Embriyolarım için hangisi daha iyi?

Bizler mutfak ekibi! Bizleri çoğunlukla görmüyor, tanımıyorsunuz… Bizim bulunduğumuz ortam, yani laboratuar, kapalı ve steril bir ortam. Bizlerin çalıştığı materyal ise sizlerin hücreleri. Siz doğal olarak merak ediyorsunuz; “Acaba içeride neler oluyor? Benim spermlerim ya da yumurtalarım ile neler yapıyorlar? Embriyolarımın gelişmeleri nasıl?”

Oysa biz de isterdik ki sizinle birlikte daha fazla zaman geçirebilelim, size neler yaptığımızı daha iyi anlatabilelim. Doğrular-yanlışlar hakkında sizlerle konuşabilelim; sizler de birinci ağızdan, en yetkili kişilerden bunları dinleyin...

Bu köşemize yeni başladık. Burada, bundan sonra sizlere düzenli olarak tüp bebek laboratuarından sesleneceğim. Sizlerin merak ettiği, ilgilendiği konuları saptamaya çalışarak, yeni gelişmeleri anlatarak bildiklerimi sizlerle paylaşacağım. Sizler de benim e-postama yazarak bu köşede anlatacağım konuları yönlendirebilirsiniz. Önemli olan sizlerin gamet (eşey hücreleri; yani bayanlar için yumurta, erkekler için ise sperm hücresi) ve embriyolarınızı teslim ettiğiniz yerden, yani laboratuardan, yani bizlerden haber alabilmeniz…Bizlerin yaptığı işlemler konusunda bilgilendirilmeniz ve umut ediyorum ki orta ve uzun vadede tedaviniz için karar verirken gamet ve embriyolarınızı teslim edeceğiniz laboratuarı da bir kriter olarak değerlendirmeye almanız.

Bugün hangisi moda!

İlk yazımda sizlere gamet seçiminde kullanılan yöntemlerden bahsetmek istiyorum. Başlıktan da anlaşılabileceği gibi, sizlerin arasında değişik adlarla anılan farklı teknikler günümüzde çok konuşulur oldu. Hatırlar mısınız, bir zaman ‘embriyo yapıştırıcısı’ vardı? Gazetelere boy boy haber olmuştu. Şimdilerde ‘yapıştırıcı’ hala var, ama haber olanların adı daha farklı. Bir aralar ‘sperm mıknatısı’ çıkmıştı, herkes ‘sizde mıknatıs var mı?’ diye sorar olmuştu. Şimdilerde ‘mıknatıs’ yine kullanımda, ama ‘sperm büyüten mikroskop, diğer adıyla IMSI’ kadar moda (!) değil. Bugün bir yerden duydum; bir merkez artık ‘piezoelektrik yontemi’ kullanarak mikroenjeksiyon yapacakmış, bu yöntemle döllenmeler artacak, embriyolar daha iyi olacak, gebelikler de tavana vuracakmış! Gözümüz aydın! Emin olun, yarın bir başkası da farklı bir yöntem söyleyecek ve onun adı sizlerin arasında dolaşmaya başlayacak.

Bu tekniklerin detaylarına bugünkü yazımda değinmeyeceğim, bir sonraki yazımdan başlayarak, sizlerden de alacağımı umduğum geri-bildirim ile sırayla anlatmaya başlayacağım. Sanırım ilk konuşulması gereken, tekniklerin kendisinden çok, yararları ya da var ise zararları...

Fayda – zarar!

Sevgili okurlarım, bilimsel anlamda bir parametrenin (ki bu parametre bizim konumumuzda bahsedilen teknikler oluyor) fayda yada zararı nasıl anlaşılır biliyor musunuz? Bilmeyenler için bir kez daha hatırlatayım; bir parametrenin faydası (üstünlüğü) ya da zararının ölçülmesi için ilk şart, bir ‘kontrol’ grubu olmasıdır. Kontrol grubu ölçülecek parametrenin karşılaştırılması yapılacak ve fayda ya da zararının kıyaslanacağı gruptur. Örneğin, ‘...yapılan çalışmalarda yapay rahim yönteminin uygulandığı vakalarda gebelik oranın uygulanmadığı vakalara göre değişim göstermediği saptanmıştır’ cümlesinde kontrol grubu yapay rahim yönteminin uygulanmadığı, çalışılan parametrenin ise yapay rahim uygulaması, dolayısıyla çalışma grubunun da yapay rahim tekniğinin uygulandığı vakalar olduğu sonucu çıkar.

Bilimsel fayda-zarar çalışmalarında ikinci fakat en az birinci kadar önemli bir diğer koşul, çalışılan parametre dışında tüm parametrelerin sabit olması gereğidir. İste bu koşulu yerine getirmek, en azından bizim bahsettiğimiz konular kapsamında, çok zordur. Yukarıda bahsettiğim örneğe geri dönelim ve cümleyi tekrar irdeleyelim; bu cümle bize şunu söylemeye çalışıyor: İki grup denekte tüm değişkenleri sabitledik, bu durumda bir gruba yapay rahim uyguladık diğerine ise uygulamadık. Analiz ettiğimiz parametre, yani bizim fayda yada zararı görmeyi umduğumuz parametre ‘gebelik oranı’ idi. Bütün koşulların sabit olup sadece yapay rahimin değişken olduğu bir durumda, gebe kalan denek sayısının o gruptaki tüm deneklere oranı her iki grupta da benzerdi.

Birbirinize değil, bize sorun!

Size yukarıdaki paragrafları neden uzun uzadıya anlattım biliyor musunuz? Bundan sonra size anlatılan tekniklerin fayda ya da zararlarını duyduğunuzda ya da okuduğunuzda, değerlendirmeniz ya da sormanız gereken soruları belirlemenize yardımcı olmak için.. Hastalar birbirinden farklıdır. Bir hasta diğerine benzemez; 25 yaşında bir bayan ile 45 yaşında bir bayanın yumurtalık rezervlerinin (yumurtalıklarındaki olgunlaşmamış hücre sayısının) birbirlerine benzer olması sıklıkla beklenen bir durum değildir. Ayni hasta farklı dönemlerde bile farklı; tüp bebek ya da benzeri tedavilere girenler çok iyi bilirler ki ilaçlara yumurtalık yanıtları kullanım protokolleri ayni olsa bile dönemler arasında artma ya da azalma gösterebilir. Sevgili okurlarım, bundan sonraki yazımda yukarıda bahsetmeye çalıştığım sabit parametreleri sağlamadaki zorlukların gametlere yansımasını yazacağım. Sizlere popüler olan bu tekniklere yaklaşımınızda bir farklılık sunmaya çalışacağım. Bilimsel eleştiri ile değerlendirelim, her söyleneni olduğu gibi kabul etmeyelim.

Sağlıklı kalın.



Kaynak :
www.bahceci.com
www.umuttupbebek.com


.