İslam Ahlakı Olmadığında Yaşanan Sahte Aşk ve Evlilik




Geçtiğimiz Şubat ayında Sayın Adnan Oktar’ın İslam ahlakına göre evliliğin nasıl olması gerektiğine dair açıklamalarını yayınlamıştık. Bu ay ise Sayın Adnan Oktar’ın anlatımından İslam ahlakına göre evlilik yapılmadığında yaşanan zulüm ortamının detaylarını aktarıyoruz.

Günümüzün Çıkar Üzerine Kurulu Aşk ve Evlilik Anlayışı Hakkında…

“Allah Rızası İçin Sevmediklerinden Dolayı Aşağılanıyorlar”

“Benim birçok vakada gördüğüm şu; bazı kadınlar ilk önce arabanın markasını gördüğünde şiddetli aşkı hissetmeye başlıyor. Araba; marka ve çok pahalı bir arabaysa o aşkın heyecanı bir kere kaplıyor. Üstündeki kıyafetler de eğer pahalıysa şahsın bir de iyi bir okuldan mezunsa babası da zenginse artık o aşk onun gözünü döndürüyor şiddetli bir tutkuya dönüştürüyor. Artık eli ayağı boşalıyor her şeyini verecek hale geliyor öyle tipler ben duyuyorum. Sonra bir gün diyor ki şahıs “Babam iflas etti” ki çok normal ekonomik kriz anında “dolayısıyla ben de iflas ettim” diyor. Kadının kafasında bir ışık sönüyor adeta beyninin içerisinde o aşk bir anda kayboluyor nefret ettiği bir mahlûk kalıyor geride yani büyük bir tiksintiye ve öfkeye dönüşüyor. İşte bu Allah’ın bu insana verdiği bir cezadır çok büyük bir aşağılanmadır. Halbuki Allah rızası için sevmiş olsa onun fabrikası da gitse işyeri de gitse gelse de hiç fark etmez. Gelirse Allah’ın bir nimeti olarak görür giderse de Allah’tan bir hayır olarak görür. Hiçbir şekilde etkilenmez.” (Sayın Adnan Oktar’ınMavi Karadeniz TV’de 3 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

“Kız Çocukları Ömür Boyu Aynı Çileyi Çekiyor”

“Nice zavallı kadınlar feci şekilde eziliyorlar nefret edip tiksinmelerine rağmen ailelerinin telkinleriyle çevrenin telkinleriyle o mahlûklara tahammül ediyorlar. İğrendiği ve tiksindiği halde işte “senin eşindir çocuğum” diyor “tahammül etmen gerek” diyor “gayet normal” diyor “falanca da buna tahammül ediyor ne var bunda?” diyor. Hatta kendinden örnek veriyor. Senin baban da öyle diyor ona da tahammül ettiğini söylüyor yani çocuklar böyle çarpık bir eğitimden geçiriliyorlar bir kısmı. Bunlar doğru değildir gerçek Allah sevgisi Allah için olan sevgi kadının ruhunda bir ateş gibi etki yapar korkunç zevk verir çok güzeldir kadın için erkek için de şiddetli yakıcı etkisi olan çok derin bir duygudur. Büyük bir zevktir. Bu zevki alacaklarına maddeciliğin içerisine girip o azabın o kirin içerisinde adeta boğuşuyorlar.
İğrendiği bir insanla sürekli beraber olmak durumunda kalıyor ve ömür boyu bu çileyi çekiyorlar. Çünkü ahlakından nefret ediyor kişiliğinden nefret ediyor. Sürekli yalan söylüyor sürekli ters konuşuyor. Kadının onurunu kırıyor. Sevgisizliği açık açık belli oluyor elinden yüzünden. Onun bütün sevgisi malında mülkünde oluyor. Gururlu ve enaniyetli oluyor ve kadının değerini bilmiyor. Nice böyle güzel kadın bu şekilde heba oluyor bütün ömürleri ve çöküyorlar. Ben böyle birçok güzel kadın gördüm. Yazık yani yıllar sonra görüyorum eli yüzü buruş buruş olmuş perişan olmuş adeta insanlıktan çıkmış mahvolmuş bütün gençliği o şekilde geçip gidiyor. Ruhundaki o cevher de gidiyor ruhundaki o derinlik de harcanmış oluyor çok yazık oluyor. Onun için en güzel ölçü Allah’ın koyduğu ölçüye uyup gerçek aşkı aramak Allah’ın o güzel tecellisini aramak çok samimi olmak çok dürüst olmak Allah’tan çok korkmak ve Allah’ı çok sevmektir. Bunun meydana getireceği derin zevkin şaşırtıcı ve çok sarsıcı olan zevkin Allah’tan bir nimet olarak mümine sunulduğunun da bilinmesi gerekir. Sırf Müslümanlara has Allah’tan gerçekten korkanlara has böyle derin bir mucize var. Bunu çok çok az insan bilir. Bilmedikleri için bu belanın içinde yaşıyorlar. Bilseler belki onlara o dünyaları verseler yine gitmeyecek o insanlar. Yani gerçek imanla sevmenin ne kadar zevkli ve güzel olduğunu bilseler onların ne fabrika gözünde olur ne o para ne araba ne başka bir şey gözünde olur. Ama farkında değiller.” (Sayın Adnan Oktar’ınMavi Karadeniz TV’de 3 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

“Doğumdan Sonra Kadınlara Yapılan Zulüm”

“Kadıncağız mesela yaşlanıyor doğuruyor deforme oluyor. “Hadi bakalım sen babanın evine git” deniyor. Bu ahlaklı bir tavır değil. Bu vicdanlı bir hareket değil. Tabii ki o Allah rızası için orada doğurmuş. O çileye katlanmış. Yani ona güvenmiş. O zaten tahrip olacağını biliyor vücudunun. Bir fedakarlık yapmış. Ona o tip bir muamele yapılması çok çirkin. İnsanın bilakis öyle bir kadına sevgisi daha da artar. Daha şefkati daha merhameti muhabbeti artar. Çünkü o onun yanında o hale gelmiş. Allah rızası için o hale gelmiş. Derinliği tetikleyen bir şeydir bu. Dolayısıyla soğumaya neden olan bir şey değildir. Ama basit bakarsa bir insan sıradan bakarsa bunlar olur tabii ki.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kanal 35’de 21 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

“Dünyada ‘Evlilik’ Adı Altında Büyük Bir Tiyatro Sergileniyor”

“İnsanın tabii ki evleneceği şahıs kaderinde belirlidir. Onunla eğer geçinemeyecekse o da kaderinde bellidir. Onu sevecekse o da kaderinde bellidir. Ama sevginin kökeninde tabii ki Allah korkusu Allah sevgisi keskin akıl samimiyet sadakat sırdaşlık vardır. Bunlar olmadığında ne kadının ne erkeğin sevmeye gücü yetmez. Artık ondan sonra taklitler oyunlar başlar. Yani iki tane tiyatro sanatçısının karşılıklı ömür boyu taklitleri birbirlerini kandırmak için yaptıkları zor ve yorucu oyunlar başlar.

Sahte gülmeler sahte konuşmalar sahte iltifatlar sahte sevgiler devreye girer ki bu çok büyük bir azaptır iki taraf için de. Yani gizli nefret gelişir. Kalben sevmediği halde seviyormuş gibi görünür. Halbuki Allah rızası için sevdiğinde kalben içinde şiddetli bir zevk alır. Kontrol edemediği bir zevk alır ve gerçek anlamda bir sevgi olur bu. Öbüründe tahammül meydana gelir. Yani ona tahammül etmiş olur.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kanal 35’de 21 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

“Tahammül Aşamasında Oynanan Oyun Büyük Acı Verir”

“Tahammül ederken de ona sezdirmemeye çalışıyor tabi o kişi. Tahammül ederken ki çeşitli yöntemleri oluyor onun karşılıklı şirin görünme yöntemleri oluyor. Mesela o ona çok güzel bir yemek yaptığını ve onu beklediğini söylüyor. O da ona “çok şahane bir yüzük buldum” diyor. Mesela böyle bir sarılıp etraflarında bir dönüyorlar şöyle bir filmlerde gördükleri gibi falan. Ömür boyu poz yapmak ömür boyu taklit etmek o kadar acıdır ki bir insan için. Yani bir kadının hoşlanmadığı halde seviyor görünümüyle yaşaması çıkar için bir erkeğin de sevilmediğini bildiği halde seviliyor görüntüsüne inanmadığı halde güya buna kanarak yaşaması ve karşılıklı sevgi görüntüleri yapmaları ve bunu bir aktör gibi bir aktris gibi uygulamaları dünyanın en büyük azaplarındandır ve Allah’ın insanlara verdiği en büyük belalardandır.” (Sayın Adnan Oktar’ın Tempo TV’de 28 Ocak 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

“Romantizm İnsanları Yapmacıklığa Sürüklüyor”

“Romantizm mantıklı olmayı ortadan kaldırır. Tutarlı konuşmayı ortadan kaldırır. Mesela bir insan bir kadınla beraberse ona romantik hareketler yapması romantizme uygun hareketler yapması onu otomatik yapmacıklığa sürükleyecektir. Kadınların da en nefret ettiği şey yapmacıklıktır. Erkek olsun kadın olsun insanlar yapmacıklıktan hoşlanmaz.” (Sayın Adnan Oktar’ın Ekin TV’de 19 Ocak 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

“Romantizm Aklı Örten Komik Uygulamalardan İbarettir”

“Genelinde öyle olur yani hüzün getirir ve tavırlarında bozukluk olur. Akılcılık en güzelidir. Akılcılıkta heybet derinlik ve ihtişam olur. İnsanın ruhunu derinden etkileyen bir güzellik ortaya çıkar. Romantiklikte akıl çıkmaz yapmacıklık çıkar. Yani film stüdyosu gibi olur ortalık. Yerli filmlerde gördüğümüz bazı sahneler gibi olur. Hem biraz komik olur hem de gerçekçi olmaz. Gerçekçi olmak çok güzeldir. Akıllı olmak derinlik tutku Allah aşkı Allah’ın tecellisi olarak insanları görmek Allah için sevmek ruhta derin etki meydana getirir. İnsanın o zaman altıncı hissi devreye girer. İnsanda bir tutku hissi vardır derin sevgi hissi vardır. O zaman Allah mesela kadınlara karşı insanın ruhundaki o derin sevgiyi ortaya çıkartır. Romantizm yerine Allah’ın verdiği o altıncı hissin o derin ve büyük hissin ortaya çıkması çok önemlidir. Romantizm aklı örten mantığı örten yapmacıklıkla biraz da işte oradan buradan gördükleriyle insanın yaptığı komik uygulamalardır.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kaçkar TV’de 8 Ocak 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

“Yalan Rüya Söyleme Hastalığı” da Evlenmek İçin Bir Taktiktir

ADNAN OKTAR: Ben insanlarla çok görüşüyorum bazen birçok kişiyle konuşuyorum. Benim milletimde insanlarımızda bir kısmında bir hastalık gördüm. “Yalan rüya söyleme hastalığı”. Çok yaygın. Bir kısım genç kızlarda da ben bunu görüyorum yani evlenmek istedikleri biri olduğunda tam bir kandırma edebiyatı. İşte o kişiyle evliliğini devam ettirebilmek için veyahut meydana getirebilmek için; bir güneş doğduğunu gördüğünü söylüyor mesela. Güneş doğarken onun resminin birden belirdiğini sonra havada onun üç parçaya ayrıldığını sonra birleştiğini önüne geldiğini sonra beyazlar içerisinde kendisinin ona doğru koştuğunu...

MUHABİR: Gelinlik giymiş.

ADNAN OKTAR: Yani onu dolaylı yoldan artık kendi zekasının aklının kurnazlığının bağlantısı neyse onu ayarlayıp ona göre onu anlatıyor. O gariplerim de onun işte çok mübarek olduğunu muhterem olduğunu düşünüp yani doğru yolda olduğuna inanacak bir manevi delil bulmuş oluyor. Halbuki o bir kurnazlık ve çok yaygındır bu. Yani her işlerinde öyle oluyor mesela bir bina satın almak istiyor binayla ilgili rüya gördüğünü söylüyor. (Sayın Adnan Oktar’ın Kral Karadeniz TV’de 6 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

“Din Ahlakının Yaşanmadığı Toplumlarda Erkekler de Menfaat İçin Evlenir”

“Mesela kadına kıza söylüyor. Kız zengin oluyor ama kızcağız yani tip olarak da çirkin oluyor. Çok vardır görülen. Hatta geçenlerde de öyle ünlü bir zenginin kızı var. Kızcağız yaratılıştan hakikaten çirkin. Allah öyle yaratmış ama bir kültürel yönü bir kişiliği de yok dikkat çekecek. Ama tek yönü zenginliği. Akıl almaz üsluplarla basına çıktı bu kişi yani ondan çok etkilendiğini ilk defa aşkı tattığını söyledi. Herkes bıyık altından gülüyordu belli yalan olduğu. Ama işte kendince onu kandıracak ve bir süre sonra maddi varlığına ulaşacak şekilde bir plan yapmış anlaşılan. Bunlar çok çirkindir çok aşağılayıcı bir insana yakışmaz. Ama mesela o kız hakikaten çok güzel takva olsa güzel ahlaklı olsa tipi de vasat olsa Allah o insana onu çok çok güzel gösterir. Çünkü insana o zaman bir heybet gelir. Yani hayret edilecek bir güç meydana gelir. Vasat güzel olağanüstü güzele dönüşür o zaman. Çünkü akıl insanı güzelleştirir tutku insanı güzelleştirir. İnsanın ruhundaki o derin güç ortaya çıkar o derin güç çıkmadıktan sonra yani kasaptaki et gibi durur.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kral Karadeniz TV’de 30 Ocak 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

“Evlilikte Uyum Burçlarla Değil İman ve Akılla Olur”

“Balıkla kova uyumludur ve evlenirlerse iyi olur diyen böyle düşünen arkadaşlar var diyorsunuz. Bu arkadaşlara benim tavsiyem şu: Gitsinler adli kayıtlara baksınlar. Mahkemedeki boşanma dosyalarına hapishanedeki cinayetten yatanlara ağır yaralamadan yatanlara baksınlar. Birçoğunun balık ve kovaya mensup olduğunu göreceklerdir. Aslan burcundandır bilmem ne burcuyla uyumludur diye düşünürler ama gitsinler. Hayır gitsinler mahkeme kayıtlarına baksınlar. Hiç de öyle olmadığını göreceklerdir. Uyum ancak akılla olur derinlikle olur. Allah korkusuyla olur. Mesela bir kadının Allah’tan korktuğundan bir insan eminse ben mesela eminim diyelim korktuğundan eminim. Allah’ı çok sevdiğinden eminim Allah’a iman ettiğinden eminim. Benim için bir kere garanti oluşmuş oluyor. O kadında benim için bir garanti oluşmuş oluyor. Benim bir kere içim rahatlar. Sonra ne ararım mesela samimiyet ararım. Zaten bu özellikler varsa o insan samimidir. Samimi insan bir kere yalan söylemez. O zaman bak mükemmel bir insan ortaya çıkmaya başlıyor. Yani muazzam bir insan ortaya çıkmaya başlıyor. Bu vasıflara mensup olan bir insan zaten fizik olarak da güzeldir ayrıca. Yani Allah onu fizik olarak da güzelleştirir çok hoş bir insan haline gelir. Yani üslubu güzel olur sesi konuşması güzel olur. Bakışları güzel olur teni güzel olur nefaseti tavrı her şeyiyle çok güzel olur. Eğer bunlar yoksa yani Allah’tan korkmuyorsa çok çok tehlikelidir öyle bir kadın. Yani her şeyi yapabilir. Kalleşlik yapabilir kahpelik yapabilir oyun oynayabilir. Tahmin tahayyül edemeyeceğiniz gibi insan orada canına güvenmez. Yani canının savunmasının içerisindedir. Can kaygısı içerisindedir. Canını nasıl koruyacağını düşünür. Onun için orada bir mutluluk bir şey olmaz. Bu tip evliliklere dikkat ederseniz sabahtan akşama kadar boşanma tehditleri havalarda uçuşur. Daha yeni evli olurlar daha üçüncü günü boşanma konusu gündeme gelir. Kapıyı vurur dışarıya çıkar. Babasının evine gider bir rezalet çıkar. Sonra o gider babasının evinden onu alır getirir geri gelirler. Yani her iki günde bir küsme her iki günde bir olay ve kavga birbirlerine olumsuz laflar söyleme yani imalı böyle kinayeli laflar söyleme. Çok huzursuz bir hayat olur.” (Sayın Adnan Oktar’ın Mavi Karadeniz TV’de 17 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

“Sevgisizlik Vücut Hücrelerini Mahveder”

“Mesela ben genç yaşta bayağı yaşlanmış kadınlar görüyorum. Bunlar hep o çektikleri acıdan ve sevgisizliktendir. Yani kadını sevgi güzelleştirir tutku güzelleştirir. Bu olmadığında da inanılmaz hızla çöküyorlar. Mesela genç kız evleniyor bayağı güzel dinç kız iki sene sonra görüyorum teyze olmuş. Çökmüş perişan olmuş. Bunun sebebi işte sevgisizliğin vücut hücrelerini mahvetmesidir. Çünkü vücut hücrelerinin tamamı sevgiye göre yaratılmıştır. Yani gözler bile sevgiyi anlar. Mesela sevgide göz bambaşka bir şekil alır. Ses bambaşka bir şekil alır. Mesela seven bir insanın sesiyle sevmeyen bir insanın sesi çok farklıdır. Sevenin gözüyle sevmeyenin gözü çok farklıdır. Mesela seven bir insanın müzikten aldığı zevkle sevmeyen bir insanın müzikten aldığı zevk çok farklıdır. Her şeyi farklıdır. Yani bütün vücut fonksiyonları bozulur. Bu erkek için de böyledir kadın için de böyledir.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kanal 35’de 21 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

“Mantık Kadınlar İçin Çok Tehlikelidir’

“Mantık kadın için çok tehlikelidir. Mantık kadının çıkarına gibi görünür ama kadını mahveden yaşlandıran çirkinleştiren üzen içindeki gücü alan tutku gücünü yok eden bir zehirdir mantık. Kadın ancak Allah’ın rızasına en çok uymakla Allah’tan çok korkmakla bütün güzelliğine kavuşur yani kadın olur o zaman. Ama tabi bunu yapmak için Allah’ın rızasına uyulmaz. Allah’ın rızasına uyulduğu için bu olur… Mesela kadın grip nezle olur çok perişan da olabilir. Çok hasta kötü durumlara düşebilir. İnsan ona aşkla şevkle şefkatle yaklaşır. O tutku bitmez o zaman. Cennette zaten aslı ile beraber olacak onun ve sonsuza kadar yaşayacak. Onun için kadınların öyle paraya tamah ederek tipine tamah ederek şöhretine mesleğine tamah ederek kendilerini heba etmeleri kendi suçları olur. Sonra çektikleri acının nereden geldiğini sormasınlar hiç kimseye. Çektikleri acının kaynağı mantıktır. Kendilerini uyanık zanneden insanlar bu acının içine mecburen düşerler.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kanal 35’de 7 Şubat 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

“Maskelerden Dolayı İnsanlar Mutlu Değiller”

“İnsanlar maskeyle geziyor. Büyük bölümü maskeyle geziyor. Bu maskeler kalkacak. Maskelerden dolayı da insanlar mutlu değil. Ben dışarı çıktığımda insanların birçoğunun yüzünü güler göremiyorum mutlu göremiyorum. Çünkü maskeyle karşılaşıyor. Gerçek insan insanın hoşuna gider. Gerçek yüz insanın hoşuna gider. Maske insanı çok rahatsız eder. Yapmacıklık insanı çok rahatsız eder.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kral Karadeniz TV’de 30 Ocak 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)

“Hz. Mehdi (a.s.) Evlilikte Yapılan Oyunların Kalkmasına Vesile Olacaktır”

“İşin doğrusu dünyada dev bir tiyatro sergileniyor. Büyük bir bölümünde. Birçok tiyatro oyuncusu var. Karşılıklı birçok oyun oynanıyor. Bu doğru değil. İşte ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.) devrinde bu tiyatronun perdesi kapanacak ve insanlar artık gerçek insan olacaklar. Gerçek sevgiyle yaklaşacaklar. Gerçek aklı ortaya çıkaracaklar. Gerçek yüzlerini gösterecekler. Artık maskeler kalkacak.” (Sayın Adnan Oktar’ın Kral Karadeniz TV’de 30 Ocak 2009 Tarihinde Canlı Olarak Yayınlanan Röportajından)
(makale harun yahya)