Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 Toplam: 9
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Sadıklar Planı Tebliğleri

    Selam!
    "Bir bilgi her ne neviden olursa olsun
    Beşerin iç yapısını, zihniyetini, ahlak seviyesini,
    Allah'a hizmet etmek arzusu ile doldurmuyorsa,
    O bilgi yanlış, o bilgi hiç olmazsa kısır bilgidir.
    Allah'a hizmet arzusu, şuurun berraklığı
    Ve vicdanın nezaheti ile tebarüz eder.
    Sadıklar Planı

    Ergün Arıkdal - Sadıklar Planı Celseleri Üzerine:
    “Derneğe girdiğim ilk yıllarda birçok kişi üzerinde medyonomik çalışma yaptık ama istediğimiz gibi bir medyom bulamadık. Bunun üzerine ben kendi üzerimde çalışmaya karar verdim, kendimi bir denemek istedim. Yalnız benim üzerimde öyle herhangi bir tecrübeye ihtiyaç yoktu çünkü biz; Mehmet Fahri, ben, Erol Sevil ve Hazım Akalın, aşağı yukarı 2,5-3 ay süren bir konsantrasyon çalışması yapmıştık.

    Perşembe günleri celse saat 19.30da başlıyordu, biz 18.00 de gelip celse odasında çalışıyorduk. O kadar da ahım şahım bir çalışma değildi ama bana çok faydası dokundu. Karanlık ve yalıtılmış olan celse odasında kendimize konsantre olabileceğimiz bir şey yarattık. Küçük bir ampulün üzerine siyah bir huni geçirdik, üstünü kapattık, altını da minicik kestik. Ortaya bir nokta ışık, spot ışık çıktı. Onun da altına bir tane çelik bilya koyduk. Işık onun üzerine düşünce bilya inci tanesi gibi, bir yıldız gibi parladı ve biz üç ay boyunca bu ışığa konsantre olduk. Konsantrasyon sırasında o ışık bazen geliyor, bazen de gidiyordu, kayboluyordu. ’Aman’ dediler ’gözünüzden kaybetmeyeceksiniz.

    Kayboluyor gibi oluyorsa, gözünüzü kırpın tekrar görmeye çalışın, hep onu görmeye çalışın, onu düşünün, başka türlü bir şey düşünmemeye çalışın.’ Bu üç ay zarfında farkında olmadan ben gayet iyi bir şekilde konsantre olma melekemi geliştirmişim. Zihnim gayet güzel bir şekilde hemen odaklanıveriyor, sadece onun üzerinde kalabiliyorum. İşte bu çalışmanın çok faydasını gördüm ben. Bir tek çalışmam budur ve ondan sonra artık olan oldu. O konsantrasyonla transı elde ettim ve devamı kolaylıkla yürüdü. Bilmiyorum nasıl yürüdüğümü ama çuvalın ağzı açıldı ve hiç bilmediğim şeyler boşalmaya başladı.

    Önce Refet Bey’le çalıştım. İki, üç defa çalıştıktan sonra celse bir tuhaflaştı. Sorulan sorular yetersiz kalıyordu, odanın içi tıkış tıkış doluydu, nefes alamıyorduk. Küçücük bir yerde on kişi birarada çalışıyorduk ve sadece bir tane pencere vardı. Sonra kendi kendimin operatörü olmaya karar verdim. Soruları kendim soruyordum. Gündüzden hazırlıyordum, açıklanmasını istediğim soruları arkadaşlara veriyordum.

    Teksir hemen o gün yazılırdı. Nöbetçi arkadaşlar vardı; biz çıkardık, onlar hemen oturup yazmaya başlarlardı. Ondan sonra müsveddesi düzelir ve ertesi gün de temize çekilirdi. Sadıklar Planı celselerinin ilk bölümü yakıldı. 1959’da başladı o celseler. İlk partisinin yakılmasını istediler ve yaktık, ki Bedri Bey onları incelemişti. Bedri Bey’den o tebliğlerin okeyi alınmıştı ama yakılmasını istediler, yakıldı. 1961’deki ikinci bölümdür.“
    http://www.bilyay.org.tr/default_ic.asp?kat=1&id=34

    devam edecek..................

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    SON DEVREDE İNSANLIK - 1
    Memleketinizin psikolojik ve moral seviyesi, günden
    güne gerilemekte, buna paralel olarak, tüm fertlerin
    nefsanî seviyeleri gelişmekte, yayılmaktadır. El-an
    fertlerin şahsî nefis menfaatleri birbirlerinin karşısına
    dikilmiş ve bu şekilde toplumunuzun maddî-manevî
    dengesi temin edilmiş olmaktadır.

    Bencilliğin, kaba kuvvetin ve te'vilciliğin tamamiyle
    yaygınlaşacağı günler yakınınızdadır. Benzer olarak,
    nefsaniyet/çıkarcılık/gizli düşmanlık/kin realitesinin
    doygunlaşması ve bu kanallar kullanılarak, hissedilen
    ihtiyaçların temini için, fertlerin çok daha yıpratıcı ve
    değişik tarzda eyleme geçme zamanı da başlamıştır.

    Bütün hadiseleriniz, bütün zihnî faaliyetleriniz, ahlâka
    verdiğiniz değer ve ahlâkî tarifleriniz, manevî yaşam
    tarzınız, daima içinde bulunduğunuz nefsani gerçeğin
    tatminine/doyurulmasına odaklanmış bulunmaktadır.
    Şüphesiz, daha üst bir realitenin/gerçekliğin icablarını
    uygulamak üzere, geri/alt bir realitenin bütün hakkını
    teslim etmek gereklidir.

    Böylece, bu genel prensiplere dayanarak denilebilir ki,
    ferd olarak sizlerin, ne yapıp yapıp, gereksinimlerinizin,
    çıkarlarınızın doğrultusunu belirleyerek, onları kontrol
    altına alabilecek önlemleri almanız ve de uygulamanız
    zorunluluğu vardır.

    Bu tedbirlerin/önlemlerin alınmasında en üstün olan
    yardımcı husus/konu/özellik, insanların benzer şuur
    seviyesinde/idrak düzeyi/varlığından haberli olmak/
    standard/normunda bulunabilmelerini temin edecek
    bilgiye kavuşmalarıdır. Bu bilgi iki kanaldan/iletişim
    ve erişim geçidinden insana ulaştırılacaktır ve el-an
    ulaştırılmaktadır.

    Şöyle ki:
    Birincisi; ferdin nefsaniyet uygulamaları süresi içinde
    karşılaşmış olduğu olayların bir tasnifi/sınıflandırma/
    sistem belirlemesi ile ortaya koyacağı zarar ve ziyan
    tablosu/grafiği.
    İkincisi; kendi oluşturduğu bu tablo/grafiğin verileri/
    reaksiyonları karşısında ortaya çıkacak olan tepkisi,
    temayülleri/yönsemesini belirleyen; kendi iç sesi'nin
    sufleleri/vicdan sesi'nin hatırlatmalarıdır.

    Sadıklar Planı Tebliğleri

    devam edecek............

  3. #3
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Bütün insanlara şamil olmak üzere, insanların daha
    üst bir realiteye tırmanabilmelerini temin hususunda,
    açık ve seçik bilgilerin verildiği GÜN'dür.

    Tüm insanlık, devre devre, Din Günleri idrak etmiştir.
    Din günleri, bir dinin intişarı ve tamimi şeklinde
    anlaşılmamalıdır. Belki, bir Din Günü, yeni bir realite
    bilgisinin apaçık ortaya konması için hareket noktasıdır.
    Belki, ortasında bir faaliyet, belki sonudur.

    Şurası muhakkak ki, insanlar, arzınızın insanları,
    milyarlarca seneden beri birtakım tekamül siklusları
    içinde bulunmak kaderiyle kalmışlardır.

    Önünüzdeki masanın bir ucundan diğer ucuna kadar
    (olan mesafeyi) bir siklus kabul edin; yürümüşsünüz
    ve uca yakın gelmişsiniz.
    O uç, başka bir esasın başlangıç noktasıdır; fakat
    orada açık bir şuurla hareket etmediğiniz zaman o
    noktada kalamazsınız ki!..
    Tekrar diğer başlangıç noktasına dönmek gerekir;
    ya da beklemek.

    İşte her bir Din Günü, arz insanının arz-üstü insan
    olması için kendisine açılan rahmet kapısının esasıdır.

    Sikluslara dikkat ediniz.
    Bunlar birer kuyruklu yıldız gibidir:
    Gelir, alır, tutunabilenleri götürür; kalanlar, o yıldızın
    devrini tekrar beklemek mecburiyetindedir.

    Gündüz geceyi, gece gündüzü takib eder.
    Bu kadar.

    Sadıklar Planı:Kademe-3

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    SON DEVREDE İNSANLIK - 2

    Bütün dünya insanlığına şamil olmak/kapsamak üzere,
    insaniyetin şuur/idrak/kavrayış berraklığında yeni bir
    yoğunlaşma devresi yakındır.

    Bu yoğunlaşma devresi, tüm insanların inancı ile değil,
    herkes için aynı derece sorunların çözümünde gerekli
    düstur/genel kural olan bilgiler kanalıyla açılacaktır. Bu
    bilgilerin başlıca gayesi, insanın ve maddenin gayesidir.
    İnsan olarak tekâmül etmekte/olgunlaşmakta bulunan
    ruhun, dünyasal koşullar içerisinde elde etmesi gerekli
    seviyeler ve bunların delilleri/kanıtları vardır. Böyle bir
    devre/çevrim/cycle içerisine daha kolay ve donanımlı
    olarak girebilmek ve aşama kazanabilmek için hazırlıklı
    bulunmak şarttır.

    Hazırlık; insanın kendi nefsi/kişilik olma sanısı/illüzyonu
    ile mücadele etmesi, her mücadelenin bir karşılığı olarak
    ortaya çıkacak vicdan sesini, uygulamaya geçirmesidir.
    Ki, bütün şümulüyle sizleri baskısı altına alacak, yeni bir
    devre/cycle içerisinde gecikilmiş ve intıbak/uyumlanma
    yeteneği zayıflamış ve çürük kalınılmasın.

    Görünen şudur; insanların isnad ettiği/belli bir nedene
    dayanarak oluşturduğu sistemleri, prensipleri ve moral
    dayanakları, onların hız alıp sıçramalarını temin edecek
    kadar kuvvetli değildir. Bu bir icab/olumlamadır.Bu icab,
    yeni bir realitenin teşevvüşü/karmaşıklığıdır. Doğrusu,
    insanın ayakları altında bulunan zeminin sağlam olması,
    her koşulda hayrına değildir. Çürük, kaygan zeminden,
    daha sağlam bir zemine geçebilmek cehdini/nefse söz
    geçirebilme gayretini ancak insan gösterir.

    İnanç devri bitmiştir. Hiç bir şey/konu insan anlayışının/
    mantalitesinin tenkidi/eleştirisinden geçmeden, maddî
    manevî çıkarlarını tatmin edemeden/doyum noktasına
    ulaştırılmadan kabul edilemez. Bunları da ancak, bütün
    inançların zeminini ve asıl prensibini teşkil eden bilgiler
    ve ruhî kanunlar sağlar.

    Böylece bütün insaniyet muvacehesinde/yüzyüze gelişi
    noktasında, fertlerin, behemehal/her koşulda ve daima
    nefis kontrolu altında, düzgün işleyen bir vicdan kanalına
    girmesi zarurîdir. Bunun tahakkuku karşısında hiç bir güç
    ve kuvvet mâni teşkil edemez. Çünkü bu, hem ruhî hem
    de kozmik bir revolution/yüksek değerde bir devrimdir..

    Sadıklar Planı Tebliğleri

  5. #5
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Varlıklar dünya sistemine dahil olduktan sonra,
    mecburî/yükümlü olarak, 4 ana te'sir kuşağından
    geçerler.

    1. Te'sir kuşağı: Otomatizma ile determinizmin ve
    ilgili idrâkin kavranılmadığı bir te'sir kuşağıdır. Bu
    kuşakta varlıklar, içinde bulunulan kâinat sistemi
    ile daima bir uyuşma/anestezik hâl içindededirler.
    Uyuşma, bir dişli çark sisteminde değişik dişlilerin
    ana çarktan aldığı hızla dönmelerinden meydana
    gelen ahenk'e benzer. Bunların meydana getirmiş
    olduğu büyük bir şebeke vardır ki, bu birinci te'sir
    kuşağını teşkil eder.

    2. Te'sir kuşağı: Otomatizm ile mantıklılık arası te'sir
    kuşağıdır. Mantıklılıktan maksat, gaye, düşünce ve
    hareketlerin determinizmaya doğru kayış sürecinin
    müşahedesidir.

    Bu noktada varlık, nedenlere/gerekçelere/akla/
    adalete/insafa dayanarak sonuca gitmeye çalışır.

    3. Te'sir kuşağı: Akl ve determinizmin hâkim olduğu
    te'sir kuşağıdır. Varlık burada, özgürlüğünün farkına
    varmış, mes'uliyetlerini idrak etmiş ve esas gayesi
    istikametinde fonksiyon icra etmeye başlamıştır.

    4. Te'sir kuşağı: Tam bir determinizma içerisinde ve
    yüksek sezi/sentience yönetimi altında bir vazifeli
    olarak yaşamaktır.

    Bu sonuncu/4. Te'sir kuşağı, dünyanızın üzerinde
    ancak siklusların hitam bulmasından/sona erme
    noktasından evvelki kritik devrede/günlerde ya da
    yevm'de tebellür eder/biçim alarak görünür hale
    gelir.

    Bundan evvelki (3. Te'sir kuşağına ait) fonksiyonlar
    çok mevziî/yerel/yöresel ve daha ziyade 3. Te'sir
    kuşağı olarak tafsilatını verdiğimiz te'sir kuşağının
    etkisindedirler.

    Sadıklar Planı
    Cilt:4 Kademe:4

  6. #6
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Mahşer günleri

    Merhaba!

    Tahayyülün iğvası, bir hayli hayat ve merhalelerle sizleri takib edecektir.
    Bu bir zarurettir. Zira, varlık,saf bir şuur ile; eşya/nesne ile kendisi arasında
    Saf bir alâka kurmak mecburiyetindedir.

    Yani, eşyanın hakiki mahiyeti, kalitesi ve niteliği hakkında açık bilgiye sahip olmalıdır.
    Adeta irade bir yana itilip doğrudan bir alış veriş,
    Kendiliğinden muhavere, bir intıbak, bir doğrudan nüfuz lâzımdır.
    Halbuki, insan, eşyanın aslî zatı ile hiç bir zaman direkt temasta bulunamıyor.

    Eşyanın aslî zatı, onun gerçek mahiyetidir.
    Mahiyete nüfuz ise, maddeye nüfuz demektir.

    İşte nüfuza engel olan, irade ile gizli veya aşikâr sıkı bağları olan tahayyülünüz,
    Eşya hakkında hükümler verir; halbuki bu yanıltıcıdır.

    Varlık, bu bilgiyi, ancak uzun tecrübelerinin sonunda hak edeceği bir liyakat karşılığı
    Konisinin mihrakından alır.
    Çünkü, her ne yaparsa yapsın, gerçek mahiyet hakkındaki bilgisi daima nakıstır.

    Bu, insan ve insan-üstü haller için böyledir.
    Bu kadar.

    Sadıklar Plânı
    Mahşer günü ve vazifeliler

  7. #7
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Bir ferd, kendi potansiyel enerjisinden dolayı
    mevcud olmayıp, bilâkis etrafındaki varlıkların
    potansiyel enerjisinden dolayı mevcudtur. Bu,
    varlığın, bizatihi mevcudiyet sahibi olmadığını
    icab ettirmez. Şunu icab ettirir ki, bu realite
    içerisinde, bu üç buutlu âlem içerisinde bütün
    varlıklar kendi benzerleri ve eşya ile bir bütünü
    oluşturmaktadırlar. Böyle olunca, bir varlığın
    iştirakte bulunduğu en az üç plân mevcudtur:

    Birinci plân: Kendi dışında bulunan, varlığın ruhî
    potansiyelinin meydana gelmesine yardım eden,
    "A" plânı.

    İkinci plân: Varlığın içinde bulunduğu sistem ile
    beraber bağlı olmuş bulunduğu bir ruhî plân,
    "B" plânı.

    Üçüncü plân: Her ikisini birden kapsayan ve âdeta
    bir köşegen tarzında gerek "A" yı, gerekse "B" yi
    bir başka buuta bağlayan,
    "D" plânı.

    Şimdi, rüyalarda en çok cari olan husus, B plânının
    A plânı üzerine yaptığı tesirdir. Müştereken A ve B
    plânları, bir C plânı ile beraber, varlığın özünde bir
    hareket meydana getirirler. Bunların en iptidaisi,
    "Komplekslerin Tahribi/Soyutlama'ya geçiş" tir.

    Komplekslerin tahribi, varlığın A plânı içinde, diğer
    varlıklar ile ve eşyadan edinmiş olduğu fikirlerin,
    intıbaların ve kanaatlerin devamlı olarak yeni bir
    düzene sokulması demektir. Ve varlık bunu lâyıkı
    ile başaramıyorsa, o, bir tür kapalıdevre tarzında
    çalışır.

    Varlığın, B plânını A plânında müşahede edebilmesi
    için, komplekslerini tahribe devam etmesi gerekir.
    Çünkü her kompleksin tahribi, yani onların yeniden
    düzene girmesi, daha üst bir tesirin ifadesi demektir.
    O böylece yeryüzünde cari olan umumi nizamın kendi
    payına düşen kısımlarını da müşahede etmiş, böylece
    yükselmiş olacaktır.

    Buradan siz, kendinize uygun olan tarafları istihrac
    ediniz. Bu, umumi bir izahtır.

    Sadıklar Plânı

  8. #8
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Bir vak'a' nın şu veya bu istikamete gidişinde
    sizin rolünüz, muhtelif derecelerde olabilir.
    Bir vak'a, sizin için herşeyden önce bir vak'a
    olmalı ve müşahedeye/gözlem yapmaya ve
    üzerinde düşünmeye lâyık bulunmalıdır.

    Mademki hâdiselerin birbiri üstüne yığılışındaki
    gerekli sebebi iyi şekilde bulamıyor ve analiz
    edemiyorsunuz, onun hakkında açıkça bir fikre
    varmanız abestir. (Absurd/Vain/Nugatory)

    Vak'a eğer size yakın bir durumda ve size hitab
    eder şekilde ise, meşgul olunuz. Zaten meşgul
    olmayacak ve olamayacağınız hadiseler sizleri
    hiç bir zaman enterese etmeyecektir.

    Ancak burada dikkat etmeniz gereken bir husus
    mevcud:
    Siz vak'anın istikametini zedeleyici/contuse bir
    durumu kendi cehd/gayret/çaba ve iradenizle
    meydana getirmemelisiniz.
    Yoksa, vak'ayı müşahede etmelisiniz, bu sizin en
    tabiî hakkınız.

    Eğer vak'anın istikametini kendi cehd ve iradenizle
    belirli bir istikamete götürebilecek nefse hakimiyet,
    kuvvet ve bilgiyi kendinizde toplamış iseniz, o vakit
    müdahele ediniz.
    Tekâmülünüz de bu yönde olacaktır.

    Sadıklar Plânı
    Cilt: 3 - kademe: 1

  9. #9
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba



    Soru:
    Hadiselerin bize neler anlatmak istediğini anlayabilmemiz
    için bazı yardımcı bilgiler verebilir misiniz?
    Böyle bir çalışmada dikkat etmemiz gerekecek belli başlı
    noktalar neler olabilir?

    Plân:
    Hadiseleri müşahede ederken/Bilinç alanında yaşama
    devam ederken ve farkın-farkındalığını göreceli bilmek
    noktasında bir birey-oluş içinde iken; iki şeye/düşünce
    nesnesine dikkat ediniz.

    Birincisi:
    Sizden gayrı olanlar/İçe evrilmiş, düşüncelerini
    eyleme dönüştürme noktasında manüplasyona gelenler
    üzerindeki tepki nedir?

    İkincisi:
    Sizdeki tepki nedir?

    Hadiseleri müşahede ederken kendinizde nasıl bir ihtiyaç
    hali mevcut olduğunu tesbit ediniz. Karşı tarafta nasıl bir
    ihtiyaç hali olabilir tarzını tesbit ediniz.

    Hadiseleri müşahede ederken, günlük problemlerinizin,
    umumi durumunuzun ve bilhassa vicdani ihtiyacınızın
    neler olduğunu tesbit ediniz.

    Sadıklar Plânı
    Cilt: 3 Celse:4

Benzer Konular

  1. Krizine karşı B planı
    mopsy Tarafından Borsa ve Ekonomi Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 19-11-2011, 09:12 PM
  2. Sağlıklı yeme planı
    dogangunes Tarafından Diyet ve Dengeli Beslenme Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-08-2010, 08:59 PM
  3. Trabzon'u işgal planı
    HALK Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 01-05-2010, 12:24 PM
  4. Dünyayı kurtarma planı
    YukseLL Tarafından Astronomi Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 06-09-2008, 11:01 PM
  5. Bir darbe planı daha :)
    YukseLL Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 16
    Son mesaj: 07-07-2008, 04:52 PM
Yukarı Çık