Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4
  1. #1
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    5
    Rep Gücü
    21

    Unknown Tüp Bebek Tedavisinde Sık Sorulan Sorular

    TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE STRESİN ROLÜ NEDİR?

    Tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen en önemli faktör embriyo kalitesidir. Stres ve üreme ilişkisini araştıran bir çok çalışma yapılmasına rağmen, stresin direkt olarak üremeyi etkilediği kanıtlanmamıştır. Embriyolarının kaliteli olduklarının çiftlere bildirilmesi belki bu konuda stresi azaltıcı, rahatlatıcı etki yapabilmektedir. Yine de tedavi olunacak tüp bebek merkezi seçilirken, psikolojik destek de sağlayan merkezlere yönelmek daha uygun olabilir. Sitemiz tüp bebek merkezleri detaylı bir araştırma yapmaktadır ve araştırmamız bittiğinde sizlere bu konuda çok geniş bilgi verebilmeyi hedefliyoruz.

    SPERM BULUNAMAMASI YA DA SPERM SAYISININ ÇOK AZ OLMASI TEDAVİYİ NASIL ETKİLER?

    Böyle durumlarda basit operasyon türleri ile erkekten sperm elde edilmeye çalışılır. Bunlar: TESE, MicroTESE, TESA, MESA, PESA gibi sperm elde etme yöntemleridir. Eğer buna rağmen, hala sperm bulunamamışsa, ne yazık ki tedaviye son verilmektedir. Ancak günümüzde bu yöntemlerle (tüp bebek tedavisi ile birlikte) çocuk sahibi olan çiftlerin sayısı hiç de az değildir.

    CİNSİYET BELİRLEMEK MÜMKÜN MÜDÜR?

    Bilimsel açıdan, embriyoların genetik incelemeye tabi tutularak (PGT) cinsiyetlerinin tayini ve istenen cinsiyetteki embriyoların transfer edilmesi mümkündür. Ancak bu durum da donasyon konusunda olduğu gibi, ülkemizde kesinlikle yasaklanmış durumdadır. Yalnızca, cinsiyete bağlı olarak geçen herhangi bir kalıtımsal hastalık teşhis edilirse bu istisnai bir durum olarak değerlendirilir ve ancak bu durumda PGT ile cinsiyet tayini yapılabilir. Örneğin bazı hastalıklarda bebek kız olursa kalıtsal hastalık geçmeyecek, erkek olursa geçecektir. Ya da tam tersi bir durum da olabilir.

    İYİ KALİTEDE OLMASINA RAĞMEN EMBRİYOLARIN TUTUNAMAMA SEBEPLERİ NELER OLABİLİR?

    Bazı durumlarda, tüp bebek aşamasında kaliteli 2 veya 3 embriyo transferine rağmen tutunma gerçekleşemeyebilir. Bu durumda çok daha ileri tetkikler ile çiftler genetik, endokrin hastalıkları yönünden daha detaylı incelenmelidir. Pıhtılaşmayı arttırıcı faktörlerin oluşumu, histeroskopi ve rahim filmi ile yapılan detaylı incelemeler faydalı olacaktır.

    EMBRİYONUN İYİ GELİŞTİĞİ NASIL ANLAŞILIR?

    Mikroenjeksiyon yada tüp bebek işleminden; · 16-20 saat sonra (1.gün) döllenme tespit edilir. · 48 saat sonra (2. gün) 3 - 4 hücreli embriyolar izlenir. 72 saat sonra (3. gün) 6 - 8 veya daha fazla hücre içeren embriyolar izlenir ve hücreler arası birleşme başlar. · 4. günün sabahında hücre sayısı net sayılamamakta, morula dönemine ulaşan embriyolar oluşmaktadır. · 5. veya 6. gündeki embriyoya blastosist adı verilir ve hücre sayısı 60’tan fazladır. Tüp bebek laboratuarında bu kriterlere sahip olan embriyolar normal gelişen embriyolar olarak değerlendirilir.

    TÜP BEBEK TEDAVİSİ ANORMAL BEBEK DÜNYAYA GETİRME RİSKİNİ ARTTIRIR MI?

    Normal yol ile, tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelen bebekler arasında zihinsel ve fiziksel açıdan hiçbir fark yoktur. Tamamen normal bir bebek gelişiminin seyrine uygun olarak bu süreç devam eder. Tüp bebek ile normal bebek doğurma riski de, normal yolla yapılan doğumlardaki kadardır.

    TEDAVİDE KULLANILAN SPERM VE YUMURTALAR ÇİFTLERİN KENDİSİNİN MİDİR?

    Hiçbir nedenle, yumurta ya da sperm üretemeyen çiftler tüp bebek tedavisine kabul edilemezler. Ayrıca, tüp bebek tedavisine başlamak için resmi nikahlı olmak ve baş vuru sırasında Evlilik Cüzdanı ile bunu belgelemek koşulu aranmaktadır. Tedavide kullanılan sperm ve yumurtalar kesinlikle çiftlerin kendilerine aittir. Zaten ülkemizde yasal olarak da kendilerine ait olmayan hücrelerle gebe kalmak hiçbir mazerete göre değişmeksizin, kesin bir şekilde yasaklanmıştır. Ülkemizde uygulanmasa da dünyada donasyon yöntemiyle gebe kalmanın yasal olduğu ülkeler mevcuttur.

    SİGARA GEBELİK ŞANSINI ETKİLER Mİ?

    Hormon aktivitesi yönünden çok miktarda sigara kullanımının olumsuzluklar yarattığı bilinmektedir. Hatta bazen, adet düzensizliği, erken menopoz gibi sorunlara bile yol açabilmektedir. Ayriyeten, gebelik sırasında fetusta gelişme geriliğine, düşük doğum ağırlığına neden olabilir. Bu tür risklerden korunmanın tek yolu; kuşkusuz sigaradan uzak durmaktır.

    TÜP BEBEK YÖNTEMİNDE DÜŞÜK OLMA RİSKİ NORMALDEN FAZLA MIDIR?

    Normal gebeliklerde de, tüp bebek gebeliklerinde de %15 civarında bir düşük riski bulunmaktadır. Bazen gebelik kaybı normalden fazla adet kanaması olarak dahi algılanabilmektedir. Halbuki tahliller bunun bir gebelik kaybı olduğunu ortaya koyabilmektedir. Tüp bebek yönteminde, normal gebeliğe göre düşük riski daha yüksek değildir.

    TÜPLERİN KAPALI OLMASI TEDAVİYİ ENGELLER Mİ?

    Tüp bebek tedavisinin son aşaması olan embriyo transferi esnasında, embriyolar rahim içerisine verilmektedir. Dolayısıyla tüplerin açık olup olmadığının bir önemi yoktur. Yalnızca, tüplerin içinde sıvı birikmesi gözleniyorsa, bu sıvı rahim içerisine akma ve embriyonun tutunmasını etkileme riski taşıdığından tüpler çıkarılmalı veya rahimle bağlantısı koparılmalıdır.

    TÜP BEBEK TEDAVİSİ EN ÇOK KAÇ KEZ YAPILABİLİR?

    Tedavi sayısı olarak bir sınır bulunmamakla birlikte genel kanı 8 uygulamaya kadar yapılabileceği yönündedir. Bazı hastaların ısrarları ile bu sayı daha fazla tüp bebek denemesi olarak da karşımıza çıkmaktadır. Her tedavi arasında 3-4 ay kadar ara verilmesi gerekir.

    BAŞARI, TEDAVİNİN YAPILDIĞI MEVSİME GÖRE FARKLILIK GÖSTEREBİLİR Mİ?

    Tüp bebek tedavilerinde yıllardır elde edilen tecrübe ve istatistiklere dayanarak, başarı şansının mevsimlere göre değişmediği ortaya konmuştur.

    KADIN YAŞININ BAŞARIDAKİ ROLÜ NEDİR?

    Kadın yaşı ilerledikçe yumurtalık kapasitesi ve yumurta kalitesi maalesef azalmaktadır. Bu durum tedavideki başarıyı etkileyen çok önemli bir faktördür. Ancak tüp bebek ve genetik bilimindeki ilerlemeler birlikte kullanılarak, 38 yaş üzerindeki kadınların yumurtalarından elde edilen embriyolara PGT (preimplantasyon genetik tanı) yöntemi uygulanmasıyla %30 - %35 dolaylarında gebelik sağlanabilmektedir.

    TÜP BEBEK TEDAVİSİNİN SÜRESİ NE KADARDIR?

    Tedavi süresi boyunca hastanede yatmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Rutin takipler de mümkün olduğunca kısa tutulmakta, hastaların hastanede kalma süresi olabildiğince kısaltılmaya çalışılmaktadır. Böylece hastaların, günlük aktivitelerinden çok fazla ödün vermek zorunda bırakılmamaları hedeflenir. Yumurta gelişiminin sağlanması, toplanması, laboratuar koşullarında döllendirilmesi, embriyonun geliştirilmesi ve transferi aşamaları ortalama 2 haftayı bulan bir süreçtir. Bu süre, hastanın durumuna göre biraz artabilir ya da azalabilir.

    TÜP BEBEK TEDAVİSİ İÇİN NE ZAMAN BAŞVURMALI?

    Eşlerin hiçbir korunma yöntemi kullanmadan, düzenli ilişkiye girmelerine rağmen bir yıl veya daha fazla gebe kalamamaları durumunda bu konuda uzman bir doktora baş vurmaları gerekmektedir. Tedavi, çift olarak değerlendirilmeli, muayenede eşlerin her ikisi de hazır bulunmalıdır. Eğer varsa, daha önceden yapılan her türlü tahlil, film, v.s. birlikte götürülmelidir. Daha önceden semen analizi yapılmış olsa dahi, semen analizinin tekrarlanması gerekir.

    Bu bölümdeki bilgiler Bebek Özlemi Çekenlerin Sitesi, tüm haklardan yararlanmak ÜCRETSİZ... sitesinden alınmıştır.

  2. #2
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Jun 2013
    Mesaj
    2
    Rep Gücü
    5
    Ülkemizde tüp bebek tedavisinin başlangıcı

    Türkiye de her ne kadar tüp bebeğin başlangıcı dünyanın gerisinde olsa da bugün gelinen noktaya bakıldığında çağın imkânlarını yakalamış ve aradaki açığı kapatma seviyesine ulaşmış bir düzeyde tüp bebek uygulamasını görmekteyiz. Ülkemizde ilk tüp bebek 1987 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde dünyaya geldi. Aradan geçen 27 yılın ardından artık Türkiye, gerek özel gerek ise Sağlık Bakanlığı bünyesinde açılan eğitim ve araştırma hastaneleri bünyesinde 120 tüp bebek merkeziyle bu alanda başarılı çalışmaya imza atan bir ülkedir.

    tüp bebek zamanı

    Kimlere ve nasıl uygulanır?
    Normal yollardan bebek sahibi olamayan çiftler için tıp dünyasında önemli bir yeri olan tüp bebek uygulaması, teknolojinin ve tıptaki gelişimiyle birlikte yeni gelişmelere ve farklı uygulamalara da adım atmıştır. Çok geçmiş dönemlerde tüp bebek tedavisinde yüksek başarılar elde edilememişse de son yıllarda bu başarı oranı oldukça yüksek düzeylere ulaşmıştır.

    Tüp bebek kadın ve erkeğe ait olan üreme hücrelerinin dış ortamda döllenmesi sonucu bebek sahibi olma yönteminin adıdır. Yani kadının yumurta ile erkeğin sperm hücreleri laboratuarda birleştirilerek embriyo oluşturulur. Bu embriyo ikinci aşamada kadının rahmine yerleştirilir.

    Tüp bebek tedavisi uygulamaya başlandığı ilk yıllarda gerek enfeksiyon gerek ise cerrahi müdahale sonrasında tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınların tedavisinde kullanılan bir yöntemken, zaman içerisinde kısırlık sorununun çözümü için de kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde artık tüp bebek denildiğinde akıllara ilk olarak çocuk sahibi olamama sorunu gelmektedir.

    Tüp bebek uygulamasında iki yöntem bulunur. Bunlardan birincisi klasik tüp bebek uygulaması, diğeri ise Mikroenjeksiyon yöntemidir. Klasik yöntemde annenin yumurtasının etrafına binlerce sperm hücresi konur ve tıpkı rahim içinde normal hamilelikte olduğu gibi binlerce sperm içerisinden biri yumurtalığın içine girerek döllenir. Mikroenjeksiyon yönteminde ise yumurtanın içersinde laboratuar ortamında o tek sperm enjekte edilir ve döllenme sağlanır.

    Günümüzde Mikroenjeksiyon yöntemi daha sık kullanılan ve tercih edilen yöntemdir. Bunun nedeni ise sperm sayısı az olan hastalara bu yöntemin daha fazla avantaj sağlamasıdır.

    Yıllar tüp bebekte neleri değiştirdi?
    Şüphesiz ilk yıllarda uygulanan tüp bebek tedavisi ile günümüzdeki tedavi arasında bazı farklılıklar vardır. Tecrübe, denenerek elde edilen yeni sonuçlar, ortaya çıkan sonuçların yönlendirdiği ve çeşitlendirdiği yeni yöntemler, tedavinin geçmişiyle günümüz arasında da orantısal bir gelişimi yaratmıştır.

    İlk yıllarda tedavi gören anne adayına oldukça fazla sayıda iğne vurulup, annenin yumurtalarının olgunlaşması sağlanırdı. Bu da ister istemez annenin yan etkilere maruz kalmasına neden oluyordu. Artık yumurta sayısının çokluğunun değil kalitesinin tedaviyi başarıya ulaştırdığı anlaşılmasıyla tüp bebek tedavisi, günümüzde daha basit girişimlerle annenin hikâyesine ve medikal operasyonlara uygun yöntem uygulanmaktadır.

    Yine ilk yıllarda uygulanan tüp bebek yönteminde çoğul gebelikler daha fazla görülmekteydi. Ancak günümüzde Mikroenjeksiyon yönteminin daha sık kullanılmasının yanı sıra transfer edilen embriyo sayısındaki kısıtlamalarla çoğul gebeliğin de en az düzeye indirilmesi sağlanmıştır.

    İlk yıllara oranla gerek devlet desteği gerek maliyetlerin düşmesiyle tüp bebek tedavisi pahalı bir tedavi olmaktan çıkarak artık neredeyse sıradan bir tedavi haline geldi.

    ilaclar

    Tüp bebek uygulamasında ne tür ilaçlar kullanılmaktadır?
    Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar dört ana temaya göre seçilmektedir. Bunlardan birincisi yumurtaları baskılamak için kullanılanlardır. İkincisi ise yumurtaların uyarılması amacıyla kullanılır. Üçüncü kullanım amacı yumurtaların olgunlaşması içinken dördüncü kullanım amacı da yumurtaya yerleştirilen embriyonun rahimde tutulmasıdır. Bu da bize göstermektedir ki her bir aşamada farklı ilaç türleri kullanılmaktadır.

    Yumurtaların baskılanması:
    Tedavinin ilk evresinde kullanılan ilaçlar yumurtaların baskılanması amacıyla alınır. Bu aşamada kullanılan ilaçlar, yumurtanın istenilenden daha fazla büyümesini, daha erken olgunlaşmasını, uyarılmasını veya atılmasını engellemek, önlemek için kullanılır. Böylece kontrol tamamen tedaviyi uygulayan doktorun ve anne adayının elinde olur. Sıklıkla enjeksiyon olarak alınan ilaçlar olmasıyla birlikte burun yoluyla da alınanları mevcuttur. Decapeptyl , Lucrin, Suprefact ve Synarel bunlara örnektir.

    Yumurtaların uyarılması:
    İkinci aşamada ise yumurtaların uyarılması için farklı ilaç türlerine geçiş yapılır. Bu aşamadaki ilaçlar iki guruba ayrılmaktadır. Bunlar Menotropinler ve Follitropinlerdir. Menotropinler, menopoza girmiş olan kadınların idrarlarından saflaştırılarak elde edilen FSH ve LH hormonlarıdır. Kasların içine enjekte edilerek kullanılmaktadır. Follitropinler ise içerisinde saf halde FSH bulunduran, laboratuar ortamında DNA teknolojisi desteğiyle üretilen ilaçlardır.

    Yumurtaların Olgunlaşması:
    Yumurtaların toplanması öncesinde bu yumurtaların olgunlaştırılmaya ihtiyacı vardır. İşte bu aşamada adına İnsan Koryonik Gonadotropini denilen guruba dâhil olan ilaçlar kullanılır. Ve bu ilacın kullanım zamanı yumurtaların toplanmasında 36 saat öncesidir. Burada istenilen verimin alınabilmesi için belirtilen saatte alınması çok önemlidir. Erken veya geç alınması yumurtanın toplanmasını engelleyebilir. Bu tür ilaçlar hem direkt kaslara enjekte edilerek veya deri altından alınabilmektedir.

    Embriyonun Rahimde Tutulması:
    Tedavinin son aşamasına gelindiğinde yumurtaya yerleştirilen embriyonun rahimde tutulması için de bazı ilaçlar kullanılır. Tedavinin belki de en can alıcı noktası işte bu dönemdir. Çünkü pek çok hasta bu aşamada embriyo rahimde tutunamadığı için bebek sahibi olamamaktadır. Bu dönemde alınan ilaçlar ise yumurtanın toplanmasının hemen ardından alınmaya başlar. Eğer gebelik tuttuysa hamileliğin 11. Haftasına kadar da alınmaya devam edilir. Bu ilaçlar da Progesteron gurubuna dahil olan Progestan ve Crinone jeldir.

    tüp bebek (2)

    Tüp bebekte son teknoloji
    Tüp bebek tedavisinde dünyada yaşanan gelişmelere paralel olarak Türkiye’de de ileri teknoloji yöntemler kullanılmaya başlandı. Bunların başında da döllenme için en verimli spermlerin seçilmesi alanında uygulanan mikro akışkan ve biyoteknolojik çipler gelmektedir.

    Santrifüj gözden mi düşüyor?
    Tüp bebek tedavisinde spermlerin seçimi, yaygın olarak, santrifüj adı verilen bir yöntemle yapılmaktadır. Bu yöntemde bir makine içerisine konulan spermler hücreleri, yüksek bir devirde döndürülmesi sonrasında mikroskobun altında el girişimi ile ayrıştırılmaktadır. Bu yöntem her ne kadar başarılı sonuçlar yaratsa da yöntemin kendi içerisinde istenmeyen bazı olumsuzlukları da mevcuttur. Bunlardan biri, sperm hücrelerinin dakika 3 bin devir gibi bir hızla dönmesi sonucunda hücrelerin DNA ve yapılarında bazı bozulmalar meydana gelmesidir. İşte bu olumsuzluk sperm seçimi alanında farklı araştırma ve teknikleri de beraberinde getirmiştir.

    Dünyaca ünlü bilim adamı Prof. Dr. Utkan Demirci tarafından geliştirilen bir proje sayesinde tüp bebek tedavisinde yeni bir çığır açılması bekleniyor. Demirci nin Micro akışkan kanallarla kök hücreleri kandan ayırma adını verdiği çalışması tüp bebek tedavisinde kullanılacak spermlerin en iyisini ve en kalitesini seçme, bulabilme ve kullanabilmeyi mümkün hale getiriyor. Demirci, üzerinde çalıştıkları yeni yöntemin santrifüjden farkını ise şu sözleriyle aktarıyor: Bu sistemde ise sperm hücrelerini çiplerin üzerindeki kanalın başından bırakıp, kanalın sonuna ulaşan en iyi, en hızlı şekilde yarışı kazananları toplayacağız. Bunun sonucunda daha iyi hücreyi hiç zarar vermeden ayrıştırmış olacağız

    Hap ile tüp bebek mümkün mü?
    Hali hazırda tüp bebek tedavisinde kadınların yumurta sayılarını çoğaltmak, yumurtayı daha verimli ve kaliteli hale getirmek için iğne kullanılmaktadır. Bir üst başlıkta sizlere tedavi aşamalarında alınan ilaçları açıkladık. Dikkat ederseniz bunlar deri altından ya da kaslara enjekte edilen ilaçlar. Yani iğneler.

    Yazımızın önceki bölümlerinde, önceki yıllarda fazla oranda bu amaçla yapılan iğnelerin bazı kadınlarda yan etkiler yarattığını vurgulaşmıştık. Günümüzde yumurtalık sayısının önemli olmadığı, kaliteli yumurtanın elde edilmesinin önemli olduğu bilinmesi, eskisine oranla iğne sayısı azaltılmış olsa da iğneden vazgeçilmiş değildir.

    Tabi bu durum Türkiye için geçerlidir. Çünkü başta Japonya ve Kore olmak üzere bazı uzak doğu ülkelerinde tüp bebek tedavisinde iğne yerine hap ile tedavinin uygulandığı bilinmektedir. Özellikle de iğne olmaktan çekinen kadınların birçoğunun hap tedavisini tercih etmesi de bu tedavi türünü yaygınlaştırmaktadır.

    Hap ile tüp bebek tedavisinin en dikkat çeken özelliği, kuşkusuz iğnenin yarattığı yumurtanın aşırı uyarılmasına bağlı olarak karında şişlik ve bulantıyı ortadan kaldırmasıdır. Çünkü hap ile tedavide iğne yönteminde kullanılan ilaçlar kullanılmadığından yan etkiler de en aza indirilmektedir.

    Hap ile tedavideki amaç kadının adet döneminde oluşan yumurtasını destekleyip geliştirmektir. Tedavi sonrasında da hap ile desteklenen yumurtaya tüp bebek uygulanır.

    Hap ile tüp bebek tedavisinin avantajları neler?
    Ağrı, şişlik, bulantı benzeri yan etkiler yaratmaz.
    Hap ile tedavide hormon seviyelerinde aşırı artış görülmez. Bu da kan tahlili gereksinimi ortadan kaldırmaktadır.
    İğne ile tedavide kliniğe gelmek ve buna zaman ayırmak zorunda kalan hastanın hap ile tedavide kliniğe gelme zorunluluğu yoktur. Bu da hastaya zaman kazandırır.
    Acı ve stresi ortadan kaldırır.
    Enfeksiyon kapma gibi bir riski olmaması en önemli avantajıdır.
    Diğer tedaviye oranla daha düşük maliyete sahiptir.
    Hap tedavisinin bir diğer önemli avantajı da yumurta toplama işleminin çok kısa sürede yapılabiliyor olmasıdır. Üstelik işlem sırasında az miktarda anestezi kullanıldığından hastalar kısa süre içerisinde taburcu edilebilmektedir.
    Ofis histeroskopi

    Yazımızın şuana kadar olan bölümünde sizlere tüp bebek tedavisinde yumurtada sorun yaşayan kadınlarımıza ne tür yöntemler uygulandığını aktardık. Ancak bazı kadınlar var ki, onların bebek sahibi olamamalarının tek nedeni rahimlerindeki engelleyici faktörlerdir. Evet, bazı kadınların yumurtalarında sorun olmadığı halde bebek sahibi olamamaktadırlar. İşte bu gibi durumlarda bu sorunun kaynağını saptamak için devreye ofis histeroskopi girmektedir.

    Ofis histeroskopi adını doktorun ofisinde yani muayenehanesinde hasta muayenesi sırasında kullanımından almaktadır. Günümüzde bebek sahibi olamayan kadınların yüzde 30’unda rahim içinde meydana gelen anormalliklerden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bazı kadınların rahim içi oldukça dardır, bazılarının ise rahim içinde myomlar, polip ya da yapışıklılık vardır. Tüm bunlar kadınların hamile kalmasına engel olan durumlardır. Ofis histeroskopi kadının rahim içerisinin gözlemlenmesi ve net tanının konulmasında en başarılı yöntemdir diyebiliriz. Sadece tanının konulması değil, tedavi edilmesinde de oldukça başarılı olan bu yöntem sayesinde embriyonun rahimde tutunma şansını 2 kat arttırdığı da bilinen bir gerçektir. Rahim içi doku ofis histeroskopi ile düzgün ve sorunsuz hale getirildikten sonra tüp bebek tedavisi kolaylaşmakta ve başarı şansı da oldukça artmaktadır.

    Labaratuvar koşulları
    Tüp bebek tedavisinde son teknoloji olarak gelişen ve çağ atlayan laboratuar koşullarını da ele almakta fayda var. Tıp dünyası geliştikçe ve yeni teknik alt yapıların ortaya çıkmasıyla, geçmiş yıllarda kısıtlı imkanlar ve donanımlar nedeniyle başarı oranı düşük olan tüp bebek tedavisi, günümüzde oldukça yüksek başarılara imza atmıştır. Kuşkusuz ve hiç şüphe yok ki başından sonuna kadar sizlere aktardığımız tüm bu süreçler bir zincirin halkalarıdır. Her biri kendi içerisinde başarılı sonuca etki eden süreçlerdir. İşte bunlardan biri de laboratuardır. Laboratuarların teknik alt yapısı, ekip tecrübesi, hijyeni, uygulama koşulları yeterli düzeyde olmalıdır.
    Tüp Bebek Tedavisinde neler Değişti? | Bülent Tıraş

  3. #3
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Nov 2014
    Mesaj
    2
    Rep Gücü
    0

    Cevap: Tüp Bebek Tedavisinde Sık Sorulan Sorular

    tüp bebek tedavi sürecine başlamak istiyorum fakat olumsuz cevap almaktan korkuyorum:( iyi bi doktor tavsiyesi istiyorum bildiğiniz güzel bi yer var mı? en son araştırdığım yer tekden hastanesi fikriniz var mı ?

  4. #4
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Jul 2015
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    1
    Rep Gücü
    0

    Cevap: Tüp Bebek Tedavisinde Sık Sorulan Sorular

    tüp bebek yaptırmayı düşünüyoruz , acaba riskleri varmıdır? (tıbbi olarak)

Benzer Konular

  1. Bebek bakımıyla ilgili sık sorulan sorular
    melissa_nil Tarafından Gebelik Hamilelik Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 02-02-2016, 01:16 AM
  2. Ps3 hakkında sık sorulan sorular
    YukseLL Tarafından Ps3 Oyunları Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 30-05-2015, 04:21 PM
  3. Dsmart Hakkında sık sorulan sorular
    YukseLL Tarafından Uydu Sistemleri Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 08-02-2013, 12:39 AM
  4. İş görüşmelerinde sorulan en zor sorular
    YukseLL Tarafından İş ve Kariyer Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 14-09-2012, 11:53 AM
  5. Antika hakkında sık sorulan sorular
    SMN Tarafından Antika Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-02-2008, 03:01 PM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık