Merhaba!

Örnek:1

Büyücüler, egolarının ölüm acısına katlanırlar ve
yeniden doğmanın coşturucu sevincini tadarlar.

Doğar doğmaz, bir bebeğe, binyılların bayatlamış
şablon kişisel senaryo ile, içinde yaşadığı dünyaya
ilişkin standart kalıp bir dünya tanımı empoze edilir.
Bebeğin, bu yutturmacaları reddetme şansı yoktur.

Büyücüler, farkındalıklı kişiler olarak, yedikleri bu
kazığı sindiremeyip, ondan kurtulma yolunu seçerler.
Yani, uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra, bencillik/
ego senaryosuyla dünya tanımını silerler. Bu silme
sürecine mecaz olarak "ölüm", ardından görkemli
senaryosuzluk ve tanımsızlığa da "yeniden doğuş"
diyoruz.

Örnek:2

Büyücüler, farkındalıklarını geliştirebilmek amacıyla erk
ve enerji biriktirirler.

Bebek büyüyüp az da olsa farkındalığı geliştikçe, yaşamı
boyunca alışageldiği zırhlarından, prangalarından kurtulmak
için büyük miktarda enerjiye gereksinme duyar. Büyücüler
buna "erk biriktirmek" derler.
Tekdüze modern yaşamın bunaltıcı kalıplarını kırıp, yeni ve
daha insanca senaryolar üreterek farklı yaşam düzeylerine
geçebilmek için, ekstra erk birikimi kaçınılmazdır.

Ne var ki, birçok aydın kadın ve erkek, bu erk biriktirmeyi,
başkaları üzerinde üstünlük kurma ve zorbalıkla eş tutarlar.
Oysa, hedeflenen erk birikimi, yalnızca “yanlış senaryo ve
tanımların diktatörlüğünü ve kıyımını silip atma” savaşında
kullanılır.

Örnek:3

Büyücüler, kendilerini çevreden ve başka insanlardan ayrı,
onlara yabancı varlıklar olarak görmezler.

Başıma en çok gelen bir açmazdır bu: zira, ne kadar zeki
ve okumuş da olsalar (aslında, okumuş oldukları için salt
entelektüel yaklaşımı benimsediklerinden ötürü), sıradan
kişiler kendilerine duyulan ilgiyi, yakınlaşma isteğini, aşkı,
aşılanan senaryo gereği, daha kendi duygu ve bedensel
dürtülerinin farkında olmaksızın, “yabancılardan uzak dur”
kuralına uyarak dışlarlar ve birtakım köhne nedenlerden
dolayı kendilerini savunma stratejisini benimserler.

Oysa büyücüler şöyle davranır: insanın teni, sıradan insan
için, kendisini dış dünyadan, başka insanlardan yani nesne
ve yabancılardan ayıran bir zırhtır, bir sınırdır. Onun için
onlara dokunmak, onlara temas etmek istemeniz, onların
pek korktuğu, dehşet verici yasak bir olgudur.

Büyücü için ise, teni, kendisini dış dünyadan/başkalarından
ayıran sınır değil, tam tersine, ilgi duyduğu şey ve kişilerle
temasa geçmeye, onlarla bütünleşmeye olanak sağlayan bir
serbest limandır, bir alışveriş noktasıdır.

RÜYACI-FLORINDA DONNER
Don Juan’ın Kadın Çömezlerinden
Çeviren/NUR YENER