık hale getiren dinamik bir süreçtir. TM tekniğinde, zihni düşüncenin kaynağına indirecek bir mantra kullanmak gerekir. Mantralar ses nitelikleri ve yapıcı etkileri için seçilirler, mantra ayrıca zihni ve bedeni yatıştırır. İnsanlar değişik yapıda oldukları için belirli tek bir mantra herkes için aynı sonucu vermez. Her kişi için uygun olan mantra ehliyetli bir TM öğretmeni tarafından verilmelidir. Mantra seçimi Veda’lara kadar uzanan bir geleneğe dayanır. (Sayfa: 11-13)

Mantra, merkezi sinir sistemiyle bağlantısı olan çok güçlü bir girişi temsil eder. TM tekniği uygulayan insan, ömrü boyunca mantrasını binlerce kez tekrarlayarak bir dizi değişikliğe yol açar. Maharishi mantranın esasının rezonans olduğunu, merkezi sinir sisteminin bioritmleriyle rezonansa girdiğini söylemektedir. Doğru seçilmiş bir mantra rahatlatıcı ve yapıcı etkiler meydana getirir, yanlış seçilmiş bir mantra ise rahatsız edici ve zararlı etkilere yol açar. Yanlış seçilen mantranın sonuçları hemen ortaya çıkabileceği gibi birkaç yıl sonra da görülebilir. Doğru mantra merkezi sinir sistemini maksimum düzeyde rahatlatır ve düzene sokar. TM tekniği uygulanırken düşünce süreci bedeni yoğun faaliyetten daha az yoğun faaliyete yönlendirir. Mantra bu süreci sessizce destekler ve zihinle bedeni sessizliğin düşük dereceli faaliyetinden konuşmanın yoğun faaliyetine yöneltir. Transandantal Meditasyon uygulaması dışında kullanılan mantra, meditasyon sırasındaki etkisini kaybeder.
(Sayfa: 13-16)

TM tekniğinin uygulanması sırasında metabolizma oranında bir düşüş, otonom sinir sisteminde gelişmiş bir dengelilik ve beynin elektriki faaliyetinde artan bir düzenlilik meydana gelmektedir. Ayrıca TM programı uygulamalarında yüksek tansiyonun düştüğü, soluk alıp verme oranlarının azaldığı, astımın şifa bulduğu, hastalıklara karşı direncin arttığı gözlemlenmiştir. Sıkıntı, depresyon, sinirlilik ve uyuşturucu kullanımında belirgin azalmalar meydana gelmiş, zeka, yaratıcılık, dengelilik ve hafıza performansı daha da gelişmiştir. (Sayfa: 17-20)

Yapılan bilimsel deneyler, TM tekniği uygulandığında beyin dalgalarının belirli bir frekans tekdüzeliliği gösterdiğini ortaya koymuştur. Beynin elektriki faaliyeti daha eşzamanlı olmuş, gürültüden ziyade müzik gibi tezahür etmiştir. (Sayfa: 22)

TM dışındaki meditasyon tekniklerinin çoğu şu iki kategoriye girer. Konsantrasyon ve kontemplasyon. Konsantrasyon teknikleri, zihni belirli bir düşünce, his, hayal veya bedenin belirli bir bölgesi ya da bir obje üzerinde odaklamak için gösterilen çabayı kapsar.Tipik konsantrasyon teknikleri solukları sayma, gözleri mum ışığına dikme, zihnin ekranında bir ışık hayal etme, zihinde belirli bir düşünceyi tutma ya da zihni boş bırakma gibi tekniklerden oluşur. Konsantrasyon tekniği gelişigüzel düşünceleri zihinden atmayı ve zihin ne zaman dalgalanma eğilimi gösterse konsantrasyon objesi üzerinde tutmayı gerektirir. Hindistan’da uygulanan tekniklerin çoğu konsantrasyon türündendir. Nihai hedefi kişinin aydınlanması olan bu teknik, uzun yıllar süren disiplinli bir uygulama sonucunda elde edilmektedir.

Kontemplasyon teknikleri ise, önemli bir fikir ya da soru hakkında, örneğin Tanrı, sevgi, ben kimim gibi konularda sınır tanımayan bir şekilde düşünmeyi kapsar. Sorun çözme faaliyetinden tamamiyle farklı olan kontemplasyon çoğunlukla filozoflar ve keşişler tarafından uygulanır. Entelektüel ufku genişleten bu yöntem, zihnin faal yüzeyini keşfetmekle ilgili bir tekniktir. (Sayfa: 49)

Altın Çağ Bilgileri - CİLT : 2
BİLİM ARAŞTIRMA MERKEZİ YAYINLARI