Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 Toplam: 9
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Ruhsal Mesajlar/Goethe

    Merhaba!

    Ay meselesini ısrarla istediğinizi biliyorum.
    Daha önce de bir çok Dünya insanı, Ay'a ve diğer
    başka gezezegenlere gidip ve tekrar dünyaya
    dönmüşlerdir. Fakat susmaktadırlar.
    Zamanı gelince konuşacaklardır.
    Çünki şimdi, kimse onları anlayacak ruhsal
    seviyede değildir.

    Şu anda herkesin bildiği üç dünyalı Ay üzerinde
    bulunmaktadır. Fakat herkesin bilmediği pek çok
    dünyalı da Ay'da yaşıyor. (20.7.1969)

    Er geç bunlar açıklanacaktır.
    Dünya halkını paniğe kaptırmamak şarttır.
    İlâhî düzen tedric ister.

    Astronotların indiği yer çöl manzarasındadır.
    Çölde bitki olur mu?
    Fakat atmosferi hissedeceklerdir.
    Bu bile aşamadır.
    Hakikatleri gizledikleri için onlara kızma,
    sahtekârlıkla itham etme.
    Bir çok hakikatler gizli kalmaktadır ve şimdilik
    gizli kalmalıdır.

    Ay'da hayat var mıdır, yok mudur diye sormak
    dahi olumsuzdur.
    Ay yaradılmıştır.
    Belli bir göreve atanmıştır.
    Ay yaşayacak, görevini ifa edecek ve yaşatacaktır.

    Ay'da insan vardır.
    Ay'da bitki fazladır.
    Ay'da hayvan vardır.

    Ay insanı sizi tanıyor.
    Ay insanı tekâmül vetiresini hayli ilerletmiştir.
    Diğer gezegenlerden gelen insanlar ve bilgiler,
    Ay insanını, dünya insanından önce uyandırmıştır.
    Ay insanı, Dünya insanından farklı değildir.
    Biçimsel benzeyiş dolayısı ile, dünyanızda yaşayan
    Ay'lıları tanımakta güçlük çekiyorsunuz.
    Tanısanız, onlar çalışamayacaklar ve sizlere gerekli
    bilgiyi aktaramayacaklar, uyandıramayacaklardır.
    Zamanı gelince ve her şey anlaşıldığında, Ay'lılar
    ile Dünya'lılar bir kardeş olarak birlikte yaşamasını
    öğreneceklerdir.

    Ay'daki yaşamın farkı şudur:

    Ay'da yaşam, Ay üzerinde olmakla beraber, Ay'ın
    tabiatı icabı yeraltı şehirleri kurulmuştur.
    Krater gibi gördüğünüz delikler, yeraltı şehirlerinin
    giriş ve çıkış kapılarıdır.

    Fakat, Ay üzerinde de Ay'lıların bir çok enstelasyonları/
    installation/kurgusal montaj/donanım/us/yerleşim
    alanları vardır. Bu enstelasyonlar sizinkilerden çok
    farklıdırlar. Işığı, havayı, kozmik ışınları ve radyasyonu
    alır, içeriye şehirlere verir. Ay'lı, dışarıda da yaşıyabilir.
    Fakat bunun güçlükleri vardır. Bitkiler de hem içeride
    ve hem dışarıda yetişir.

    Ay bir enerji deposudur.
    Fazla enerji Dünyaya akar.
    Yalnız Güneşin ışınlarını yansıtmakla kalmaz. Bizatihi
    kendi bünyesinde mevcud enerjiyi de Dünyaya aktarır.
    Ay ışığında, dünya insanlarının romantik duygulanımları,
    ferahlık hissetmeleri, daha çok sevgi verebilmeleri
    bundan dolayıdır. Gelen Ay enerjisi, toprağa ve bitkiye de
    hayatî önem taşıyan gıdayı ulaştırır.

    Dünya yalnız değildir.
    Ay'da da dünya problemi önemlidir.
    Ay'ın mevcudiyeti ile Dünya'nın mevcudiyeti birbirine
    bağlıdır ve Ay'lılar bunu müdriktirler.
    Fakat Dünyalılar henüz bu durumları anlayamıyorlar.

    TEMEL ALT YAPI KİTAPLARI
    CİLT : 2
    BİLİM ARAŞTIRMA MERKEZİ YAYINLARI

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Yüksek Rehber Ruh GOETHE’den Mesaj (1968) : “Gözünden ırak olan emeller gönlünden de ırak olsun! Gerçekleşmesi imkansız ihtiraslar seni boşuna kasıp kavurmasın! Sana verilen layık olduğundur. Azlık çokluk görecedir, neyin az neyin çok olduğunu sen bilemezsin. Çokluk olarak gördüğün nimetler aslında birer rüyadan, hayalden ibarettir. Tanrı sana neyin gerektiğini senden iyi bilir, layık olduğun şey bugünkü durumundur. Sen iyinin ta kendisi, bizatihi nimetin özüsün! Tanrı sana tüm nimetlerin tohumlarını fazlasıyla vermiştir. Tanrı isteyene daha fazlasını verir, ama bu veriş varlığı perişan eder, helak eder! İstemeyen, hakka rıza gösterense gerçeğin ne olduğunu sezdiği için doğru yoldadır. Susmak kaderin gereğidir, susmak insanı felaketlerden korur. Susunuz, düşünce, istek ve ihtiraslarınızı susturunuz!

    “Ey asiler, ey ilahi adalete rıza göstermeyen inkarcılar, ey her şeyi bildiğini sanan gafiller, zaman yaklaşmış ufuklar ağarmaya başlamıştır. Hala gerçeğe sırtınızı dönüyor, hala görmek istemiyorsunuz! Görmek istemeseniz de size gösterilecektir. Ey din adamları, ey bilgin geçinenler, her şeye vakıf olduğunu sanan gafiller, lütufkar Tanrınız size bir kere daha yardım edecektir. Sizler birer hiç, birer gafil, birer cahilsiniz! Gözlerinizdeki perdeyi araladığınız zaman tüm yaratılmışların bir ve aynı olduğunu göreceksiniz.

    Dinlerinizle, sahte ve uydurma hikayelerinizle Tanrının ışığını karartmaya çalıştınız, ama başaramadınız, başaramayacaksınız da! Uçurumun kenarındasınız, uygarlık dediğiniz uydurmalarınızı, konforunuzu, cehaletinizi ebediyen kaybetmek üzeresiniz! Yeryüzünü talan etmek niyetindesiniz, ama buna izin verilmeyecektir. Yıkımın eşiğinde bulunduğunuzu yakında size göstereceğiz. Tanrı size yine acıdı da bereketinin meyvelerini sunuyor. Dinlerinizi uydurma hale getirdiniz. Ne deniyor Kuran’da, okuyun ve anlayın. Okuyor ve anlıyor musunuz? Hayır, papağan gibi kelimeleri tekrarlayıp duruyorsunuz!

    “Size haberciler gelecektir, size bildirilecektir. Diğer gezegenlerdeki varlıklar şükrederler, ama siz inkarı meslek edindiniz. Gelecekler ve size bir hiç olduğunuzu gösterecekler. Ulu Tanrı size bilgili insanlar gönderdi, onları inkar etiniz, dövdünüz, hakaret ettiniz, uydurduğunuz şeylere uydunuz. Gelecekler, geliyorlar, her gün, her saat, fakat görmüyorsunuz, göremeyeceksiniz. Onlar sizi sınıyorlar, belki anlarlar da akıllarını başlarına toplarlar diye. Gördüğünüz zaman telaştan kaçacak delik arayacaksınız! Rab şimdilik bunu erteledi, erteliyor. Fakat yakındalar, sesleri ve hareketleri duyuluyor.

    Siz artık terbiye edileceksiniz, bunu hak ettiniz! Nükleer enerjiyi çocuk oyuncağı mı sanıyorsunuz? Japonya’ya savurduğunuz atom zehiri sizi ürkütmedi mi? Hala uçan daireleri inkar ediyorsunuz, yakında var olduklarını göreceksiniz! Uyanın ey gafiller, inkar ettikleriniz tepenizde her gün sizi izliyorlar. Tanrıdan gelen emir onları bekletiyor. Zamanı var, anlayacaksınız, pek gecikmeyecek! Ülkeleriniz, şehirleriniz tarumar edildiğinde aklınız başınıza gelecek! Onlar işaret bekliyorlar. Sizi onlar mahvetmeyecek, onlar zararlıları temizleyecekler, zararlıları buradan alıp sürecekler, ıslahhanelere, ıslah gezegenlerine sürecekler! Sürüldüğünüz yerde sapkınlık size nasip olacak mı sanıyorsunuz?

    “Size verilenler, sizin verdiklerinizden kat kat fazla değil mi? Tanrıya ne verdiniz, onun kullarına ne verdiniz? Verdiyseniz bile can sıkıntınızı defetmek için verdiniz! Sizce bu hayır mıdır? Ey kainatın geri kalmış varlıkları size sesleniyorum, uyanın ve çevrenize bakın, fakirleri doyurun, açları, hastaları gözetin. Siz şehvetin, maddi gösterişin esiri oldunuz. Oldunuz da ne oldu? Gaflet, sapkınlık, huzursuzluk ve ıstıraptan başka ne elde ettiniz?”
    Sayfa: 5-10

    devam edecek...............

  3. #3
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!


    Yüksek Rehber Ruh GOETHE’den Mesaj (1968) :

    “Tanrının inkarı, insanın kendini inkarıdır! İnkar yokluğu gösterir, sen var mısın yok musun? Var isen O da vardır. Yokluk görece bir terimdir, yokluk yoktur, varlık vardır. Her yerde, her şeyde varlık vardır. Maddeye esir olmayınız, maddeden faydalanınız, maddeden aldığınızı fazlasıyla maddeye vermekle yükümlüsünüz. Madde sizden sevgi istiyor, sevmeyen maddeden yararlanamaz!

    “Şeytan senin beynindedir, o ruhuna musallat olmuş bir parazit gibidir! Şeytan sevgisizlikten hoşlanan bir ifrittir, senin zaafını, iradesizliğini bekler. Kırık bir gönlü yapmak senin doğal halin olmalıdır. Doğa sana her şeyiyle nasıl hizmet ediyorsa sen de başkalarına öyle hizmet etmelisin. Sürekli istemek bir enerji israfıdır, enerji kaynaklarını kurutursan neyi isteyeceksin? Sana verilmemesi gerekeni kaynakları zorlayarak almaya çalışmamalısın. Kader doğal bir hayat çizgisidir. Haram yemeyiniz ve yedirmeyiniz, düşünce ve ince sezgileriniz haramı tanır, haram yerseniz perispiriniz yanar. Doğaya aykırı davranış perispiri düzenini bozar ve sizi hasta eder! Şeytan haramla beslenenin vücudunu ve ruhunu istila eder, orada kendine uygun auralar yaratır.

    Alan vermeye alışmalıdır, vermediği takdirde kendisinden zorla alınır ve zor insanı hastalığa sürükler. Aldıklarınızı verirseniz onlarla başkaları da geçinir ve evrimini tamamlar, tamamlanan varlık ise vermeyi sürdürür. Bu doğal akışı bozarsanız siz de bozulur, hasta olursunuz! Hastalık mikrop işi sayılmaz, hastalık mikrobu davet eden bir zeminle başlar, bu zemini bulamayan mikrop üreyemez, üremediği sürece de vücuda yayılamaz. Hastalığın zemini hazırsa istediğiniz kadar ilaç alın mikrop vücuda yayılacaktır. Önce zemini yok etmelisiniz, ilaçlar zemine tesir etmezler. Beyni ve ruhu temizlerseniz zemin temizlenmiş olur, bağışıklık dediğiniz şeyin mekanizması budur. Hücreyi koruyacak olan ruhunuzdur, çünkü hücreler de ruh sahibidir. Ruha musallat olan şeytan ve onun saptırıcı fikirleridir, vücuda musallat olanlar ise şeytan işi içki ve uyuşturuculardır.

    “Kanseri yaratan sadece sigara değildir, kanser sevgisizliğin ürünüdür, onu tedavi etmeniz için önce ruhu tedavi etmeniz gerekir. Ellerinizi hasta uzvun üzerine koyup Rab’den yardım dileyiniz, O size kudretini gönderecektir. Hırslar çoğaldığı için kanser artmıştır. Ruh sürekli sevgi denen gıdaya muhtaçtır, sevgiden yoksunluk onu dejenere eder. Bu dejenerasyon ölümle son bulmaz, biz o ruhları burada da tedavi ederiz. Bedene hakim olması gereken ruh kendini bedene teslim etmiştir. Ruh evrenlere kök salan alıcı verici bir istasyon gibidir, onu serbest bırakırsanız evrendeki tüm alemlerden, yıldızlardan güç ve kudret alırsınız. Size yardım gelecektir, buna rağmen insanlık düzelmezse ilahi adaletin hükmü yerine getirilecek, hasta unsurlar dış müdahaleyle dışarı atılacaktır, atılmayanlar ise zararsız hale getirileceklerdir.” (Sayfa: 10-19)

    devam edecek.............

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!


    Yüksek Rehber Ruh GOETHE’den Mesaj (1969) :
    “Maddi ve manevi kavramlar ayrı şeyler değildir. Maddi olan her şey aynı zamanda manevi nitelikler taşır, dolayısıyla manevi olarak gördüğünüz her ruh bir parça maddidir. Maddeden gelen enerjiler ruhun evrimini sağlar, maddi tesirler ruhta ölümden sonra da vardır. Perispirisiz ruh düşünülemez, perispiri yarı ruhsal yarı maddesel bir karakterdedir. Ölüm ötesinde bile ruh maddeye tesir eder. Ruh, perispiri olmadan dünyada enkarne olamaz, maddeye etki edemez, bedeni meydana getiremez. Madde ruha bağlıdır, bu yüzden ruhla birlikte bulunur, ruhla ilişkisi olmayan tek bir atom bile düşünülemez. Mutlak atalet diye bir şey yoktur, maddeyi severken o maddeyi idare eden ruhu da sevmiş olursunuz. Madde sürekli enerji alıp veren bir akü gibidir, enerjisini koruyabilmek için ruhla ilişki kurmak zorundadır. Şuursuz ve ruhsuz hiçbir enerji düşünülemez.”
    (Sayfa: 20-21)

    Yüksek Rehber Ruh GOETHE’den Mesaj (1969) :
    “Eğer ruh gözüyle görebilseydiniz ne kadar çok canlı ve cansız varlıkla çevrili olduğunuzu görecek ve şaşıracaktınız, siz yapayalnız değilsiniz. Ama yalnızlık duygusu sizi transa geçirerek antenlerinizi maddi ve manevi alemlere yöneltmenize sebep olmaktadır. Ancak kendini yalnız hisseden insan düşüncesini bir noktada yoğunlaştırabilir. Eşyalarınızı düzenli tutunuz, düzensiz manzara düzensiz enerji yayını demektir, düzensiz yayın sizi etkiler. Hastalıklarınızın nedenini şanssızlık, talihsizlik olarak algılamayın, hastalıkların sebebi kendinizsiniz! Hırsınız, egonuz, merhametsizliğiniz, dağınık düşünceleriniz hastalıkların esas nedenidir, mikropların etkisi ondan sonra gelir. Siz zemini hazırlamazsanız mikroplar oraya yerleşemez.”
    (Sayfa: 24-27)


    devam edecek....

  5. #5
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!


    Yüksek Rehber Ruh GOETHE’den Mesaj (1970) :
    “Gerçek sevgi seksin bittiği yerde başlar. Seks ilahi sevgiye ulaşmakta bir basamaktır. Kendi çocuğunu severken Tanrının sana emanet edilmiş bir kulunu seviyorsun, sen onunla sınavdan geçiyorsun! Seks almayı değil, vermeyi öğreten bir alıştırmadır. Çocuğuna vereceksin, öldükten sonra da vermeye devam edeceksin, seksüel arzunun asaleti budur. Seksüel arzu ve davranışlar, ruhsal alemde hazırlanmış bir planın uygulamasıdır. Seksüel olaylar dizisi evrim sürecinde fazla önem verilecek şeyler değildir. O bir hedef ve amaç değil bir aşamadır. Onu bir hedef gibi algılayanlar afyon yutmuş hayalperestlere benzerler. Severken ruhunuzla seviniz, ruhunuzla severseniz vücudunuz diğeriyle kaynaşır, alır verir ve ruhlar aleminde yankılar uyandırır. Siz ana karnına düşen bir yavruyu koparıp almakla hem bir ruhu görevinden alıkoyuyor, hem de görevli yüce ruhların planlarına aykırı hareket etmiş oluyorsunuz! Zorunluluk olmadıkça çocuk aldırmak size sorumluluk yükler. Zorunluluğun derecesini vicdanınızla belirlemelisiniz.
    “Kadın ve erkek ruhu diye bir şey yoktur, sadece ruh vardır. Ruh, fonksiyonu gereği kadın veya erkek gibi görünmektedir. Kuran’da dendiği gibi insan varlıkla denenir, kimi insan da yoklukla sınavdan geçirilir. Şüphesiz yokluk sınavı daha çetindir, ama meyvesi de o oranda verimlidir. Varlık sahibi olanlar genellikle sevgiye uzak olanlardır, başkalarının sevgisine ihtiyaçları olmadığını sanırlar, oysa sevgiye esas muhtaç olanlar onlardır! Varlıklarının Tanrının bir lütfu olduğunu bilmez, hakları olduğunu sanırlar, onlar da bu şekilde sınavdan geçerler. Sizin varlıklı sandığınız kişiler bize göre fakirden de fakirdirler, çünkü onlar sevgiye uzak olanlardır, sevgiye uzak olanlarsa hastalığa yakındırlar! Gurur merhameti ve sevgiyi öldürür, gurur sevgi vibrasyonlarını geri çeviren bir kalkandır.Varlık sevgidir, varlık merhamettir, varlık alçakgönüllülüktür. Sizin cansız kavramınız beş duyunuzla sınırlıdır, duyularınızın dışına taştığınızda her yerin canlı oluğunu görür, tanır ve bilirsiniz.
    “Peygamberi kendi ırklarına veya uluslarına mal edenler onu hiç tanımamış olanlardır. Onlar hiçbir ırk ve ulustan değildirler. Peygamber olan yüce ruh birçok gizli güçle donatılmıştır, mucize dediğiniz olayları Tanrıdan aldığı güçle meydana getirir. Mucizeler Hz.İsa ile son bulmuştur, mucize olmadan görev yapan peygamberin işi daha zordur, bu görev yüce ruhlardan birine verilir. Muhammed’in hiç mucizesi yoktur, ama o yine de ruhları terbiye etmiş, cahil kafalara bilgi aktarabilmiştir!
    “Başka gezegenlerden gelenleri iyi dinleyiniz, onlar size sizi anlatıyorlar, teknolojilerinin üstünlüğünü hayal bile edemezsiniz. Kainatın bomboş olduğunu sanmak ancak size has bir fantezidir! İlahi birçok kanaldan size bilgi yağdırılıyor. Şimdi hayat süreniz eskiden olduğu gibi uzamaya başlamıştır. İklim şartlarınız kozmik devrin gereklerine uyarak değişmektedir, değişiklikler çeşitli yönlerde olacaktır. Ay’a gidiş ilk aşamadır, yakında kitlesel uzay seyahatleri olacak ve düşünceleriniz değişecektir. Galaksiniz ve dünyanız yeni bir galaktik devreye girmiştir, bunun sonuçlarını peyderpey göreceksiniz. Son hedef diye bir şey yoktur, mutluluk her hedefte başka bir realiteye ve veriteye yönelir. Gerçek mutluluğa hiçbir zaman ulaşamazsınız! Mutlak mutluluk ancak Tanrı varlığında gizlidir.
    “Tanrıya ulaşmak hiçbir ruh için mümkün değildir, bunun aksini söyleyen fikirler birer safsatadır! Yaradan yaratıklarından tamamen ayrıdır, ama o yine de yaratılışın her zerresinde mevcuttur. Kutsal sır buradadır, tasavvuf dahil hiçbir düşünce bu gerçeği kavrayamamıştır, kavraması da beklenemez. Hiçbir kalıba ve tahayyüle sığmayanı nasıl kavrayabilirler ki ?
    “Dünyanız her seferinde sıfırdan işe başlamış değildir. Doğal afetler bazı bölgeleri yok ettikten sonra bile fikirler başka bölgelere akmış ve evrim hiç durmamıştır. Galaksiniz başka manyetik alanların, başka duygu ve düşüncelerin etkisine girmiştir, bunun sonuçlarını almaya başladınız bile. Sevilen her varlık Tanrının yarattığı bir nesne olduğu için sevilmelidir, bir nesne olduğu için değil! Bedeninizi iyi koruyunuz, tüm hücre ruhlarının sorumluluğunu taşıyorsunuz. O hücre ruhları eğitilmek ve evrimleştirilmek için size emanet edilmiştir. Sevmek mutluluktur, zihnen tenkitçi olmayınız, hoşgörü ve sevgi dolu olunuz. Tanrının yarattığı doğada asık suratlılık ve sevgisizlik yoktur!”
    (Sayfa: 29-40)

  6. #6
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Yüksek Rehber Ruh GOETHE’den Mesaj (1970) :
    “Her peygamber kendinden öncekini doğrulamış, şeriati tamamlamak için geldiğini söylemiştir. Aynı şeyi hem İsa’da hem de Muhammed’de görebilirsiniz.
    Musa’da, Yakup’ta, Davut’ta ve Süleyman’da da aynı açıklamalar vardır.
    Yeryüzüne bedenli olarak gelen peygamberler güneş sisteminizden gelmiş değillerdir,
    Cünkü güneş sisteminizdeki süreçler birkaç bin yıllık farklılıklar arz eder.
    Birkaç bin yıl sizin için önemli olabilir, ama kainattaki ölçülere göre önemsizdir.
    Sizin ömür süreniz çok kısadır. Öyle dünyalar vardır ki, orada bir ömür on bin sene sürebilir.
    Galaksiniz içinden de peygamberler gelmiştir, ama daha üst bilgiler galaksinizin dışından gelmiştir. Galaksilerin merkezleri bilgi bakımından daha gelişmiştir, en yüksek realite veya verite merkezlerde bulunur. Merkezden uzaklaştıkça bilgi azalır, dünyanız galaksi merkezinin epey dışındadır. Her peygamber bir öncekinden evrim bakımından daha ileridir.
    “Dünyanız yüksek vibrasyonlarla yıkanmaktadır, onları alacaksınız, bundan kaçamazsınız. Bitkinize, hayvanınıza, gıdanıza bu vibrasyonlar sinecektir. Vibrasyonlara uyum sağlayanlar varlıklarını devam ettirecek, sağlayamayanlar yeryüzünden silineceklerdir! Bu tesirler fiziksel ve kimyasal tesirlerdir, ruhi tesirleri zaten devamlı almaktasınız. Güneş sistemindeki sizden ileri kardeşleriniz halinize acıyor, sizi bir evlat gibi himaye etmek istiyor ve uyarıyorlar. Gelen tesirler direkt bünyenize yönelmiştir, eğer alışık değilseniz bünyeniz tahrip olacaktır!
    “Benim dinim doğru öteki yanlış demeyiniz, hepsi doğrudur, hepsi birbirini tamamlayan bilgilerdir. Uzaylı kardeşleriniz sizi ziyaret edecekler, onları iyi karşılayınız, talimatlarından dışarı çıkmayınız, onları seviniz ve sayınız. Aslında onların aleminde her gece uykunuzda dolaşıyorsunuz, fakat hafızanızın perdesi örtüldüğü için hatırlamıyorsunuz!
    “Ben Alman şairi Goethe değilim, medyum bu ismi beğendiği için kullanıyorum. Ruhlar aleminde isim yoktur, ruhlar aleminde belirleyici olan bilgi seviyesidir. Ben en son deneyimimi yapıp ruhlar alemine döndüğüm zaman henüz sizin dünyanız mevcut değildi! Bulunduğum yerin üst planlarında peygamberlerin varlığını hissediyorum. Hz. Adem’i göremiyor ama hissediyorum. Adem sadece dünyanın değil, tüm madde kainatının atasıdır, ilk bedenlenmiş varlığıdır.
    İsa, “Allah’ın Oğlu” olarak nitelendirildiği için çok üzgündür, bu yanlışın düzeltilmesi için dua etmektedir, bunu rahiplere ve papaya duyurunuz, sapkınlıktan uzaklaşsınlar, İsa’nın ruhuna azap çektirmesinler! Evet o babasız doğmuştur, daha doğrusu onun ruhu Hz. Meryem’in ruhuna akmış ve bir sempatizasyon meydana gelmiştir, kozmik tesirler bir tohumlama meydana getirmiştir. Bu çeşit olaylar yüksek düzeylerde ve diğer güneş sistemlerinde alışılmış şeylerdir ve sık sık meydana gelmektedir!”
    Sayfa: 41-57

  7. #7
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Yüksek Rehber Ruh GOETHE’den Mesaj (1971) :

    “Kainatta rastlantı yoktur, her şey en ince ayrıntısına kadar yüce bir yasaya bağlıdır.Yüce olan tarafından planlanmış, tespit edilmiş ve bedenlenecek insana anlatılıp onayı alınmış, sonra da uygulamaya konmuştur. Hiçbir insan rastlantı sonucu dünyaya gelmiş değildir, doğum ve ölüm kesin bir başlangıç ve sondur, bunu hiçbir insan iradesi değiştiremez. Filanca falancayı öldürdü derken, aslında o insan diğerinin ölümüne aracılık etti demek gerekir, çünkü onun hangi gün, hangi saat, hangi salisede öleceği önceden planlanmıştır. Her şey Tanrının koyduğu kurallar içinde cereyan eder, hiç kimse bu yasaların dışına çıkamaz, sadece yasanın işleyişini etkileyecek davranışlarınız olabilir. İyi hareket iyi sonuç, kötü hareketse kötü sonuç doğurur, seçim insanın elindedir. Tanrıyı ve ilahi yasaları suçlamadan önce insan suçu kendinde aramalıdır. Istırap dediğiniz şey aslında bir lütuftur, olgunlaşmayı sağlayan bir lütuf!
    “Ruh vücudun içine hapsolmuş değildir, kainatın her zerresinde mevcut bir kudrettir. Her hücrenizde bu ruh vardır, bu yüzden insan milyarlarca hücre ruhuna hükmetmektedir. Her organda da bir ruh vardır, bu kademe kademe yükselir, en tepede insanın idareci ruhu, yüksek benliği vardır. Bir insan katlettiğiniz zaman milyarlarca hücre ruhunu da katletmiş olursunuz! Bu hücreler size emanet edilmiştir, onları yüceltin evrime yönlendirin diye size teslim edilmiştir. İntihar ettiğinizde bu sorumluluktan kaçmış olursunuz. Ölümden sonra dirileceğinize inanmıyorsunuz, oysa bedeninizdeki hücreler her gün ölüyor ve yerini yenileri alıyor, bu ölüp dirilme değil midir?
    Bunu yapabilen Tanrı gerçek ölümden sonra sizi diriltemez mi? Eğer kainatta hiçbir şey kaybolmuyorsa düşünce nereye gidiyor? Siz beyin dalgalarını ölçebilirsiniz, ama düşünceyi ölçemezsiniz. Düşünce ölümsüzdür, o her yerdedir, değişen sadece vasıtadır, bedendir. Siz öldükten sonra hücre ruhlarıyla ilginizi hemen kesmezsiniz. Tüm hücreler tam anlamıyla ölene kadar hücrelerin her birini yanınıza alıp götürürsünüz. Ruhun haberi olmadan hiçbir organda en küçük bir değişiklik ve arıza olamaz.
    “Siz uykuda ruhsal bir hayat yaşarsınız, uyku bir okuldur, bir öğrenimdir. Hem ruhun beyni terbiye etmesi, yani tüm hücreleri beyin vasıtasıyla uyarması, hem de ruhun idareci yüksek benlik tarafından terbiye edilmesi uyku sayesinde olur. Bunu ancak bedenden kurtulduğunuz zaman anlayabilirsiniz, maddi beyninizin bunu idrak etmesi olanaksızdır. Bu yüzden, uykudan uyandıktan sonra hiçbir şey hatırlamazsınız, kırık dökük rüyalardan başka.
    “Evrimin amacı, sevgi vasıtasıyla ilahi sevgiye ulaşmaktır. Sevgiye ise herkese ve her şeye hizmet ederek ulaşırsınız, evet sevgi hizmettir! Bildiğiniz gibi kainatta değişik modülasyon ve frekansta dalgalar vardır. İnsan ruhu da böyledir, değişik bir frekans taşıdığı için diğer ruhlardan bağımsızdır, onlarla karışmaz. Ruhun bu değişik frekansı hem bedeninizde, hem de tüm kainatlardadır, her yerdedir. Bedeniniz içinde çift şuurla yaşamaktasınız, ruhsal ve maddi şuurunuzla. Aradaki perispiri denen vasıtaya ruhtan gelen herhangi bir emir perispiri tarafından beyne iletilir. Beyin bu tesirleri alırken, beyni yöneten ruhun yardımcıları olan pek çok organ ruhu da bu sürece katkıda bulunur. Beyinden omurilik ve sinirler vasıtasıyla emir ilgili organlara iletilir. Ruh ve beden arasındaki iletişimi perispiri sağlar. Perispiri yarı maddi yarı ruhsal bir varlıktır, ruhtan emirleri alırken ruhsal bir niteliğe bürünür. Ruhun varlığı olmadan hiçbir şey yapamaz, hiçbir şey düşünemezsiniz.
    “Uzay devri deyimi yanlıştır. Gelen uzay devri değil, ruhsal devirdir, artık ruhun egemen olduğu bir devreye girmektesiniz. Bedeninizi yeni vibrasyonlara alıştırabilmek için her dakika Tanrıyı düşünün, saygılı olun ve hizmet edin, herkesi sevin. Bunu yapmazsanız dış dünyadan gelen vibrasyonlara uyum sağlayamaz, helak olursunuz! Devasa bir enerji ruhunuzdan ve tüm kainattan bedeninize akmakta ve onu yönetmektedir. Eğer bedeninizi ruhunuza egemen kılarsanız bu mekanizmayı ters işletmiş olursunuz. Ters işleyiş bedeninizin isyan etmesine yol açar, isyan da kanser dediğiniz hastalığa sebep olur. Kainatta büyük bir dram oynanıyor, sadece dünyanızın değil, sayısız güneş sistemlerinde yaşayan insanların evrimi için gerekli bir değişiklik yürürlüktedir. Siz de ister istemez buna sürükleniyorsunuz, uymaya mecbursunuz, uymazsanız mahvolursunuz!”
    Sayfa: 57-70

  8. #8
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Ruhsal mesajlar-2

    Merhaba!

    RAMALA MERKEZİ’nden Mesaj (1970) :

    “İnsan aslında dünyaya ait bir varlık değildir, evrimleşmek için geçici olarak dünyada bulunmaktadır. İnsanın canı dünya aurasına ilk kez ana rahmine düşme anında iner, fizik bedenleriniz dünya hayatı için tasarlanmıştır. Öteki planetlerde hayat vardır, ama insan bunu kavrayamaz. Diğer planetlerdeki varlıkların çoğu dünya denen hayat okulundan geçerek evrimleşmişlerdir. Dünyada enkarne olmuş Yüce Üstatların çoğu öteki planetlerin sakinleridir. Dünyada enkarne olmaları onları dünyalı yapmaz, tıpkı sizi yapmadığı gibi!

    “Mars veya Venüslüler, insanoğlunun kendi başına gerçeği keşfetmesini sabırla beklemektedir. Onlar sadece dünyayı korumak için gelirler, sevgi duygusundan yoksun teknolojinizin gezegeninizi mahvetmesini önlemeye çalışırlar. Evriminize engel olan frekansları bozar, atmosferik katmanlarınızı onarırlar, bunu sağlamak için planetlerinden ışınlar yağdırırlar. Gördüğünüz uzay araçlarının çoğu Mars ve Venüsten gelir.

    Mars, Dünya’nızın elektrik enerjisinin büyük bir kısmını sağlamaktadır. Nükleer enerjiyi ilk kez patlatıp sistemin ahengini bozduğunuzda Marslılar bu zararlı enerjiyi etkisiz hale getirmek için bir cihazı harekete geçirdiler. Onlar gelecekte herkesi kurtarmak için gelmeyecekler, sadece kendilerini cezbeden düşünceleri yayınlayanları, doğru düşünce ve hareket içinde olanları kurtaracaklar. Kainatta her şey birbirine bağımlıdır, aşağı düzeyde olan üst düzeyde olana bağımlıdır, her ikisi birbirine karşı alıcı ve verici durumundadır.

    “Sizler hepiniz tanrılar haline gelmektesiniz, yeni bir değişim dönemine giriyorsunuz.
    30 yıl içinde balık burcu çağından kova burcu çağına adım atacak ve bunu sağlayacak gelişmelere tanık olacaksınız. Yeni dönemde, beş duyunuzun ötesindeki yüksek yaşam planlarının varlığını kabul edeceksiniz. İnsan nasıl Tanrının içinde barınıyorsa, içinizde barınan organ ruhları da sizi tanrı olarak görmekteler, onlara karşı sorumlusunuz.”

    Sayfa: 11-16

  9. #9
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Sevgili mopsy, birisine bir kaç damla zehir içirmenin yolu bol miktarda portakal suyu ile karıştırmaktır :)

    Fakat sizin iyice okuyarak ve ayıklayarak aktardığınıza güveniyorum :)

Benzer Konular

  1. Johann Wolfgang von Goethe DIYOR KI:
    mopsy Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 21
    Son mesaj: 21-04-2012, 11:24 PM
  2. Goethe ‘Yaşamın Sırrı’
    mopsy Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-06-2010, 09:20 PM
  3. Goethe
    mopsy Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-03-2010, 06:54 PM
  4. Ruhsal mesajlar-2
    mopsy Tarafından Parapsikoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 16-01-2010, 06:18 PM
  5. Goethe der ki ;
    RABİA Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 22-10-2009, 05:12 PM
Yukarı Çık