Gündüz televizyonda yayınlanan evlilik programlarını seyrediyorum. Ne tuhaf istekleri var insanların. Evleneceksen, bir evin ve maaşın olması şartı var. Kimsenin sevmeye gönlü yok, herkes rahat yaşamanın derdinde.


Evlilik bir yol arkadaşlığıdır. Bu yolda da öyle canın istediğinde önden, arkadan, uzaktan yürüyemezsin. Hep yan yana duracaksın. Kimsenin alışkanlığı, tutkuları, kişiliği taktığı yok. Herkesin diline pelesenk olmuş, dürüst adam istiyor. Ne kadar dürüst olsun?

Mesela kilo aldığında, saçlarının rengi kötü olduğunda, sevmediği taraflarını fark ettiğinde, pat diye söyleyecek kadar dürüst olsun mu? Senin, “akşam evde olamayacağız” bahanesiyle iptal ettiğin misafirlere, telefon açıp evde olacağınızı söyleyecek kadar dürüst mü olsun? Aile dostlarınızın karısını sevmediğin halde, karşılaştığınızda çok özlediğini söylersen, aslında ondan nefret ettiğini itiraf edecek kadar dürüst olsun mu? O kadar da dürüst olmasın canım, değil mi? Kaç kiloluk bir dürüstlük peşindeyiz?

Aranan erkekteki dürüstlük talebine karşılık, sen ne derece dürüstsün diye sormazlar mı insana? Maaşı ve evi olmayan bir adamla evlenmediğine göre, biz senin adamın ölümünü dört gözle beklemediğini nerden biliyoruz? Eve gelen paranın bir kısmını ayırıp, mutfak masrafı için harcadığını söylemek ne kadar dürüstçe? Sabah işe uğurlarken, öpücük ve güzel sözlere boğduğun adamı, sabah kahvesinde yan komşuyla masayı yatırıp parça parça ederek dedikodusunu yapmak, dürüstlük müdür?

Maaşı ve evi olan, aynı zamanda dürüst(!) bir adam bulmak da yetmiyor. Elektriğiniz tutacak mı bakalım? Sinir oluyorum bu lafa! Elektriği tutmak ne demek? Trafo musun sen? Aradığın özellikleri söylemişsin, garibin biri de kalkıp bende bu saydıklarınız var diye kalkıp gelmiş. Tipini beğenmeyince, işin içine trafo giriyor. Tabii, ekrandan bu kadarını söylemek zor! Yakışıklı, boylu, poslu, dürüst, evi, arabası, maaşı, mümkünse eşi ölmüş veya hiç evlenmemiş olsun. Oldu! Üstüne kahve, çay alır mıydınız? Hayalinizdeki beyaz atlı prens, paravan açıldığında karşınızda olacak. Az sonra….

Sadece kadınlar böyle zannetmeyin, erkekler de garipleşmiş. Onlar da ilk önce evi, malı mülkü var mı diye soruyor. Beyefendinin işi gücü yok, aylardır her gün o programda oturuyor. Genç de adam, en fazla 40 yaşında ama bir kadın arıyor, bulsam onu ben de alacağım. Öncelikle güzel kadın olacakmış. Bakımlı, temiz, dürüst, çocuksuz, mümkünse hiç evlenmemiş, çalışan, kariyer sahibi birini arıyor. O kadın, neden benim gibi birine baksın diye sormuyor. Bakımlı kadın istiyorsun da, o kadının bakım masrafı kaç para tutar haberin yok. Sen öyle yan gelip yatarken, bu masrafları kim karşılayacak? Sen bir kuaföre gidip saç boyatmak kaç para biliyor musun? Peki, fondöten, rimel, allık ne kadar tutar haberin var mı? Kadını güzel göreceksin de, o kıyafetleri giymek için, çantayı, ayakkabıyı almak için, ne kadar maaşın olması gerektiğini hiç düşündün mü?

İnsanlar çıldırmış olmalı! Bu kadar mı yaşadığın şartların, istediğin vasıfların, kendin farkında olmazsın be Adem oğlu? Kendiyle ve hayatla sorunlarını halledememiş insan, evlenecek cesareti nereden bulur anlamak mümkün değil. Ben bu programları seyrederken, çoğu zaman ağzım açık kalıyor. Siz de izleyin, göreceksiniz. Başlıyor, başlıyor, 3 perdelik tam tekmil komedi, başlıyor! Memleketimden İnsan Manzaraları! (Ruhun şad olsun usta!)



msn.kadın